logo
25 HAZİRAN 2026

Özgür Özel'den Erdoğan'a: Kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam

“Tayyip Erdoğan bizimle kavga etmek istiyor. Ne üzerinden, kimlik siyaseti üzerinden. Ne üzerinden, efendim her gün o zam, zam, zam yapacak bize DEM, DEM, DEM diyecek. Ne üzerinden kavga etmek istiyor, kendi çıkardığı gerilimler üzerinden. Ben ona şunu söylüyorum, tamam kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam. Ben seninle emeklilerin hakkı için kavga edeceğim. Çalışanların hakkı için, yoksullar için, onların hakkını senden söke söke alacağım”

05.03.2024 16:38:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den Erdoğan'a: Kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam
Özgür Özel'den Erdoğan'a: Kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Özgür Özel, Ankara Eryaman halk buluşmasına katıldı.

Özel, "Öncelikle çok yoğun bir koşturmanın içindeyiz, 31 Mart'ın önemini hep birlikte konuşacağız. Dört bir yandan, dört bir koldan koşturuyoruz. Çünkü hedefimiz 31 Mart akşamı bütün Türkiye'nin Ankara'daki rekoru konuşması. Ankara'da bir büyük rekor kıracağız, o gece en çok konuşulacak konulardan bir tanesi bu olacak. O rekoru çok sağlam bir takımla kuracağız ama o takımın Ankara'daki kaptanın Mansur Başkanın selamlarını getirdim" dedi.

"ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDE YARIŞ BİTTİ"

Özel, "Mansur Başkan geldiği günden beri Ankara'da huzur var. güven var, sevgi var, mutluluk var. Birilerinin yaptığı gibi artık ayrımcılık yok, partizanlık yok. Bütün Ankara'yı hep birlikte kucaklamak var. Tabii seçmenin vereceği karara saygılıyız. Şimdiden kimse seçmenin kararına ipotek koyamaz. Pandemi yaşadık. Millet pandemide şaşkın, korku içinde ve ne yapacağını bilemez haldeyken, 3 maskeyi dağıtamayanların eli ayağına karışmışken, bütün büyükşehir belediye başkanlarımız ve Mansur Başkan, maskesinden hijyen kitine, evlere gıda desteğinden hiç gözün görmediği yerde veresiye defterlerinin kapatıldığı dayanışma belediyeciliklerine kadar hem bizi gururlandıran, hem Ankara'yı onurlandıran, hem insan onuruna yakışır sosyal belediyecilik anlayışını Türkiye'ye gösterirken, en büyük sıkıntı neydi? Hizmet etmek istediğinde sürekli elini, kolunu bağlayan, ellerini arkasından bağlayan büyükşehir belediye meclis çoğunluğunun olmamasıydı. Büyükşehir seçiminde Mansur Başkan tamam ama hepimize düşen bir görev var. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nde çoğunluğu alacağız. Bunun de rehavete kapılmak yok. Bunun için bir tek oyun bile önemi var. Biz seçimi kazanıyoruz. Nasılsa alıyoruz, olsun varsın, ben gitmesem de olur, komşum hasta, gelmeyiversin, nasılsa kazandı Mansur Başkan… Bu öyle bir seçim değil. Bu seçim belki bir oyla Ankara Büyükşehir'e bir fazla belediye meclis üyesi yollayacağımız ve o bir oyla Ankara'da çoğunluğu kazanacağımız bir seçimdeyiz. Bu işin önemini, ciddiyetini, fedakarlığını, cefakarlığını sizlere emanet ediyorum" ifadesini kullandı. Özel, şunları söyledi:

"ETİMESGUT'A BÜYÜK BİR HEYECAN GETİRECEK"

