logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel: Kimseyi “değişimci” diye ödüllendirmedim, özel kalemim Alevi

Aday belirleme süreciyle ilgili konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, " Ben kimseyi ‘değişimci’ diye ödüllendirmedim. ‘Değişimci’ değil diye de cezalandırmadım” dedi.

11.03.2024 09:08:00
TELE1
 
Özgür Özel: Kimseyi “değişimci” diye ödüllendirmedim, özel kalemim Alevi
Özgür Özel: Kimseyi “değişimci” diye ödüllendirmedim, özel kalemim Alevi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TELE 1'de Gündem Özel programına konuk oldu. Gazeteciler Merdan Yanardağ, Bilge Yurtdagülen, Murat Taylan'ın sorularını yanıtlayan Özel, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

"O referandum OHAL şartlarında yapıldı"

Özel, CHP'nin seçim stratejisine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

"Bu seçimler birkaç seçime benzetilebilir. Üçüncü tur diyenler var ama belki şöyle, biraz önce seçimlerin hem ahlaki hem hukuki meşruiyetini sorguladınız. Belki şuradan almak gerekiyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile, 3 ay bile olmayacak 1,5 ayda toparlarız diye ilan edip de içine bir Anayasa değişikliği, bir referandum, bir genel seçim sığdıran, yani kanlı bir darbe girişimini araçsallaştırarak, fırsata çeviren, kendi deyimiyle de belki de Allah'ın bir lütfu olarak nitelendirilen bir akıl tarafından yönetiliyor şu anda Türkiye. Dünyanın gelişmiş ülkelerinin pek çoğunun anayasalarında OHAL şartlarında anayasanın değiştirilemeyeceği, seçim yapılamayacağı yazar ancak bizim anayasamız 1980 darbecileri tarafından yazıldığı ve hazırlandığı için böyle bir hüküm yok. Aslında bu askerlerin kendi gayrimeşru anayasalarına meşruiyet kazandırmak için Anayasamıza koymadıkları bir hüküm. Gerçekten bir sivil anayasa yapsanız, içine sıkı yönetim, OHAL gibi hallerde bu anayasa değiştirilemez. Çünkü toplum sözleşmesi en özgür şekilde tartışılarak hazırlanır, oylanır ve ardından yürürlüktedir. Birisi OHAL ilan edip, yani özgürlükleri askıya alıp, başta basın özgürlüğünü, savunma hakkını gerilettirip, belli süreleri uzatıp, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin belli maddelerini askıya aldığınız bir süreçte anayasa değiştiremezsiniz ama Kenan Evren'in sağladığı olanakla o anayasa değişikliği önce Meclis'te görüşüldü, sonra da referanduma gitti. Referandumda kıl payı bir farkla, yüzde 51'e 49'luk bir farkla geçti ama o referandum da OHAL şartlarında yapıldı.

"Kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik"

Bu süreçten hemen sonra yapılan baskın seçimle, hatırlatalım o da OHAL şartlarında yapıldı. Tek adam rejimi işlerlik kazandı ve 2023 seçimlerine öyle gidecektik. Büyük bir umutsuzluk vardı. Büyük bir üzüntü vardı. Büyük bir kaybetmişlik duygusu vardı ama o sırada bir şey oldu. Seçmen önüne gelen ilk sandıkta dengeyi yerelden kurdu. Ülkenin, bütün dünyada Türkiye'nin adını bilmeyenlerin adını bildiği İstanbul gibi bir metropol dahil, başkent Ankara, Adana, Mersin, Antalya'yı AKP'den aldı CHP'ye verdi. CHP'nin elindeki belediyeleri de CHP'de tuttu. CHP bir anda 11 büyükşehri yöneten, Türkiye nüfusunun yüzde 60'a yakınına belediye başkanlarının temas ettiği, bir merkez yerel dengesi kuruldu Türkiye'de. Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul seçimini kabul etmeyip seçimi yeniledi, çok daha büyük bir fark ortaya çıktı. Bunların hepsi, yani son seçimi de CHP'nin adayı ve Ekrem İmamoğlu kazanmıştı, bu siyasete bir denge getirdi. Biz o denge ile 2023 Cumhuriyetin 100'üncü yıl seçimlerine gittik. Şimdi o seçimleri, öyle oldu, böyle oldu. Oraları çok tartışıldı. Sizler konuştunuz, dönüp de niye kaybettiye dönmeyelim ama kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik.

"Dem de bu sefer iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti, kendi adaylarını çıkardı"

Cumhuriyetin 100'üncü yılında Recep Tayyip Erdoğan aslında hedefi olan, hedef 2023'teki hedefinin ne olduğunu daha önceden biliyorduk ama hedefi çok daha ileri bir noktaya gelmekken o yerelden kurulan denge ile ve millet ittifakı ile Türkiye'nin tam olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun arkasında muhalefetin birleşmesiyle süreçte bir sürü hatalar yapıldı, kusurlar yapıldı ama yüzde 48,5 oy alındı. Daha doğrusu Anayasa'ya göre ilk tur iki taraf da yüzde 50'yi geçemedi, ikinci tura kaldı. Orada da yüzde 48,5'a, 51,5 gibi bir denge ile seçim sonuçlandı. Şimdi yeniden bir umutsuzluk vardı. Sizinle bu stüdyoda da bunu konuştuk. Seçmenimiz büyük bir duygusal kopuş yaşıyordu. Büyük bir ümitsizlik. Sandığa küskünlük, bir daha sandığa gidilmeme noktasında çok söylemler varken, CHP diğer partilerde olmayan bir parti içi demokratik mücadele ile seçimli bir kurultaya gitti ve seçimli kurultayda biz değişim söylemimizle, kurultayın olduğu gün kurultaya kadar olanları bırakarak, unutarak, temiz bir sayfa açarak, partiyi bütünleştirerek, önceki bütün genel başkanlarımıza olduğu gibi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na da vefa duyarak, minnetlerimizi ifade ederek, yeni bir süreç başlattık.

