logo
24 EYLÜL 2026

Özgür Özel'den Erdoğan'a: Kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam

“Tayyip Erdoğan bizimle kavga etmek istiyor. Ne üzerinden, kimlik siyaseti üzerinden. Ne üzerinden, efendim her gün o zam, zam, zam yapacak bize DEM, DEM, DEM diyecek. Ne üzerinden kavga etmek istiyor, kendi çıkardığı gerilimler üzerinden. Ben ona şunu söylüyorum, tamam kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam. Ben seninle emeklilerin hakkı için kavga edeceğim. Çalışanların hakkı için, yoksullar için, onların hakkını senden söke söke alacağım”

05.03.2024 16:38:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den Erdoğan'a: Kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam
Özgür Özel'den Erdoğan'a: Kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Özgür Özel, Ankara Eryaman halk buluşmasına katıldı.

Özel, "Öncelikle çok yoğun bir koşturmanın içindeyiz, 31 Mart'ın önemini hep birlikte konuşacağız. Dört bir yandan, dört bir koldan koşturuyoruz. Çünkü hedefimiz 31 Mart akşamı bütün Türkiye'nin Ankara'daki rekoru konuşması. Ankara'da bir büyük rekor kıracağız, o gece en çok konuşulacak konulardan bir tanesi bu olacak. O rekoru çok sağlam bir takımla kuracağız ama o takımın Ankara'daki kaptanın Mansur Başkanın selamlarını getirdim" dedi.

"ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDE YARIŞ BİTTİ"

Özel, "Mansur Başkan geldiği günden beri Ankara'da huzur var. güven var, sevgi var, mutluluk var. Birilerinin yaptığı gibi artık ayrımcılık yok, partizanlık yok. Bütün Ankara'yı hep birlikte kucaklamak var. Tabii seçmenin vereceği karara saygılıyız. Şimdiden kimse seçmenin kararına ipotek koyamaz. Pandemi yaşadık. Millet pandemide şaşkın, korku içinde ve ne yapacağını bilemez haldeyken, 3 maskeyi dağıtamayanların eli ayağına karışmışken, bütün büyükşehir belediye başkanlarımız ve Mansur Başkan, maskesinden hijyen kitine, evlere gıda desteğinden hiç gözün görmediği yerde veresiye defterlerinin kapatıldığı dayanışma belediyeciliklerine kadar hem bizi gururlandıran, hem Ankara'yı onurlandıran, hem insan onuruna yakışır sosyal belediyecilik anlayışını Türkiye'ye gösterirken, en büyük sıkıntı neydi? Hizmet etmek istediğinde sürekli elini, kolunu bağlayan, ellerini arkasından bağlayan büyükşehir belediye meclis çoğunluğunun olmamasıydı. Büyükşehir seçiminde Mansur Başkan tamam ama hepimize düşen bir görev var. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nde çoğunluğu alacağız. Bunun de rehavete kapılmak yok. Bunun için bir tek oyun bile önemi var. Biz seçimi kazanıyoruz. Nasılsa alıyoruz, olsun varsın, ben gitmesem de olur, komşum hasta, gelmeyiversin, nasılsa kazandı Mansur Başkan… Bu öyle bir seçim değil. Bu seçim belki bir oyla Ankara Büyükşehir'e bir fazla belediye meclis üyesi yollayacağımız ve o bir oyla Ankara'da çoğunluğu kazanacağımız bir seçimdeyiz. Bu işin önemini, ciddiyetini, fedakarlığını, cefakarlığını sizlere emanet ediyorum" ifadesini kullandı. Özel, şunları söyledi:

"ETİMESGUT'A BÜYÜK BİR HEYECAN GETİRECEK"

"Tabi diğer yandan malum Ankara'da 3 belediyemiz var ama bu seçimde çok sayıda belediyeyi kazanacağımızdan şüphem yok. Çok büyük sürpriz, çok büyük başarı ve zaferi müjdeliyorum sizlere. Elbette tüm ilçelerimiz çok önemli. Ancak bu seçim bilhassa önemli olan bir yer var. Etimesgut. Bu seçimde Etimesgut'u alırsak bir daha kaybetmeyeceğiz. Onun için aday belirleme sürecinde ince eledik, sık dokuduk. Evet partimizin oyunu almalıyız. Bu seçimi büyük bir coşkuyla götürmeliyiz. Bir adaylaşma sürecini çalıştık. Etimesgut'ta benimsenen, hem sosyal demokratların, hem oyuna talip olduğumuz Ankara'yı seven güzel insanların, iyi insanların, milliyetçi demokratların, muhafazakar demokratların tanıdığı, sevdiği, güvendiği ve adaylığı ile birlikte Etimesgut'a büyük heyecan getirecek olan Erdal Beşikçioğlu'nu adaylaştırdık."

"BÜTÜN TÜRKİYE'NİN SEVGİLİSİ"

"Bu sevgi, bu dalgalanan bayraklar, elbette kendisi bir sanatçı, çok iyi bir yönetici. Takım kurma, ekip kurma, o ekibi sevk etme, yönlendirme, motive etme konularında kendisini tanıyan herkes Erdal Bey'in oyunculuğundan üstün bir tarafı varsa o da yöneticiliğidir diyor. Bunu herkes böyle bilsin. Ben ekibini gördüm. Genç, işini bilen, kararlı. Arkasında CHP örgütü aslanlar gibi duruyor. Geçtiğimiz günlerde yine Etimesgut'ta bir toplantıda dedim ki onun adaylığı elbette önemli ama onun şahsında temsil ettiği, geçmişte vatandaşın onu tanıdığı, temsil ettiği yapılar içinde onun tarafımızdan adaylaştırılması kahraman Türk polisine duyduğumuz sevginin bir ifadesidir dedim. Yolda gidiyoruz, koruma araçları yer değiştiriyor, illeri değişirken polislerle sohbet ediyoruz, hepsi şöyle diyor bana. Komiserimiz için teşekkür ederiz. Hangi komiser diyorum, diyorlar ki Behzat Komiser, Behzat Ç. için. Arkadaşlar bütün Türkiye'nin sevgilisi olmuş bir karakter Behzat Ç. Ankette Erdal Beşikçioğlu ismini tanımayıp, oyu Behzat'a, valiye vereceğim diyen var. Görev sizde. Siz bu ismi konuya, komşuya, yaşlıya, gence, herkese ezberletmeniz lazım. Nereden geliyor Erdal Beşikçioğlu, polis akademisinden mezun değil, beşikten komiser, bu beşikten polis. Doğuştan polis. Aman ha bakın aday dört dörtlük, tanınırlık tamam. Motivasyon tamam ama ismini bilmeyenden dolayı sıkıntıya düşmeyelim. Ben sizden bunu 31 Mart'a kadar her gördüğünüze Beşikçioğlu'nun CHP'nin adayı Behzat Ç. olduğunu, vali olduğunu beşikten mezara hizmet etmek için sabırsızlandığını söyleyeceksiniz.  Etimesgut'ta 3 üniversite var. Ama Etimesgut'a faydası yok. Çünkü öğrenciyi Etimesgut'ta tutamıyoruz. Gündüz geliyorlar, akşam gidiyorlar. Esnafa faydası olmuyor. Dairelere, ev sahiplerine faydası olmuyor. Bu yüzden biz burayı öğrenci kenti haline getirmeye, sen oku diye projemiz ve genç üniversiteli projelerimizin ilk uygulamalarını burada yaparak, Erdal Başkanı Etimesgut'taki öğrencilere nasıl sahip çıktığını, burayı nasıl üniversite kenti yaptığını, nasıl kültür ve sanat kenti yaptığını, nasıl burayı gençlerin gözbebeği bir yer haline getirdiğini, en kısa sürede yaşayacak Eryaman ve Etimesgut."