"Tabi diğer yandan malum Ankara'da 3 belediyemiz var ama bu seçimde çok sayıda belediyeyi kazanacağımızdan şüphem yok. Çok büyük sürpriz, çok büyük başarı ve zaferi müjdeliyorum sizlere. Elbette tüm ilçelerimiz çok önemli. Ancak bu seçim bilhassa önemli olan bir yer var. Etimesgut. Bu seçimde Etimesgut'u alırsak bir daha kaybetmeyeceğiz. Onun için aday belirleme sürecinde ince eledik, sık dokuduk. Evet partimizin oyunu almalıyız. Bu seçimi büyük bir coşkuyla götürmeliyiz. Bir adaylaşma sürecini çalıştık. Etimesgut'ta benimsenen, hem sosyal demokratların, hem oyuna talip olduğumuz Ankara'yı seven güzel insanların, iyi insanların, milliyetçi demokratların, muhafazakar demokratların tanıdığı, sevdiği, güvendiği ve adaylığı ile birlikte Etimesgut'a büyük heyecan getirecek olan Erdal Beşikçioğlu'nu adaylaştırdık."

"BÜTÜN TÜRKİYE'NİN SEVGİLİSİ"

"Bu sevgi, bu dalgalanan bayraklar, elbette kendisi bir sanatçı, çok iyi bir yönetici. Takım kurma, ekip kurma, o ekibi sevk etme, yönlendirme, motive etme konularında kendisini tanıyan herkes Erdal Bey'in oyunculuğundan üstün bir tarafı varsa o da yöneticiliğidir diyor. Bunu herkes böyle bilsin. Ben ekibini gördüm. Genç, işini bilen, kararlı. Arkasında CHP örgütü aslanlar gibi duruyor. Geçtiğimiz günlerde yine Etimesgut'ta bir toplantıda dedim ki onun adaylığı elbette önemli ama onun şahsında temsil ettiği, geçmişte vatandaşın onu tanıdığı, temsil ettiği yapılar içinde onun tarafımızdan adaylaştırılması kahraman Türk polisine duyduğumuz sevginin bir ifadesidir dedim. Yolda gidiyoruz, koruma araçları yer değiştiriyor, illeri değişirken polislerle sohbet ediyoruz, hepsi şöyle diyor bana. Komiserimiz için teşekkür ederiz. Hangi komiser diyorum, diyorlar ki Behzat Komiser, Behzat Ç. için. Arkadaşlar bütün Türkiye'nin sevgilisi olmuş bir karakter Behzat Ç. Ankette Erdal Beşikçioğlu ismini tanımayıp, oyu Behzat'a, valiye vereceğim diyen var. Görev sizde. Siz bu ismi konuya, komşuya, yaşlıya, gence, herkese ezberletmeniz lazım. Nereden geliyor Erdal Beşikçioğlu, polis akademisinden mezun değil, beşikten komiser, bu beşikten polis. Doğuştan polis. Aman ha bakın aday dört dörtlük, tanınırlık tamam. Motivasyon tamam ama ismini bilmeyenden dolayı sıkıntıya düşmeyelim. Ben sizden bunu 31 Mart'a kadar her gördüğünüze Beşikçioğlu'nun CHP'nin adayı Behzat Ç. olduğunu, vali olduğunu beşikten mezara hizmet etmek için sabırsızlandığını söyleyeceksiniz.  Etimesgut'ta 3 üniversite var. Ama Etimesgut'a faydası yok. Çünkü öğrenciyi Etimesgut'ta tutamıyoruz. Gündüz geliyorlar, akşam gidiyorlar. Esnafa faydası olmuyor. Dairelere, ev sahiplerine faydası olmuyor. Bu yüzden biz burayı öğrenci kenti haline getirmeye, sen oku diye projemiz ve genç üniversiteli projelerimizin ilk uygulamalarını burada yaparak, Erdal Başkanı Etimesgut'taki öğrencilere nasıl sahip çıktığını, burayı nasıl üniversite kenti yaptığını, nasıl kültür ve sanat kenti yaptığını, nasıl burayı gençlerin gözbebeği bir yer haline getirdiğini, en kısa sürede yaşayacak Eryaman ve Etimesgut."