Şimdi bu şartlarda yerel seçime gidiyoruz ve Türkiye bir kez daha 2018 tek adam rejiminin iktidara geldiği seçimleri 2019 Mart'ta dengelediği gibi bir genel ve yerel dengesi kuracak mı? O tartışılıyor. Burada kuracağımızı gördüler ve onun için bin çeşit tedbir alındı. Bunlardan bir tanesi Recep Tayyip Erdoğan kendi ittifakına sarıldı. Cumhur ittifakının karşısında millet ittifakının da bileşenleri gayretlerimize rağmen, onlar açısından, kendileri açısından saygı duyduğumuz gerekçelerle ittifaktan çekildiler. Birçok yerde yarışıyoruz. Diğer taraftan bir önceki seçimde biz bu iktidara gücümüzü göstermek için ne olursa olsun onlara kaybettirme stratejimiz var. AKP'ye kaybettirmek için kayıtsız şartsız muhalefete destek vereceğiz diyen o günkü HDP, bugünkü DEM de bu sefer iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti. Kendi adaylarını çıkardı. Seçim bölgelerine özel, adaylar çok hoşumuza giderse, belli şartları sağlıyorlarsa, kent uzlaşısında biz de oy verebiliriz, yoksa biz de adaylarımızı çıkarırız dedi ve önemli metropollerde de adayları var. Seçimin böyle bir güçlüğü de var.

"Devletin televizyonu, 20 gündür bizim reklamımızı yayınlamıyor"

Özel, "İttifakın kurulamamasında iktidarın parmağı var mı" sorusunu şu cevabı verdi:

"İktidarın parmağını bilmem ama Türkiye'de CHP'ye yerel seçimlerde yalnızlaştırmak üzerine AKP uğraşıyor, MHP uğraşıyor, derin devlet uğraşıyor. Devletin bütün organları uğraşıyor. Devlet ve parti ayrımı ortadan kalktığı için. İnanılmaz bir şekilde, şu kadarı söyleyeyim, daha sonra belki bir başka başlıkta konuşuruz. Hepimiz vergi veriyoruz. Bugün benim mitingime gelen on binlerce kişi vergi veriyor. Onların vergileri ile TRT fonlanıyor. Onların vergileriyle TRT çalışıyor. Devletin televizyonu, kamu televizyonu 20 gündür bizim reklamımızı yayınlamıyor ki reklam bir Barış Manço şarkısı, telifi ödenmiş, içinde Ekrem Başkanın esnafın kepengini kaldırdığı, Mansur Başkanın dayanışma belediyeciliğine davet ettiği bir kadının veresiye defterini kapatmasını alkışladığı, İzmir Cemil Tugay'ın genç kızlarla, kadın öğrencilerin gitar çalışına eşlik ettiği, emekçilerin Candan Yüceer tarafından ziyaret edildiği, topuklu efenin sera ziyareti yaptığı bir filmi hukuki inceleme yapıyoruz diye 20 gün tuttular. AKP'nin filmini bir günde yayına aldılar, bizimkini almıyorlar, şimdi diyorlar ki biz 20 gün önce başvurduğumuz halde, mart ayı için rezervasyonlarımız dolu. Kamu yayıncılığı, parası ile reklam yayınlamıyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Korkunç bir süreçteyiz. Şimdi göz önünde TRT bunu yapıyorsa, arka tarafta MİT ne yapıyor? Daha ne söyleyeyim ben. Kimseyi yıpratmamak, devletin kurumlarını yıpratmamak için yaşadığımız bazı şeyleri söylemek istemiyorum ama ne kurumlar neler yapıyor.

"Geçen sefer birlikte olduklarımız, bizimle birlikte değiller, başka adayları var"

Şimdi gelinen noktada onlar da görüyorlar ki, CHP bu seçimi bu sefer tek başına ki aslında tek başına değiliz. Cumhur ittifakının karşısında bir Türkiye ittifakı var. O Türkiye ittifakı ki geçen seçimde millet ittifakına İstanbul'u kazandıran, İstanbul ittifakının çok önemli bir kısmını kapsıyor. Çünkü insanlar değişmedi. Saraya itiraz değişmedi, tek adam rejimine itiraz değişmedi. Sömürü düzeni değişmedi, Bahçeli'nin tutumuna itiraz değişmedi. Buna rağmen geçen sefer birlikte olduklarımız, bizimle birlikte değiller. Başka adayları var. Ama seçmen ben diyorum, gözünde, gönlünde, yakasında güneş olan iyi insanlar. Milliyetçi demokratlar. Muhafazakâr demokratlar. Kürt demokratlar. Kürt'ü, Türk'ü, Laz'ı, Çerkez'i hep birlikte durma iradesi gösterirse biliyor ki bu rejime karşı dengeyi kuracak. Biz o dengeyi kurmak için sahadayız ve bunu başaracağımıza inanıyoruz."

