logo
08 NİSAN 2026

Özgür Özel Trabzon'da konuştu: Aramızda kalsın kimseye söylemeyin, anketlerde öndeyiz

CHP Lideri Özgür Özel, Trabzon halk buluşmasında yaptığı konuşmada, Trabzon'u kazanacaklarını belirterek, “31 Mart’ta, aramızda kalsın kimseye söylemeyin, anketlerde öndeyiz.” dedi.

20.03.2024 15:58:00
Haber Merkezi
Özgür Özel Trabzon'da konuştu: Aramızda kalsın kimseye söylemeyin, anketlerde öndeyiz
Özgür Özel Trabzon'da konuştu: Aramızda kalsın kimseye söylemeyin, anketlerde öndeyiz
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon'da halk buluşmasına katıldı.

Özel, burada yaptığı konuşmada, "Şimdi Trabzon'da konuşacağım da gözüm birini arıyor. O biri olmadan konuşamayacağım. Bana emeği çok, Trabzon'a emeği çok. Ben o olmadan burada konuşamayacağım. Volkan ağabeyimiz yeni milletvekili olduğumda birlikte görev yaptığımız, memleketini seven, Trabzon'u seven. Trabzon'daki en ufak sorun için gecesini gündüzüne katan, biz gençlere de siyaseten çok örnek olmuş, altın kalpli, koca yürekli bir insandır. Bugün onu yanımızda görmek benim için en büyük mutluluk. Trabzon'dayız. Adaylarımız var ve bizi çok seven insanlarla birlikteyiz. Böyle bir günde, bu meydanda, Ramazan mübarek gün sizlerle birlikteyiz. Ramazanınız mübarek olsun, tutulan oruçlar kabul olsun" dedi.

"ÇAYDA KARTELLEŞME TEHLİKESİ"

Özel, "Biz çayın, fındığın, emeğin, balıkçılığın en yoğun olduğu, insanlarının alnının terini çay bahçesine, fındık bahçesine, alnının terinin tuzunu Karadeniz'in tuzuna karıştıran, oradan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun çocuğunun rızkını kazanan, haram ve yalandan korkan, kalbinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan güzel Trabzon'un yiğit ve mert insanları ile beraberiz. Çay üretimi dediğiniz Trabzon'da maalesef tütün de gittikten sonra çok çok önemli bir noktaya geldi. Geçtiğimiz yıllarda çay üreticisinin sorunları ile ilgili bütün milletvekillerimiz ayrı ayrı emek verdiler. Gayret sarf ettiler. Ancak geçen sene bir çay kanunu teklifi geldi. Tüylerimiz diken diken oldu. Çay-Kur'u özelleştirmek, ortadan kaldırmak, çay üreticisini büyük kartellerin emrine sokmak, adeta onların emeklerini sömürüp onları birer basit işçi haline getirmek istiyorlardı. Biz buna direndik, itiraz ettik. Artvin Milletvekilimiz Uğur Bayraktutan, İstanbul Milletvekilimiz Rizeli Mehmet Bekaroğlu, sevgili Ahmet Kaya ve Giresun Milletvekili Necati Tığlı bir çalışma yaptılar. Dört dörtlük bir çay kanunu hazırladılar. Meclis'e teklif ettiler. Bizim önerimizde öncelikle Çay-Kur'daki 6 ay çalışıp, 6 ay çalışamayan ancak verilen her işi yapmaya razı ama çocuklarına güvence isteyen Çay-Kur işçilerine kadro verilmesini teklif ediyorduk. Teklifimiz bekliyor" ifadelerini kullandı.

Özel, şunları söyledi:

"MEVSİMLİK İŞÇİLERE KADRO"

"Biz mevsimlik işçilere kadro istiyoruz. Çaydaki en büyük sıkıntı taban fiyat uygulamasının olmaması. Devletin ilan ettiği çay fiyatının, Çay-Kur'un fiyatının tüm özel sektör için taban fiyat olmasını, bunun dışında alışveriş yapmanın yasaklanmasını, cezai müeyyidesinin olmasını talep ediyoruz. Ayrıca organik çay için baştan fiyat ilan edilmesini bekliyoruz. Çay üreticisi nasıl eczanede devlete ilaç veren, parasını hangi bankadan alacağına karar verdiğinde promosyon alıyorsa, çay üreticisine de banka seçme hakkı ve promosyon hakkı istiyoruz. Çay üreticisini gözümüz gibi biliyoruz. Gözümüzden sakınıyoruz. Arkasında duruyoruz. Geçen sene 11 lira fiyat, 30 kuruş primle 11 lira 30 kuruş fiyatın bugünkü halini gördüğünüzde 4 liralık mazot önce 19 lira oldu, seçimlerde verin oyu düşüreceğim mazotu, doları, hayat pahalılığını düşüreceğim dediler. Ama şimdi mazot 43 lira oldu. 11 liralık çay fiyatı geçen seneden bu seneye hakkaniyetli oranla olursa 25 lira olmalıdır. O 25 lira da taban fiyat olmalıdır."

"FINDIK'TA 4 DOLARIN ARKASINDAYIZ"

"Fındığa gelince, dünya pazarı çıkmış. 70 ila 130 milyar dolara. Yüzde 70'ini biz üretiyoruz ancak dünya devi şirketler bizimle kedinin yumakla oynadığı gibi oynuyorlar. Fındık meselesinde çok akılcı bir projeye fındık üreticisinin birliklerinin güçlendirilmesine, uluslararası tekillerin üzerimizde oynanan oyunların kırılmasına, mazot ve ürün desteğine, 4 dolarlık kritik eşiğin altına inilmemesine, 4 doların altında fındığa işlem yapılmasına en sert tedbirlerin alınmasına ihtiyaç vardır. Trabzon fındık demektir, fındığa verilecek para sadece bahçenin sahibine değil kentin esnafına, kentin ekonomisine, Trabzon'a yapılacak katkıdır. Fındıkta 4 dolarlık fiyatın arkasındayız, sonuna katar takipçisiyiz."

"TRABZON EMEKLİ KENTİ"

"Tabi Trabzon bir yandan emekli kenti. Trabzon'daki emekli sayısı inanılmaz bir noktaya ulaştı. Ben bundan 1,5 ay önce meydanlara ilk çıktığımda emeklilerle ilgili ilk konuşmaya başladığımızda, kimse emeklinin sesini duymuyor, sesini dinlemiyordu. O gün bir çağrı yaptım. Ben 2 emekli öğretmenin evladıyım. Emeklilerin ne çektiğini bilirim. Dedim ki emekliler, ses yükseltmeye var mısınız? Benimle birlikte olmaya, meydanlara koşmaya var mısınız? O gün yaptığımız çağrı her geçen gün bir adım ileriye gitti. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarımıza. Her gün yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerimizi. Çoğaldık, çoğaldık. Şimdi Trabzon meydanına hep beraber bakıyoruz. Emekliler el kaldırsın. Emekliler elini kaldırsın. İşte emekliler burada haklarını arıyor, seslerini duyurmaya geldiler. Emekliler sesimizi duyuracak mıyız? Hep beraber hakkımızı alacak mıyız?"