"AKP VE MHP'Lİ BELEDİYELER GÖÇ VERİYOR"

"Tabi öğrenciler için yurt yapmanın, burs vermenin, gençlik merkezlerinin ve ilgi çekici projelerin önemi büyük. Ata Mahallesi diye bir mahalle var. Yenimahalle'nin sınırına giriyor. Etimesgut'un sınırına giriyor, Sincan'ın sınırına giriyor kavşak. Bir taraf Etimesgut, bir taraf Yenimahalle. Apartman aynı apartman, daire aynı daire. Yenimahalle'de olan 10 milyon lira ama Etimesgut tarafta olan 6 milyon lira. CHP'nin yönettiği bütün belediyelerde var. Bütün Türkiye'de var. Bizim belediyelerimiz yönettikleri kenti cazibe merkezi haline getiriyorlar. Üniversite öğrencilerinin yüzde 85'i CHP'li belediyelerin yönettiği kentlerdeki üniversiteleri tercih ediyor. İnsanlar tatile CHP'li belediyelere geliyorlar. Dahası göç hareketleri incelendiğinde CHP'li belediyeler göç alan belediyeler, AKP'li, MHP'li belediyeler göç veren belediyeler durumunda. Etimesgut'ta sosyal demokrat belediyecilik hayata geçtiğinde, emlak değerleri de dükkan değerleri de artacak, Etimesgut'ta yaşamın kalitesi de artacak. Etimesgut'a ziyarete gelen de artacak. Etimesgut, bir cazibe merkezi olacak. Onu da bu vizyon sahibi yönetici yapacak.

"YAZIKLAR OLSUN"

Söz veriyoruz Etimesgut'a. Bir de işin kara propaganda tarafı var. Bunlar biliyorsunuz geçen seçimlerde insanlara açsınız, yoksulsunuz, güvencesizsiniz, endişelisiniz ama tehlike büyük, bize oy vermelisiniz. Yoksa ezanı susturacaklar, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler yalanıyla yoksulların, güvencesizlerin, işsizlerin, elbette hepsini değil ama yüzde 1'ini etkiledilerse hak etmedikleri koltukta 5 yıl daha oturma imkanı elde ettiler. Şimdi görüyorlar Etimesgut elden gidiyor. Aynı kirli propagandayı başlatmışlar. Diyorlar ki eğer CHP gelirse Etimesgut'taki şehitlerimizin adının verildiği caddelerin, sokakların adı değişecek. Yahu Erdal Beşikçioğlu'ndan şehidin adını değiştirecek belediye başkanı gören var mı? Yazıklar olsun. Ya da diyorlar ki efendim belediyede milliyetçi, ülkücü gençler çalışıyor, hepsinin işine son verecek. Bakın belediyede çalışan emekçiler bana emanet. Ama siyasi görüşü ülkücü ise onlar Mansur Yavaş'a emanet. Kimse korkmasın, kimse birbirini korkutmasın. Şu anda her su faturasının her sayaç okunurken, her su faturası gelirken AKP'nin ve MHP'nin sırf bir oyu alabilmek için nasıl yalana, algı operasyonlarına, iftiraya sığındıkları ortaya çıkıyor ve bu yalanlar artık Ankara sokaklarında karşılık bulmuyor. Asla bulmuyor. Hal böyle olunca bundan sonraki süreç için 26 gün hepinize çok iş düşüyor. Kapı kapı çalışmak. Bu atılan yalanları boşa çıkarmak. Başkanımızın ve Mansur Başkanın hem vaatlerini, sözlerini, yapacaklarını iyi anlatmak, hem de kara propagandalara karşı örgütün gücünü göstermek size düşüyor."

"ANADOLU AJANSI SANSÜRLÜYOR"

