logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel'den Erdoğan'a şeriat yanıtı: Hırsızlık ve yalanın cezasını biliyorsun!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’daki belediye başkan adayları tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, iktidarın oluşturmaya çalıştığı gündemlerin peşinden gitmeyeceklerini söyledi. Genel Başkan Özgür Özel, “Ortaya bir şeriat tartışması atıyor. Türkiye bunu konuşsun da dönüp aman ha yokluğu ve yoksulluğu, simide gelen zammı, ekmeğin fiyatını, pazardaki yangını, mutfağın yangınını konuşmasın istiyorlar… Buradan bütün Türkiye’ye söylüyorum. Açlığın, yoksulluğun, işsizliğin olduğu yerde Recep Tayyip Erdoğan’ın suni gündemlerinin peşine takılmayacağız” diye konuştu.

03.02.2024 16:08:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den Erdoğan'a şeriat yanıtı: Hırsızlık ve yalanın cezasını biliyorsun!
Özgür Özel'den Erdoğan'a şeriat yanıtı: Hırsızlık ve yalanın cezasını biliyorsun!
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa'da Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda belediye başkan adayları tanıtım toplantısına katıldı.

Özel, aday tanıtım toplantısında partililere ve kamuoyuna seslendi. "Benim için çok anlamlı bir gün. Her şeyin başladığı yerdeyiz" diyen Özel, "Bu yolun her adımını birlikte yürüdüklerimle birlikteyiz. O yüzden bu salonda bulunan ya da bulunmayıp kalbi bu salonda olan, bize, yürüyüşümüze, Manisa ve Türkiye'deki yürüyüşümüze ilk günden şu ana kadar hiçbir çıkar gözetmeden canı yürekten destek veren siz değerli yoldaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Yabancı olduğum bir yerde değilim. Partimizin bir kürsüsündeyim ama bir yandan da çok heyecanlıyım. Çünkü 81 ilde 973 ilçemizde kürsülerde konuşuyorum ama kendi evinde, kendi memleketinde, kendi anasının, babasının, kardeşinin, eşinin, kızının gözünün önünde, kendi siyaset arkadaşlarının varlığında bu konuşmayı yapmak her yerdekinden daha heyecanlı. Benim açımdan o heyecan şu anda kalbimden salona, salondan Manisa'ya, Manisa'dan Türkiye'ye taşıyor. Hepinize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

"EZBERLERİ BOZAN YÜRÜYÜŞÜN İÇERİSİNDEYİZ"

Özel, "Bugün ekmeği, suyuyla büyüdüğüm, her sokağında önce 3 tekerlekli bisiklet, sonra denge tekerlekli bisiklet, sonra tekerler çıkınca bisiklet, pedal çevirdiğim, girmediğim ara sokağı, çıkmaz sokağı olmayan bir kentteyim. Yolda gördüğüme soyadını sorduğumda ailesinden en az 5 kişinin adını, mesleğini, nerede olduğunu, kiminle evli olduğunu, nerede çalıştığını bildiğim bir yerdeyim. Resmen babamın evinde, anamın kucağındayım. Fatih Sultan Mehmet'in 'Beni seven arkamdan gelsin' diyerek yola çıkıp, Edirne'de payitahta gittiği ve 2 sene sonra da İstanbul'u fethedip çağ açıp, çağ kapattığı bir serüvenin başladığı memleketteyim. Dünyanın en eski, en köklü festivallerinden birinin, Mesir Festivalinin olduğu, dünyanın en eski halk ilaçlarından bir tanesinin şifa dağıttığı memleketteyim. Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli'ni yazdığı yerdeyim. İlhan Berk'in şiir ile tanıştığı topraklardayım. Bugün ben Mimar Sinan'ın son kalfalık eserini yapıp, Muradiye Camii'ni yapıp, Süleymaniye'yi yapmak üzere İstanbul'a gittiği kentteyim. Bir yandan Osmanlıyı sahiplenenler, geçmişte ne varsa iyi, ne varsa güçlü sahiplenip, kendilerini milli bilip, seni ve beni gayri milli bilenler. Tarihi kendilerine, bizleri başka yerlere mahkum etmeye çalışanlara inat, bugün ezberleri bozan bir siyasetin, ezberleri bozan bir yürüyüşün hep beraber içindeyiz" dedi. "Biz bugün Manisa, Türkiye nasıl değişir? Manisa'da yüzler nasıl güler, Türkiye'de yüzler nasıl güler? Manisa'da yoksula, garibana, işsize nasıl sahip çıkarız? Türkiye'de emeklinin, emekçinin yüzünü nasıl güldürürüz? Öyle bir yürüyüşün peşindeyiz. Onu konuşmaya geldik" diyen Özel, şunları söyledi:

