logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel'den Erdoğan'a 'kupon arazi' göndermesi: Artık helikopterle İstanbul'un üstünde gezemiyor

“Bakın en güzel tarafı ne biliyor musunuz, Ekrem Başkanın? Ekrem Başkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğundan beri İstanbul’un üstünde, bir helikopterin içinde Tayyip Bey gezemiyor."

01.03.2024 20:07:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den Erdoğan'a 'kupon arazi' göndermesi: Artık helikopterle İstanbul'un üstünde gezemiyor
Özgür Özel'den Erdoğan'a 'kupon arazi' göndermesi: Artık helikopterle İstanbul'un üstünde gezemiyor
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Beykoz'da halk buluşmasına katıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beykoz Belediye Başkan Adayı Alaattin Köseler'in katıldığı halk buluşmasında konuşan Özel, "Bugün Beykoz'da böyle coşkulu bir kalabalığın karşısında büyük bir heyecan, büyük bir umutla karşınızdayım. 1999'da göreve gelen, Beykoz'a çok önemli hizmetler eden, o günden bugüne aklı, fikri Beykoz olan, Beykoz'da basketbol oynamış, Beykozspor'da yöneticilik yapmış, yani öyle dışarılardan değil, ithal değil, kayyum değil Beykoz'un öz evladı Alaattin Köseler'in heyecanını paylaşmaya geldim" dedi.

"Alaattin Başkan bütün adaylar gibi heyecanlı ancak Alaattin Başkanın yarım bıraktığı işleri çok daha iyileri yapılacakken içini parçalayan, 'yahu Beykoz bunları mı hak ediyor' deyip de içi içine sığmayan günleri geride bırakıyoruz" diyen Özel, "Alaattin Başkan geliyor. Ona inanıyor, güveniyoruz. Ona Beykoz'u emanet ediyoruz, onu sizlere emanet ediyorum. Biraz önce otobüs ile uzun bir yoldan geçtik ve buraya geldik. Ben 5 sene önce de Beykoz, Üsküdar, Ümraniye'de çalışma yapmıştım. O günlerde nezaketen el sallayanlar, kalp yapanlar, otobüsün önüne koşanlar vardı ama bugün gördüğüm Ümraniye, Üsküdar, Beykoz var ya o ne güzel Beykoz öyle. Niye oluyor bunlar? Çünkü Beykoz 5 yıl önce İstanbul'un verdiği karardan memnun. 5 yıldır İmamoğlu'nun, ekibinin Beykoz'a yaptıklarını görmüş. Bundan memnun ve yeni bir karar vermiş. Diyor ki İmamoğlu ile 5 yıl daha tam yol ileri. Niye demesin ki? Ya olmasaydı? Ya geçen seçimlerde o küçük farkı bile önce hazmedemediler, hilelerle seçimi elimizden almak istediler, sonra hadi bir daha dediler. O 19 günde Ekrem Başkanın neler yapabildiğini görenler, nasıl hakkı yendiğini, nasıl İstanbul'un iradesine el konulmak istendiğini görenler, ne yaptı? 'Biz Haziran'da Osmanlı tokadı vuracağız' diyenlere demokrasi tokadını bir vurdu, akılları başlarına geldi" ifadelerini kullandı.

Özel, şunları söyledi:

"ALAATTİN BAŞKAN VE EKREM BAŞKAN EL ELE"