"İstanbul'a güneş açmadan, Türkiye'ye bahar gelmiyor"

Özel, "İstanbul'da bu seçim genel seçim havasında mı geçiyor?" sorusunu şöyle cevapladı:

"İstanbul'un bir özelliği var, ister kabul edelim, ister etmeyelim. Daha doğrusu hepimiz kabul etmek zorundayız. İstanbul'a güneş açmadan, Türkiye'ye bahar gelmiyor. İstanbul'da yağmur, kar yağınca bütün Türkiye'ye kış geliyor. Televizyonların hepsi İstanbul'dan yayın yapıyorlar, İstanbul'da spiker çıkıp da karlı bir güne uyandık deyince, Antalya'dakine kar yağıyor gibi oluyor. Siyasette de böyle. İstanbul tabi 3 imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehir. 16 milyon nüfuslu bir şehir. Medyanın, finans çevrelerinin burada olduğu bir şehir ve Tayyip Erdoğan'ın ifadesiyle, İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder diyordu ve çok olağanüstü şartlarda, İstanbul seçimleri bir Türkiye seçimi gibi algılanıyor. Bu normal. Bu arada şimdi ben bazı görüntüler oluyor. Bugün de dört ayrı yerde konuştum, Uzunköprü, Keşan ve Edirne'de de büyük mitingler yaptık. Benim mitinglerimin de ana konusu başta emekliler. Asgari ücretliler. Yoksullar. Kent yoksulluğu, güvencesizler, işçilerin durumu ve buna karşı eğer 31 Mart'ta, daha doğrusu 1 Nisan'da bu hükümet her şeye rağmen yine bu seçimlerden güçlenerek, gücünü koruyarak, ceza almadan çıktım derse ertesi gün yapılacak bir şey yok. Bir şey yapılacaksa bir gün önce yapılacak, 31 Mart'ta. O açıdan da emeklileri, emekçileri, güvencesizleri, mavi ve beyaz yakalı, gri yakalı bütün emekçileri bu seçimlerde evet yerel yönetici seçilecek. Onu çok kıymetlendiriyorum. İnsanların beldesini, ilini, büyükşehrini kimin seçeceğine adayların profillerine, geçmişte yaptıklarına bakarak, adayların profillerine bakarak karar vermeli çok kıymetli. Ayrıca bu yerel seçim bu hükümetin eğer biz her şartta, bunlar 10 bin lira yapmış en düşük emekli maaşını, iktidara geldiği gün 1,5 asgari ücretmiş, 26 bin liraymış bugünkü parayla. Şimdi 10 bin lira yapmış, yine de seçim kazanıyorum derse önümüzdeki 4 yıllık süreçte bu Mehmet Şimşek'in ağzından çıkardığı, diyor ya kemer sıkılacak, sıkı para politikası yani acı reçete, acı ilaç. Bunlar acı ilacı saray müteahhitlerine içirmiyorlar ki, bunlar acı ilacı beşli çeteye içirmiyorlar. Bunlar acı ilacı yine gidecekler emekli, emekçi, çiftçi ve esnafa içirecekler. O yüzden 31 Mart gününün böyle de bir önemi var."

"Meclis'i aç derse açarız. Zam yapayım mı derse 'ver' deriz"

Özel, ana muhalefet partisinin emekliler için atacağı adımların neler olabileceğine ilişkin şunları söyledi:

"Biz Meclis kapanmadan bir hafta önce, böyle bir şey yapabilmek için Meclis'i açmak lazım. Biz Meclis kapanmadan bir hafta önce, Meclis'i kapatmayın, 3 gün daha çalışalım. Hatta formülize de ettik. Bir somut, daha kolay tartışılıyor diye dedi ki emekli kart çıkaralım. Emekli karta 7'şer bin lira seyyanen zam verelim. En düşük emekli maaşı 17 bin liraya gelsin. Ayrıca bu emekli kartın elektrik, su, doğalgaz faturalarında yüzde 25-40 arasında indirim uygulansın. Yani hiç olmazsa bu zorlu dönemi kolay geçirsin emekliler. Yapın bunu dedik, bir hafta daha çalışalım. Yapmadılar, kapattılar. Geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama ile emeklilere yapacağının enflasyonu tek hanelere indirmek olduğunu, emeklilerin o süreçte rahatlayacağını söylüyor. Tabi bu büyük bir kandırmaca. Kendi programlarına göre zaten enflasyon 2026 yılının üçüncü çeyreğinde tek haneye iniyor. Hiçbir zaman bunu tutturamadılar. Bu hedeflerin hiçbiri tutmadı. Görünen o ki 2028'den önce enflasyonu tek haneli rakama indirmeleri zaten olası değil. Kaldı ki enflasyonun tek haneli rakama inmesi bile hayat pahalılığını durdurmuyor. Enflasyonun sıfır olması hayat pahalılığını durdurur, eksi enflasyon yarattığınızda geriye gider. Oysaki daha 2,5 yıl boyunca fiyatlar artacak ve önce yüzde 68 artacak, 70'lere gelecek. Hedefleri tutarsa düşüş başlayacak ama bir yıl sonra fiyatlar yüzde 40 artıyor olacak zaten. Emekli elindeki eriyecek, eriyecek. Teli gereceğim de koyunlar yün toplayacak da ip yapacağım, satacağım borcumu ödeyeceğim. Emekli için ipe un serdi Recep Tayyip Erdoğan. Bunu görmek lazım. Ama bekler miyiz? Seçimleri şu andaki trend lehimize görünüyor. Seçimleri başta İstanbul'da kaybettiğini gördüğü, emin olduğu anda yapmak ister mi? Meclis'i aç derse açarız. Zam yapayım mı derse 'ver' deriz. Çünkü sonuçta emeklinin cebine konacak her para bizi memnun eder ama ben önümüzdeki 20 günde böyle bir ihtimal görmüyorum açıkçası."

