logo
25 HAZİRAN 2026

Özgür Özel: Kimseyi “değişimci” diye ödüllendirmedim, özel kalemim Alevi

Aday belirleme süreciyle ilgili konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, " Ben kimseyi ‘değişimci’ diye ödüllendirmedim. ‘Değişimci’ değil diye de cezalandırmadım” dedi.

11.03.2024 09:08:00
TELE1
Özgür Özel: Kimseyi “değişimci” diye ödüllendirmedim, özel kalemim Alevi
Özgür Özel: Kimseyi “değişimci” diye ödüllendirmedim, özel kalemim Alevi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TELE 1'de Gündem Özel programına konuk oldu. Gazeteciler Merdan Yanardağ, Bilge Yurtdagülen, Murat Taylan'ın sorularını yanıtlayan Özel, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

"O referandum OHAL şartlarında yapıldı"

Özel, CHP'nin seçim stratejisine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

"Bu seçimler birkaç seçime benzetilebilir. Üçüncü tur diyenler var ama belki şöyle, biraz önce seçimlerin hem ahlaki hem hukuki meşruiyetini sorguladınız. Belki şuradan almak gerekiyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile, 3 ay bile olmayacak 1,5 ayda toparlarız diye ilan edip de içine bir Anayasa değişikliği, bir referandum, bir genel seçim sığdıran, yani kanlı bir darbe girişimini araçsallaştırarak, fırsata çeviren, kendi deyimiyle de belki de Allah'ın bir lütfu olarak nitelendirilen bir akıl tarafından yönetiliyor şu anda Türkiye. Dünyanın gelişmiş ülkelerinin pek çoğunun anayasalarında OHAL şartlarında anayasanın değiştirilemeyeceği, seçim yapılamayacağı yazar ancak bizim anayasamız 1980 darbecileri tarafından yazıldığı ve hazırlandığı için böyle bir hüküm yok. Aslında bu askerlerin kendi gayrimeşru anayasalarına meşruiyet kazandırmak için Anayasamıza koymadıkları bir hüküm. Gerçekten bir sivil anayasa yapsanız, içine sıkı yönetim, OHAL gibi hallerde bu anayasa değiştirilemez. Çünkü toplum sözleşmesi en özgür şekilde tartışılarak hazırlanır, oylanır ve ardından yürürlüktedir. Birisi OHAL ilan edip, yani özgürlükleri askıya alıp, başta basın özgürlüğünü, savunma hakkını gerilettirip, belli süreleri uzatıp, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin belli maddelerini askıya aldığınız bir süreçte anayasa değiştiremezsiniz ama Kenan Evren'in sağladığı olanakla o anayasa değişikliği önce Meclis'te görüşüldü, sonra da referanduma gitti. Referandumda kıl payı bir farkla, yüzde 51'e 49'luk bir farkla geçti ama o referandum da OHAL şartlarında yapıldı.

"Kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik"

Bu süreçten hemen sonra yapılan baskın seçimle, hatırlatalım o da OHAL şartlarında yapıldı. Tek adam rejimi işlerlik kazandı ve 2023 seçimlerine öyle gidecektik. Büyük bir umutsuzluk vardı. Büyük bir üzüntü vardı. Büyük bir kaybetmişlik duygusu vardı ama o sırada bir şey oldu. Seçmen önüne gelen ilk sandıkta dengeyi yerelden kurdu. Ülkenin, bütün dünyada Türkiye'nin adını bilmeyenlerin adını bildiği İstanbul gibi bir metropol dahil, başkent Ankara, Adana, Mersin, Antalya'yı AKP'den aldı CHP'ye verdi. CHP'nin elindeki belediyeleri de CHP'de tuttu. CHP bir anda 11 büyükşehri yöneten, Türkiye nüfusunun yüzde 60'a yakınına belediye başkanlarının temas ettiği, bir merkez yerel dengesi kuruldu Türkiye'de. Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul seçimini kabul etmeyip seçimi yeniledi, çok daha büyük bir fark ortaya çıktı. Bunların hepsi, yani son seçimi de CHP'nin adayı ve Ekrem İmamoğlu kazanmıştı, bu siyasete bir denge getirdi. Biz o denge ile 2023 Cumhuriyetin 100'üncü yıl seçimlerine gittik. Şimdi o seçimleri, öyle oldu, böyle oldu. Oraları çok tartışıldı. Sizler konuştunuz, dönüp de niye kaybettiye dönmeyelim ama kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik.

"Dem de bu sefer iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti, kendi adaylarını çıkardı"

Cumhuriyetin 100'üncü yılında Recep Tayyip Erdoğan aslında hedefi olan, hedef 2023'teki hedefinin ne olduğunu daha önceden biliyorduk ama hedefi çok daha ileri bir noktaya gelmekken o yerelden kurulan denge ile ve millet ittifakı ile Türkiye'nin tam olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun arkasında muhalefetin birleşmesiyle süreçte bir sürü hatalar yapıldı, kusurlar yapıldı ama yüzde 48,5 oy alındı. Daha doğrusu Anayasa'ya göre ilk tur iki taraf da yüzde 50'yi geçemedi, ikinci tura kaldı. Orada da yüzde 48,5'a, 51,5 gibi bir denge ile seçim sonuçlandı. Şimdi yeniden bir umutsuzluk vardı. Sizinle bu stüdyoda da bunu konuştuk. Seçmenimiz büyük bir duygusal kopuş yaşıyordu. Büyük bir ümitsizlik. Sandığa küskünlük, bir daha sandığa gidilmeme noktasında çok söylemler varken, CHP diğer partilerde olmayan bir parti içi demokratik mücadele ile seçimli bir kurultaya gitti ve seçimli kurultayda biz değişim söylemimizle, kurultayın olduğu gün kurultaya kadar olanları bırakarak, unutarak, temiz bir sayfa açarak, partiyi bütünleştirerek, önceki bütün genel başkanlarımıza olduğu gibi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na da vefa duyarak, minnetlerimizi ifade ederek, yeni bir süreç başlattık.