"AKP VE MHP'Lİ BELEDİYELER GÖÇ VERİYOR"

"Tabi öğrenciler için yurt yapmanın, burs vermenin, gençlik merkezlerinin ve ilgi çekici projelerin önemi büyük. Ata Mahallesi diye bir mahalle var. Yenimahalle'nin sınırına giriyor. Etimesgut'un sınırına giriyor, Sincan'ın sınırına giriyor kavşak. Bir taraf Etimesgut, bir taraf Yenimahalle. Apartman aynı apartman, daire aynı daire. Yenimahalle'de olan 10 milyon lira ama Etimesgut tarafta olan 6 milyon lira. CHP'nin yönettiği bütün belediyelerde var. Bütün Türkiye'de var. Bizim belediyelerimiz yönettikleri kenti cazibe merkezi haline getiriyorlar. Üniversite öğrencilerinin yüzde 85'i CHP'li belediyelerin yönettiği kentlerdeki üniversiteleri tercih ediyor. İnsanlar tatile CHP'li belediyelere geliyorlar. Dahası göç hareketleri incelendiğinde CHP'li belediyeler göç alan belediyeler, AKP'li, MHP'li belediyeler göç veren belediyeler durumunda. Etimesgut'ta sosyal demokrat belediyecilik hayata geçtiğinde, emlak değerleri de dükkan değerleri de artacak, Etimesgut'ta yaşamın kalitesi de artacak. Etimesgut'a ziyarete gelen de artacak. Etimesgut, bir cazibe merkezi olacak. Onu da bu vizyon sahibi yönetici yapacak.

"YAZIKLAR OLSUN"

Söz veriyoruz Etimesgut'a. Bir de işin kara propaganda tarafı var. Bunlar biliyorsunuz geçen seçimlerde insanlara açsınız, yoksulsunuz, güvencesizsiniz, endişelisiniz ama tehlike büyük, bize oy vermelisiniz. Yoksa ezanı susturacaklar, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler yalanıyla yoksulların, güvencesizlerin, işsizlerin, elbette hepsini değil ama yüzde 1'ini etkiledilerse hak etmedikleri koltukta 5 yıl daha oturma imkanı elde ettiler. Şimdi görüyorlar Etimesgut elden gidiyor. Aynı kirli propagandayı başlatmışlar. Diyorlar ki eğer CHP gelirse Etimesgut'taki şehitlerimizin adının verildiği caddelerin, sokakların adı değişecek. Yahu Erdal Beşikçioğlu'ndan şehidin adını değiştirecek belediye başkanı gören var mı? Yazıklar olsun. Ya da diyorlar ki efendim belediyede milliyetçi, ülkücü gençler çalışıyor, hepsinin işine son verecek. Bakın belediyede çalışan emekçiler bana emanet. Ama siyasi görüşü ülkücü ise onlar Mansur Yavaş'a emanet. Kimse korkmasın, kimse birbirini korkutmasın. Şu anda her su faturasının her sayaç okunurken, her su faturası gelirken AKP'nin ve MHP'nin sırf bir oyu alabilmek için nasıl yalana, algı operasyonlarına, iftiraya sığındıkları ortaya çıkıyor ve bu yalanlar artık Ankara sokaklarında karşılık bulmuyor. Asla bulmuyor. Hal böyle olunca bundan sonraki süreç için 26 gün hepinize çok iş düşüyor. Kapı kapı çalışmak. Bu atılan yalanları boşa çıkarmak. Başkanımızın ve Mansur Başkanın hem vaatlerini, sözlerini, yapacaklarını iyi anlatmak, hem de kara propagandalara karşı örgütün gücünü göstermek size düşüyor."

"ANADOLU AJANSI SANSÜRLÜYOR"

"Ben her yerde övünüyorum, benim örgütüm okuyan, anlayan, tartışan bir örgüttür. Aklına yattıysa anlatan ve ikna eden bir örgüttür. Size güveniyoruz… Şu kalabalık var ya şu kalabalık. Dosta güven veriyor, dost olmayanı kaygılandırıyor. Helal olsun hepinize. Sizin anlatmanızdan başka çare yok. Zira Atatürk'ün cepheden haber versin diye kurduğu Anadolu Ajansı haberi kaynağında sansürlüyor. Buraya geliyorlar, miting başlamadan 1 saat önce tepeden fotoğraf çekiyorlar. Gazeteyi açıyorsun, Anadolu Ajansı Eryaman mitingini boş meydan diye yollamış. O yüzden Anadolu Ajansı'na rica edelim. Şu bayrakları çek de göreyim yarın. Şu güzelliğe bak. Yazsana yarın Eryaman gelincik tarlası gibi diye. Bir de TRT var. Devletin televizyonu, sonuçta ne kadar kızsak haklıyız ama iki şey söyleyeyim. TRT'nin emekçilerinin hiç günahı yok. Pırıl pırıl insanlar. Ama yöneticileri, genel müdürleri, yardımcıları maalesef onlar çekiyor, onlar kırpıyor. Onlar haber yazıyor, içini değiştiriyor. O yüzden TRT ve Anadolu Ajansı'ndan bir muhabir görürseniz, bir kamera görürseniz mutlaka onlara Atatürk'ün emanetine gösterdiğiniz saygıyı gösterin o emekçilere. Anadolu Ajansı ve TRT'nin emekçilerine onları kurtaracağımız günün şerefine alkış alalım. Bir kere biz gelince hepsi sendikalı olacak. Çünkü şeyden korkarım, kurum saçmalıyor, sahada muhabirine laf ediyorlar. O çok kötü bir şey. A Haber'in dahi muhabirlerinin hepsi pırlanta gibi insanlar. Hepsi emekçi çocuklar."