"O benimle kimlik siyaseti üzerine kavga yapmak istiyor. Ben onunla en düşük emekli maaşında kavga ediyorum"

Özel, "Erdoğan, mitinglerde sizi hedef alıyor, size 'Özgür efendi' diyor. Bugün sizin için 'mazlum' benzetmesi yaptı" konusuna ilişkin şöyle konuştu:

"Birincisi Özgür Efendiden rahatsız değilim. 20 gün, bir ay düşündü ne diyeceğini. Bir ara CHP'nin malum genel başkanı diye bir, iki söyledi. En sonunda bula bula efendi buldu. Efendi herhalde bizim efendiliğimizden. Özgür Efendi diye bir laf bulduysa, desin varsın. Bir problem yok. Türk filmlerinden geçen gün Zübük'ü hatırlattı. Zübüğün kelime anlamına bakıyorsunuz, bir çıkar elde edebilmek için her şeyi göze alan kişi diyor. Egoist, narsist kişilikli birisi filan diyor. Şimdi bizim durduğumuz yer belli. Recep Tayyip Erdoğan bir seçim kazanmak için gün oluyor Abdullah Öcalan'dan getirip mektup okutuyor. Gün oluyor Osman Öcalan'a kamera yolluyor. Öbür gün MHP ile kol kola giriyor. Hüda-Parcıları hapisten çıkarıyor, hepsinin cezalarını affediyor, seçilme yasaklarını kaldırıyor, kimini milletvekili yapıyor, Hüda-Par davasının avukatını ve sanıklarını, Hizbullah davasının baş avukatını milletvekili yapıyor, sanıklarını belediye başkan adayı yapıyor, milletvekili yapıyor filan. Her şeyi göze alıyor. Bir gün milliyetçiliği ayaklar altına alıyor. Bir gün milliyetçi, muhafazakâr bir partinin lideri oluyor. Öbür taraftan egoistlik, her şeyi ben bilirimcilik filan. Arkadaşlar dedi ki bu sözlüğü, Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünü yollayalım, okusun dedi. Zübük neymiş? Ben de dedim ki, sözlüğe ne gerek var. Ayna yollayın, baksın aynaya, zübük kimmiş görsün. Güldük, geçtik. Samimi bir dini inancı olmadığı halde dini oy toplamak için kullanan Aziz Nesin'in Zübük'ünü öyle etrafına zübük diyerek geçiyor. Bugün söyledikleri de, hepsi çaresizliğini gösteriyor. Siz bir ülkenin Cumhurbaşkanı olacaksınız, iktidar partisinin genel başkanı olacaksınız, seçimlere 21 gün kalacak, ana muhalefet partisinin genel başkanı sizinle polemik yapmamak için. Benimle kavga etmek için can atıyor. Ama bir sıkıntısı var. O benimle kimlik siyaseti üzerine kavga yapmak istiyor. Benimle, CHP ile en çok kavga yapmak istediği, en kendini rahat hissettiği alanlarda kavga yapmak istiyor. Ben onunla kavgayı göze alıyorum ama o konularda değil en düşük emekli maaşında kavga ediyorum. Çiftçiye yaptığı, bugün 500 bin ton pirinç ithal etmiş. Türk çiftçisinin pirincini almıyor. Uzunköprü'deki çiftçiyi perişan etmiş. Onun üzerinden kavga ediyorum. Yüzde 1 vermesi gereken destekleme primlerini verse 256 milyar verecekken, 80 milyar ödemiş. 178 milyarın peşine düşüyorum. Kur korumalıya verdiğin bu parayı çiftçiye vermedin diyorum, emekçilerin hakları üzerinden kavga ediyorum, böyle olunca da sinirleri bozluyor. Bu sefer onu mu yapalım, bunu mu yapalım diye."

"Ben emekli konuşmak istiyorum, o Cumhurbaşkanı'nın son seçimini"

Özel, "Erdoğan'ın 'bu son seçimim'" sözüne ilişkin şunları söyledi:

"Onu konuşmak istiyor. Ben emekli konuşmak istiyorum, o Cumhurbaşkanı'nın son seçimini... Hatta kendi orta yaptı. Bekir Bozdağ getirdi, Meclis bir daha seçim getirirse olur. Onu bir konuşmak istiyor, ben emekliyi, yoksulluğu konuşmak istiyorum. Ben zamları konuşmak istiyorum. Daha önce 2009'da bir yaptı. 2018'de bir yaptı. Geçtiğimiz seçimlerde bir daha yaptı, son seçimim diye. Bunun son bir kez daha oy verelim filan. Biliyorum, açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama bu son seçimimiz, beni terk etmemelisin filan diye de bir duygusal tarafı da olabilir. Onu kendi yapıyor, ölçecektir, bakacaktır. Biz onlarla meşgul değiliz."

DEM Parti ile temas var mı?