"Beykoz niye memnun olmasın ki? Tayyip Beyin dediği gibi Binali Bey yönetseydi, mesela Beykoz'a 154 bin ton asfalt döküldü ya, o asfalt dökülmeyecekti. Beykoz'da 3 bin 335 haneye direkt yardım başlattı Ekrem Başkan. Bu yardımlardan Beykoz'un yardıma muhtaç aileleri yararlanamayacaktı. 3,5 milyon çiçek dikmiş Beykoz'a, 40 bine yakın ağaç, 21 bin hijyen paketi, 25 bin sahipsiz hayvanı Beykoz sokaklarından kurtarıp iyileştirmiş, aşılamış, ıslah etmiş. 4 bin 600 kişiye İstanbulkart vermiş. Tam 2 bin 283 evladımıza burs vermiş, sahip çıkmış. Yetmemiş 56 bin metre doğalgaz, 74 kilometre su borusu döşemiş, altyapıyı yenilemiş. Ekrem Başkan Beykoz'dan aldığını Beykoz'a vermiş, Beykoz'u unutmamış, ona sahip çıkmış. Bir yandan Beykoz'a dışarıdan gelenler, Beykoz'un oyunu alanlar ama Beykoz sokaklarında görünmeyenler var. Bu seçimden sonra Beykoz sokaklarında sadece böyle güzel yollarında değil, Beykoz'un köylerinde, arka mahallelerinde, yoksul mahallelerinde Alaattin Başkan ve Ekrem Başkanı el ele, kol kola, omuz omuza göreceksiniz. Beykoz'un sorunlarını biliyoruz. Kentsel dönüşümle ilgili mağduriyeti, gönüllü olması gereken bir şeyde rızası olmayan 300 aileyi ite kaka dışarıya atmalarını biliyoruz. Beykoz'da, bu güzel kentte zamanında kentin cefasını çekenlere, 'Sen git buradan sefasını başkaları sürecek' diyenleri biliyoruz. Elbette kentsel dönüşüm istiyoruz ancak adil, yerinde, şehirden koparmayan bir kentsel dönüşümün de sözünü veriyoruz."

"BEYKOZ'UN MAKUS TALİHİ DEĞİŞECEK"

"Beykoz'un geçmişine bakınca memleketim Manisa ile benzerlikler gördüm. Bizde bir Sümerbank fabrikası vardı, kapattılar. İçimiz yandı, hem işsizimiz arttı, hem kentin önemli sosyal çevresi ortadan kalktı. Burada da deri kundura fabrikasının kapatıldığı, ispirto fabrikasının kapatıldığını ve son olarak Paşabahçe fabrikasının, Şişecam fabrikasının kapatıldığını, yerine istihdam yaratacak, kaynak yaratacak hiçbir adımın atılmadığını, Beykoz'un boynu bükük bırakıldığını gördüm, üzüldüm. Ama Ekrem Başkanın Beykoz ile ilgili neler yapacağını, Alaattin Başkan ile kol kola girip Beykoz'u nasıl ayağa kaldıracağını, bu konudaki azmini, heyecanını ve kararlılığını biliyorum ve üzülmüyorum. Size müjde veriyorum. 1 Nisan'da Beykoz'un makus talihi değişecek. Söz veriyoruz."

"EKREM BAŞKANIN EN GÜZEL TARAFI"

"Bakın en güzel tarafı ne biliyor musunuz, Ekrem Başkanın? Ekrem Başkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğundan beri İstanbul'un üstünde, bir helikopterin içinde Tayyip Bey gezemiyor. Gezip de yanındaki İBB Başkanına, 'Bu arsa kimindi' 'Bizim efendim.' 'Katarlılara verdim. Bu arsa kimindi?' 'İBB'nin efendim. Ben bunu Birleşik Arap Emirliklerine söz verdim.' 'Yahu arsa kalmadı mı?' 'Kalmadı efendim.' 'O zaman bir kanal daha açalım, etrafını Katarlılara satalım.' Bunların hepsi bitti, şimdi Kurum'a soruyorlar. 'Kanal İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz?' Baktı ki Ekrem Başkanının sloganını İstanbul benimsemiş, ya kanal ya İstanbul demiş. Diyor ki 'İstanbul'un sorunlarını konuşalım. Bunu niye gündeme getiriyorsun? Neden Kanal İstanbul konuşalım.' Kardeşim, Kanal İstanbul'u sen söyledin, reisin söyledi, Tayyip Erdoğan söyledi. Bu ihanet projesini Ekrem Başkanımız durdurdu. 5 yıl önce Ekrem Başkan değil de Tayyip Beyin adayı Binali Bey olsaydı, kalan bütün arsalar gitmişti. İstanbul'un boğazına hançer girmişti. Kanal İstanbul'u yapmışlar, her tarafı Katarlılara satmışlardı. İstanbullu Ekrem Başkana oy vererek Beykoz'da Alaattin Köseler'e oy vererek sadece kimin belediye başkanı olacağına karar vermeyecek, Beykoz'un ve İstanbul'un yeniden ihanete uğramasına engel olacak, izin vermeyecek. Çıkmışlar, tekrar oy istiyorlar. Hatta 1994'te kazanmış ya, 94 ruhuyla diyorlar. Kardeşim 94 ruhu dediğin nedir? Ankara'da Melih Gökçek belediyeciliğidir. Burada o günden itibaren İstanbul'a ihanetin başlangıç günüdür. Ben demiyorum, Tayyip Bey diyor. Diyor ki 'Biz yatay mimari yapamadık, dikey mimariyi tercih ettik. İstanbul'a hançerleri sapladık. Burada benim de suçum var.' Doğru söylüyor, rakamı söyleyeyim mi? O geldiğinde İstanbul'da kaç gökdelen vardı? Dört. O giderken kaç vardı? Tam 247. İstanbul'a 243 tane hançer saplayanın bundan sonra İstanbul'a vereceği hiçbir şeyi yoktur. Uzak dursunlar, gölge etmesinler yeter."