TRT YÖNETİCİLERİNİN YENİ REZİLLİĞİ

"Şimdi TRT'nin yöneticilerinin rezilliğini anlatalım. Biz reklam filmi çektik. Bunun müziği Barış Manço'ya ait. Telif haklarını ödedik. Kullanma iznini aldık. Filmi çektik. Filmde kim var, Ekrem Başkan var. Kepengi açamayana yardım ediyor. Mansur Başkanımız var, veresiyeyi o çağırmış, bir ablamız kapatıyor veresiyeyi o da teşekkür ediyor. Topuklu efemiz var, seraları geziyor. İzmir Büyükşehir adayımız var. Onun yönettiği kentte geceleyin bile parklarda kadınlar özgürce oturabiliyorlar. Bütün belediye başkanlarımız orada ve bunu 15 gündür, A Haber yayınlamıyor, yandaş kanallar yayınlamıyorlar. Parasıyla. Anladım TRT'ye yolladık, 15 gündür hukuk biriminden hukuk onayı bekliyor. AKP 2 gün önce dün akşam yayınlanan videoyu yolladı, bir günde hukuk onayını vermişler, dün akşam yayınlamaya başladılar. Bizimki hala yok. Bugün yazın dedim tekrar, TRT Dijital Hizmetler'e yazmışlar. Mart ayı boyunca rezervasyonlarımız dolu diyor. Kardeşim, sen devletin televizyonusun. Hepimizin vergileri ile TRT payları ile maaş alıyorsun. Nasıl oluyor da bir siyasi partiye hizmet ediyorsun? Bu kararı alanlar, size ant olsun günü gelecek alnınızı karışlayacağız sizin, alnınızı. Buradan uyarıyorum, o filmi yayınlayacaksınız. O filmi ya yayınlayacaksınız, ya yayınlayacaksınız. Hodri meydan. 1 Ocak'tan bugüne toplam bizi 42 dakika vermişler, AKP ile MHP'yi 2 bin 595 dakika.  İki güne baktık, Murat Kurum 29 dakika, Hamza Dağ 26 dakika, Altınok 17 dakika ama Mansur Başkan, Ekrem Başkan sıfır dakika. Böyle vicdansızlık olmaz. 1 Ocak'tan beri ana muhalefet liderini 70 günde 42 dakika veren TRT, İstanbul adayını 2 günde 29 dakika veriyor. Bu kadar büyük haksızlığa, bu kadar büyük adaletsizliğe inanamıyorum. Söyledik grup toplantısında, sabahın köründe geliyor TRT'nin emekçisi, bizden geç gidiyor ama 1 dakika yayın yapıyorlar. Ne zaman vereceksin? CHP binası yanarsa verecek haberi. Benim haberimi ne zaman vereceksin? Herhalde ölürsem cenazemi verecekler. Ben de dedim ki bak er geç başımıza gelecek. Dirime gelmeyen cenazeme de gelmesin. İstemiyorum hiçbirini."

TRT YİNE AYRIMCILIK YAPIYOR

"Etimesgut'un, Eryaman'ın güzel insanları en önemli konumuz, en can alıcı konumuz nedir? Tayyip Erdoğan ile kavga etmek. O bizimle kavga etmek istiyor. Ne üzerinden, kimlik siyaseti üzerinden. Ne üzerinden, efendim her gün o zam, zam, zam yapacak bize DEM, DEM, DEM diyecek. Ne üzerinden kavga etmek istiyor, kendi çıkardığı gerilimler üzerinden. Ben ona şunu söylüyorum, tamam kavgaya varım ama senin istediğin kavgayı yapmam. Ben seninle emeklilerin hakkı için kavga edeceğim. Çalışanların hakkı için, yoksullar için, onların hakkını senden söke söke alacağım. Bunu göreceksin. Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün aynı hesap olsa en düşük emekli maaşının 26 bin lira olması lazım. 3 Kasım 2002'de bir emekli maaşı, en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2,5 çeyrek altın bile alamıyor. Tayyip Erdoğan iktidarı boyunca emeklilerin cebinden tam ayda 5,5 çeyrek altını çalmıştır. 5,5 çeyrek altını. Bir başka hesap yapalım. Burada bir kez önce birisine hakkını vermek lazım. Nedir? Emekliler geçmişte bayramlarda ikramiye filan almıyordu. Kimin sayesinde alınıyor şimdi? Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun. Ona yürekten selam yollayalım. Genel Başkanımıza. 2015, 7 Haziran'da Kemal Bey, emeklilere 'Ben emekli Kemal'im' dedi, 2 bayramda birer maaş ikramiye dedi. Bunlar önce olmaz dediler, 1 Kasım'a giderken baktılar çoğunluğu kaybettiler, biz de vereceğiz dediler. 2018'e kadar hiçbir şey yok. 3 yıl kulaklarının üstüne yattılar. 2018 seçimlerine birkaç ay kala  bin lira emeklilere ikramiye koydular. Biz o zaman itiraz ettik. Bin lira yeterli değil asgari ücret olsun diye. Beğenmediğimiz, beğenmediğiniz bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu o gün. O 2018'deki bin lira 2021'de 2 bin lira oldu. Bu seçimde çok konuşuldu, 5 bin lira yapacağız dediler, 3 bin lira yaptılar. Bu 3 bin liraya sadece 6 kilo dana kıyma alıyor. Yani sadece emekli ikramiyesi üzerinden Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı emekli ikramiyesi üzerinden emeklinin bayram sofrasından, buzdolabından, kursağından 18 kilo kıymayı çalmıştır. Hakkınızı hep beraber arayacağız."

"EMEKLİLER 31 MART'TA HESABINI SORACAK"