"Ben her yerde övünüyorum, benim örgütüm okuyan, anlayan, tartışan bir örgüttür. Aklına yattıysa anlatan ve ikna eden bir örgüttür. Size güveniyoruz… Şu kalabalık var ya şu kalabalık. Dosta güven veriyor, dost olmayanı kaygılandırıyor. Helal olsun hepinize. Sizin anlatmanızdan başka çare yok. Zira Atatürk'ün cepheden haber versin diye kurduğu Anadolu Ajansı haberi kaynağında sansürlüyor. Buraya geliyorlar, miting başlamadan 1 saat önce tepeden fotoğraf çekiyorlar. Gazeteyi açıyorsun, Anadolu Ajansı Eryaman mitingini boş meydan diye yollamış. O yüzden Anadolu Ajansı'na rica edelim. Şu bayrakları çek de göreyim yarın. Şu güzelliğe bak. Yazsana yarın Eryaman gelincik tarlası gibi diye. Bir de TRT var. Devletin televizyonu, sonuçta ne kadar kızsak haklıyız ama iki şey söyleyeyim. TRT'nin emekçilerinin hiç günahı yok. Pırıl pırıl insanlar. Ama yöneticileri, genel müdürleri, yardımcıları maalesef onlar çekiyor, onlar kırpıyor. Onlar haber yazıyor, içini değiştiriyor. O yüzden TRT ve Anadolu Ajansı'ndan bir muhabir görürseniz, bir kamera görürseniz mutlaka onlara Atatürk'ün emanetine gösterdiğiniz saygıyı gösterin o emekçilere. Anadolu Ajansı ve TRT'nin emekçilerine onları kurtaracağımız günün şerefine alkış alalım. Bir kere biz gelince hepsi sendikalı olacak. Çünkü şeyden korkarım, kurum saçmalıyor, sahada muhabirine laf ediyorlar. O çok kötü bir şey. A Haber'in dahi muhabirlerinin hepsi pırlanta gibi insanlar. Hepsi emekçi çocuklar."

TRT YÖNETİCİLERİNİN YENİ REZİLLİĞİ

"Şimdi TRT'nin yöneticilerinin rezilliğini anlatalım. Biz reklam filmi çektik. Bunun müziği Barış Manço'ya ait. Telif haklarını ödedik. Kullanma iznini aldık. Filmi çektik. Filmde kim var, Ekrem Başkan var. Kepengi açamayana yardım ediyor. Mansur Başkanımız var, veresiyeyi o çağırmış, bir ablamız kapatıyor veresiyeyi o da teşekkür ediyor. Topuklu efemiz var, seraları geziyor. İzmir Büyükşehir adayımız var. Onun yönettiği kentte geceleyin bile parklarda kadınlar özgürce oturabiliyorlar. Bütün belediye başkanlarımız orada ve bunu 15 gündür, A Haber yayınlamıyor, yandaş kanallar yayınlamıyorlar. Parasıyla. Anladım TRT'ye yolladık, 15 gündür hukuk biriminden hukuk onayı bekliyor. AKP 2 gün önce dün akşam yayınlanan videoyu yolladı, bir günde hukuk onayını vermişler, dün akşam yayınlamaya başladılar. Bizimki hala yok. Bugün yazın dedim tekrar, TRT Dijital Hizmetler'e yazmışlar. Mart ayı boyunca rezervasyonlarımız dolu diyor. Kardeşim, sen devletin televizyonusun. Hepimizin vergileri ile TRT payları ile maaş alıyorsun. Nasıl oluyor da bir siyasi partiye hizmet ediyorsun? Bu kararı alanlar, size ant olsun günü gelecek alnınızı karışlayacağız sizin, alnınızı. Buradan uyarıyorum, o filmi yayınlayacaksınız. O filmi ya yayınlayacaksınız, ya yayınlayacaksınız. Hodri meydan. 1 Ocak'tan bugüne toplam bizi 42 dakika vermişler, AKP ile MHP'yi 2 bin 595 dakika.  İki güne baktık, Murat Kurum 29 dakika, Hamza Dağ 26 dakika, Altınok 17 dakika ama Mansur Başkan, Ekrem Başkan sıfır dakika. Böyle vicdansızlık olmaz. 1 Ocak'tan beri ana muhalefet liderini 70 günde 42 dakika veren TRT, İstanbul adayını 2 günde 29 dakika veriyor. Bu kadar büyük haksızlığa, bu kadar büyük adaletsizliğe inanamıyorum. Söyledik grup toplantısında, sabahın köründe geliyor TRT'nin emekçisi, bizden geç gidiyor ama 1 dakika yayın yapıyorlar. Ne zaman vereceksin? CHP binası yanarsa verecek haberi. Benim haberimi ne zaman vereceksin? Herhalde ölürsem cenazemi verecekler. Ben de dedim ki bak er geç başımıza gelecek. Dirime gelmeyen cenazeme de gelmesin. İstemiyorum hiçbirini."