"SENİN ÖNCELİĞİN BEŞLİ ÇETELER, BENİM ÖNCELİĞİM EMEKLİLER"

"Bir de Tayyip Bey ile aramızda son günlerde büyük gerilim var. Bana diyor ki, 'Birisi emeklileri tahrik ediyor'. En düşük emekli maaşı 10 bin lira. Türk-İş açıkladı, açlık sınırı 16 bin 200 lira. Türkiye'de neredeyse bütün emekliler açlık sınırının altında. 'Bak açız aç' diye bağırıyorlar. Bana diyor ki 'Emeklileri tahrik etme. Eğer emeklilere senin dediğini verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem.' Vallahi de yalan billahi de yalan. Sen beşli çeteye parayı buluyorsun, saray müteahhidine parayı buluyorsun. Zenginlerin vergilerini ertelemeye parayı buluyorsun, bir tek emekliye gelince 'Param yok' diyorsun. Siyaset öncelik belirleme işidir. Senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler. Senin önceliğin birilerini zengin etmek, bizim önceliğimiz birilerinin yoksulluğunu gidermek. CHP'li belediye başkanları 1 Nisan'dan itibaren, yoksulluğu yönetmek için değil yoksulluğu yok etmek için göreve gelecek. Bunu böyle bilin. 4 yaşına kadar çocuğu olan anneye, ulaşımı bedava yapan, çocuk doğduğunda o doğum paketi ile oraya koşan, günü gelince sütünü veren, zor durumda kalana sahip çıkan İmamoğlu'na helal olsun. Bundan sonra anneler için çalışmaya, anneler sosyal yaşama, çalışma yaşamına katılsınlar diye kreşler yapmaya, İstanbul'a emanet edilen 80 ilden gelen öğrencilerimizin barınma sorunu için yurtlar yapmaya, onlara sıcak yemek vermeye, eğitim, ulaşım desteği vermeye, bu ülkede, bu kentte kimin kollanmaya, kimin arkasında durulmaya ihtiyacı varsa bunu yapmaya, halkçı belediyeciliğe, sosyal belediyeciliğe sonuna kadar devam edeceğiz. Sonuna kadar."

"BAŞI SIKIŞANIN GELECEĞİ YER BABA OCAĞIDIR"

"Beykoz'dan bir çağrım olacak. O çağrım Beykoz'daki CHP dışındaki partilerde geçmişte oy vermiş olanlara, siyaset yapmış olanlara, geçmişte gönlü orada olup da şimdi içi buruk olanlara. Biz CHP'yiz. Bu partiye baba ocağı diyoruz. Öyle ya. Herkes baba ocağına doğar. Ana kucağına doğar. Büyür bir noktaya gelir. Kimi büyüğüne gider ve yerleşir, kimi daha küçüğüne razı olur. Kimi ırakta, uzakta oturur. Kimi yakında oturur. Ama herkes bilir ki bir gün başım sıkışırsa, bir gün dara düşersem baba ocağının çorbası kaynamaktadır. Bacası tütmektedir. Başı sıkışanın geleceği yer baba ocağıdır. Bizim ilçe başkanlarımız, önceki ilçe başkanlarımız, yöneticilerimiz o baba ocağının çorbasını kaynatanlar, bacasını tüttürenlerdir. Ama kim gelmek istiyorsa baba ocağının kapısı ardına kadar açıktır. Yeri evin baş köşesidir. Kapının önüne geçip de gelene niye geldin demeyiz. Nereden geldin demeyiz. Madem gelecektin, niye gittin, sen gittin de bak bizlere neler ettirdin demeyiz. Çünkü sorarsa kardeşim tapusu kimdedir diye. Baba ocağının tapusu Özgür Özel'de değildir. Kemal Bey'de de yoktu. Ne rahmetli Ecevit'teydi. Ne rahmetli İsmet Paşa'da. Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk."