Şimdi bu şartlarda yerel seçime gidiyoruz ve Türkiye bir kez daha 2018 tek adam rejiminin iktidara geldiği seçimleri 2019 Mart'ta dengelediği gibi bir genel ve yerel dengesi kuracak mı? O tartışılıyor. Burada kuracağımızı gördüler ve onun için bin çeşit tedbir alındı. Bunlardan bir tanesi Recep Tayyip Erdoğan kendi ittifakına sarıldı. Cumhur ittifakının karşısında millet ittifakının da bileşenleri gayretlerimize rağmen, onlar açısından, kendileri açısından saygı duyduğumuz gerekçelerle ittifaktan çekildiler. Birçok yerde yarışıyoruz. Diğer taraftan bir önceki seçimde biz bu iktidara gücümüzü göstermek için ne olursa olsun onlara kaybettirme stratejimiz var. AKP'ye kaybettirmek için kayıtsız şartsız muhalefete destek vereceğiz diyen o günkü HDP, bugünkü DEM de bu sefer iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti. Kendi adaylarını çıkardı. Seçim bölgelerine özel, adaylar çok hoşumuza giderse, belli şartları sağlıyorlarsa, kent uzlaşısında biz de oy verebiliriz, yoksa biz de adaylarımızı çıkarırız dedi ve önemli metropollerde de adayları var. Seçimin böyle bir güçlüğü de var.

"Devletin televizyonu, 20 gündür bizim reklamımızı yayınlamıyor"

Özel, "İttifakın kurulamamasında iktidarın parmağı var mı" sorusunu şu cevabı verdi:

"İktidarın parmağını bilmem ama Türkiye'de CHP'ye yerel seçimlerde yalnızlaştırmak üzerine AKP uğraşıyor, MHP uğraşıyor, derin devlet uğraşıyor. Devletin bütün organları uğraşıyor. Devlet ve parti ayrımı ortadan kalktığı için. İnanılmaz bir şekilde, şu kadarı söyleyeyim, daha sonra belki bir başka başlıkta konuşuruz. Hepimiz vergi veriyoruz. Bugün benim mitingime gelen on binlerce kişi vergi veriyor. Onların vergileri ile TRT fonlanıyor. Onların vergileriyle TRT çalışıyor. Devletin televizyonu, kamu televizyonu 20 gündür bizim reklamımızı yayınlamıyor ki reklam bir Barış Manço şarkısı, telifi ödenmiş, içinde Ekrem Başkanın esnafın kepengini kaldırdığı, Mansur Başkanın dayanışma belediyeciliğine davet ettiği bir kadının veresiye defterini kapatmasını alkışladığı, İzmir Cemil Tugay'ın genç kızlarla, kadın öğrencilerin gitar çalışına eşlik ettiği, emekçilerin Candan Yüceer tarafından ziyaret edildiği, topuklu efenin sera ziyareti yaptığı bir filmi hukuki inceleme yapıyoruz diye 20 gün tuttular. AKP'nin filmini bir günde yayına aldılar, bizimkini almıyorlar, şimdi diyorlar ki biz 20 gün önce başvurduğumuz halde, mart ayı için rezervasyonlarımız dolu. Kamu yayıncılığı, parası ile reklam yayınlamıyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Korkunç bir süreçteyiz. Şimdi göz önünde TRT bunu yapıyorsa, arka tarafta MİT ne yapıyor? Daha ne söyleyeyim ben. Kimseyi yıpratmamak, devletin kurumlarını yıpratmamak için yaşadığımız bazı şeyleri söylemek istemiyorum ama ne kurumlar neler yapıyor.

"Geçen sefer birlikte olduklarımız, bizimle birlikte değiller, başka adayları var"

Şimdi gelinen noktada onlar da görüyorlar ki, CHP bu seçimi bu sefer tek başına ki aslında tek başına değiliz. Cumhur ittifakının karşısında bir Türkiye ittifakı var. O Türkiye ittifakı ki geçen seçimde millet ittifakına İstanbul'u kazandıran, İstanbul ittifakının çok önemli bir kısmını kapsıyor. Çünkü insanlar değişmedi. Saraya itiraz değişmedi, tek adam rejimine itiraz değişmedi. Sömürü düzeni değişmedi, Bahçeli'nin tutumuna itiraz değişmedi. Buna rağmen geçen sefer birlikte olduklarımız, bizimle birlikte değiller. Başka adayları var. Ama seçmen ben diyorum, gözünde, gönlünde, yakasında güneş olan iyi insanlar. Milliyetçi demokratlar. Muhafazakâr demokratlar. Kürt demokratlar. Kürt'ü, Türk'ü, Laz'ı, Çerkez'i hep birlikte durma iradesi gösterirse biliyor ki bu rejime karşı dengeyi kuracak. Biz o dengeyi kurmak için sahadayız ve bunu başaracağımıza inanıyoruz."