Özel, "Erdoğan, DEM Parti ayrı seçimlere girmesine rağmen CHP'ye neden DEM Parti üzerinden yükleniyor? DEM Parti ile temas var mı" iddialarına ilişkin şöyle konuştu:

"2023 seçimlerinde işleyen, kullanışlı propaganda aygıtını kaybetmek istemiyor. Orada biliyorsunuz montaj videoya kadar tenezzül ettiler. Demokrasilerde, pragmatizm. Faydacılık filan ama tutup da montaj videoya tenezzül etmezsiniz. Dünyanın hiçbir demokrasisinde, gelişmiş demokrasinin hiçbir yerinde kimse rakibini alt etmek için yalan videoya tenezzül etmez. Gerçeğini kullanır varsa bir şey. Ama yalan video. Gittiler orada, işte Kandil alkış yapıyormuş Kemal Bey'e. Kandil Kemal Bey'i destekliyormuş, bir sürü yalan dolan iş yaptılar. Bunu da 14 Mayıs seçimine kadar hoyratça kullandılar. Orada daha sonra yapılan değerlendirmelerde CHP'nin bu konuda hata yaptığı, çünkü bu yalanın tutmayacağını, inanılmayacağını düşündüğümüz, bunu yanlanmaya bile tenezzül etmediğimiz ama onların tenezzül ettiği bu işin seçmenin bir kısmında iş gördüğü ve CHP'nin özellikle Kemal Bey onu da ifade ettiğinde biraz başka yönlerden de tartışıldı. Sadece TRT'nin çektiği yerler var dediğinde, TRT'nin, A Haber'in, iktidara müzahir seçmenin hakim olduğu yerlerde seçmenin belki televizyonda sadece o kanalların olduğu seçmenin bundan etkilendiği ve CHP'nin bu işten zarar gördüğü. Adayımızın zarar gördüğü. Videoyu gerçek sandılar. Böyle bir algı oturdu ve yapıştı. Şimdi bunu devam ettirmek istiyor. Tabi biz burada buna izin vermeyeceğimizi baştan ifade etmiştik. Bir yandan o ekonomide zam, zam, zam yapıyor. Zamlar konuşulmasın diye DEM, DEM, DEM demeye başlıyor.  Ben zamdan dem vurmak istiyorum, o deme zam koymak istiyor. Bunun üzerinden tartışma yaratmak istiyor. Biz buna da itiraz ettik, bu oyuna da gelmeyeceğimizi söyledik. Ayrıca ben şöyle bir şeyi çok net söylüyorum, bir daha bir daha açmakta fayda var. Biz DEM ile kongremiz bitti, DEM'in eş genel başkanları aradı beni, ayrı ayrı sağ olsunlar. Tebrik ettiler. Bir Eş Genel Başkan da 'Yüz yüze de ziyarete geleceğiz' dedi. Bir süre bekledikten sonra, biraz zaman geçince biz fark ettik ki onların kongresi bizden önce olmuş. Sayın Genel Başkanımız bizim kongre telaşında onları ziyarete gitmemiş. Partilerin birbirine nezaket ziyareti. Ben gittim. Sonra da onlar bize geldi. Kamuoyunun önünde, aşağıda basın toplantımızı da yaptık. Meclis'te gruplar arası bir görüşme gibi değil, gittik ve geldik. Görüşmemizi yaptık. Çünkü siyasi partiler kanuna göre kurulmuş, her bir milletvekili aday olurken temiz kağıdını savcılıktan almış. Bu konuyla ilgili Meclis'te grubunu kurmuş. 6,5 milyon oy almış siyasi parti, biz görüşüyorsak görüşüyoruz diyoruz ve bunu gizlemiyoruz. Hatta şunu söyleyeyim. Bana partiniz de bir şeyle övünme hakkınız olsa, ben derim ki CHP geçen bayram ve ondan önceki bayramlarda tüm siyasi partilerle bayramlaşabilen tek parti. Bu önemli bir şey. Şimdi AKP ve MHP, DEM ile bayramlaşmıyor. İYİ Parti ile de bayramlaşmıyor, MHP filan. Peki DEM ile bayramlaşmıyor da bayramdan önce veya bayramdan sonra Meclis'te arka odada ne oluyor? DEM'in grup başkanvekilleri geliyor, doğal olarak, olması gerektiği gibi AKP grup başkanvekilleri ile bayramlaşıyor, sarılıyorlar. Hatta her hafta geçtiğimiz dönem, benim görev de yaptığı onlarca Meclis başkanvekili ile bayramlaştım. Bizim arka oda var, arka odanın yetkilileri zaman zaman genel başkanlar filan da olur. Şimdi bu sistemde olmuyor, genel kurula girmedikleri için. Özel oturumlarda, 23 Nisan olur, 1 Ekim özel oturumu olur. Arkada genel başkan da çay içer. Şöyle oluyor. HDP Meclis Başkanvekili yönetiyor oturumu, ara veriyor. Grup başkanvekillerini arkaya çağırıyor, zaman yok. Zaten öyle dışarıya çok gidilmez. Usuldendir, âdettendir masa kuruluyor. Masanın başına, bizim dönemimizde Nimetullah Erdoğmuş geçiyor. Şimdi Sırrı Süreyya Önder geçiyor. Yemeği de o ısmarlıyor, parasını da o ödüyor. Yanında MHP'nin, AKP'nin grup başkanvekili oturuyor. Bayramsa sarılıyor, öpüşüyor, ayrılıyorlar. İçeride bunlar oluyor, dışarıda riyakarlık, sahtekarlık oluyor. Biri çıksın desin ki bana, Bekir Bozdağ çıksın desin. AKP'nin herhangi bir grup başkanvekili desin. Biz bayramlaşmıyoruz ya, içeride de sizle bayramlaşmıyoruz desin. El de sıkışıyorlar, öpüşüyorlar da sarılıyorlar da. Haftada 3 akşam birlikte yemek de yiyorlar Meclis'te, arka odada. Kapının önünde poz kesiyorlar. Şimdi CHP mi demleniyor? Bunlar mı demleniyor? Ben DEM Partisi ile siyasi ilişki yürütüyorum, herkesle yürüttüğüm gibi. Bunlar arkada her şeyi yapıyorlar ki bu benim gördüğüm. Bir de görmediğim yerde başka temasları da olabilir. Her partinin her parti ile olabilir. Ama kendi seçmenlerine 'Görüşmüyoruz, konuşmuyoruz' diyorlar. 'Biz onlarla bayramlaşmayız. Onlar terör örgütünün uzantısı, biz onların kanlı ellerini sıkmayız' diyorlar. İçeride el ele, diz dize oturuyorlar. Böyle bir riyakarlık, sahtekarlığı yapıyorlar, yapmıyorlarsa 'Yapmıyoruz' desinler. Buradan söylüyorum. Bu kadar net."