"BU MEMLEKETİN BİR KEZ DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE OLMASINA İHTİYAÇ VAR"

"Madem ki bu memleketin yüzde 95'i Atatürkçüdür. Madem ki Beykozlu AKP'lilere, MHP'lilere sorduğunda da 'Atatürk'ü seviyorum, vatanımı kurtaran, milletimi özgürleştiren, ezanımın okunmasına, dinimin yaşanmasına izin veren, Ulu Önderdir' diyorsa Atatürk'ün baba evinin kapısı hepsine açıktır. Buyursunlar, gelsinler. Şimdi tam 100 yıl sonra Cumhuriyetin bir kez daha kurtulmasına, demokrasinin bir kez daha kurulmasına, fakirin, fukaranın, garibin, gurebanın, Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir, yeniden kollanmasına, bu memleketin bir kez daha güçlü Türkiye olmasına ihtiyaç var. Onun için bu seçimlerde AKP ile MHP'nin Cumhur İttifakı'na karşı bir büyük ittifaka ihtiyaç var. Biz oradayız. Biz CHP olarak İstanbul'da İstanbul İttifakının içindeyiz, Türkiye'de Türkiye İttifakının içindeyiz. Türkiye İttifakı'nın içinde elbette sosyal demokratlar var. Ancak yetmez. Ayrıca milliyetçi demokratlar, iyi insanlar var. Muhafazakar demokratlar var. Hepimiz gibi inançlı insanlar var. Hiç ayrım yapmadan, Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkes'i, göçmeni hep beraber bütün demokratları İstanbul'da İstanbul İttifakı'na, Türkiye'de Türkiye İttifakı'na davet ediyoruz. Türkiye İttifakı'nın renkleri ay yıldızlı al bayrağın renkleridir. Türkiye İttifakı milli takım gol attığında kim ayağa kalkıyorsa, Filenin Sultanları dünya şampiyonu olup da bayrak göndere çekilirken, İstiklal Marşı okunurken, iki gözü yaşlı Filenin Sultanlarını görüp de kimin gırtlağı düğümleniyorsa, kim bu ülkede vatanını, milletini, bayrağını seviyorsa hepsi Türkiye İttifakı'nın içindedir. Onlar bizimledir. Biz de onlarla birlikteyiz. Türkiye İttifakı'na var mısınız? O zaman Türkiye İttifakı'nın renklerini söyleyelim. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye."

"HEPİNİZİ GÖREVE DAVET EDİYORUM"

"1 Nisan günü Alaattin Başkan ile Ekrem Başkanı kol kola Beykoz'un yüzünü güldürsünler diye, Beykoz'un bundan sonra artık yükselişe geçmesi, çilelerin bitmesi için, yüzlerin gülmesi için Alaattin Köseler Başkan ve Ekrem Başkana büyük bir destek için hepinizi göreve davet ediyorum. Siz onlara oy verecek misiniz? Evet ama yetmez onlar için çalışmanız lazım. Yarın sabah, yataktan kalkınca Ekrem Başkan kadar çok koşturmaya, Alaattin Başkan kadar çok koşturmaya var mısınız? Yarından itibaren 1 ay boyunca, durmak yok, dinlenmek yok, gezmeye gitmek yok, çalışmak var. Söz mü? Ben size inanıyorum, güveniyorum. Başkanlarımızı, Beykoz'umuzu, İstanbul'umuzu size, sizi de Allah'a emanet ediyorum."

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.