"İstanbul'a güneş açmadan, Türkiye'ye bahar gelmiyor"

Özel, "İstanbul'da bu seçim genel seçim havasında mı geçiyor?" sorusunu şöyle cevapladı:

"İstanbul'un bir özelliği var, ister kabul edelim, ister etmeyelim. Daha doğrusu hepimiz kabul etmek zorundayız. İstanbul'a güneş açmadan, Türkiye'ye bahar gelmiyor. İstanbul'da yağmur, kar yağınca bütün Türkiye'ye kış geliyor. Televizyonların hepsi İstanbul'dan yayın yapıyorlar, İstanbul'da spiker çıkıp da karlı bir güne uyandık deyince, Antalya'dakine kar yağıyor gibi oluyor. Siyasette de böyle. İstanbul tabi 3 imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehir. 16 milyon nüfuslu bir şehir. Medyanın, finans çevrelerinin burada olduğu bir şehir ve Tayyip Erdoğan'ın ifadesiyle, İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder diyordu ve çok olağanüstü şartlarda, İstanbul seçimleri bir Türkiye seçimi gibi algılanıyor. Bu normal. Bu arada şimdi ben bazı görüntüler oluyor. Bugün de dört ayrı yerde konuştum, Uzunköprü, Keşan ve Edirne'de de büyük mitingler yaptık. Benim mitinglerimin de ana konusu başta emekliler. Asgari ücretliler. Yoksullar. Kent yoksulluğu, güvencesizler, işçilerin durumu ve buna karşı eğer 31 Mart'ta, daha doğrusu 1 Nisan'da bu hükümet her şeye rağmen yine bu seçimlerden güçlenerek, gücünü koruyarak, ceza almadan çıktım derse ertesi gün yapılacak bir şey yok. Bir şey yapılacaksa bir gün önce yapılacak, 31 Mart'ta. O açıdan da emeklileri, emekçileri, güvencesizleri, mavi ve beyaz yakalı, gri yakalı bütün emekçileri bu seçimlerde evet yerel yönetici seçilecek. Onu çok kıymetlendiriyorum. İnsanların beldesini, ilini, büyükşehrini kimin seçeceğine adayların profillerine, geçmişte yaptıklarına bakarak, adayların profillerine bakarak karar vermeli çok kıymetli. Ayrıca bu yerel seçim bu hükümetin eğer biz her şartta, bunlar 10 bin lira yapmış en düşük emekli maaşını, iktidara geldiği gün 1,5 asgari ücretmiş, 26 bin liraymış bugünkü parayla. Şimdi 10 bin lira yapmış, yine de seçim kazanıyorum derse önümüzdeki 4 yıllık süreçte bu Mehmet Şimşek'in ağzından çıkardığı, diyor ya kemer sıkılacak, sıkı para politikası yani acı reçete, acı ilaç. Bunlar acı ilacı saray müteahhitlerine içirmiyorlar ki, bunlar acı ilacı beşli çeteye içirmiyorlar. Bunlar acı ilacı yine gidecekler emekli, emekçi, çiftçi ve esnafa içirecekler. O yüzden 31 Mart gününün böyle de bir önemi var."

"Meclis'i aç derse açarız. Zam yapayım mı derse 'ver' deriz"

Özel, ana muhalefet partisinin emekliler için atacağı adımların neler olabileceğine ilişkin şunları söyledi:

"Biz Meclis kapanmadan bir hafta önce, böyle bir şey yapabilmek için Meclis'i açmak lazım. Biz Meclis kapanmadan bir hafta önce, Meclis'i kapatmayın, 3 gün daha çalışalım. Hatta formülize de ettik. Bir somut, daha kolay tartışılıyor diye dedi ki emekli kart çıkaralım. Emekli karta 7'şer bin lira seyyanen zam verelim. En düşük emekli maaşı 17 bin liraya gelsin. Ayrıca bu emekli kartın elektrik, su, doğalgaz faturalarında yüzde 25-40 arasında indirim uygulansın. Yani hiç olmazsa bu zorlu dönemi kolay geçirsin emekliler. Yapın bunu dedik, bir hafta daha çalışalım. Yapmadılar, kapattılar. Geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama ile emeklilere yapacağının enflasyonu tek hanelere indirmek olduğunu, emeklilerin o süreçte rahatlayacağını söylüyor. Tabi bu büyük bir kandırmaca. Kendi programlarına göre zaten enflasyon 2026 yılının üçüncü çeyreğinde tek haneye iniyor. Hiçbir zaman bunu tutturamadılar. Bu hedeflerin hiçbiri tutmadı. Görünen o ki 2028'den önce enflasyonu tek haneli rakama indirmeleri zaten olası değil. Kaldı ki enflasyonun tek haneli rakama inmesi bile hayat pahalılığını durdurmuyor. Enflasyonun sıfır olması hayat pahalılığını durdurur, eksi enflasyon yarattığınızda geriye gider. Oysaki daha 2,5 yıl boyunca fiyatlar artacak ve önce yüzde 68 artacak, 70'lere gelecek. Hedefleri tutarsa düşüş başlayacak ama bir yıl sonra fiyatlar yüzde 40 artıyor olacak zaten. Emekli elindeki eriyecek, eriyecek. Teli gereceğim de koyunlar yün toplayacak da ip yapacağım, satacağım borcumu ödeyeceğim. Emekli için ipe un serdi Recep Tayyip Erdoğan. Bunu görmek lazım. Ama bekler miyiz? Seçimleri şu andaki trend lehimize görünüyor. Seçimleri başta İstanbul'da kaybettiğini gördüğü, emin olduğu anda yapmak ister mi? Meclis'i aç derse açarız. Zam yapayım mı derse 'ver' deriz. Çünkü sonuçta emeklinin cebine konacak her para bizi memnun eder ama ben önümüzdeki 20 günde böyle bir ihtimal görmüyorum açıkçası."