"BİRİLERİ BAŞKA ŞEYLERİ KONUŞALIM İSTİYOR"

"Onu konuşacağız. Ama birileri başka şeyler konuşalım istiyor. Bize hakaret ediyor. Bizi olmadık ilişkiler içinde göstermeye çalışıyor. Bizi hedef gösteriyor, bize saldırtıyorlar. En son hiçbir şey olmasa yeni tartışmalar başlatmak istiyorlar. Örneğin geçen hafta. Ortaya bir şeriat tartışması atıyor. Türkiye bunu konuşsun da dönüp aman ha yokluğu ve yoksulluğu, simide gelen zammı, ekmeğin fiyatını, pazardaki yangını, mutfağın yangınını konuşmasın istiyorlar. Yahu sen şeriat tartışmasından bu memlekete ne kazandıracaksın? Bu memleketi bölüp de ne elde edeceksin? Kavga ettirip de ne elde edeceksin? O şeriatı övecek. Biz laf söyleyeceğiz. O dönecek diyecek ki 'Şeriatın kelime anlamı dini kuralların bütünüdür. Bunlar dinsiz.' Bize saldıracak. Şeriatın kelime anlamı, ansiklopedi anlamı İslam tarihindeki anlamı var. Bir de kamuoyundaki kabul edilen ve algılanan şekli var. Buna laf söylemeyince 'Efendim, şeriat hukukuna mı teslim olacağız? Şeriat gelecek diyorlar, onu mu konuşmayacağız' diyenler bir tarafta. Bu konuda bir şey söylemeye kalkınca, açlık, yoksulluğu unutturmaya çalışanlar bir başka tarafta. Buradan bütün Türkiye'ye söylüyorum. Açlığın, yoksulluğun, işsizliğin olduğu yerde Tayyip Erdoğan'ın suni gündemlerinin peşine takılmayacağız."

"HIRSIZLIĞIN, YALANIN CEZASINI BİLİYORSUN"

Şeriatın Erdoğan için çeşitli sonuçlar doğurabileceğini belirten Özel, "Bir şey söylemeyecek misin? Aha da söyleyeceğim. Bak şeriat diyorsun. Onun üzerinden tartışma bekliyorsun ya. Bu ülkedeki kimsenin, Manisa'daki kimsenin birbirinin dini, dini inancı, ibadeti, örtünmesiyle bir sorunu yok. O tartışmalar çok gerilerde kaldı. Geçmişte de o ayıpların içinde olmadık, bugün de bu oyuna gelmeyiz. Ha şeriat, şeriat dediğin o şerri kurallar, pozitif hukukun üstünde yer alsın dersen iyi düşün. Şeriat kurallarına göre, şerri hukuka göre, o tartıştırıp da bizi içine çekmeye çalıştığın tartışmaya göre, örneğin hırsızlığın cezasının ne olduğunu biliyorsun, yalanın cezasının ne olduğunu biliyorsun, Allah maazallah uygulanırsa bir tane parmağın, bir tane elin, dilin kalmaz senin. O yüzden şeriat, saltanat, hilafet deyip kendisine 'son halife' diye sloganlar attırıp, kimsenin kafasını karıştırma. Ama dedim ya bu Manisa Mimar Sinan'ın son kalfalık eserini yapıp gittiği yer. Nereye gitti? Süleymaniye'yi yapmaya gitti. Mehmet Akif ne diyor? Gel diyor, Şu Süleymaniye'yi yıkalım desen bir kazma, bir kürek, iki de ırgat gerek. Peki, gel yeni bir Süleymaniye yapalım desen bir Sultan Süleyman ve bir de Mimar Sinan gerek. Ey Recep Tayyip Erdoğan, şu koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmaya kalksan gücün yetmez ama belki 3-5 meczup, belki terör örgütleri, vatan hainleri gerek. Onlara geçit verecek kimse bu salonda olmasa gerek. Ama gel yenisini yapalım desen bir İsmet Paşa, bir de Gazi Mustafa Kemal Atatürk gerek. O yüzden o istediğini konuşsun. Bizim bu konuda söyleyecek sözümüz de durduğumuz yere fevkalade bir özgüvenimiz var" dedi.