"YETER Kİ EMEKLİ HAKKINI ALSIN"

"Şimdi bir kez de Trabzon'dan bu çok kritik ve çok çarpıcı bilgileri paylaşalım. 3 Kasım 2002 iktidara geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret. Doğru mu? 1,5 asgari ücret hiç size dokunmasalar, düzeninizi bozmasalar, hiç size ilişmeseler 1,5 asgari ücret bugün 26 bin lira. Ama bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira. O 10 bin lira bakın nereden nereye gelmiş. 3 Kasım 2002'de emekli en düşük emekli maaşını çekse, şuradaki kuyumcuya gitse, 8 tane çeyrek altın alıyor. 8 çeyrek altın. Bugün 10 bin lirayı alın aynı kuyumcuya gidin, 2,5 çeyrek altın alıyor. Şimdi teyzem, Müşerref Teyze bir tane çeyrek altını kuyumcudan alsa, çantama katıyorum deyip düşürse, eve gitse bir baksa altın yok. Müşerref Teyzem döner arar durur. Ben nerede kaybettim bu altını diye. Bakın emekliler müşerref teyzem tek başına değil. Bir emekli değil tüm emekliler. Bir seferlik değil her ay. Bir çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın kaybettiler. Kaybetmeye de devam ediyorlar. Müşerref Teyze düşürdüğü altını nerede kaybettiyse orada arıyor. Doğru mu? 5,5 çeyrek altını nerede kaybettik, bir seçim sandığında kaybettik. Kaybettiğimizi gelen ilk seçim sandığında orada arayacağız. Çünkü ses çıkarmazsan şöyle diyorlar, yahu emekliye durumu kötü diyor ama hatta diyor ki Özgür Efendi çıkmış, emeklileri kışkırtıyor. Sen 26 bin liralık maaşı 10 bin lira yap, 8 çeyrek altını 2,5 çeyrek altına indir. Fileyi boşalt. Buzdolabını boşalt. Sonra Özgür Özel emeklileri kışkırtıyor. Vallahi kışkırtmaya da varım, yollara dökemeye de varım. Yeter ki siz hakkınızı alın. Şimdi bir hesap da şu."

"18 KİLO KIYMA EKSİLMİŞ"

"Bir başka hesap var. Biz bundan tam 9 yıl önce 2015 yılında Genel Başkanımız Kemal Bey dedi ki emeklilere birer maaş ikramiye. Dediler ki veremezsiniz. 7 Haziran'da çoğunluğu kaybettiler, 1 Kasım seçimlerine giderken dediler ki biz de vereceğiz. 3 sene kulaklarının üstüne yattılar. Yani 3 Ramazan, 3 kurban, 6 ikramiyeyi söz verdikleri halde vermediler. Sonra 2018'de seçim gelirken bin lira yatırdılar. Biz dedik ki bir maaş olacaktı, bin lira yetmez. Bakın bizim beğenmediğimiz bin lira o gün 24 kilo kıyma alıyormuş. Şimdi bayram ikramiyesi 3 bin lira, 2 Nisan'da yatıracağım diyor. Al 3 bin lirayı. Git kasaba 6 kilo kıyma alıyor. Sizin 30 Ramazan sofranızdan, 30 iftar, 30 sahur. Gelen bayram sofranızdan, dolabınızdan mutfağınızdan, çoluğun çocuğun torunun kursağından sadece 6 senede 18 kilo kıyma eksilmiş. Git bugün 1 kilo kıyma iste kim kime veriyor? Kim kime alabiliyor? 18 kilo kıyma. Yani emekliye yapılan bu zülüm başka kimseye yapılmıyor. O yüzden isyanımız, itirazımız büyük."

100 KİLO HAMSİ ERİDİ

"Bütün şehirleri geziyoruz, o şehirlerle ilgili hesaplar yapıyoruz. Örneğin şimdi sizin burada en düşük emekli maaşı geçen sene 300 kilo hamsi alıyormuş. Bu sene en düşük emekli maaşı 200 kilo hamsi alıyor. Hamsinin kasası kaç kilo? 20 kilo. Geçen sene en düşük emekli maaşı 15 kasa hamsi alıyormuş, bu sene 10 kasa hamsi alıyor. Hesap ortada. Emeklinin hesabı. Altına da vurursan, kıymaya da vurursan, hamsiye de vurursan, ha orada iki uşak var. Onlar de simide vuralım diyor. Simide de vurursan emeklinin maaşı erimiş gitmiş. Trabzon'da kiralar yüzde 100 arttı. Ortalama kira 11 bin lira. Zaten aşağıdan bağırıyordu, 10 bin liraya kiralık ev kalmadı diye. Ortalama kira 11 bin lira. Konut almaya kalktığında 3 milyon lira, taksiti de 100 bin lira. Bu vatandaş nasıl başını bir eve soksun? Çaya dedi ki 7,5 lira teyzelerimin hepsi itiraz etti. 10 diyorlar, 10 lira. Şimdi birazdan kendisinden bahsedeceğim ama Ahmet Kaya dedi ki çay her yerde 10 lira, meydanda 15 lira, 20 lira. Bazı mekanlarda 25 lira. Dedi ki emekli o meydana ancak böyle kuru kuru mitinge geliyor. Ya da oturuyor, millet yiyor içiyor emekli orada oturuyor. Dedim ki Ahmet gel, Trabzonlulara bir müjde verelim. Aklımıza yattı. Bakın en önemli vaadi ben söylüyorum. Seçimden sonra da hemen gelip bakacağım."

"BİLETLER YÜZDE 60 ZAMLANDI"

"Bu meydana emekliler çay bahçesi yapacak 1,5 liraya çay satacak. Trabzon emekliler çay bahçesi, 3 tane kazanı koyacak. 1,5 liraya çay satacak. Emekli kartını, nüfus cüzdanını gösterene 1,5 liraya çay vereceğiz burada söz veriyoruz. Şimdi tabi meselenin bayram geliyor, bir de otobüs bileti fiyatı var. Maşallah Trabzon kadar Trabzonlu İstanbul'da var. Türkiye'nin dört bir yanında var. Öğrencilerimiz var. Çalışanımız var. Gelin gitmiş var. Oraya gidip evlenmiş, iş bulmuş gençler var. Buraya dönmek istiyorlar. Bayramlaşmak istiyorlar. Bayram üstü bir baktık. Otobüs biletleri yüzde 60 zamlanmış. Bayrama kestir deyince 600-700 liralık biletler bin lira, bin 100 lira olmuş. Beş kişilik bir aile İstanbul'dan Trabzon'a gelse, burada anasının babasının yanında bayram geçirse, gitse. Sadece 15 bin lira. Neredeyse bir asgari ücret yol parasına gidip geliyor. Bu konuya da hızla bir çözüm bulmak gerekiyor. Seyahat özgürlüğü Anayasal bir özgürlüktür. Ekonomik krizle artık insanların seyahat özgürlüğü de kısıtlanıyor. Bunu da görüyoruz. Bunu da dile getiriyoruz. İtiraz ediyoruz."