"O benimle kimlik siyaseti üzerine kavga yapmak istiyor. Ben onunla en düşük emekli maaşında kavga ediyorum"

Özel, "Erdoğan, mitinglerde sizi hedef alıyor, size 'Özgür efendi' diyor. Bugün sizin için 'mazlum' benzetmesi yaptı" konusuna ilişkin şöyle konuştu:

"Birincisi Özgür Efendiden rahatsız değilim. 20 gün, bir ay düşündü ne diyeceğini. Bir ara CHP'nin malum genel başkanı diye bir, iki söyledi. En sonunda bula bula efendi buldu. Efendi herhalde bizim efendiliğimizden. Özgür Efendi diye bir laf bulduysa, desin varsın. Bir problem yok. Türk filmlerinden geçen gün Zübük'ü hatırlattı. Zübüğün kelime anlamına bakıyorsunuz, bir çıkar elde edebilmek için her şeyi göze alan kişi diyor. Egoist, narsist kişilikli birisi filan diyor. Şimdi bizim durduğumuz yer belli. Recep Tayyip Erdoğan bir seçim kazanmak için gün oluyor Abdullah Öcalan'dan getirip mektup okutuyor. Gün oluyor Osman Öcalan'a kamera yolluyor. Öbür gün MHP ile kol kola giriyor. Hüda-Parcıları hapisten çıkarıyor, hepsinin cezalarını affediyor, seçilme yasaklarını kaldırıyor, kimini milletvekili yapıyor, Hüda-Par davasının avukatını ve sanıklarını, Hizbullah davasının baş avukatını milletvekili yapıyor, sanıklarını belediye başkan adayı yapıyor, milletvekili yapıyor filan. Her şeyi göze alıyor. Bir gün milliyetçiliği ayaklar altına alıyor. Bir gün milliyetçi, muhafazakâr bir partinin lideri oluyor. Öbür taraftan egoistlik, her şeyi ben bilirimcilik filan. Arkadaşlar dedi ki bu sözlüğü, Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünü yollayalım, okusun dedi. Zübük neymiş? Ben de dedim ki, sözlüğe ne gerek var. Ayna yollayın, baksın aynaya, zübük kimmiş görsün. Güldük, geçtik. Samimi bir dini inancı olmadığı halde dini oy toplamak için kullanan Aziz Nesin'in Zübük'ünü öyle etrafına zübük diyerek geçiyor. Bugün söyledikleri de, hepsi çaresizliğini gösteriyor. Siz bir ülkenin Cumhurbaşkanı olacaksınız, iktidar partisinin genel başkanı olacaksınız, seçimlere 21 gün kalacak, ana muhalefet partisinin genel başkanı sizinle polemik yapmamak için. Benimle kavga etmek için can atıyor. Ama bir sıkıntısı var. O benimle kimlik siyaseti üzerine kavga yapmak istiyor. Benimle, CHP ile en çok kavga yapmak istediği, en kendini rahat hissettiği alanlarda kavga yapmak istiyor. Ben onunla kavgayı göze alıyorum ama o konularda değil en düşük emekli maaşında kavga ediyorum. Çiftçiye yaptığı, bugün 500 bin ton pirinç ithal etmiş. Türk çiftçisinin pirincini almıyor. Uzunköprü'deki çiftçiyi perişan etmiş. Onun üzerinden kavga ediyorum. Yüzde 1 vermesi gereken destekleme primlerini verse 256 milyar verecekken, 80 milyar ödemiş. 178 milyarın peşine düşüyorum. Kur korumalıya verdiğin bu parayı çiftçiye vermedin diyorum, emekçilerin hakları üzerinden kavga ediyorum, böyle olunca da sinirleri bozluyor. Bu sefer onu mu yapalım, bunu mu yapalım diye."

"Ben emekli konuşmak istiyorum, o Cumhurbaşkanı'nın son seçimini"

Özel, "Erdoğan'ın 'bu son seçimim'" sözüne ilişkin şunları söyledi:

"Onu konuşmak istiyor. Ben emekli konuşmak istiyorum, o Cumhurbaşkanı'nın son seçimini... Hatta kendi orta yaptı. Bekir Bozdağ getirdi, Meclis bir daha seçim getirirse olur. Onu bir konuşmak istiyor, ben emekliyi, yoksulluğu konuşmak istiyorum. Ben zamları konuşmak istiyorum. Daha önce 2009'da bir yaptı. 2018'de bir yaptı. Geçtiğimiz seçimlerde bir daha yaptı, son seçimim diye. Bunun son bir kez daha oy verelim filan. Biliyorum, açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama bu son seçimimiz, beni terk etmemelisin filan diye de bir duygusal tarafı da olabilir. Onu kendi yapıyor, ölçecektir, bakacaktır. Biz onlarla meşgul değiliz."

DEM Parti ile temas var mı?