"İLK BÜYÜK SINAVI VERECEĞİZ"

Yaklaşan yerel seçimlere dikkati çeken Özel, "Herkes şunu bilsin. Öyle bedava kahramanlık yok. Eğer günün birinde birileri bu ülkeyi yeniden işgal etmeye, bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne saldırmaya, şanlı bayrağını indirmeye, okunan ezanı, ibadet özgürlüğünü durdurmaya kalkarsa o zaman emin olun bu ülkeyi Tayyip Erdoğan geliyor diye havaalanına götürülen, kot üstüne perdelik kumaştan kefen giyenler değil bu salondaki dedeleri Çanakkale'de, Dumlupınar'da kefensiz yatanlar çıkar, kefensiz yatanlar. O yüzden önümüze ve yolumuza bakacağız. Önce 31 Mart'ta yerel seçimlerde ilk büyük sınavı vereceğiz. Ardından Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bu memleketi Cumhuriyeti kuran, Cumhuriyetin kurucu kadrolarını sayan, kuruluş ilkelerine bağlı olanların CHP'lilerin yöneteceği halkın iktidarını kuracağız. Buna söz veriyoruz" ifadelerini kullandı.

"5 YILDA 5'İNCİ MERKEZ BANKASI BAŞKANI"

Özel, "Ülke malumunuz, hep birlikte yaşıyoruz. Çok kötü yönetiliyor. Ülkenin en büyük sorunu enflasyon ve hayat pahalılığı. Hayat pahalılığı ile mücadeleyi kim yapacak? Kanunlara göre bir tek kurum var. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamakla görevli, enflasyonla mücadele ile görevli kurum. Bu yüzden iktidar, hükümet tarafından atanacak ama politikaları uygularken özerk, bağımsız olacak, doğru kararlar verecek. Bu yüzden de 5 yıl süreyle başkanı değişmeyecek. Kanun öyle yazmış. Yıllarca 5 yılda değişmiş, istisna olmuş 4 yılda değişmiş. Ancak dün gece Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Gaye Hanım görevinden kendince istifa etti. Recep Tayyip Erdoğan'a sorarsan da görevinden alındı. 5 yılda 5'inci başkan. Son başkan 5 yıllığına gelmişti, her şeyi düzeltecekti, 9 ayın sonunda görevden aldılar. Aslında geçtiğimiz haftalarda nereye gittiğini biliyorduk. Genç, eğitimli bir kadın, Tayyip Erdoğan çağırmış, gelmiş ve görev yapıyor. Ancak görev yaptığı kurum Cumhuriyet'in kurumu. Onunla uğraşmaya başladılar. 1,5 yaşında evladı ile uğraşmaya başladılar. Anası, babası ile uğraşmaya başladılar. İstifaya zorladılar. Parti içindeki çekişmelere 1930 yılında kurulmuş koca bir kurumu ve 1,5 yaşında evladı olan bir kadının ailesini birlikte karıştırdılar. Sonunda istifa geldi. Şimdi yerine bir başkası atanıyor. Şahap gider, Hafize gelir, Hafize gider Fatih gelir, Soylu gider başka birisi gelir. Ama bilin ki bu memlekette ne kötüye gidiyorsa, hayat pahalılığı varsa, fiyatlar yüzde 140 artıyorsa, her şey ateş pahasıysa, işsizlik artık gençlerin bütün umutlarını kırdıysa hepsinin sorumlusu ne gidendir, ne gelendir. Gidenin de gidişine imza atan, gelenin de gelişine imza atan aynı dolma kalem, aynı mürekkep ve bu kalemin sahibi Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bakın bir ülkenin başına uyuşturucu baronlarını bela edenler de İstanbul'u mafyalara teslim edenler de Ankara sokaklarında çocuk esirgeme kurumundaki evlatlarımızı dahi suç örgütlerine teslim edenler de bu ülkede kamu düzenini ortadan kaldıranlar da Recep Tayyip Erdoğan'ın atadıklarıydı. İyi olan her şeyi kendinden bilip, kötü olanları başkasına ittiren Recep Tayyip Erdoğan'a karşı tarihi sorumluluğunu unutmamak ve unutturmamak, günü gelince hesabını sormak hepimizin boynunun borcu. Böyle bilinsin."