"İNSAN İLİŞKİLERİ KUVVETLİ"

"Şimdi sözü getirelim Ahmet'e. Bakın 27'nici dönemde ben grup başkanvekiliyim. 2012'de geldim. Merkez ilçe başkanımızdı. Hep iletişim halinde olduk. Günü geldi milletvekili oldu 2018'de. Meclis'te her fırsatta Trabzon'un ilçelerinin sorunlarını bir dakika ile konuştu. Bizden söz istedi, gitti kürsüde konuştu. Her şeyi konuştu, Trabzon'u konuştu. Trabzonspor'u konuştu. İlçeleri, yoksulluğu, çayı, fındığı, ne dert varsa konuştu. Hatta bir gün bakanlar konuşuyor, geldi yanıma dedi ki başkanım, bunların bugüne kadar Atatürk'ümüzün yaptıklarını bir yollayım. Bir de bunların sattıklarını yollayım. Dedim ki Ahmet ya atamazsan. Dedi ki başkanım ben eski sporcuyum, niyetlendim mi yaparım. Hadi Ahmet dedim, Atatürk'ün yaptıklarını bir yolladı, fır diye gitti. Bir de bu tarafa sattıklarını yolladı. Daha valla AKP o golü çıkaramadı. Şimdi ben hep Ahmet'e baktığımda iyi bir milletvekili, çalışkan bir kardeşimiz. Ama böyle icraatçı bir yanı var. İnsan ilişkileri kuvvetli. İnşallah Ahmet, 31 Mart'ta, aramızda kalsın kimseye söylemeyin, anketlerde öndeyiz. Ahmet kardeşim 31 Mart'ta geldiğinde biliyorsunuz bu Ahmet kardeşimin bir kere geçmiş bilgisi, tecrübesi, birikimiyle Volkan abisi yanı başında bir eli onun omzunda. Ahmet'in öbür omzunda da bir el var. Onu da biliyorsunuz. Selamını aldınız il başkanından. Ekrem İmamoğlu olacak. Özgür nerede olacak, Genel Başkanı. Tam arkasında. Ahmet ne istiyorsa onu yapacağız."

"EKREM BAŞKAN 10 METRO BİRDEN YAPIYOR"

"Trabzon'da yeni bir hikaye yazacağız. Trabzonlular, Ekrem İmamoğlu'nu seviyor musunuz? O da burayı seviyor, buraya katkı sağlamak istiyor. İstanbul Büyükşehir, Tonya Belediyesi'ne okul yaptı ve teslim etti. Çarşı başına beton yol yaptı, camilere yardım yaptı. Yomra'ya İYİ Partili belediye, ittifak ortağımız. Hürriyet Parkı yaptı, kent mobilyaları yaptı. Beşikdüzü'ne kütüphane yaptı. Yomra'ya ayrıca spor anıtı yaptı. Şimdi Ortahisar'a bir şey yapmak için kardeş belediyecilik protokolü yapmamız lazım. Eğer Ahmet Ortahisar Belediye Başkanı olsun, Ekrem İmamoğlu buraya yağdıracak inşallah. Yağdıracak. Kardeş belediyecilik protokolü ile burada bambaşka bir hikaye yazacağız. Trabzon'a inanılmaz hizmetler yapacağız. Şuna emin olun çok uzun süredir, burayı çantada keklik görenlerin, hizmet etmeden o yalanların, o isteyenlerin bu seçimde bütün hesapları bozulacak. İstanbul'da yaptığım, geçmişte Trabzon'da da konuştuk. AKP'lilere soruyorum buradan, Trabzon'dan meydandan soruyorum. Ekrem İmamoğlu İstanbul'da büyükşehirdeyken, AKP'nin Trabzon'da kaç milletvekili var. 4. Peki kaç Trabzonlu bakan vardı, 4 ve etti 8. Ortahisar kimde, AKP'de ve 9. Büyükşehir kimde, AKP'de ve 10. 10 tane AKP'li Trabzon'a bir hafif raylı sistem yapamadı, bir tane Trabzonlu İstanbul'a 10 tane metro yapıyor. 10 tane AKP'li bir metro yapmadı, bir hafif raylı sistem yapmamış buraya. Ekrem Başkan orada 10 metroyu birden yapıyor, 65 mi yapmış, kilometresi mi başkaymış onu tartışıyorlar. 10 metroyu birden."

"FEVKALADE TİTİZ VE ÇALIŞKAN"

"Ahmet bir mühendis, onun uyumlu çalışacağı ve bir de büyükşehre ihtiyacımız var. Orada da bir başka mühendis, başka başarılı insan Hasan Süha Saral var. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden mezun elektronik mühendisi. Türkiye Elektrik Kurumu'nda uzun yıllar çalıştı, Enerji Bakanlığında çalıştı ve bir de TÜBİTAK'ta çok önemli bir görev yaptı. Millileştirme projelerinde çalıştı. Hani diyorlar ya al sana yerli ve milli aday. Trabzon'un evladı, zeki, çalışkan ve dürüst. Ona bir işi verdiğinde arkanı dön ve git. Fevkalade titiz ve fevkalade çalışkan. Şimdi Ahmet ile el ele bu memlekete hizmet etmeye geliyorlar. Onlara bakınca ben Trabzon'u ayağa kaldıracak muhteşem bir ikili görüyorum. Onlara bakınca ben yüreği kıpır kıpır, iki çalışkan mühendis görüyorum. Onlara bakınca ben iki milliyetçi, iki Atatürkçü, iki vatansever, iki Trabzonlu güzel insanı görüyorum. Trabzon onlara sahip çıkacak, onlar da Trabzon'a sahip çıkacak. Hep birlikte ikisinin de sonuna kadar arkasında duracağız."