Özel, "Erdoğan, DEM Parti ayrı seçimlere girmesine rağmen CHP'ye neden DEM Parti üzerinden yükleniyor? DEM Parti ile temas var mı" iddialarına ilişkin şöyle konuştu:

"2023 seçimlerinde işleyen, kullanışlı propaganda aygıtını kaybetmek istemiyor. Orada biliyorsunuz montaj videoya kadar tenezzül ettiler. Demokrasilerde, pragmatizm. Faydacılık filan ama tutup da montaj videoya tenezzül etmezsiniz. Dünyanın hiçbir demokrasisinde, gelişmiş demokrasinin hiçbir yerinde kimse rakibini alt etmek için yalan videoya tenezzül etmez. Gerçeğini kullanır varsa bir şey. Ama yalan video. Gittiler orada, işte Kandil alkış yapıyormuş Kemal Bey'e. Kandil Kemal Bey'i destekliyormuş, bir sürü yalan dolan iş yaptılar. Bunu da 14 Mayıs seçimine kadar hoyratça kullandılar. Orada daha sonra yapılan değerlendirmelerde CHP'nin bu konuda hata yaptığı, çünkü bu yalanın tutmayacağını, inanılmayacağını düşündüğümüz, bunu yanlanmaya bile tenezzül etmediğimiz ama onların tenezzül ettiği bu işin seçmenin bir kısmında iş gördüğü ve CHP'nin özellikle Kemal Bey onu da ifade ettiğinde biraz başka yönlerden de tartışıldı. Sadece TRT'nin çektiği yerler var dediğinde, TRT'nin, A Haber'in, iktidara müzahir seçmenin hakim olduğu yerlerde seçmenin belki televizyonda sadece o kanalların olduğu seçmenin bundan etkilendiği ve CHP'nin bu işten zarar gördüğü. Adayımızın zarar gördüğü. Videoyu gerçek sandılar. Böyle bir algı oturdu ve yapıştı. Şimdi bunu devam ettirmek istiyor. Tabi biz burada buna izin vermeyeceğimizi baştan ifade etmiştik. Bir yandan o ekonomide zam, zam, zam yapıyor. Zamlar konuşulmasın diye DEM, DEM, DEM demeye başlıyor.  Ben zamdan dem vurmak istiyorum, o deme zam koymak istiyor. Bunun üzerinden tartışma yaratmak istiyor. Biz buna da itiraz ettik, bu oyuna da gelmeyeceğimizi söyledik. Ayrıca ben şöyle bir şeyi çok net söylüyorum, bir daha bir daha açmakta fayda var. Biz DEM ile kongremiz bitti, DEM'in eş genel başkanları aradı beni, ayrı ayrı sağ olsunlar. Tebrik ettiler. Bir Eş Genel Başkan da 'Yüz yüze de ziyarete geleceğiz' dedi. Bir süre bekledikten sonra, biraz zaman geçince biz fark ettik ki onların kongresi bizden önce olmuş. Sayın Genel Başkanımız bizim kongre telaşında onları ziyarete gitmemiş. Partilerin birbirine nezaket ziyareti. Ben gittim. Sonra da onlar bize geldi. Kamuoyunun önünde, aşağıda basın toplantımızı da yaptık. Meclis'te gruplar arası bir görüşme gibi değil, gittik ve geldik. Görüşmemizi yaptık. Çünkü siyasi partiler kanuna göre kurulmuş, her bir milletvekili aday olurken temiz kağıdını savcılıktan almış. Bu konuyla ilgili Meclis'te grubunu kurmuş. 6,5 milyon oy almış siyasi parti, biz görüşüyorsak görüşüyoruz diyoruz ve bunu gizlemiyoruz. Hatta şunu söyleyeyim. Bana partiniz de bir şeyle övünme hakkınız olsa, ben derim ki CHP geçen bayram ve ondan önceki bayramlarda tüm siyasi partilerle bayramlaşabilen tek parti. Bu önemli bir şey. Şimdi AKP ve MHP, DEM ile bayramlaşmıyor. İYİ Parti ile de bayramlaşmıyor, MHP filan. Peki DEM ile bayramlaşmıyor da bayramdan önce veya bayramdan sonra Meclis'te arka odada ne oluyor? DEM'in grup başkanvekilleri geliyor, doğal olarak, olması gerektiği gibi AKP grup başkanvekilleri ile bayramlaşıyor, sarılıyorlar. Hatta her hafta geçtiğimiz dönem, benim görev de yaptığı onlarca Meclis başkanvekili ile bayramlaştım. Bizim arka oda var, arka odanın yetkilileri zaman zaman genel başkanlar filan da olur. Şimdi bu sistemde olmuyor, genel kurula girmedikleri için. Özel oturumlarda, 23 Nisan olur, 1 Ekim özel oturumu olur. Arkada genel başkan da çay içer. Şöyle oluyor. HDP Meclis Başkanvekili yönetiyor oturumu, ara veriyor. Grup başkanvekillerini arkaya çağırıyor, zaman yok. Zaten öyle dışarıya çok gidilmez. Usuldendir, âdettendir masa kuruluyor. Masanın başına, bizim dönemimizde Nimetullah Erdoğmuş geçiyor. Şimdi Sırrı Süreyya Önder geçiyor. Yemeği de o ısmarlıyor, parasını da o ödüyor. Yanında MHP'nin, AKP'nin grup başkanvekili oturuyor. Bayramsa sarılıyor, öpüşüyor, ayrılıyorlar. İçeride bunlar oluyor, dışarıda riyakarlık, sahtekarlık oluyor. Biri çıksın desin ki bana, Bekir Bozdağ çıksın desin. AKP'nin herhangi bir grup başkanvekili desin. Biz bayramlaşmıyoruz ya, içeride de sizle bayramlaşmıyoruz desin. El de sıkışıyorlar, öpüşüyorlar da sarılıyorlar da. Haftada 3 akşam birlikte yemek de yiyorlar Meclis'te, arka odada. Kapının önünde poz kesiyorlar. Şimdi CHP mi demleniyor? Bunlar mı demleniyor? Ben DEM Partisi ile siyasi ilişki yürütüyorum, herkesle yürüttüğüm gibi. Bunlar arkada her şeyi yapıyorlar ki bu benim gördüğüm. Bir de görmediğim yerde başka temasları da olabilir. Her partinin her parti ile olabilir. Ama kendi seçmenlerine 'Görüşmüyoruz, konuşmuyoruz' diyorlar. 'Biz onlarla bayramlaşmayız. Onlar terör örgütünün uzantısı, biz onların kanlı ellerini sıkmayız' diyorlar. İçeride el ele, diz dize oturuyorlar. Böyle bir riyakarlık, sahtekarlığı yapıyorlar, yapmıyorlarsa 'Yapmıyoruz' desinler. Buradan söylüyorum. Bu kadar net."