"PARTİ GENÇLEŞECEK VE İKTİDARA YÜRÜYECEK"

Yaklaşan yerel seçimler için aday listelerini oluşturmaya devam ettiklerini ifade eden Genel Başkan Özgür Özel, "Biraz önce başkanım da söyledi, anonsta da söylendi. Manisa'da değişim, Türkiye'de değişimin peşindeyiz. Yeni bir yol yürüyoruz. Yürüdüğümüz yol kendinden emin, cesur, güçlü, genç kadroların, dinamik kadroların yoludur. Her şeyin başladığı yerdeyiz dediğim şudur, 26 yaşındayken Nüket ablamın telefonu ile eczacı odasının yönetimine girmiş, 28 yaşında başkan olmuş, 30 yaşında Türk Eczacıları Birliği'ni yönetmiş, 34 yaşında Manisa Belediye Başkanlığına aday gösterilmiş, o günden beri sizinle birlikte mücadele etmiş ve hep sizin tarafınızdan gençliği övülmüş, enerjisi övülmüş bir kardeşinizim. Bugün benden önce söz verdiğimiz gibi geçmişte, bu kürsüye 30'lu yaşlarında genç bir kadın Manisa İl Başkanı olarak çıktı. Bugün içinde bulunduğumuz ilçenin belediye başkanı adayı 33 yaşında bir kadındır. Bugün bu ilçenin ilçe başkanı 27 yaşında bir avukattır. Komşu ilçenin ilçe başkanı 27 yaşında bir avukattır. Biz gençleşme derken, kadınlara alan açmak derken ilk önce kendi memleketimizde bunu sağlamaya, buna başlamaya, bunun için adım atmaya başladık. Yanı başımızda İzmir var. Geçtiğimiz hafta listeleri açıklandı. Önümüzdeki günlerde adaylarımız teker teker tanıtılacak. Ancak İzmir'de 30 belediye başkan adayı gösterdik. Bundan önce İzmir gibi bir kentte, CHP'nin amiral gemisinde, sancak gemisinde bugüne kadar 6 kadın belediye başkanı görev yapmıştı. Bu listelerde 30 adayımızdan Cumhuriyet tarihi boyunca 6 belediye başkanına karşılık tam da seçilecek yerlerden 9 kadın belediye başkan adayımız var. İzmir'de listelerimizde, son açıklanan liste olduğu için söylüyorum. Tam 14, 40 yaş altı belediye başkan adayımız var. Hepsi genç. Hiç bilmeyen bir yabancı dil biliyor. İyi eğitimli, geldikleri göreve Özgür Özel'e borçlu olarak gelmediler. Geldikleri göreve kimseye diyet ödeyerek gelmediler. Bu partide siyaset yapma cesaretini göstermiş, iyi eğitimli, o diplomaları ile çok büyük firmalarda paraya para katabilecekken CHP'li olmanın onuru, bu partinin gençleri olmanın onuru, çalışkan, liyakatli olmaları, CHP'li olmaları sayesinde geldiler. Dün Muğla listeleri açıklandı. Muğla'da Bodrum Belediye Başkan adayımız var. Tamer Mandalinci. 30 yaşında. İyi eğitimli. 5 yıldır belediye başkanvekilliği yapan, yabancı dili bilen, dünyada Türkiye'yi tanıtan birisi şimdi Bodrum'a gelip belediye başkanı olacak. Dayısı yok, çıkar çevresi yok, arkada destekçisi yok. Lobisi yok. Ne var? Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu ilkeler var. Dün akşam saatlerinde Muğla'nın merkez ilçesi Menteşe'ye 37 yaşında başvurmuş olan ve 5 yıldır orada görev yapan şehir, bölge plancısı belediye başkan adayı olarak atandı. Buradan bütün Türkiye'ye sesleniyorum. Listeler dört dörtlük olmayabilir. Çünkü geldik, önümüzde takvimi bulduk. Her yerde yeterince kadın aday yoktu, bundan sonra olacak. Her yerde gençler yeterince yüreklendirilmemişlerdi, yoktular. Bundan sonra olacak. İstediğimiz her yerde, istediğimiz her şeyi yapamadık. Ama bu değişim ruhuyla, bu değişim inancıyla, sizlerin desteği ile bu parti değişecek. Gençleşecek ve iktidara yürüyecek. Söz veriyorum" dedi.