"TÜRKİYE KAZANACAK"

"Son sözümüz şu olsun. Bir tarafta Cumhur İttifakı var. Ramazan mübarek gün söyledikleri sözleri söylemem ama hakaret ediyorlar, iftira ediyorlar, kötü söz söylüyorlar. Hatta küfrediyorlar. Ama biz başka bir yerdeyiz. Biz umudun, sevginin ittifakıyız. Biz kardeşliğin ittifakıyız. Ötekileştirenlere inat biz kucaklaştırıyoruz. Şeytanlaştıranlara inat kardeşleştiriyoruz. Hep birlikte bir yola çıktık. Bu seçimde onların tarif ettikleri ittifakı biz meydanlarda yapıyoruz. Vicdanlarda yapıyoruz. Elbette ittifakımızda aslan sosyal demokratlar var. Ama ittifakımızda milliyetçi demokratlar var. Ahmet'i de çok seven Ahmet'in de çok saygı duyduğu ülkücü kardeşlerimiz bu ittifakın içinde var. İYİ Partili güzel insanlar, iyi insanlar var. Artık yalandan ve haramdan korkan, artık bunlardan uzak duran muhafazakar demokratlar var. Trabzon'un bütün demokratları, Trabzon ittifakında var. Türkiye'nin bütün demokratları Türkiye ittifakında var. Türkiye ittifakı, gücünü milletimizden alıyor. Renklerini bayrağımızdan ay yıldızlı al bayrağımızdan alıyor. Ay yıldızlı al bayrak göndere çekilirken, milli takım gol atınca kim seviniyorsa Türkiye ittifakındadır. Filenin sultanları, dünya şampiyonu olunca ay yıldızlı al bayrak yükselirken, İstiklal Marşı okunurken, filenin sultanları ile birlikte kim ağlıyorsa, kim gözyaşı döküyorsa Türkiye ittifakındadır. Gücünü milletten, rengini bayraktan alır Türkiye ittifakı. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Ahmet kazanacak, Hasan Başkan kazanacak Trabzon kazanacak. Türkiye ittifakı kazanacak, Türkiye kazanacak."

Temelde çarpışan inançlardır

Muhterem Hocam! Tarihten bugüne milletler arasında kargalar hep süregelmiştir: Bu kavgaların menşei nedir ve bu kavgalar biter mi?

08.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Temelde çarpışan inançlardır
Temelde çarpışan inançlardır
Muhterem Hocam! Tarihten bugüne milletler arasında kargalar hep süregelmiştir: Bu kavgaların menşei nedir ve bu kavgalar biter mi?

"Kabul etsek de etmesek de kavgaların temelinde yatan asıl ölçü inançtır, dindir. Bunu siz yok edemezsiniz. Sen yok edersen silinen sen olursun.

Şu anda dikkat ederseniz ille de Avrupa Birliği'nde olmak isteyen bizlerden bir takım tavizler istiyorlar.



Ama kendilerinden hiçbir şey vermiyorlar. "Benim gibi olursan, benimle beraber varsın" diyor. "Seni, olduğun gibi kabul ediyorum" demiyor. O halde, açık ve net konuşuyorum, böyle bir birliktelik bize lazım değildir.

Saraybosna



Hatırlarsanız son Bosna savaşında NATO gücü geldi, bu bölgeye asker koydu. Srebrenica'ya asker koydu. Srebrenica'daki askerler Hollandalıydı. Sırplar geldiler ve dediler ki; "Biz burada birtakım icraatlar da bulunacağız. Siz de ses çıkartmayacaksınız."

Bunu NATO'ya söyledi. 8 bin insanı diri diri toprağa gömdüler. Adamların sesi çıkmadı. Bunlar müseccel olaylar. Parçası, bu kadar büyük bir zulmü bu derece himaye eden, koruyan topluluğun acaba bütünü ondan farklı mıdır? Değildir. O halde burada mücadele eden akaitlerdir, inançlardır.

Kıbrıs

Her zaman ifade etmeye çalışıyorum. l974'te Kıbrıs çıkarmamızda, orada Türklerin zulme uğradığını bilmeyen Batılı hiçbir devlet yoktu. Hepsi, "zulmediliyor, yanlış işler yapılıyor, Rumların yaptıkları insanlığa sığmaz" diyordu.

Bunu diyenlerin başında Amerikalılar da, Batının tamamı da vardı. Bu nereye kadar devam etti. Türk askeri, Kıbrıs'a çıkana kadar. Bu çıkarma olduktan sonra neticesi o kadar enteresan oldu ki hepsi birden bize sırtını çevirdi. Niye? Kıbrıs'a asker çıkardığımız için. Peki, sen, "Rumlar yanlış yapıyor" demiyor muydun? Diyordun.

Şimdi şu çelişkiye bakın. Bir yandan; Rum yanlış yapıyor, masum, savunmasız kadınları, çocukları katlediyor diyorsun ve bütün bunlara mani olmuyorsun, bir yandan da benim yaptığım insani hareketin yanında bulunmuyorsun.

Neden?



Çünkü Yunan, Rumlar, Batının şımarık çocuğu olduğundan, mutlaka onun yanında olacaktır. Sen, yüzde bin değil, yüzde elli bin de haklı olsan senin yanında olmayacaktır.

Şimdi sanki o insanlar gitmiş, yerine çok farklı insanlar gelmiş havası estiriliyor. Nasıl bizim aydınımız, bizim siyasimiz bunu düşünebilir, böyle bir gafletin içinde nasıl bulunabilir?

Şunu asla unutmayalım

Şunu asla unutmayalım. Eğer bir milletin idarecileri, bürokratları, aydınları, yaptıkları hareketlerin mahiyetini bilmezse, o millet yok olmaya mahkumdur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bölmek isteyenler, bir yandan da yaptıklarının hak dava olduğunu dünyaya ilan ediyorlar. Şimdi sen gel de; "Toplumlardaki hakim güç akaitler, itikatlar değildir" de.

Bu, kendi nefsini kandırmaktan başka bir şey olmaz. Toplumlar, kendi akaitlerini, inançlarını devam ettirebilmek için, siyasi, iktisadi, hukuki ve de fiili savaşlarda o inançların etrafında olurlar. Hiç kimse bunun aksini savunmaya kalkışmasın." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri)

Elazığ şehidini son yolculuğuna uğurladı

İstanbul'da Kuzey Marmara Otoyolu'ndaki kazada şehit olan polis memuru Seçkin Yalçın, memleketi Elazığ'da düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı

07.04.2026 14:06:00
İhlas Haber Ajansı
Elazığ şehidini son yolculuğuna uğurladı
Elazığ şehidini son yolculuğuna uğurladı
Şehit polis memuru Seçkin Yalçın'ın naaşı İstanbul'da düzenlenen törenin ardından dün memleketi Elazığ'a getirildi. Elazığ Havalimanı'nda düzenlenen karşılamanın ardından şehidin naaşı İmam-Azam Camisi'ne götürüldü. Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından meslektaşları tarafından omuzlara alınan şehidin naaşı, cenaze aracına konuldu. Geçidin ardından Keban ilçesine bağlı Akçatepe köyüne götürülen Yalçın, göz yaşları içerisinde son yolculuğuna uğurlandı.