"Bizim ne İyi Parti ne diğer partilerle varılmış bir ittifak anlaşmamız yok"

Özel, kent uzlaşısı tabirine ilişkin şunları söyledi:

"Türkiye ittifakı ile ilgili temas etmek isterdik. Çiçekleri yaptırdık, gittik. Boş döndük. Türkiye ittifakını biz seçmenin vicdanını sandıkta kurmasını bekliyoruz. Bu net. Seçmenin vicdanı sandıkta birleşecek. Biz İYİ Parti ile görüşme yapmak istedik, onlar görüştüler, olmaz dediler. Sonra biraz önce dediğiniz gibi Balıkesir özelinde bir çağrımız oldu, konuşmalar filan oldu ama olmadı. Bizim ne İYİ Parti, ne diğer partilerle varılmış bir ittifak anlaşmamız yok."

Özel, "Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi ile temas oldu mu?" sorusuna ilişkin şöyle konuştu:

"Şöyle oldu mesele, Gelecek Partisi'nin seçim stratejisini açıkladılar. Onlar birçok farklı yerlerde farklı adaylar destekliyorlar. Kendilerine göre tutarlı bir çizgi içindeler. DEVA Partisi birçok yerde kendi adayını gösterdi. Saadet Partisi'nin bazı yerde aday göstermesi bizim lehimize. Bazı yerde göstermese lehimize. Ufak tefek temaslar var ama kurumsal olarak Ankara'da oturup bir masa kurup anlaşmak yerine, Temel Başkanımızla, Sayın Karamollaoğlu ile bir çay sohbeti yaptık. Bizi ziyarete geldiler. O ziyarette de şey dedik, burada bir ittifak olmaz ama yerelde yerel örgütlere yetki verelim. Eğer anlaşabiliyorlarsa, birbirlerine katkı sağlayabilecek ya da birbirlerine zarar vermeyecek. Belli yerlerde belli temaslar, ufak tefek paslaşmalar filan var."

"Hatay'da artık kafa kafaya bir durumdayız"

Özel, Hatay'la ilgili soruyu şöyle yanıtladı:

"Yüksek riski de gördük, orta riskten düşük riske doğru ilerledik şu anda. Yani Hatay'da artık kafa kafaya bir durumdayız. Lütfü Savaş her geçen gün trendini kendi söylediği gibi artırıyor. Kendi umduğu gibi artırıyor."

"Ankara'da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti"

Özel, İstanbul, Ankara, ve İzmir'de seçimde neler olacağına ilişkin soruya şu cevabı verdi:

"Ankara'da, bunu sakın kimse seçmene saygısızlık olarak düşünmesin, o anlamda söylenmiyor ama bu anket firmalarının deyimiyle Ankara'da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Dün Mansur Bey de aynı şeyi söylemiş. Son kararı 31 Mart'ta seçmen verecek. O ne derse o olur. Rekor oyla geliyor. Artık Ankara'da karşı kampanya yürümüyor bile. Mansur bey inanılmaz bir şekilde. 60'ı zorlar denen Mansur Beyin, yarın öbür gün geride kalırsa şey olmasın ama 65-70 arası oya doğru gittiği söyleniyor. Ankara'da yarış büyükşehir belediye meclis çoğunluğunu garanti şekilde sağlayıp, sağlayamama. CHP biliyorsunuz, yıllardır 2'ydi, geçen seçim 3 belediyemiz var. Şu anda 8 belediye, 10 belediye alma noktasında filanız. Ankara'da inanılmaz bir ivmelenme var. Etimesgut, Mamak çok iyi. Gölbaşı çok iyi. Keçiören'de birkaç puan öne geçmiş durumdayız. Mansur Başkanın Beypazarı ilçesi alınıyor filan. Böyle inanılmaz şeyler var. Polatlı Belediye Başkanı bize geçmişti, adaylaştırdık. İstanbul'da da herkes bildiği için.

"İstanbul, Ankara, İzmir'de risk görünmüyor"

KONDA'nın anketi ki, Bekir Ağırdır'ın. En yanılmaz firmalardan biri olarak itibarlı firmadır. 7 puan önde. İstanbul, Ankara, İzmir'de risk görünmüyor.