"AVRUPA BİRLİĞİNE TAM ÜYE OLACAK YOL"

"Yeni bir yoldayız, bu yol milletimizin yoludur. Bu yol doğru bir yoldur. Bu yol temiz bir yoldur. Bu yol cesaret ve kararlılıkla yürümeyi sürdüreceğimiz bir yoldur. Bu yolda ülkemizin kaderini değiştirmek için hep birlikte, 86 milyonla birlikte yürümeye kararlıyız" diyen Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Hep beraber zenginleşmek için, hep beraber ülkemizi büyütmek için, ülkedeki yoksulluğu, işsizliği ortadan kaldırmak için, Gazi Mustafa Kemal'in işaret ettiği gelişmiş ülkeleri yakalayıp geçmek için yolumuz aklın, bilimin yoludur. Yolumuz çağdaşlık yoludur. Bundan sonra hedefimiz Avrupa Birliği'ne tam üye olacak, Türkiye'nin yüzünü güldürecek bir yoldur. Hep beraber yürüyeceğiz. Şimdi bir yandan bütün Türkiye'ye şunu söylemek isterim. Bize Gazi Mustafa Kemal Atatürk dedi ki 'Bu yana gidin.' Ne var o yanda? O yanda bilim, irfan var. O yanda çalışkanlık var. O yanda varlık, hukuk, özgürlükler var. O taraf, yön batı ama gelişmiş ülkeler batıda olduğu için. Kuzey olsa kuzey derdi. Güney olsa güney derdi. O yana doğru yürürsen orada şu anda güçlü parlamentolar, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, zengin halk ve mütevazı liderler var. Örneğin Avrupa Birliği'nde 55 bin dolar milli gelir var. İskandinav ülkelerinde 80 bin dolar milli gelir var. Türkiye'de 10 bin dolar milli gelir var. Tayyip Erdoğan diyor ki, 'geminin kaptanı değişti, ilk kaptan bu yana diyordu, rotayı doğuya çevirdim. Burada Şangay İşbirliği Örgütü var. Burada güçlü liderler var. Burada varsa pasif parlamentolar, tek adamlar, saraylar, şatafat, yoksul halk var. Kişi başına milli gelir 4 bin 500 dolar…' Türkiye önümüzdeki genel seçimlerde bu tarafa gidip Avrupa Birliği'ne üye, 55-60 bin dolarlık bir ülke mi olacak? Tayyip Erdoğan'ın peşinden gidip itibarlı liderinin yoksul halkı mı olacak? Ona karar verecek. Bu yolculukta ilk adım 31 Mart tarihidir."

"İKTİDAR ÜLKEYİ HER GEÇEN GÜN YOKSULLAŞTIRIYOR"