Törene, Vali Numan Hatipoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Cumhuriyet Başsavcısı Aşkın Yeğin, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Alpaslan Doğan, İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel, şehidin yakınları, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Adalet Bakanı çarpıcı rakamları açıkladı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Mart ayında, uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumara yönelik 729 operasyon düzenlendiğini, 9 bin 185 şüpheli hakkında işlem yapıldığını, 2 bin 996 kişinin tutuklandığını açıkladı

07.04.2026 11:11:00
Anadolu Ajansı
Adalet Bakanı çarpıcı rakamları açıkladı
Adalet Bakanı çarpıcı rakamları açıkladı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, mart ayında uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına yönelik 729 operasyon gerçekleştirildiğini, işlem yapılan 9 bin 185 zanlıdan 2 bin 996'sının tutuklandığını, 820'si hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığını bildirdi.

Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarının, gençleri bağımlılık ve suça sürükleyen, toplumun huzurunu ve geleceğini tehdit eden çok yönlü bir tehlike olduğunu bildirdi.

Bu suçların, aile yapısını zayıflattığını, toplumsal dokuya zarar verdiğini belirten Gürlek, ayrıca bireyleri ve aileleri telafisi güç mağduriyetlerle karşı karşıya bıraktığını aktardı.

Gürlek, söz konusu suçlara yönelik mart ayında 729 operasyon gerçekleştirildiğini ifade ederek, soruşturma içeriklerine ilişkin şunları kaydetti:

"2026 yılı mart ayı içerisinde, 81 ilimizde 171 Cumhuriyet başsavcılığımızın koordinasyonunda uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına yönelik toplam 729 operasyon gerçekleştirilmiş, 9 bin 185 şüpheli hakkında adli işlem yapılmış, 2 bin 996 şüpheli tutuklanmış, 820 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Operasyonların büyük çoğunluğunu oluşturan uyuşturucu suçlarına yönelik 669 operasyonda, 7 bin 568 şüpheli hakkında işlem yapılmış, 2 bin 541 kişi tutuklanmıştır. Yasa dışı bahis operasyonları kapsamında ise 56 operasyonda 1608 şüpheli hakkında işlem yapılmış, 455 kişi tutuklanmıştır. En fazla işlem yapılan ilimiz İstanbul olmuştur."

Operasyonlarda görev alan tüm yargı teşkilatı mensupları ile adli kolluk birimlerine teşekkür eden Gürlek, "Toplumumuzu, aile yapımızı ve gençlerimizin geleceğini hedef alan bu suçlara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz." açıklamasını yaptı. 

Üsküdar Belediyesi'ne operasyon

Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak rüşvet suçu işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 20 şüpheli gözaltına alındı

07.04.2026 10:47:00
AA
Üsküdar Belediyesi'ne operasyon
Üsküdar Belediyesi'ne operasyon
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar neticesinde, Üsküdar Belediye binası içerisinde, belediye iştiraki olan Kent AŞ Genel Müdürü N.A'ya, yapı ruhsatı ve iskan ruhsatının verildiği birimler olan İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile Yapı Kontrol Müdürlüğü arasında bir oda tahsisinin yapıldığı ve N.A'nın oda isimliğinde de "başkan yardımcısı" ünvanını kullandığı belirlendi.

Şüpheli N.A'nın çok sayıda resmi organizasyonda ve programda "belediye başkan yardımcısı" olarak sunulduğu, gerçekte sunulmayan bir hizmetin karşılığında görev ve yetkisi bulunmayan Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent AŞ'nin paravan olarak kullanılmak suretiyle yapı ruhsatı sürecinde müteahhitlerden yasa dışı gelir elde edildiği ve yapı ruhsatı için sorumlu belediye biriminin İmar ve Şehircilik Müdürlüğü olduğu, buna rağmen müteahhitler ile Kent AŞ arasında yapı ruhsatı verilmesine ilişkin görüşmelerin gerçekleştirildiği tespit edildi.

Yapı ruhsatı verilmesi sürecinde yetkileri olmamasına karşın Kent AŞ görevlilerinin, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü görevlilerini denetlediği, Müdürlüğün yapı ruhsatı başvurularında hangi başvuruların ilerletileceği, hangi başvuruların askıya alınacağı yönündeki talimatlarını öğrenebilmeleri için kriptolu-kapalı devre iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yapılarak excel tablosu oluşturulduğu ve renklendirme metoduna göre de yapı ruhsatını verecek yetkili birim olan Müdürlükçe kendilerine başvuru yapan müteahhitin ilgili ada parseli karşısında mail içeriğindeki ilgili satırın renklendirilmesine göre işlemlerin ilerletildiği ya da işlem tesis edilmediği öğrenildi.

Kent AŞ ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğü arasında kripto ve kapalı devre iletişim ağı olan mail içeriğindeki excel listesinde ada parsellerin bulunduğu, her satırın karşısına mavi, kırmızı, yeşil ve turuncu olacak şekilde renklendirme yapıldığı ve renklendirme metoduna göre kodlanan iletişim ağı doğrultusunda ada parsellerin bulunduğu tespit edilen dosyalarda, "mavi" renkte olmasının anlaşmanın sağlandığı ve işlerin yürütülmesi gerektiği, "kırmızı" renkte olmasının anlaşmanın sağlanamadığı, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği, "yeşil" renkte henüz görüşmenin gerçekleşmediği, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği, "turuncu" renkte ise ilgilisiyle görüşme yapıldığı ancak işin resmiyete dökülmediği, yeni bir talimat verilmesi durumunda işlemlerin ilerletilmesi anlamına geldiği belirlendi.

Soruşturma kapsamında, mimari projeye göre değil, talep edilen tutarın yatırılıp yatırılmamasına göre yapılan renklendirmeye istinaden işlem tesis edilerek yapı ruhsatı verildiği, iskan ruhsatının verilmesinden sorumlu birimin ise belediyenin Yapı Kontrol Müdürlüğü olmasına karşın iskan ruhsatı için müteahhitlerden hangi menfaatin ne şekilde talep edileceğine Kent AŞ Genel Müdürü N.A'nın başkanlığında yapılan toplantılarda karar verildiği, bu toplantılara iskan ruhsatını onaylayan Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de katıldığı tespit edildi.

Belediyede görevli mühendislerin iskan ruhsatı süreci işletilen inşaatların denetimlerini yaptıkları, bu denetimler sonucunda mevzuata aykırılıkları tespit ettikleri, bu tespitlere dair dijital verilerin yapı kontrol müdürlüğündeki görevli müdür ve teknik ekibi tarafından N.A'ya değerlendirme yapması noktasında toplantılarda sunulduğu, bu değerlendirmenin belediye binası içerisindeki N.A'ya tahsis edilen odada toplantı yapılması suretiyle gerçekleştirildiği ve bu toplantıya Belediye Başkan Yardımcısı Deveci'nin de katıldığı bilgisine ulaşıldı.