"Bizim ne İyi Parti ne diğer partilerle varılmış bir ittifak anlaşmamız yok"

Özel, kent uzlaşısı tabirine ilişkin şunları söyledi:

"Türkiye ittifakı ile ilgili temas etmek isterdik. Çiçekleri yaptırdık, gittik. Boş döndük. Türkiye ittifakını biz seçmenin vicdanını sandıkta kurmasını bekliyoruz. Bu net. Seçmenin vicdanı sandıkta birleşecek. Biz İYİ Parti ile görüşme yapmak istedik, onlar görüştüler, olmaz dediler. Sonra biraz önce dediğiniz gibi Balıkesir özelinde bir çağrımız oldu, konuşmalar filan oldu ama olmadı. Bizim ne İYİ Parti, ne diğer partilerle varılmış bir ittifak anlaşmamız yok."

Özel, "Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi ile temas oldu mu?" sorusuna ilişkin şöyle konuştu:

"Şöyle oldu mesele, Gelecek Partisi'nin seçim stratejisini açıkladılar. Onlar birçok farklı yerlerde farklı adaylar destekliyorlar. Kendilerine göre tutarlı bir çizgi içindeler. DEVA Partisi birçok yerde kendi adayını gösterdi. Saadet Partisi'nin bazı yerde aday göstermesi bizim lehimize. Bazı yerde göstermese lehimize. Ufak tefek temaslar var ama kurumsal olarak Ankara'da oturup bir masa kurup anlaşmak yerine, Temel Başkanımızla, Sayın Karamollaoğlu ile bir çay sohbeti yaptık. Bizi ziyarete geldiler. O ziyarette de şey dedik, burada bir ittifak olmaz ama yerelde yerel örgütlere yetki verelim. Eğer anlaşabiliyorlarsa, birbirlerine katkı sağlayabilecek ya da birbirlerine zarar vermeyecek. Belli yerlerde belli temaslar, ufak tefek paslaşmalar filan var."

"Hatay'da artık kafa kafaya bir durumdayız"

Özel, Hatay'la ilgili soruyu şöyle yanıtladı:

"Yüksek riski de gördük, orta riskten düşük riske doğru ilerledik şu anda. Yani Hatay'da artık kafa kafaya bir durumdayız. Lütfü Savaş her geçen gün trendini kendi söylediği gibi artırıyor. Kendi umduğu gibi artırıyor."

"Ankara'da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti"

Özel, İstanbul, Ankara, ve İzmir'de seçimde neler olacağına ilişkin soruya şu cevabı verdi:

"Ankara'da, bunu sakın kimse seçmene saygısızlık olarak düşünmesin, o anlamda söylenmiyor ama bu anket firmalarının deyimiyle Ankara'da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Dün Mansur Bey de aynı şeyi söylemiş. Son kararı 31 Mart'ta seçmen verecek. O ne derse o olur. Rekor oyla geliyor. Artık Ankara'da karşı kampanya yürümüyor bile. Mansur bey inanılmaz bir şekilde. 60'ı zorlar denen Mansur Beyin, yarın öbür gün geride kalırsa şey olmasın ama 65-70 arası oya doğru gittiği söyleniyor. Ankara'da yarış büyükşehir belediye meclis çoğunluğunu garanti şekilde sağlayıp, sağlayamama. CHP biliyorsunuz, yıllardır 2'ydi, geçen seçim 3 belediyemiz var. Şu anda 8 belediye, 10 belediye alma noktasında filanız. Ankara'da inanılmaz bir ivmelenme var. Etimesgut, Mamak çok iyi. Gölbaşı çok iyi. Keçiören'de birkaç puan öne geçmiş durumdayız. Mansur Başkanın Beypazarı ilçesi alınıyor filan. Böyle inanılmaz şeyler var. Polatlı Belediye Başkanı bize geçmişti, adaylaştırdık. İstanbul'da da herkes bildiği için.

"İstanbul, Ankara, İzmir'de risk görünmüyor"

KONDA'nın anketi ki, Bekir Ağırdır'ın. En yanılmaz firmalardan biri olarak itibarlı firmadır. 7 puan önde. İstanbul, Ankara, İzmir'de risk görünmüyor.