"Şimdi Tayyip Erdoğan yetkiyi aldığından bugüne mazot 14,5 liradan 40 liraya çıktı. Benzin 38 liraya çıktı. 'Mazot 45'e gidiyor' diyorlar. Bu iktidar bu ülkeyi her geçen gün yoksullaştırıyor. Eğer bu yerel seçimlerde gelen bu mazot zammına, bu ekmek zammına, zeytinyağı, marul, kıyma, kuşbaşı, tavuk eti fiyatına bakmadan 31 Mart'ta Tayyip Erdoğan oy alırsa yolculuğun yönü belli. Güçlü liderin arkasında fakir halk gelmeye devam ediyor. 'Bunlar ne kadar aç da kalsalar oy bende' diyecek. Ama 'Bu 31 Mart'ta artık yokluk, yoksulluk yeter zenginlik istiyorum' diyen, 'İşsizlik yeter istihdam istiyorum' diyen, 'Bu kadar hukuksuzluğun sonu nereye kadar, burası Cumhuriyet değil mi, hadi artık' diyenlerin sandıkta birleşmesi durumunda kimse bu milleti yok sayamaz. Yok sayarsa erken seçim gelir, yok saymazsa hiç olmazsa ekonomideki bu kadar haksızlıklar birazcık yavaşlar, seçime kadar bu zulüm bir ölçüde durur. 31 Mart seçimleri bu milletin, bu iktidara sarı kart göstereceği, 'Artık yeter, beni kandırma ve benim derdimle ilgilen' diyeceği günlerdir. Biliyorsunuz, son seçimlerde, 'Yoksulsun, açsın, işsizsin ama tehlike büyük, oyu bana vermeli ve arkama geçmelisin. Yoksa, ezanı dindirecekler, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler…' Seçim oldu. O dinecek denen ezanı günde 5 vakit okuyan müezzin var ya. O müezzinin haklarını, o müezzine verilmeyen ve diğer memurlara verilen hakları yine CHP savunuyor kardeşim. Sınır boyunda nöbet tutan uzman çavuşun, sözleşmeli erin hakkını biz savunuyoruz. Kuzey Irak'ta eksi 14 derecede, tedbir almadan ölüme sürüklediklerinin haklarını biz savunuyoruz. Artık yok öyle. Bir tane briket ev. Şehit gelecek. Koca bir bayrak, camsız pencereleri örtecek. Recep Tayyip Erdoğan mikrofonu eline alacak. Tabutun bir ucunu tutacak. Anasına şehidin bir iğne, babasına şehidin teselli, kardeşlerine istihdam, vatan bölünmez ve bu bayrak inmez. Bu bayrak inmeyecekse, bu vatan bölünmeyecekse, gerçek, yürekten, cesur politikalarla, bu Mehmetçiğe de o müezzine de bütün 85 milyona da hep birlikte sahip çıkarsak bölünmeyecek, bunu böyle bileceksiniz."

"KAMUFLAJ BİLAL ERDOĞAN'A YAKIŞSAYDI"

"Yok öyle bedava milliyetçilik. Kuzey Irak'ta Mehmetçikler ölecek, Recep Tayyip Erdoğan'a bir kamuflaj giydirecekler, burasına Cumhurbaşkanlığı forsu dikecekler, 3 bin koruma ile oraya gidecek, 8 gazete manşet atacak. Kamuflaj Erdoğan'a ne de yakıştı? Bir kamuflaj Erdoğan'a yakışacaktıysa Burak Erdoğan'a yakışsaydı, Bilal Erdoğan'a yakışsaydı da göreydim. Bu yüzden öyle bedavaya konuşmak yok. Altı okundan biri milliyetçilik olan ve kendine olan güveni, birbirine olan güveni tam olan bir siyasi hareketiz. Şimdi şöyle bir şey yapmaya çalışıyorlar."

"İTTİFAKLAR OLSUN DİYE HER ŞEYİ YAPTIK"

"Efendim, çeşitli oyunlar ve tertiplerle CHP'yi şeytanlaştırmaya, yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Önümüzde bir seçim var. Vallahi de billahi de ittifaklar olsun diye her şeyi yaptık ama saygı duyduğumuz muhataplarımız kendilerince gerekçelerle bunu istemediler. Peki biz ne yapacağız? Yapacağımız şu. Geçen seçimlerde Manisa'da ittifak vardı, hep beraber ittifak adayına oy verdik. Bir ilçeyi 7 oyla, bir ilçeyi bin küsür oyla kaybettik. O gün o oyları verenler yine burada. Yine Manisa'da. O gün kaybettik ama kazananların ne yaptığı ortada. Kendi arsalarına 450 milyon liralık rant sağlıyorlar. Çocuklarına gidip turizm ruhsatı adı altında ormanın tepesinde villa için arsalar açıyorlar. TÜRGEV, TÜGVA gibi Atatürk'e düşman ne kadar kuruluş varsa onlara Manisa'nın kaynaklarını ulufe gibi dağıtıyorlar. Hepimiz geçen seçimdeki CHP'liler, İYİ Partililer, Doğru Yollular, ANAP'lılar, AKP'den sıkılanlar, MHP'ye şaşıranlar. Biz yine buradayız. Yine beraberiz ve değiştirebiliriz. Bugün Manisa'yı Cengiz Ergün'ün şımarıklığından, savrukluğundan, rantçılığından ve Cumhur İttifakı'nın sömürüsünden kurtaracak ittifakın adı aslanlar gibi Manisa ittifakıdır. Onu kuracağız. Bu ittifakı çok isterdim ben Ankara'da kurayım. Olmadı, uğraştık olmadı. Kimseyi suçlamıyorum, herkese kendi pozisyonu için de hak veriyorum. Ama bu ittifakı bir CHP'li kuramadıysa, bin CHP'li, 10 bin CHP'li kurabilir. Bu ittifakı Sarıgöl, Salihli, Kırkağaç, Soma, Selendi, Demirci, Alaşehir, Şehzadeler, Gölmarmara, Kula, Köprübaşı, Alaşehir, Kasaba, Turgutlu'da, Manisa'nın dört bir yanında bu ittifakı kurun arkadaşlar. Komşunuzla kurun. Manisa'nın çalışkan, dürüst ve sizin komşularınız, arkadaşlarınızla, yüreğinde vatan, millet, bayrak, Atatürk sevgisi olan bütün Manisalılarla bu ittifakı kurmak sizin göreviniz. Bunu sizden bekliyorum."