"Açlık sınırının 16 bin lira olduğu, yoksulluk sınırının 53 bin lira olduğu bir yerde emekliye 10 bin liraya geçin diyenlere 31 Mart'ta verecek bir cevabınız var mı? Size kaynak bulamayıp beşli çetelere, yandaş müteahhitte bulana, dünyanın en pahalı limuzin Mercedes'inden makam arabası diye iki tane alana, uçan sarayı alana, bin odalı saray yaptırana, 31 Mart'ta oy var mı? Elbette yok. Tayyip Erdoğan, 31 Mart'ta emeklinin gücünü görecek. Ben bütün meydanlarda görüyorum, şimdi arkadaşlarıma göstereyim. Kameraya göstereyim, meydandaki emekliler el kaldırsın.  10 bin lira alan emekliler el kaldırsın, yüzde 70'i. Bu emekliler 31 Mart'ta Tayyip Erdoğan'dan bunun hesabını sormaya var mıyız? Söz mü? Bundan sonrasını o düşünsün. Son sözüm şudur.31 Mart, sadece bir yerel seçim değil. 31 Mart, ihmal edilenlerin, yok sayılanların, hor görülenlerin, küçük görülenlerin, ezilenlerin, emeklilerin, emekçilerin, yoksulların, işsizlerin, kadınların, gençlerin ve her yaşta umudunu kaybedenlerin geçen mayıs ayında, 14 ve 28 Mayıstan sonra başı öne eğilenlerin, boynu bükülenlerin bu genel iktidarı yerelden dengeleyecekleri gündür. Cumhur İttifakı, AKP ve MHP üzerinden her gün birbirine benzeyen bir birlikteliğe dönüşmüştür. Hatırlayın, belediye başkanı aynı başkan. Enver Demirel. 2014'te nasıl geldi ve buraya yerleşti. Belki de birçok sosyal demokratın, aman ha AKP kazanmasın diye. O zaman gazeteler kampanya yapıyordu. Tatava yapma, bas geç. Çankaya'da CHP, Etimesgut'ta MHP'ye diye doğru mu? Aldılar oyları sonra ne yaptılar? 2019'da Atatürk'e husumet duyanlara, Atatürk ve İnönü'ye 2 ayyaş diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlerin talebelerine, Atatürk büstleri devrilecek, köpek leşi gibi yerlerde sürüklenecek diyen fesli Deli Kadir'in elini ve eteğini öpenlere, Enver Demirel bunların yapanların ittifak adayı oldu. Yani 2014'te aman Çankaya'da CHP, Etimesgut'ta MHP diyenlerin ve 2014'te Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laik hassasiyetlerle aman AKP'ye gitmesin diye oy verilenler, şimdi geldiler AKP ile kol kola. Yetmez. HÜDA-PAR ile kol kola, yani Hizbullah ile kol kola. Kadınları sahiplendireceğiz diyenlerle kol kola. Domuz bağcılarla kol kola. Şimdi o yüzden herkes ittifakını bilecek. O tarafta domuz bağcılar var. O tarafta Atatürk'e husumet duyanlar var."

"BU SEFER BU SEÇİMİ BİZ KAZANIYORUZ"

"2014'ten bugüne bu kadar değişiklik varken, o zaman göreydik Enver Demirel'i. İtiraz edeydi. Susuyorlar. O ittifaka Tayyip Erdoğan'a, HÜDA-PAR'ın teknesine su taşıyorlar. Onun için bu seçim herkes aklını başına alacak. Herkes. Bütün CHP'liler. Bütün sosyal demokratlar. Kendi oyumuza, adayımıza sahip çıkma, artık Etimesgut'ta iktidarı değiştirme noktasındayız. Bunun için hep birlikte dinliyoruz. Herkes sosyal demokratları, milliyetçi demokratları, muhafazakar demokratları gidecek ve bulacak. Koluna girecek. Bu sefer bu seçimi biz kazanıyoruz, Cumhur İttifakı kaybediliyor, heba edilecek bir tane oy yok. Feda edilecek bir tane oy yok. Sandığa gitmeyecek bir tane Cumhuriyetçi, Atatürkçü ve milliyetçi yok. Bu işi 2014'te düşülen bir noktanın devamından çıkaracağız. Bu işi 31 Mart Pazar günü hep beraber bitireceğiz diyoruz. Söz mü? Şimdi hep beraber yiğit düşüğü yerden kalkar. Bundan sonra öyle tatava yapma bas geçlerle gelmişlerin, Etimesgut'ta hüküm sürmesine bir dönem daha tahammül edersek bir daha Etimesgut'u alamayız. O yüzden bu iş 31 Mart Pazar günü bitecek. Söz mü? Ona göre çalışın. Örgütler çalışıyor, hiç problem yok. Siz oyunuzu sandığa atın, atması sizden, koruyup da düzgünce sayması, saydırması bizden. Ben daha önce de söz verdim. Ankara'da Mansur Başkanın mazbatasını almaya gitmeyeceğim, Hüseyin Can'ınkine de gitmeyeceğim. Ben eğer siz benim dediğimi yaparsanız, sizinle birlikte Etimesgut mazbata törenine geleceğim. Bitirin bu işi. Size güveniyorum, inanıyorum. Şimdi TRT'ye inat, Türkiye İttifakının şarkısını çalalım."

Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunda geniş yankı uyandıran fon dolandırıcılığı ve piyasa manipülasyonu soruşturmasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Fon piyasalarında son iki yıldır yaşanan olağan dışı hareketlilikleri yakından takip ettiklerini belirten Gürlek, yurt dışına kaçırılmak istenen 40 milyon dolarlık transferin adli tedbirlerle bankada bloke edilerek engellendiğini açıkladı. Bakan Gürlek, yargı sürecinin öncelikli amacının iyi niyetli vatandaşların mağduriyetlerini gidermek ve kaçırılan paraları ülkeye geri getirmek olduğunu vurguladı

23.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"
Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"
Birleşmiş Milletler zirvesi kapsamında gittiği New York'ta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, borsada yaklaşık 8,5 milyon vatandaşın yatırım yaptığını hatırlatarak piyasadaki hareketliliği uzun süredir gözlemlediklerini ifade etti.

Son iki yıllık süreçte bazı yatırım fonları ve bağlı hisselerde orantısız büyümeler yaşandığına dikkat çeken Gürlek, "Bazı hisseler normal seyrinde ilerlerken, bazılarında yüzde 400, yüzde 500 hatta yüzde 5 bin seviyelerine ulaşan anormal, olağan dışı artışlar tespit ettik" dedi.

Bakan Gürlek, başsavcılıkların bu tür sermaye piyasası suçlarında Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) ihbarı veya izni olmadan resen soruşturma başlatamadığını hatırlatarak, yapılan tespitlerin ardından sürecin hızla hukuki boyuta taşınması için SPK ile gerekli koordinasyonun sağlandığını ve adli adımların atıldığını aktardı.

"40 milyon dolarlık transfer bankada engellendi"

Soruşturma kapsamında şüphelilerin mal varlıklarına ve şirketlerine yönelik gecikmeksizin el koyma ve tedbir kararları uygulandığını belirten Gürlek, operasyonun mali ayağına dair kritik bir bilgiyi paylaştı.

Fon sahiplerinin ve yöneticilerinin paraları yurt dışına kaçırma girişiminde bulunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, "Yurt dışına para çıkarmaya çalıştılar, anlık hamlelerle bunu durdurduk. Tam 40 milyon dolarlık bir para transferi gerçekleştirilmek istenirken, aldığımız mahkeme kararı doğrultusunda banka bu transfere izin vermedi ve para bloke edildi" şeklinde konuştu.

Soruşturma dalga dalga genişliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 7 portföy yönetim şirketine bağlı 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesinin ardından derinleştirilen soruşturmada gözaltı ve tutuklama sayıları da artıyor.

Bakan Gürlek, dosya kapsamında şu ana kadar toplam 60 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı. Yürütülen operasyonlar neticesinde aralarında fon yönetim kurulu başkanları ve şirket yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapılırken, firari durumda olan şüphelilerin yakalanması için çalışmaların titizlikle sürdüğü belirtildi.