İzmir'de şöyle bir şey var. Büyük bir değişim ateşi yaktık İzmir'de. İzmir'de bunu hep söylemek istiyorum. Hatta size bakarak anlatayım. Cumhuriyet tarihi boyunca İzmir'deki kadın belediye başkanı sayısı 6. 3'ü de bu dönem. Selçuk, Karaburun ve Fatma Çalkaya çok sevdiğimiz başkanımız. Son 5 yıla kadar 3 tane olmuş, son 5 yılda da 3 tane. Bu dönemde seçilecek yerden 9 adayımız var. 20 bin, 30 bin nüfuslu ilçelerde değil İzmir'in 4 büyük ilçesinin üçünde. Karşıyaka, Konak, Karabağlar'da kadın aday gösterdik. Toplam 9 kadın aday gösterdik. Bu 9 kadın aday çok büyük metropollerde var. Geleceğin İzmir'den kadın yerel yöneticilerini, büyükşehir belediye başkanını, ileride iktidarımızın kadın bakanlarını yetiştirdiğimiz çok kuvvetli CV'lerin olduğu bir yer. İzmir'de 40 yaş altında 12 belediye başkan adayı var. Bugün Kartal'daydık, 32 yaşında seçtiğimiz Gökhan Yüksel bugün ikinci kez aday. Ama İstanbul Tuzla'da 31 yaşında, Avcılar'da 32 yaşında. Caner Caykara ve Eren Ali Bingöl arkadaşlarım adaylar. Bir ara CHP şöyle bir şeye düştü. 35 yaşında birini aday yapmak istiyorsun, tecrübesiz yapamaz. Yahu Deniz Baykal 34 yaşında milletvekili, 35 yaşında Maliye Bakanı. Ahmet Taner Kışlalı, 38 yaşında Kültür Bakanı. Bülent Ecevit, 35 yaşında Çalışma Bakanı. Baykal sonra Enerji, Tabi Kaynaklar Bakanı. İkinci bakanlığında bütün madenleri kamulaştırıyor. Ali Topuz ve Önder Sav 34 yaşında bakan. CHP, 1970'lerde bunu yapmış. Bugün geldiğimizde CHP'nin kadınları ve gençleri. Aday gösteriyorsun, 35 yaşında yapamaz, çok tecrübesiz. O yüzden buna inat, İzmir benim 10 yaşından beri yatılı okuduğum, üniversiteyi okuduğum, askerliğimi yaptığım şehir olarak İzmir'de büyük bir değim ateşi yaktık.

"İzmir'de benim gönlümden bir büyük rekor geçiyor"

İzmir'deki önceki dönem başkanlar başka bölgelerde olsalar belki çok geçer not alabilecekken, İzmir'in seçmenin notu kıt. CHP'den beklentisi büyük. Şehircilikle ilgili beklentileri büyük. O yüzden İzmir'de bir büyük değişim yaptık ve ben İzmir'de şöyle. Geçen seçimde İYİ Parti vardı, iddialı adayları vardı. DEM Parti'nin adayı yoktu. Şimdi adayları var. Birçok ilçede adayları var. Kaçınılmaz olarak bir oy kaybı olabilir ama o kadarlık oy kaybı beklemiyoruz. İzmir'de benim gönlümden bir büyük rekor geçiyor. İlçe belediye sayısı açısından. Keşke 30'da 30. 30'da 28 olsa. 30'da 26 olsa. Ama baya iyi bir noktaya geleceğimizi görüyorum. İzmir'de büyükşehirde de her geçen gün ivmelendik. Farkı açıyoruz. Zaten İzmirli CHP'ye hep sahip çıkıyor ama bu sefer İzmir'in sokağında şu var. İtirazlarımız, beklentilerimiz duyuldu. İzmir belediye başkan adayım 30, toplam bildikleri yabancı dil sayısı 42. İzmir'i bambaşka bir kent haline getirecek bir müthiş ekip. CV'leri ile, sivil toplumdan geliyorlar, yüksek lisansları şehircilik. Bir bütün ekip olarak da sadece kendi ilçelerinde değil. Büyükşehrin orkestrasyonu ile. Sürdürülebilir kalkınmada Türkiye'nin bir numaralı belediyesi Karşıyaka Belediyesiydi, sürdürülebilir belediyecilik uygulamalarında. Tam da İzmir Büyükşehir'in buna ihtiyacı var. İzmir'de bu dönem hem seçimde hem de yönetimde 5 yıl boyunca devrim yapacağız. İzmir beklediği atılımı bu dönem gerçekleştirecek."

"Ekrem başkan beni aradı, Tunç başkanın aradığını, birlikte çalışmak istediğini söyledi"

Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na destek olmak için İstanbul'a gitmesine ve ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay'ın açıklamalarına ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

"CHP, Jandarma Komando Tugay'ı değil. Bu parti çok sesli bir parti. Herkes partiye zarar vermediği sürece istediğini söyleyebilir. Geçen hafta Ekrem başkan beni aradı, Tunç başkanın (Soyer) aradığını, gelip bir gün birlikte çalışmak istediğini söyledi. Peki 'İzmir'de çalışıyor, bir mahsuru olur mu' dedi. 'Bir mahsuru olmaz, İzmir'de de çalışacak inşallah' dedim. Serzeniş haklı. Soyer bir önceki başkan Aziz Kocaoğlu'nun yerine geldi. Aziz Kocaoğlu aday gösterilmedi, Soyer için topuyla tüfeğiyle çalıştı. Hepimiz çalıştık. Geçen sefer Tunç Soyer'in adaylığını ben destekledim. Bu sefer kendisinin adaylaşmamasının gerekçesi olan anketi de kendisiyle paylaştım. Kendisine uluslararası bir görev teklif ettim. Kabul edemeyeceğini söyledi ve şimdi İstanbul'da. Bu aşamada İzmir'de Tunç Başkan'dan beklenen bütün gücüyle Cemil başkan ve partisi için çalışmasıdır. Onu yapmadan İstanbul'a gelmenin İstanbul'da kapılar açık, gelebilir ama İzmir'de de üstüne düşeni yapmalı, öbür türlüsü doğru olmaz. Partililik kimliğiyle bağdaşmaz."

Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın isimlerin seçimlerde aday gösterilmediği iddiasına ilişkin soruya şu cevabı verdi:

"Ben kimseyi 'değişimci' diye ödüllendirmedim. 'Değişimci' değil diye de cezalandırmadım"

"Bu söz edenlerin kendi adaylaşmamalarına buldukları bahane ve yanıltıcı bir iletişim. Çok net. Ahmet Akın, Kemal Bey'in Genel Başkan Yardımcısı ve en baş destekçisi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Kemal Bey'in en büyük destekçisi. Adana, Zeydan Başkan kurultayı bana zindan eden kişi. Mersin. Ben 1 tane oy almadım Mersin'den. Aydın. Gittiğimde delegelerle dahi görüşememiştim. İki oy aldım herhalde. Ama Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız aday. Antalya aday. Hangi birini sayayım. Hepsi aday gösterildi. Şöyle bir kural var mı? 'Kemal Bey'i destekleyen herkes yeniden aday gösterilecek. Gösterilmezse ben Kemal Bey'in yanındayım diye.' Bu bana da haksızlık, Kemal Bey'e de. Böyle bir şey olmaz. Partiye de haksızlık. Ekrem Başkan dışında kim vardı? Mansur Başkan dahi Kemal Bey'e imza vermişti. Ekrem Başkan dışında hangi büyükşehir belediyesi beni destekliyordu da… Tamamına yakınını adaylaştırdık. O bana sorulacak soru değil. Ben kimseyi 'değişimci' diye ödüllendirmedim. 'Değişimci' değil diye de cezalandırmadım."

"Benim özel kalemim, avukatım, en yakın arkadaşım Veli Ağbaba alevi"

Özel, "Kemal Kılıçdaroğlu'nun kaybetmesinin ardından Alevi yurttaşlardan kopuş var mı?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Alevi yurttaşlardan aldığım alkışı Sünni yurttaşlardan alamıyorum. Alevilerin coşkusu her zaman Sünni seçmenden fazla. İnanılmaz bir coşku var. Gittiğim her yerde Alevilerle aram çok iyidir. Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, benim de avukatım, hepimizin çok sevdiği 31 yaşındaki genç bir arkadaşımız. İnanılmaz liyakatli ve Alevi. Benim özel kalemim, avukatım, en yakın arkadaşım Veli Ağbaba Alevi. Bizim partide böyle şeyler yoktu. Çok berbat bir grup var. Bu grubun içinde gerçek kişiler de var. Bu grubun içindeki gerçek kişilerin en büyük zararı Kemal Kılıçdaroğlu'na. Abuk sabuk paylaşımlar. Yok Alevilere şunu, bunu yaptılar. Çok fena, şuursuz şeyler var. Alevilere saldıranlar var. Her biri birbirinden berbat."

İmamoğlu'nun "Burcu Köksal" çıkışına

Özel, Afyon Belediye Başkan adayı Burcu Köksal ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında yaşananlara ilişkin şöyle konuştu:

"Genel başkan belli bir sözü söylediğinde o iş orada biter. Ben Burcu Köksal'ı bu sürecin sonunda partiden kaybederek ki Afyon'da seçimi alıyor, almaya doğru gidiyor. Esas telaş, ona sürekli saldırmaları o yüzden. Benim tarafları dinlemem, tansiyonu yönetmemi düzeltme yapılacaksa yaptırmam Burcu Hanım da bir düzeltme yaptı. Bu da bir süreç. Bu süreçler iyi yönetilmesin diye gayret edenler de vardı. Burcu Köksal'la telefonda konuştum. 'Böyle bir laf çıkmış. Ben aşağıdaydım, o gürültü içinde duymadım. Bunu düzeltebilir miyiz' dedim. Ben düzelttim. Bu ifadenin doğrusu budur diye.

"Ahmet Türk de 'Ekrem başkanla genel başkanın tavrı sorunu çözdü' dedi"

O (Burcu Köksal) beni düzeltmedi. Algıyla olgu yer değiştirdi. Ben Burcu'nun kullandığı cümleyi siyaseten sorunlu, hatalı buluyorum. O dedi ki ki bana 'eş başkan', 'Bu belediyeyi DEM Parti'yle yöneteceksin' diyorlardı. 'Ben de ne DEM ile ne HÜDAPAR'la yönetmeyeceğim' diyordum. Bunu ifade etmek için 'Ben belediyenin kapıları DEM hariç herkese açık' dedim. Ben DEM Parti'yi kastettim, diyor. Bu bir ayrımcılığa varabilecek bir söylem. Hızlı bir şekilde ben düzelttim. Burcu Köksal, milliyetçi hassasiyetleri yüksek bir arkadaşımız. 'DEM Parti ile yöneteceksiniz' lafından kurtulabilmek için yaptığı bir iş. Olmadık yerlere gitti. Süreci sakin ve doğru bir şekilde yönettik. Ekrem başkanla birkaç kez konuştuk. İBB, Kürtlerin de belediyesi. Kürtlerin de oy vererek seçtirdiği ve Kürt seçmenin memnun olduğu bir belediye başkanı. Keza Mersin ve Adana öyle. Birçok ilde Kürt seçmenin desteği kritik. Bugün Ahmet Türk de 'Ekrem başkanla genel başkanın tavrı sorunu çözdü' dedi. Ben de Ahmet Türk gibi bir kanaat önderinden bunu duymuş olmaktan memnumum."

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.