TRT YİNE AYRIMCILIK YAPIYOR

"Etimesgut'un, Eryaman'ın güzel insanları en önemli konumuz, en can alıcı konumuz nedir? Tayyip Erdoğan ile kavga etmek. O bizimle kavga etmek istiyor. Ne üzerinden, kimlik siyaseti üzerinden. Ne üzerinden, efendim her gün o zam, zam, zam yapacak bize DEM, DEM, DEM diyecek. Ne üzerinden kavga etmek istiyor, kendi çıkardığı gerilimler üzerinden. Ben ona şunu söylüyorum, tamam kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam. Ben seninle emeklilerin hakkı için kavga edeceğim. Çalışanların hakkı için, yoksullar için, onların hakkını senden söke söke alacağım. Bunu göreceksin. Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün aynı hesap olsa en düşük emekli maaşının 26 bin lira olması lazım. 3 Kasım 2002'de bir emekli maaşı, en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2,5 çeyrek altın bile alamıyor. Tayyip Erdoğan iktidarı boyunca emeklilerin cebinden tam ayda 5,5 çeyrek altını çalmıştır. 5,5 çeyrek altını. Bir başka hesap yapalım. Burada bir kez önce birisine hakkını vermek lazım. Nedir? Emekliler geçmişte bayramlarda ikramiye filan almıyordu. Kimin sayesinde alınıyor şimdi? Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun. Ona yürekten selam yollayalım. Genel Başkanımıza. 2015, 7 Haziran'da Kemal Bey, emeklilere 'Ben emekli Kemal'im' dedi, 2 bayramda birer maaş ikramiye dedi. Bunlar önce olmaz dediler, 1 Kasım'a giderken baktılar çoğunluğu kaybettiler, biz de vereceğiz dediler. 2018'e kadar hiçbir şey yok. 3 yıl kulaklarının üstüne yattılar. 2018 seçimlerine birkaç ay kala  bin lira emeklilere ikramiye koydular. Biz o zaman itiraz ettik. Bin lira yeterli değil asgari ücret olsun diye. Beğenmediğimiz, beğenmediğiniz bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu o gün. O 2018'deki bin lira 2021'de 2 bin lira oldu. Bu seçimde çok konuşuldu, 5 bin lira yapacağız dediler, 3 bin lira yaptılar. Bu 3 bin liraya sadece 6 kilo dana kıyma alıyor. Yani sadece emekli ikramiyesi üzerinden Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı emekli ikramiyesi üzerinden emeklinin bayram sofrasından, buzdolabından, kursağından 18 kilo kıymayı çalmıştır. Hakkınızı hep beraber arayacağız."

"EMEKLİLER 31 MART'TA HESABINI SORACAK"