"Cumhurbaşkanımız süreci yakından takip ediyor"

Soruşturmanın sadece adli değil, çok boyutlu bir mali koordinasyonla yürütüldüğünü ifade eden Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da gelişmeleri yakından izlediğini dile getirdi.

Konuyla ilgili olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı, BDDK ve SPK başkanlarıyla düzenli değerlendirme toplantıları yaptıklarını söyleyen Gürlek, "Vatandaşlarımızın dişinden tırnağından artırarak yaptığı birikimlerin iyi niyet suistimaliyle heba edilmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Asıl amacımız, yurt dışına kaçırılan bu paraları geri getirmek ve hak sahiplerinin mağduriyetlerini tamamen gidermektir" diyerek kararlılık mesajı verdi.

Manifest'in kurucusunun uyuşturucu testi sonucu belli oldu

Manifest müzik grubunun kurucusu ve menajeri Tolga Akış'ın uyuşturucu testinin negatif çıktığı öğrenildi

23.09.2026 14:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Manifest'in kurucusunun uyuşturucu testi sonucu belli oldu
Manifest'in kurucusunun uyuşturucu testi sonucu belli oldu
Manifest müzik grubunun kurucusu ve menajeri Tolga Akış, "müstehcenlik", "uyuşturucu madde kullanma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında 28 Ağustos tarihinde gözaltına alınmış, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti. Akış, savcılık işlemlerinin ardından "müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek" suçundan tutuklanmıştı.

Uyuşturucu maddeye rastlanmadı

Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu tarafından Akış'tan alınan kan, idrar ve saç örneklerinin incelendiği öğrenildi. Yapılan incelemelerde söz konusu örneklerde uyuşturucu maddeye rastlanmadığı belirtildi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu

23.09.2026 13:30:00 / Güncelleme: 23.09.2026 13:34:14
Haber Merkezi
 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, X hesabından yaptığı açıklamada CHP üyeliğinden ayrıldığını ve siyasi yoluna bağımsız olarak devam edeceğini duyurdu. Kararında parti içinde yapılan bazı açıklamaların etkili olduğunu belirten Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak tüm Ankaralılara hizmet etmeyi sürdüreceğini söyledi.
 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP üyeliğinden ayrılarak görevine bağımsız devam etme kararı aldığını açıkladı. X hesabından yaptığı paylaşımda parti içindeki açıklamalara işaret eden Yavaş, "Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur" diyerek hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara hizmet etmeyi sürdüreceğini belirtti.
 
Yavaş'ın X hesabından yaptığı açıklama şöyle:
 
"Sevgili Hemşehrilerim, Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir. Bugün aldığım karar da böyle bir karardır.

19 Mart'la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye'de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir.
 
Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok.
 
Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım.
Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir.
 
Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi'ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadım.
 
Tam tersine; Ankara'da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık.
 
Bunu yalnızca ben söylemiyorum.
 
Ankara'da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir.
 
Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum.
 
Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.
Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım.
 
Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır:
Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir.
 
Biz bunu Ankara'da başardık.
 
Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık.
Çünkü bizim için herkes eşittir.
 
Her zaman şunu söyledim:
Türkiye'de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.
 
Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi'nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP'ye değil, Türkiye'de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim.
 
Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim.
Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.
 
Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım.
Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.
 
Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır.
Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız.
 
İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir.
Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.
 
Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.
 
O iradeyi kişisel hesaplarla başka bir yere taşımak yalnızca siyasi bir yanlış değil; seçmene karşı ağır bir vebaldir.
 
Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır…
Bundan sonra da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak; bana oy veren ya da vermeyen, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara aynı anlayışla hizmet etmeye devam edeceğim.
 
Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir.
 
Makamlar geçicidir.
Siyasi şartlar değişebilir.
Ama milletin size verdiği emanete sadakat değişmez.
 
Ben bugüne kadar bu emanete nasıl sahip çıktıysam bundan sonra da aynı şekilde sahip çıkacağım.
 
Bugün aldığım kararın bütün sorumluluğu bana aittir.
Takdir ise her zaman olduğu gibi aziz milletimizindir."

CHP'li Medine Pamuk’un istifasıyla boşalan Adalar Belediyesi Başkanvekilliği seçiminde gerginlik yaşandı. YENİ Parti ve CHP'li üyelerin salonu terkettiği seçimlerin üçüncü turunda AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazanan isim oldu

CHP'li Medine Pamuk’un istifasıyla boşalan Adalar Belediyesi Başkanvekilliği seçiminde gerginlik yaşandı. YENİ Parti ve CHP'li üyelerin salonu terkettiği seçimlerin üçüncü turunda AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazanan isim oldu

23.09.2026 11:52:00
Haber Merkezi
 
 CHP'li Medine Pamuk’un istifasıyla boşalan Adalar Belediyesi Başkanvekilliği seçiminde gerginlik yaşandı. YENİ Parti ve CHP'li üyelerin salonu terkettiği seçimlerin üçüncü turunda AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazanan isim oldu
 CHP'li Medine Pamuk’un istifasıyla boşalan Adalar Belediyesi Başkanvekilliği seçiminde gerginlik yaşandı. YENİ Parti ve CHP'li üyelerin salonu terkettiği seçimlerin üçüncü turunda AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazanan isim oldu
CHP'li Medine Pamuk'un istifasıyla boşalan Adalar Belediyesi Başkanvekilliği seçiminde gerginlik yaşandı. YENİ Parti ve CHP'li üyelerin salonu terkettiği seçimlerin üçüncü turunda AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazanan isim oldu.

Adalar Belediyesi'nde CHP'li Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın tutuklanmasının ardından başkanvekili seçilen Medine Pamuk'un sağlık gerekçesiyle istifa etmesi üzerine yeni başkanvekilini belirlemek amacıyla oylama süreci başladı.

Belediye Başkanı Ercan Ali Akpolat ile birlikte tutuklanan Belediye Meclis Üyesi Yavuz Çiftçioğlu hakkındaki kısıtlamanın kaldırıldığı ve Çiftçioğlu'nun seçime katıldığı bildirildi. Gelişmeye Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik tepki gösterdi.

Tansiyonun yükselmesi üzerine CHP ve YENİ Partililer seçim salonundan dışarı çıkıyor.

Divan Başkanı salona polisi davet etti.

Seçimin güvenli bir şekilde yürütülemeyeceğini ifade eden divan başkanı, basın ve belediye meclis üyelerinin çıkarılmasını talep etti.

YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik "Bu tiyatronun parçası olmayacağız. 2 AK partili seçildi. şu anda 3 arkadaş tutuklu vaziyette. İkisi dışarda. İçerdekilerin birini istifa ettirdik. İki üyeyi ikna ettiler. Usul açısından çok büyük eksiklikler var. Divan başkanının yanındaki divan başkan yardımcısı aday..." ifadelerini kullandı.