"ÖMRÜ KENT SUÇLARINA DİRENMEKLE GEÇTİ"

"Peki siz bir ittifak kuracaksınız, o ittifakın belediye başkan adayları burada. Onları birazdan tanıyacağız. Tanıyoruz da Türkiye'ye tanıtacağız, seviyoruz da alkışlarla onlara cesaret vereceğiz. Bu kuvvetli takımın bir de kaptanı var. Babasının adı Traşçı Ahmet. Manisa'da dedelerimizin, babalarımızın berberi. Son derece çalışkan ve namuslu. Kimseye minnet etmemiş, herkese faydası olmuş bir ailesi var. Hepsini ayrı ayrı tanırız. Harika çocukları var. İkizler buradaysa birazdan onlarla da tanışırız. Manisa Mimarlar Odası Başkanıyken, bizim gözbebeğimiz, Beyaz Fil'imiz var ya, onu AKP ve MHP, 'Yıkalım, AVM yapalım' dediler.' Alt katlarını AKP'li müteahhitlere, balkon katlarını MHP'li kardeşlerimize peşkeş çekelim' dediler. 'Alalım' dediler 'Beyaz Fil'i, oraya hepimizi, partilerimizi zenginleştirecek bir şey yapalım' dediler. Hepimizin boynu büküldü. Enerjisi düştü. 'Bir kişi olmaz' dedi. Çıktı Manisa'daki herkesi toparladı. Beyaz Fil Platformu'nu kurdu. Dava ise dava açtı. Eylemse eylem yaptı. Gün oldu, önünde yattı. Ama Beyaz Fil'i kurtardı. O günün gencecik 30'lu yaşlarının sonundaki Ferdi Zeyrek kardeşimdi, benim kardeşim. Manisa'yı gezsinler, Manisa'yı gezip AK Partili olup dedikleri gibi birisi olsa, oy veririm ama değildir, diyen birisi Manisa'yı gezsin. En dış mahallesindeki kahvesinden, ana caddesinde yürüyenlere kadar. 20 yaşındaki gencinden 70 yaşındaki amcasına, ninesine kadar Ferdi Zeyrek'i sorun. Bir alışverişinde hak yediği, gönlünü kırdığı, yaptığı bir işte kamuya zararı ve kendine faydası varsa Ferdi Zeyrek yarın aday değil. Ama göreceksiniz sütte leke var, Ferdi'de leke yok. Göreceksiniz, ömrü Cengiz Ergün'ün imar planlarında yaptığı haksızlıklarla, fakirlerden alıp zengine vermesine engel olmak için yoksul ailelerin mücadelesine destek vermekle geçti. Ömrü kent suçlarına direnmekle geçti. Ömrü Manisa'nın değerlerini korumakla, onları bizim için sahiplenmek, bize geri kazandırmakla geçti. Bundan sonra ömrü Manisa'nın tüm ilçelerinde, 17 ilçesinde ve Manisa Büyükşehir Belediyesi'nde hepimize, memleketine hizmetle geçecek."

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.