"Açlık sınırının 16 bin lira olduğu, yoksulluk sınırının 53 bin lira olduğu bir yerde emekliye 10 bin liraya geçin diyenlere 31 Mart'ta verecek bir cevabınız var mı? Size kaynak bulamayıp beşli çetelere, yandaş müteahhitte bulana, dünyanın en pahalı limuzin Mercedes'inden makam arabası diye iki tane alana, uçan sarayı alana, bin odalı saray yaptırana, 31 Mart'ta oy var mı? Elbette yok. Tayyip Erdoğan, 31 Mart'ta emeklinin gücünü görecek. Ben bütün meydanlarda görüyorum, şimdi arkadaşlarıma göstereyim. Kameraya göstereyim, meydandaki emekliler el kaldırsın.  10 bin lira alan emekliler el kaldırsın, yüzde 70'i. Bu emekliler 31 Mart'ta Tayyip Erdoğan'dan bunun hesabını sormaya var mıyız? Söz mü? Bundan sonrasını o düşünsün. Son sözüm şudur.31 Mart, sadece bir yerel seçim değil. 31 Mart, ihmal edilenlerin, yok sayılanların, hor görülenlerin, küçük görülenlerin, ezilenlerin, emeklilerin, emekçilerin, yoksulların, işsizlerin, kadınların, gençlerin ve her yaşta umudunu kaybedenlerin geçen mayıs ayında, 14 ve 28 Mayıstan sonra başı öne eğilenlerin, boynu bükülenlerin bu genel iktidarı yerelden dengeleyecekleri gündür. Cumhur İttifakı, AKP ve MHP üzerinden her gün birbirine benzeyen bir birlikteliğe dönüşmüştür. Hatırlayın, belediye başkanı aynı başkan. Enver Demirel. 2014'te nasıl geldi ve buraya yerleşti. Belki de birçok sosyal demokratın, aman ha AKP kazanmasın diye. O zaman gazeteler kampanya yapıyordu. Tatava yapma, bas geç. Çankaya'da CHP, Etimesgut'ta MHP'ye diye doğru mu? Aldılar oyları sonra ne yaptılar? 2019'da Atatürk'e husumet duyanlara, Atatürk ve İnönü'ye 2 ayyaş diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlerin talebelerine, Atatürk büstleri devrilecek, köpek leşi gibi yerlerde sürüklenecek diyen fesli Deli Kadir'in elini ve eteğini öpenlere, Enver Demirel bunların yapanların ittifak adayı oldu. Yani 2014'te aman Çankaya'da CHP, Etimesgut'ta MHP diyenlerin ve 2014'te Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laik hassasiyetlerle aman AKP'ye gitmesin diye oy verilenler, şimdi geldiler AKP ile kol kola. Yetmez. HÜDA-PAR ile kol kola, yani Hizbullah ile kol kola. Kadınları sahiplendireceğiz diyenlerle kol kola. Domuz bağcılarla kol kola. Şimdi o yüzden herkes ittifakını bilecek. O tarafta domuz bağcılar var. O tarafta Atatürk'e husumet duyanlar var."

"BU SEFER BU SEÇİMİ BİZ KAZANIYORUZ"

"2014'ten bugüne bu kadar değişiklik varken, o zaman göreydik Enver Demirel'i. İtiraz edeydi. Susuyorlar. O ittifaka Tayyip Erdoğan'a, HÜDA-PAR'ın teknesine su taşıyorlar. Onun için bu seçim herkes aklını başına alacak. Herkes. Bütün CHP'liler. Bütün sosyal demokratlar. Kendi oyumuza, adayımıza sahip çıkma, artık Etimesgut'ta iktidarı değiştirme noktasındayız. Bunun için hep birlikte dinliyoruz. Herkes sosyal demokratları, milliyetçi demokratları, muhafazakar demokratları gidecek ve bulacak. Koluna girecek. Bu sefer bu seçimi biz kazanıyoruz, Cumhur İttifakı kaybediliyor, heba edilecek bir tane oy yok. Feda edilecek bir tane oy yok. Sandığa gitmeyecek bir tane Cumhuriyetçi, Atatürkçü ve milliyetçi yok. Bu işi 2014'te düşülen bir noktanın devamından çıkaracağız. Bu işi 31 Mart Pazar günü hep beraber bitireceğiz diyoruz. Söz mü? Şimdi hep beraber yiğit düşüğü yerden kalkar. Bundan sonra öyle tatava yapma bas geçlerle gelmişlerin, Etimesgut'ta hüküm sürmesine bir dönem daha tahammül edersek bir daha Etimesgut'u alamayız. O yüzden bu iş 31 Mart Pazar günü bitecek. Söz mü? Ona göre çalışın. Örgütler çalışıyor, hiç problem yok. Siz oyunuzu sandığa atın, atması sizden, koruyup da düzgünce sayması, saydırması bizden. Ben daha önce de söz verdim. Ankara'da Mansur Başkanın mazbatasını almaya gitmeyeceğim, Hüseyin Can'ınkine de gitmeyeceğim. Ben eğer siz benim dediğimi yaparsanız, sizinle birlikte Etimesgut mazbata törenine geleceğim. Bitirin bu işi. Size güveniyorum, inanıyorum. Şimdi TRT'ye inat, Türkiye İttifakının şarkısını çalalım."

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.