İLK TURU AKP ÖNDE BİTİRDİ
Saat 10.00'da toplanan Belediye Meclisi'nde gerçekleştirilen ilk tur oylamasında AKP adayı Kemal Türkyılmaz 5 oy alırken, CHP'nin adayı Aytül Ekşiyan 4 oy aldı. Yasal çoğunluk sağlanamadığı için seçim ikinci tura kaldı.

İKİNCİ TUR BERABERE BİTTİ
Mevzuat gereği ilk iki turda üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun aranması sebebiyle seçimin birinci turunda kazanan taraf çıkmadı. Sandıktan çıkan 5-4'lük sonucun ardından oylamada ikinci tura geçildi. İkinci tur oylamada ise iki aday da dörder oy aldı. Bir oy geçersiz sayıldı.

21 Eylül Pazartesi günü çoğunluk sağlanamadığı için ertelenen seçim, bugüne ertelenmişti.

ÜÇÜNCÜ TURDA ADAY BELİRLENDİ
CHP ve YENİ Partili belediye Meclis üyelerinin salonu terk etmesi sonrasında 3. turda salt çoğunluğu alan AKP'li Kemal Türkyılmaz başkanvekili oldu.

CHP, AKP'nin adayına oy veren 3 belediye meclis üyesini kesin ihraç talebiyle disipline sevk etti.

ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı

ÖSYM'nin, 7 Kasım'da uygulanacak "2026 Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı ve 2026 Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği için Seviye Tespit Sınavı" başvuruları başladı

 

23.09.2026 11:03:00
Anadolu Ajansı
 
ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı
ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 7 Kasım'da uygulanacak "2026 Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (2026-EUS) ve 2026 Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği için Seviye Tespit Sınavı (2026-STS Eczacılık)" başvuruları başladı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, bugün başlayan başvurular 1 Ekim'e kadar sürecek.

Adaylar, başvurularını ÖSYM başvuru merkezlerinin yanı sıra ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" internet adresinden veya ÖSYM aday işlemleri mobil uygulamasından yapabilecek.

Sınavlara ilişkin ayrıntılı bilgi sınav kılavuzlarında yer alıyor.

Unutkanlık ile Alzheimer arasındaki keskin fark!


 
Uzmanlara göre, yaş ilerledikçe unutkanlık şikâyetleri daha sık karşımıza çıkıyor ancak her unutkanlık Alzheimer hastalığı anlamına gelmiyor. Demans; hafıza, düşünme, konuşma, yön bulma ve günlük yaşamda zaman içinde ortaya çıkan bozulmaların genel adı olarak tanımlanırken, bu sorunun en sık nedeninin ise Alzheimer olduğu görülüyor. 

22.09.2026 23:23:00
Murat Çorbacı
 
 Unutkanlık ile Alzheimer arasındaki keskin fark!
 Unutkanlık ile Alzheimer arasındaki keskin fark!

Beyindeki sinir hücrelerinin ve aralarındaki bağlantıların zaman içinde zarar görmesiyle ilerleyen bir sorun olan Alzheimer hastalığında, ilk dönemlerinde özellikle yakın zamanda yaşanan olayları hatırlamakta güçlük çekme ön plana çıkıyor. Süreç ilerledikçe konuşma, yön bulma, karar verme ve günlük işleri yerine getirme gibi becerilerde de sorunlar görülebiliyor.

Unutkanlık farklı bir şey

Unutkanlık şikâyetlerinin değerlendirilmesinde öncelikle altta yatan nedenin belirlenmesinin önemli olduğunu söyleyen Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, bazı durumlarda bilişsel sorunların tedavi edilebilir nedenlere bağlı olabileceğini hatırlatıyor. B12 vitamini eksikliği, tiroit hastalıkları, bazı ilaçların yan etkileri, depresyon, uyku bozuklukları ve bazı metabolik hastalıklar hafıza ve düşünme becerilerinde bozulmaya neden olabiliyor. Bu nedenle unutkanlık yaşayan kişilerin kendi kendilerine Alzheimer tanısı koymak yerine tıbbi değerlendirmeden geçmeleri en doğru yaklaşım.

Alzheimer tanısında tek bir test yeterli değil

Alzheimer hastalığının tanısında tek bir test yeterli olmuyor. Kişinin şikâyetleri, sağlık geçmişi ve günlük yaşamdaki değişikliklerin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Tanı sürecinde doktor muayenesinin yanı sıra; hafıza ve diğer zihinsel becerileri değerlendiren testler, kan tetkikleri ve beyin görüntülemelerinden yararlanılabiliyor. Gerekli görülen hastalarda PET görüntüleme ile beyin omurilik sıvısı veya kan üzerinden yapılan özel testler de değerlendirmeye alınabiliyor. Son yıllarda Alzheimer hastalığında beyinde biriken beta-amiloid ve tau proteinlerini göstermeye yönelik biyolojik testlerin de tanı sürecindeki önemi giderek artıyor.

Tedavide yeni gelişmeler var

Alzheimer hastalığını bugün için tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmuyor. Bununla birlikte hastalığın belirtilerini kontrol etmeye yönelik ilaçların yanı sıra, hastalığın altında yatan biyolojik süreci hedefleyen yeni tedaviler de kullanımda. Bu tedavilerden biri olan lecanemab etken maddeli bir ilaç, beyinde biriken beta-amiloid proteinlerini hedefliyor. İlaç, Alzheimer hastalığının erken dönemindeki, hafif bilişsel bozukluk veya hafif demans aşamasındaki uygun hastalarda hastalığın klinik ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik kullanılıyor. İlacın, cilt altına uygulanan formunun 2025 yılında ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanması, Alzheimer tedavisindeki yeni gelişmeler arasında. 2026 yılında ise bu formun tedaviye evden başlamasına olanak sağlayan yeni uygulama rejimine ilişkin FDA onayı geldi.
Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, yeni tedavinin her Alzheimer hastasında kullanılamayacağının özellikle altını çiziyor. Tedavi öncesinde hastada Alzheimer ile ilişkili beta-amiloid birikiminin bulunduğunun doğrulanması ve hastalığın uygun erken evrede olması gerekiyor. Tedavinin önemli riskleri arasında ARIA adı verilen, beyinde şişme veya küçük kanama alanları şeklinde ortaya çıkabilen değişiklikler bulunuyor. Bu nedenle tedavi uygulanacak hastaların belirli aralıklarla beyin MR'ı ile takip edilmesi önemli.