Yapı Kontrol Müdürlüğündeki görevliler tarafından, toplantılarda her bir inşaatın mevzuata aykırılık niteliğine göre ve yine inşaatın yapıldığı yerin metrekare cinsinden değeri nazara alınarak iskan ruhsatı karşılığında müteahhitlerden ne kadar menfaat talep edileceğine karar verildiği, yine bu toplantıda müteahhitin menfaati nasıl sağlayacağının kararlaştırıldığı, şüpheliler N.A. ve Deveci'nin kararı doğrultusunda ilgili müteahhit yapı kontrol müdürlüğüne davet edilerek iskan ruhsatı karşılığında toplantıda alınan karar uyarınca kendisinden veya iş takipçisinden menfaat talebinde bulunulduğu saptandı.

Söz konusu iddialara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı verilmesindeki belirtilen usulsüzlüklere ilişkin rüşvet suçu teşkil edecek eylemlere istinaden İstanbul ve Yalova'da 30 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, aralarında Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 20 şüpheli gözaltına alındı.

Operasyonda çok sayıda dijital materyale de el konuldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor" dedi.

06.04.2026 19:16:00
İhlas Haber Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme

Bahçelievler'de bıçaklanan Yonca Kölge'nin otel odasında ölü bulunmasına ilişkin gözaltına alınan eski eşi dahil olmak üzere 3 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi

06.04.2026 14:54:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:57:43
İHA
Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme
Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme
Olay, 3 Nisan Cuma günü akşam saatlerinde Bahçelievler Mareşal Fevzi Çakmak 3. Sokak üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 3 Nisan Cuma günü saat 13.30 sıralarında Yonca Kölge (28), Salih B. ile birlikte otele giriş yapmış, odaya yerleştikten sonra Salih B., saat 17.55 sıralarında otelden tek başına ayrılmış, genç kadından haber almayan ailesi ise polisi aramıştı.

Genç kadının, Bahçelievler'de kaldığı oteli tespit edilmiş, otel odasında Yonca Kölge'nin cesedini bulmuştu.

3 yıl önce boşandıkları belirlendi

Yonca Kölge ile otele gelen şüpheli Salih B.'nin 'kasten yaralama' ve 'hırsızlık' suçlarından çok sayıda suç kaydı olduğu tespit edildi, cezaevinden izinli olarak çıktığı öğrenilen Salih B.'yi, "kasten öldürme" suçundan, Burhan B. ve Mehmet B. isimli şüpheliler ise "suçluyu kayırma" suçundan gözaltına alındı.

Salih B. ile Yonca Kölge'nin evli oldukları ve 3 yıl önce boşandıkları öğrenilm.

Gözaltına alınan 3 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi

Diyarbakır'da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetinde 4 buçuk yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasında talepler reddedildi. Duruşmaya ara verildi

06.04.2026 14:12:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:16:23
İHA
Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi
Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi
Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos'ta 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise 'eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu. Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasına Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Mahkemede avukatların talepleri mahkeme başkanı tarafından reddedildi.



"Ben cesedi yok etmedim, açığa çıkardım"

Saat 9.40'ta başlayan duruşmada, mahkeme başkanı, sanık Nevzat Bahtiyar'a bozma kararına itirazı olup olmadığını sordu. Bahtiyar, bu konuda bir şey söylemek istemedi. Mahkeme başkanı, Nevzat Bahtiyar'a olay günü ne yaptığı sorması üzerine Bahtiyar, öğleden sonra eve geldiğinde evinin sularının kesik olduğunu ardından bu durumu bildirmek için Salim Güran'ı aradığını aktardı. Bahtiyar, "Cinayetle hiçbir alakam yok, Salim Güran beni çağırdı. Tepeye gittim. Salimle birlikte Arif Güran'ın evine geldik. Narin'in cesedini orada gördüm. En sondaki soldaki oda sanırım. Bana bu cesedi götüreceksin dedi, ben götürmüyorum dedim. Sonra silah çekti beni ve oğlumu tehdit etti, önce oğlunu sonra seni öldürürüm dedi. Ben mecbur kaldım cesedi götürdüm. Ceset battaniyeye sarılıydı. Sonra bizim ahıra gittim, cesedi orada torbaya koydum. Sonra da arabaya koydum. Sonra Yüksel Güran'ı yukarda gördüm. Ağlıyordu. Sonra Salim Güran geldi. Battaniyeyi benden aldı. 'Cesedi parça parça et kimse görmesin' dedi. Sonra ben cesedi götürdüm. Ben cesedi yok etmedim, açığa çıkardım. Eğer Salim Güran'ın dediğini yapsaydım, ceset olmazdı, ben de burada olmazdım. Ben sadece Salim Güran'ı gördüm. Cesedi arabaya götürdükten sonra Yüksel Güran'ı gördüm, ağlıyordu. O zaman ailem güvence altında olmadığı için o ifadem doğru değil. Mahkemedeki ifadem doğru. Ben mecbur kaldım cesedi götürdüm. Pişmanım. Cesedi aldığımda çocuk ölmüştü. Ben delilleri yok etmiş olsaydım burada olmazdım'' dedi.

"Jandarma ile değil, polisle keşif istiyorum"

Bahtiyar'ın ardından söz alan Arif Güran, yeni keşif talebinde bulunarak, "Bu kadar eksik bir soruşturmada ben neye inanayım. Benim her şeyi öğrenmek hakkımdır. Bu insan 6 kez ifade değiştirdi. Bu adamın ifadesiyle benim ailem yok edildi. Benim kızım katledildi. İnsanda vicdan olursa birinden üzülür de söz eder. Bana diyorlar ki mahkeme ne diyorsa kabul et. Ben kabul etmiyorum. Burada Adalet mülkün temelidir deniyor. Ben bu acı ile yaşayamam. Ben keşif istiyorum, jandarma ile değil, polisle keşif istiyorum. Nevzat Bahtiyar, tehdit edildiği için konuşmadığını söylüyor. Köyde bin 700 personel vardı. Bu adam 19 gün boyunca içimizdeydi, yanımda namaz kalıyordu. O kadar jandarma vardı, istihbarat elemanı vardı. Neden tehdit edildiğini söylemedi. Salim Güran, devletten büyük müdür. Başkanım ben ölü bir insanım, ben kızımın hakkını istiyorum. Ben keşif istiyorum. Benim çekirdek ailem yok oldu. Kızımın hakkı yerde kaldı. Ben kızımın hakkını istiyorum. Yüksel Güran yapmışsa cezasını çeksin, Salim Güran yapmışsa cezası çeksin. Ben adalet istiyorum, kızımın hakkını istiyorum, keşif istiyorum. Narin gibi 4 tane daha çocuğum var. Benim çocuklarım okulu bıraktılar, benim çocuklarım okula gidemiyor. Narin'i korumak için 7'den 70'e iftira attılar. Ama Narin gibi 4 çocuğu daha öldürdüler. Havaalanı, Dara-2 üs bölgesinin kameralarını istiyorum. Bu davanın bu şekilde kapanmaması lazım ve kapanmayacak. Bir baba olarak bir ağabey bir kardeş olarak keşif istiyorum. Kızımın ölümünde kimin parmağı varsa devlet o parmağı kessin. Salim, Yüksel, Enes, Nevzat kim olursa olsun" diye konuştu.