İzmir'de şöyle bir şey var. Büyük bir değişim ateşi yaktık İzmir'de. İzmir'de bunu hep söylemek istiyorum. Hatta size bakarak anlatayım. Cumhuriyet tarihi boyunca İzmir'deki kadın belediye başkanı sayısı 6. 3'ü de bu dönem. Selçuk, Karaburun ve Fatma Çalkaya çok sevdiğimiz başkanımız. Son 5 yıla kadar 3 tane olmuş, son 5 yılda da 3 tane. Bu dönemde seçilecek yerden 9 adayımız var. 20 bin, 30 bin nüfuslu ilçelerde değil İzmir'in 4 büyük ilçesinin üçünde. Karşıyaka, Konak, Karabağlar'da kadın aday gösterdik. Toplam 9 kadın aday gösterdik. Bu 9 kadın aday çok büyük metropollerde var. Geleceğin İzmir'den kadın yerel yöneticilerini, büyükşehir belediye başkanını, ileride iktidarımızın kadın bakanlarını yetiştirdiğimiz çok kuvvetli CV'lerin olduğu bir yer. İzmir'de 40 yaş altında 12 belediye başkan adayı var. Bugün Kartal'daydık, 32 yaşında seçtiğimiz Gökhan Yüksel bugün ikinci kez aday. Ama İstanbul Tuzla'da 31 yaşında, Avcılar'da 32 yaşında. Caner Caykara ve Eren Ali Bingöl arkadaşlarım adaylar. Bir ara CHP şöyle bir şeye düştü. 35 yaşında birini aday yapmak istiyorsun, tecrübesiz yapamaz. Yahu Deniz Baykal 34 yaşında milletvekili, 35 yaşında Maliye Bakanı. Ahmet Taner Kışlalı, 38 yaşında Kültür Bakanı. Bülent Ecevit, 35 yaşında Çalışma Bakanı. Baykal sonra Enerji, Tabi Kaynaklar Bakanı. İkinci bakanlığında bütün madenleri kamulaştırıyor. Ali Topuz ve Önder Sav 34 yaşında bakan. CHP, 1970'lerde bunu yapmış. Bugün geldiğimizde CHP'nin kadınları ve gençleri. Aday gösteriyorsun, 35 yaşında yapamaz, çok tecrübesiz. O yüzden buna inat, İzmir benim 10 yaşından beri yatılı okuduğum, üniversiteyi okuduğum, askerliğimi yaptığım şehir olarak İzmir'de büyük bir değim ateşi yaktık.

"İzmir'de benim gönlümden bir büyük rekor geçiyor"

İzmir'deki önceki dönem başkanlar başka bölgelerde olsalar belki çok geçer not alabilecekken, İzmir'in seçmenin notu kıt. CHP'den beklentisi büyük. Şehircilikle ilgili beklentileri büyük. O yüzden İzmir'de bir büyük değişim yaptık ve ben İzmir'de şöyle. Geçen seçimde İYİ Parti vardı, iddialı adayları vardı. DEM Parti'nin adayı yoktu. Şimdi adayları var. Birçok ilçede adayları var. Kaçınılmaz olarak bir oy kaybı olabilir ama o kadarlık oy kaybı beklemiyoruz. İzmir'de benim gönlümden bir büyük rekor geçiyor. İlçe belediye sayısı açısından. Keşke 30'da 30. 30'da 28 olsa. 30'da 26 olsa. Ama baya iyi bir noktaya geleceğimizi görüyorum. İzmir'de büyükşehirde de her geçen gün ivmelendik. Farkı açıyoruz. Zaten İzmirli CHP'ye hep sahip çıkıyor ama bu sefer İzmir'in sokağında şu var. İtirazlarımız, beklentilerimiz duyuldu. İzmir belediye başkan adayım 30, toplam bildikleri yabancı dil sayısı 42. İzmir'i bambaşka bir kent haline getirecek bir müthiş ekip. CV'leri ile, sivil toplumdan geliyorlar, yüksek lisansları şehircilik. Bir bütün ekip olarak da sadece kendi ilçelerinde değil. Büyükşehrin orkestrasyonu ile. Sürdürülebilir kalkınmada Türkiye'nin bir numaralı belediyesi Karşıyaka Belediyesiydi, sürdürülebilir belediyecilik uygulamalarında. Tam da İzmir Büyükşehir'in buna ihtiyacı var. İzmir'de bu dönem hem seçimde hem de yönetimde 5 yıl boyunca devrim yapacağız. İzmir beklediği atılımı bu dönem gerçekleştirecek."

"Ekrem başkan beni aradı, Tunç başkanın aradığını, birlikte çalışmak istediğini söyledi"

Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na destek olmak için İstanbul'a gitmesine ve ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay'ın açıklamalarına ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

"CHP, Jandarma Komando Tugay'ı değil. Bu parti çok sesli bir parti. Herkes partiye zarar vermediği sürece istediğini söyleyebilir. Geçen hafta Ekrem başkan beni aradı, Tunç başkanın (Soyer) aradığını, gelip bir gün birlikte çalışmak istediğini söyledi. Peki 'İzmir'de çalışıyor, bir mahsuru olur mu' dedi. 'Bir mahsuru olmaz, İzmir'de de çalışacak inşallah' dedim. Serzeniş haklı. Soyer bir önceki başkan Aziz Kocaoğlu'nun yerine geldi. Aziz Kocaoğlu aday gösterilmedi, Soyer için topuyla tüfeğiyle çalıştı. Hepimiz çalıştık. Geçen sefer Tunç Soyer'in adaylığını ben destekledim. Bu sefer kendisinin adaylaşmamasının gerekçesi olan anketi de kendisiyle paylaştım. Kendisine uluslararası bir görev teklif ettim. Kabul edemeyeceğini söyledi ve şimdi İstanbul'da. Bu aşamada İzmir'de Tunç Başkan'dan beklenen bütün gücüyle Cemil başkan ve partisi için çalışmasıdır. Onu yapmadan İstanbul'a gelmenin İstanbul'da kapılar açık, gelebilir ama İzmir'de de üstüne düşeni yapmalı, öbür türlüsü doğru olmaz. Partililik kimliğiyle bağdaşmaz."

Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın isimlerin seçimlerde aday gösterilmediği iddiasına ilişkin soruya şu cevabı verdi:

"Ben kimseyi 'değişimci' diye ödüllendirmedim. 'Değişimci' değil diye de cezalandırmadım"

"Bu söz edenlerin kendi adaylaşmamalarına buldukları bahane ve yanıltıcı bir iletişim. Çok net. Ahmet Akın, Kemal Bey'in Genel Başkan Yardımcısı ve en baş destekçisi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Kemal Bey'in en büyük destekçisi. Adana, Zeydan Başkan kurultayı bana zindan eden kişi. Mersin. Ben 1 tane oy almadım Mersin'den. Aydın. Gittiğimde delegelerle dahi görüşememiştim. İki oy aldım herhalde. Ama Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız aday. Antalya aday. Hangi birini sayayım. Hepsi aday gösterildi. Şöyle bir kural var mı? 'Kemal Bey'i destekleyen herkes yeniden aday gösterilecek. Gösterilmezse ben Kemal Bey'in yanındayım diye.' Bu bana da haksızlık, Kemal Bey'e de. Böyle bir şey olmaz. Partiye de haksızlık. Ekrem Başkan dışında kim vardı? Mansur Başkan dahi Kemal Bey'e imza vermişti. Ekrem Başkan dışında hangi büyükşehir belediyesi beni destekliyordu da… Tamamına yakınını adaylaştırdık. O bana sorulacak soru değil. Ben kimseyi 'değişimci' diye ödüllendirmedim. 'Değişimci' değil diye de cezalandırmadım."

"Benim özel kalemim, avukatım, en yakın arkadaşım Veli Ağbaba alevi"

Özel, "Kemal Kılıçdaroğlu'nun kaybetmesinin ardından Alevi yurttaşlardan kopuş var mı?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Alevi yurttaşlardan aldığım alkışı Sünni yurttaşlardan alamıyorum. Alevilerin coşkusu her zaman Sünni seçmenden fazla. İnanılmaz bir coşku var. Gittiğim her yerde Alevilerle aram çok iyidir. Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, benim de avukatım, hepimizin çok sevdiği 31 yaşındaki genç bir arkadaşımız. İnanılmaz liyakatli ve Alevi. Benim özel kalemim, avukatım, en yakın arkadaşım Veli Ağbaba Alevi. Bizim partide böyle şeyler yoktu. Çok berbat bir grup var. Bu grubun içinde gerçek kişiler de var. Bu grubun içindeki gerçek kişilerin en büyük zararı Kemal Kılıçdaroğlu'na. Abuk sabuk paylaşımlar. Yok Alevilere şunu, bunu yaptılar. Çok fena, şuursuz şeyler var. Alevilere saldıranlar var. Her biri birbirinden berbat."

İmamoğlu'nun "Burcu Köksal" çıkışına

Özel, Afyon Belediye Başkan adayı Burcu Köksal ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında yaşananlara ilişkin şöyle konuştu:

"Genel başkan belli bir sözü söylediğinde o iş orada biter. Ben Burcu Köksal'ı bu sürecin sonunda partiden kaybederek ki Afyon'da seçimi alıyor, almaya doğru gidiyor. Esas telaş, ona sürekli saldırmaları o yüzden. Benim tarafları dinlemem, tansiyonu yönetmemi düzeltme yapılacaksa yaptırmam Burcu Hanım da bir düzeltme yaptı. Bu da bir süreç. Bu süreçler iyi yönetilmesin diye gayret edenler de vardı. Burcu Köksal'la telefonda konuştum. 'Böyle bir laf çıkmış. Ben aşağıdaydım, o gürültü içinde duymadım. Bunu düzeltebilir miyiz' dedim. Ben düzelttim. Bu ifadenin doğrusu budur diye.

"Ahmet Türk de 'Ekrem başkanla genel başkanın tavrı sorunu çözdü' dedi"

O (Burcu Köksal) beni düzeltmedi. Algıyla olgu yer değiştirdi. Ben Burcu'nun kullandığı cümleyi siyaseten sorunlu, hatalı buluyorum. O dedi ki ki bana 'eş başkan', 'Bu belediyeyi DEM Parti'yle yöneteceksin' diyorlardı. 'Ben de ne DEM ile ne HÜDAPAR'la yönetmeyeceğim' diyordum. Bunu ifade etmek için 'Ben belediyenin kapıları DEM hariç herkese açık' dedim. Ben DEM Parti'yi kastettim, diyor. Bu bir ayrımcılığa varabilecek bir söylem. Hızlı bir şekilde ben düzelttim. Burcu Köksal, milliyetçi hassasiyetleri yüksek bir arkadaşımız. 'DEM Parti ile yöneteceksiniz' lafından kurtulabilmek için yaptığı bir iş. Olmadık yerlere gitti. Süreci sakin ve doğru bir şekilde yönettik. Ekrem başkanla birkaç kez konuştuk. İBB, Kürtlerin de belediyesi. Kürtlerin de oy vererek seçtirdiği ve Kürt seçmenin memnun olduğu bir belediye başkanı. Keza Mersin ve Adana öyle. Birçok ilde Kürt seçmenin desteği kritik. Bugün Ahmet Türk de 'Ekrem başkanla genel başkanın tavrı sorunu çözdü' dedi. Ben de Ahmet Türk gibi bir kanaat önderinden bunu duymuş olmaktan memnumum."

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.