Beyin sağlığı için bunları yapın

Alzheimer hastalığından korunmaya yönelik tek bir yöntem bulunmasa da beyin ve damar sağlığını destekleyen yaşam alışkanlıklarının önemli olduğu belirtiliyor. Düzenli fiziksel aktivite, sosyal ve zihinsel olarak aktif bir yaşam, tansiyon, diyabet ve kolesterolün kontrol altında tutulması, sigaradan uzak durulması, dengeli beslenme ve düzenli uyku beyin sağlığının korunmasında öne çıkan başlıklar arasında. Özellikle unutkanlığın giderek artması, kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlaması veya yakınları tarafından belirgin bir değişiklik fark edilmesi halinde hekime başvurulması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, önemli bir uyarıda bulunuyor: "Her unutkanlık Alzheimer değildir. Ancak erken dönemde yapılacak doğru bir değerlendirme, unutkanlığın altında yatan nedenin belirlenmesi ve kişiye uygun tedavi ile takip planının oluşturulması açısından büyük önem taşıyor."

8 ayda en az 259 kadın katledildi

Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, alınan önlemlere ve yürütülen mücadelelere rağmen 2026 yılında da hız kesmeden can almaya devam ediyor. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) tarafından açıklanan en güncel veriler, koruma mekanizmalarındaki yetersizliği ve dijital hafıza merkezi olan Anıt Sayaç üzerindeki acı bilançonun her geçen gün büyüdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi

22.09.2026 19:20:00
Eyüp Kabil
 
8 ayda en az 259 kadın katledildi
8 ayda en az 259 kadın katledildi
Açıklanan son raporlara göre, Ağustos 2026 ayı içerisinde Türkiye genelinde 22 kadın, erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti. Cinayetlerin arkasındaki acı gerçekler ise değişmedi: Katledilen kadınların büyük bir çoğunluğu boşanma isteği, barışmayı reddetme veya kendi hayatlarına dair bağımsız kararlar almak istemeleri gerekçesiyle en yakınlarındaki erkekler tarafından hedef alındı.

2026 yılının ilk 8 ayı (Ocak - Ağustos) toplandığında ise erkek şiddeti kurbanı olan kadın sayısı en az 259'a ulaştı. Raporlar, kadınların güvenli liman olarak görmesi gereken evlerin, hâlâ en tehlikeli alanlar olmaya devam ettiğini ve cinayetlerin %55'inden fazlasının yaşam alanlarında, çoğunlukla ateşli silahlarla işlendiğini ortaya koyuyor.

"Şüpheli ölüm" sayılarındaki kritik artış

Son dönem verilerinde en dikkat çekici ve endişe uyandıran detayların başında şüpheli kadın ölümleri geliyor. 2026'nın ilk 8 ayında sivil toplum kuruluşlarının kayıtlarına geçen şüpheli kadın ölümü sayısı 215 olarak belirlendi.


Dönem (2026)

Erkekler Tarafından Öldürülen Kadın

Şüpheli Kadın Ölümü

Ocak – Haziran150

150

151

Temmuz

25

31

Ağustos

22

33

Toplam
(İlk 8 Ay)

197 (KCDP) / 259 (TKDF)

215

Not: Kurumların "aile içi cinayet", "şüpheli ölüm" veya "kadın cinayeti" tanımlamalarındaki metodolojik farklar nedeniyle sivil toplum verilerinde dönemsel sayısal değişiklikler görülebilmektedir.

Uzmanlar, özellikle yüksekten düşme, nehir yataklarında bulunma veya intihar süsü verilmiş vakaların oranındaki artışa dikkat çekiyor. Şüpheli ölümlerin %61'inde ölüm nedeninin tam olarak belirlenememesi, faillerin cezalandırılmasının önüne geçen en büyük hukuki engellerden biri olarak değerlendiriliyor.

"5 günde 10 kadın": Koruma kararları etkin uygulanıyor mu?

Eylül 2026 itibarıyla Meclis gündemine de taşınan iddialar, sistemdeki boşlukları yeniden tartışmaya açtı. Siyasi partilerin kadın kolları temsilcileri ve milletvekilleri, sadece 17-21 Eylül 2026 tarihleri arasındaki 5 günlük kısa sürede 10 kadının cinayet veya şüpheli ölüm dalgasıyla yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Hukukçular ve kadın hakları savunucuları, tehlike altındaki kadınların kolluk kuvvetlerine başvurmasına rağmen koruma kararlarının sahada etkin şekilde uygulanmadığını savunuyor. Katillerin karakollarda dahi tehditlerine devam edebilmesi ve adli kontrol şartlarının esnekliği, caydırıcılığı ortadan kaldıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor.

Çözüm arayışı ve çağrılar

Kadın örgütleri, şiddeti önlemenin yolunun kağıt üzerindeki kanunlardan ziyade bütüncül politikaların hayata geçirilmesinden geçtiğini vurguluyor. Sivil toplumun ortak talepleri şu noktalarda yoğunlaşıyor:

* 6284 Sayılı Kanun'un hiçbir esneme payı bırakılmadan, harfiyen uygulanması,

* Uzaklaştırma ve koruma kararlarının ihlali durumunda faillere derhal zorlama hapsi verilmesi,

* Uluslararası bir güvence olan İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden dönülmesi.

Türkiye'de kadınlar her gün sokaklarda, iş yerlerinde ve evlerinde yaşam mücadelesi verirken; dijital anıt sayaçlar her geçen dakika bir kadının daha ismini hafızaya kazımaya devam ediyor.

AKOM'dan İstanbul için uyarı

AKOM, İstanbul'da yarın metrekareye 60 ila 100 kilogram yağış düşebileceğini duyurdu

 

22.09.2026 18:10:00
Anadolu Ajansı
 
AKOM'dan İstanbul için uyarı
AKOM'dan İstanbul için uyarı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), kentte yarın metrekareye 60 ila 100 kilogram yağış düşebileceğini duyurdu.

AKOM'dan yapılan açıklamaya göre, bugün itibarıyla İstanbul'da şiddetli yağışlar başlayacak ve buna bağlı olarak sıcaklıklar düşecek.

Marmara Bölgesi'ndeki yağışların etkisini artırması ve Avrupa Yakası Boğaz Çevresi ile Anadolu Yakası genelinde bugün metrekare başına 20 ila 40 kilogram yağış görülmesi bekleniyor.

Sıcaklıkların akşam saatlerine kadar azalarak 16 derece civarına gerileyeceği, yağışların yarın gece saatlerine kadar etkili olacağı, rüzgarın kuzeyli yönlerden aralıklarla saatte 30 ila 60 kilometre hızla (fırtına şeklinde) eseceği, yarın aralıklarla kuvvetli sağanak ve yer yer çok kuvvetli (metrekareye 60 ila 100 kilogram) gök gürültülü sağanak yağış geçişlerinin yaşanacağı öngörülüyor.

Karadeniz'in nemli havasını taşıyan poyrazdan dolayı nem miktarının özellikle en yüksek seviyelere çıktığı bugünlerde, atmosferin üst seviyesinin soğuk, yer seviyesinin denizden ve karadan sıcak oluşu nedeniyle yıldırımlı, şimşekli, fırtınalı, gök gürültülü kuvvetli sağanak yağmur geçişleri bekleniyor.