İfadelerin ardından duruşmaya ara verildi.

Antalya'daki teleferik kazasında ek bilirkişi raporu hazır

Antalya'da 1 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin yaralandığı teleferik kazasına ilişkin 12 tutuksuz sanığın yargılandığı davada, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nce hazırlanan ek bilirkişi raporu dosyaya girdi. Raporda 5 sanığın birinci derecede, 1 sanığın ikinci derecede sorumlu olduğu belirtilirken, 4 sanık yönünden kusur bulunmadığı kanaatine yer verildi. Raporda, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz bakımından ise kaza tarihinde resmi görevi bulunmadığı, kaza öncesi süreçteki sorumluluğunun mahkemece değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi

06.04.2026 14:02:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:05:28
İHA
Antalya'daki teleferik kazasında ek bilirkişi raporu hazır
Antalya'daki teleferik kazasında ek bilirkişi raporu hazır
Konyaaltı ilçesinde 1 kişinin yaşamını yitirdiği, 7 kişinin yaralandığı teleferik kazasına ilişkin, aralarında dönemin ANET Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün de bulunduğu 12 sanığın yargılanmasına Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Altıncı duruşmada tutuksuz sanıklar Ahmet Buğra S., Serkan Y. ve Okan E. ile taraf avukatları hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan ve duruşmaya katılma şartı bulunmayan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ise duruşmaya katılmadı.
Mahkemede, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nce hazırlanan ek bilirkişi raporu dosyaya sunuldu. Tutuksuz yargılanan sanıklar, daha önce hazırlanan rapor ile yeni rapor arasında çelişki bulunduğunu öne sürerek, aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini dile getirdi.

Ek raporda sorumluluk değerlendirmesi yer aldı

Dosyaya giren ek bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; olay İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında "iş kazası" olarak değil, "kaza" olarak değerlendirildi. Raporda, meydana gelen olayda çalışanın yaralanmadığı ve ölmediği için olayın iş kazası kapsamında değerlendirilmediği kaydedildi.

Raporda, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün 15 Aralık 2023 ile 10 Ocak 2024 tarihleri arasında 156 kalemden oluşan yapılacak işler listesini hazırlayıp bildirdiği, ancak listenin kullanım kılavuzu ve ilgili standartlar gözetilerek değerlendirilmesini sağlamadığı ya da sağlatmadığı yer aldı. Aynı raporda, kaza tarihinden 4 ay 15 gün önce ayrıldığı, ayrıca kaza günü itibarıyla herhangi bir resmi görevinin bulunmadığı, bu nedenle kaza tarihinden önce şirketin mali, teknik ve idari organizasyonunun belirlenmesi ve yönetilmesine yönelik etkisinin mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.



5 sanık için birinci derece sorumluluk tespiti

Ek bilirkişi raporunda, Edip Kemal B.'nin asıl işveren(idare) olarak şirketin mali, teknik ve idari organizasyonunu belirlemesi ve yönetmesi nedeniyle 2. dereceden sorumlu olduğu değerlendirmesi yapıldı. Raporda Ahmet Buğra S., Okan E., Serdar T., Özgür E. ve Serkan Y.'nin ise olayda birinci dereceden sorumlu olduğu kanaatine yer verildi. Bu değerlendirmede, şirketin teknik ve idari organizasyonunun belirlenmesi ve yönetilmesine ilişkin sorumlulukların dikkate alındığı kaydedildi.

4 sanık yönünden kusur bulunmadı

Ek raporda Suphi K. ile Kazım K. hakkında, meydana gelen kazaya ilişkin doğrudan hata yaptıklarına dair bilgi ya da belge bulunmadığı, bu nedenle kusurlarının olmadığı belirtilirken, Hüseyin A. ile Aziz A. bakımından da görev tanımları itibarıyla kazaya neden olacak bir görevde bulunmadıkları gerekçesiyle kusur bulunmadığı kanaatine varıldı.

Savcı mütalaasını bir sonraki celsede sunacak

Cumhuriyet savcısının, raporun taraflara tebliğ edilmesinin ardından bir sonraki celsede esas hakkındaki mütalaasını sunmasının beklendiği belirtilirken, duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

Olayın geçmişi

Sarısu mevkiindeki teleferik tesisinde 12 Nisan 2024'te meydana gelen kazada, parçalanan kabinden düşen bir kişi hayatını kaybetmiş, aynı kabinde bulunan 2'si çocuk 7 kişi yaralanmıştı. Sistem durduğu için havada asılı kalan 24 kabindeki 174 kişi ise yaklaşık 22,5 saat süren operasyonla tahliye edilmişti. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, aralarında dönemin ANET Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün de bulunduğu 12 sanığın, "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" ile "trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma" suçlarından 27 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmaları talep edilmişti.

19 mültecinin öldüğü bot faciasına 12 tutuklama

Muğla'nın Bodrum ilçesi Yalıkavak açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan lastik botun kötü hava şartları nedeniyle alabora olması sonucu 19 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi sağ kurtarıldı. Olayın ardından göçmen kaçakçılığı organizasyonuna yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 17 şüpheliden 12'si tutuklandı

06.04.2026 10:56:00
İhlas Haber Ajansı
19 mültecinin öldüğü bot faciasına 12 tutuklama
19 mültecinin öldüğü bot faciasına 12 tutuklama
1 Nisan 2026 günü saat 06.00 sıralarında, içerisinde düzensiz göçmenlerin bulunduğu bir lastik botun yasa dışı yollarla Yunanistan'ın İleryoz Adası istikametine ilerlediği tespit edildi. Sahil Güvenlik ekiplerinin "dur" ihtarına uymayan bot, olumsuz hava ve deniz şartlarının etkisiyle kontrolden çıkarak alabora oldu. Olayın ardından başlatılan arama kurtarma çalışmalarında, büyük bölümü Afganistan uyruklu 20 kişi sağ kurtarılırken, 19 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Yaralıların hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.