AKOM, vatandaşları ani su baskınları, ulaşımda yaşanabilecek aksamalar, yıldırım ve kuvvetli yağış nedeniyle oluşabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaya çağırdı.

Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında

Turgutlu'da sabah saatlerinde okul servisi bekleyen öğrencilerin üzerine av tüfeğiyle rastgele ateş açıldı. 15 yaşındaki saldırgan H.O. kısa sürede yakalanırken, olayla ilgili adli soruşturmada anne, baba ve dede de gözaltına alındı. Bakanlıklar teyakkuza geçti

22.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında
Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında
Türkiye bugün sabah saatlerinde Manisa'dan gelen kara haberle sarsıldı. Manisa'nın Turgutlu ilçesinde yer alan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınlarında saat 07.59 sıralarında meydana gelen silahlı saldırıda, 2'si ağır olmak üzere 11 öğrenci yaralandı. 15 yaşındaki okul öğrencisi saldırgan H.O. ile birlikte ailesi de gözaltına alınırken, olay ülkede büyük bir infiale yol açtı.

Sabah saatlerinde rastgele ateş açtı

Olay, Turgutlu ilçesi Albayrak Mahallesi Pehlivan Sokak üzerinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, okul binasının yakınında öğrencilerin servis beklediği esnada yaya olarak elinde av tüfeğiyle gelen 15 yaşındaki H.O., çevreye rastgele ateş etmeye başladı. Silah sesleri üzerine çevrede büyük bir panik yaşanırken, kurşunların hedefi olan öğrenciler kanlar içinde yere yığıldı.

Saldırganın elinde pompalı tüfekle yürüdüğü ve olayın ardından koşarak kaçtığı anlar, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kameralarına anbean yansıdı. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan yoğun ihbarların ardından bölgeye çok sayıda ambulans ve polis ekibi sevk edildi.

3 öğrenci üniversite hastanesine sevk edildi

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve yerel makamlar tarafından yapılan açıklamalarda, saldırıdan etkilenen 11 kişinin tamamının öğrenci olduğu bildirildi. Yaralıların ilk müdahaleleri Turgutlu Devlet Hastanesi'nde gerçekleştirildi. Ancak hayati tehlikesi bulunan ve durumları ağır olan 3 öğrenci, ileri tetkik ve tedavi amacıyla Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edildi.

"Kız meselesi" iddiası ve aile boyu gözaltı

Güvenlik güçlerinin hızlı takibi neticesinde saldırıyı gerçekleştiren 15 yaşındaki H.O., suç aleti tüfekle birlikte kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. İlk belirlemelere göre şüphelinin, aynı okulun 9-C sınıfı öğrencisi olduğu ve olaydan bir gün önce okul önünde akranlarıyla "kız meselesi" yüzünden kavga ettiği öğrenildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, adli sürece ilişkin yaptığı açıklamada çok çarpıcı bir detayı paylaştı. Bakan Gürlek, 15 yaşındaki zanlının yanı sıra, silahın muhafaza koşulları ve ihmaller zincirinin araştırılması kapsamında çocuğun annesi, babası ve silahın sahibi olduğu belirlenen dedesinin de gözaltına alındığını duyurdu. Ayrıca olay öncesinde akran zorbalığı iddialarının da titizlikle incelendiği aktarıldı.

7 müfettiş görevlendirildi

Yaşanan facianın ardından devletin ilgili tüm kurumları Manisa için harekete geçti.

Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), saldırının yaşandığı İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde eğitim öğretime 22 Eylül günü için ara verildiğini açıkladı. Karadeniz programları kapsamında Trabzon'da bulunan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, programlarını acilen iptal ederek özel uçakla Manisa'ya hareket etti.

Diğer yandan olayın her yönüyle soruşturulması için İçişleri Bakanlığı 2 Mülkiye ve 2 Polis Başmüfettişi; MEB ise 3 Bakanlık müfettişi görevlendirerek bölgeye gönderdi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, olaydan etkilenen öğrenci, veli ve öğretmenler için 25 kişilik psikososyal destek ekibinin sahada çalışmalara başladığını duyurdu.

Okul önünde gerginlik ve RTÜK'ten yayın uyarısı

Saldırı haberini alan endişeli veliler okul önüne akın etti. Çocuklarının durumunu öğrenmek isteyen aileler ile okul çevresinde emniyet şeridi çeken kolluk kuvvetleri arasında zaman zaman arbede ve gergin anlar yaşandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ise toplumsal infiali ve bilgi kirliliğini önlemek adına medyaya acil bir uyarı yayınladı. RTÜK, olay anına ait şiddet unsuru içeren korkutucu görüntülerin paylaşılmamasını, yalnızca resmi makamların açıklamalarına itibar edilmesini isteyerek aksine hareket eden kanallara yasal yaptırım uygulanacağını hatırlattı.

Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı sosyal medya platformlarında olay üzerinden provokasyon ve dezenformasyon yapan hesaplara karşı geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı. Olayla ilgili çok yönlü adli ve idari tahkikat kararlılıkla sürdürülüyor.

Kırşehir merkezli 4 ilde "yasa dışı bahis" operasyonu: 13 şüpheli tutuklandı

Kırşehir merkezli 4 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda gözaltına alınan 13 şüpheli, çıkarıldıkları adli mercilerce tutuklandı

22.09.2026 14:12:00 / Güncelleme: 22.09.2026 14:16:05
İHA
 
Kırşehir merkezli 4 ilde "yasa dışı bahis" operasyonu: 13 şüpheli tutuklandı
Kırşehir merkezli 4 ilde "yasa dışı bahis" operasyonu: 13 şüpheli tutuklandı
Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerin yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik çalışma başlatıldı.

Alınan MASAK raporu doğrultusunda, futbol ve diğer spor müsabakaları üzerinden yasa dışı bahis ve şans oyunlarından gelir elde edilmesine ve bu gelirlerin nakline aracılık edildiği değerlendirilen bir şüphelinin hesap hareketleri incelendi.

Yapılan mali analizler, detaylı hesap hareketleri ile IP/Port incelemeleri sonucunda, şüpheli hesaplarında 54 milyon 821 bin 376 TL'yi aşan para hareketliliği tespit edildi. Yürütülen çalışmalar kapsamında yapılanma içerisinde yer aldığı değerlendirilen 13 şüpheli belirlendi.



Kırşehir merkezli olmak üzere Batman, Manisa ve Ordu'da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 13 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramalarda 13 cep telefonu, 14 SIM kart, 1 laptop, 1 av tüfeği, 1 kurusıkı tabanca, 1 şarjör ve 3 fişek ele geçirildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adli mercilere sevk edilen M.U., Ö.D., M.C.A., M.Y.A., Ö.F.K., E.D., B.A., Ö.T., C.A., R.S., M.E.Y., M.S. ve B.A. tutuklanarak cezaevine gönderildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.