Göçmenlerin güzergahı tek tek ortaya çıkarıldı

Yapılan incelemelerde; düzensiz göçmenlerin 31 Mart 2026 tarihinde Denizli, Uşak, İzmir, Balıkesir, Amasya ve Kırıkkale'den farklı araçlarla Bodrum'a getirildiği belirlendi. Göçmenlerin 1 Nisan günü Yalıkavak Dirmil bölgesine yürüyerek ulaştıkları ve yüzü maskeli bir şahıs tarafından sayılarak bota bindirildikleri tespit edildi.

Organizasyon çökertildi: 17 gözaltı

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda, bazı göçmenlerin Gümbet Mahallesi'ndeki bir evde konakladığı belirlendi. Evi kiralayan şahıs ile göçmenleri çıkış noktasına götüren 2 kişi gözaltına alındı. Ekiplerin koordineli çalışması sonucu olayla bağlantılı toplam 17 şüpheli yakalandı. İstihbarat, KOM ile Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerinin katıldığı operasyonla organizasyon büyük ölçüde çökertildi.

12 tutuklama, 5 adli kontrol

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden J.J.S., J.H., H.B., Ö.B., H.Ö., Y.E., H.S., M.R., M.D., A.M.G., İ.A. ve Y.Y. isimli 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. T.B.O., Ö.K., A.A., Ö.A. ve Ç.D. isimli 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Batının bir Şark Meselesi vardır

Ülkenin bu duruma gelişinden sonra insanımızı, manen boş gören Batı dünyası yoğun bir şekilde onu kazanma gayretleri içerisine girmiştir. Ve adeta onu kazanma mücadelesi vermektedir.

05.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Batının bir Şark Meselesi vardır
Batının bir Şark Meselesi vardır
Ülkenin bu duruma gelişinden sonra insanımızı, manen boş gören Batı dünyası yoğun bir şekilde onu kazanma gayretleri içerisine girmiştir. Ve adeta onu kazanma mücadelesi vermektedir.

Buraya gelmişken şunu söylemekte fayda vardır: Misyonerlik faaliyetleri aslında bir insanı, Hıristiyan ya da Musevi yapma şeklinde görünmüş olsa da, asıl amacı, yaşadığımız şu toprakları elimizden almaktır.

Batının bir Şark Meselesi vardır



Buna göre 'Türkler Orta Asya'nın mahsulü bir millettir. Zorla Anadolu' ya gelmişlerdir. Anadolu medeniyeti, Batı uygarlığına aittir. Er veya geç bu uygarlığı terk edip kendi ülkelerine dönmesi lazımdır.

Türkler Anadolu'da yaşayan insanları özellikle din yoluyla asimile ederek Türkleştirmişlerdir. Aslında orada yaşayan insanlar Türk değildir" gibi çok saçma, çok garip bir iddia ile misyonerlik faaliyetlerini maalesef ülkemizin her bölgesine yoğun bir şekilde teksif ettiler. Bu faaliyetler bugün, dünkünden çok daha fazladır.

Sizlerde biliyorsunuz ki, Karadeniz Bölgesinde de çok ciddi misyonerlik faaliyetleri var. Mesela Trabzon'daki Santa Maria Kilisesi'nin kapısını bundan 20 yıl önceye kadar açan bir tek insan yoktu. Ama şimdi?

Anlatmak istediğimiz şu: Bir insan sahipsiz kalınca, onu sahiplenip emellerine vasıl olmak isteyenlerin olması kaçınılmaz olur. Bir defa bu insanlar dindar olsun diye bu işin içerisinde değiller. Batının böyle bir derdi olmuş olsa kendi, ülkesinde, kendi vatandaşının dini ihtiyacı ile uğraşır. Böyle bir derdi yok.

Hatta batıya gidin, Türk işçilerinin yaptığı camilerin hemen hemen ekserisi kiliselerden yapılmıştır. Kendi ülkesinde böyle bir derdi olmayan Batının buradaki derdi de insanı, Hıristiyan veya Musevi' yapmak değil, Hıristiyan veya Musevi' yapmak suretiyle sen Türk değilsin" sözünü ona söyletmektir.

Ondan sonra ikinci adım da, 'Madem sen, Türk değilsin. O halde nesin? Rum'sun veya Ermenisin veya Süryani'sini' kabul ettirmektir. Üçüncü adımı da, 'dolayısıyla bu topraklar Türklerin değildir" anlayışını yerleştirmektir.

Ülkede böyle çok garip bir olay var. Maalesef bu olaya karşı herkes duyarsız. Ama bir gün gözümüzü açtığımız zaman vakit çok geçmiş olabilir. O zaman "Eyvah! Ne yaptık da bu bela başımıza geldi?" demenin de bir kıymeti olmaz.

Yanlış anlaşılmasın. Biz bir insanın herhangi bir dini tercih etmesi veya o kuralları yaşamasına karşı değiliz. Takdir edersiniz ki bizim inancımızda da bir insanın inancına hürmet etme, saygı duyma, hatta gerekirse imkan tanıma vardır.

Ama buradaki olay bu değildir. Onların, bu kapıdan girerek, yani buradaki müsamahadan istifade ederek yapmak istedikleri ülkeyi bölmektir, vatanı işgal etmektir. Biz, buna karşıyız. Dolayısıyla misyonerlik faaliyetleri vardır ve devam etmektedir.

Müslüman gelenekten gelen bir insanı Musevi, Hıristiyan yapabilmeniz, ardından da, "sen Rum'sun. Ermeni'sin"  diyebilmeniz Müslüman gelenekten gelen bir insanı bu konuda ikna etmeniz o kadar kolay bir hadise değildir.

Onun için diyalog adı altında 'canım zaten bu dinlerin hepsi aynı kaynaktan besleniyor. Hepimizin Allah'ı bir. Orada da olsan budur, burada da olsan budur' demek suretiyle Tevhid Akidesini,  Teslisle karıştırıp (bal ile sirkeyi karıştırmak gibi bir olay) çok ciddi bir oyun oynuyorlar.

Bu yolla yapılmak istenilen o masum insanların akaidini,  inancını bozup,  bilahare de onu ifsad etmektir. Yani milletine, devletine karşı buğz eder bir hale getirmektir. Kabul etsek de, etmesek de bu anlayış ülkemizde var.

Ekserisi de bu olaylardan geçip bu noktaya gelen insanların devletine ve milletine karşı takındığı tavır, ifade etmek istediğimiz tavırdır. Üç-beş sene evvel insanımızda devletine, milletine, askerine, vatanına, bayrağına karşı böyle bir tavır yoktu.

Diyalog süreci içine girildiğinde bir de bakıyorsun en mukaddes değerlerini tartışmaya açmak bir tarafa küfrediyor. O insan, diyalog süreci ile o noktaya geliyor ve olay, milletin milli bünyesini tahrip edecek vahim boyutlara ulaşıyor.  Diyalog hem milli olarak, hem de dini olarak masum bir hareket değildir." (Prof. Dr. Haydar Baş Niçin Türkiye eserinden)
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.