Başbakan Erdoğan’ın, basın mensuplarının “İmralı’dan gelen somut talepler var mı?” sorusuna verdiği cevap oldukça tartışılacağa benziyor.
Erdoğan bu soruya cevap olarak, bu konuda paylaşılacak ve paylaşılamayacak şeylerin olduğunu kaydetti ve “Bunların çoğunu da uygulamada görürsünüz. Paylaşılmaz ama uygulanır” dedi.
Paylaşılmaz ama uygulanır… Oldukça düşündürücü bir ifade…
Sayın Başbakan’ın paylaştığı şeylere örnek, terörle mücadele sürecinde teröre bulaşanlara genel affın ya da Abdullah Öcalan’a ev hapsinin söz konusu olmadığı ifadeleri…
Peki, paylaşılan bu ifadeler ne kadar gerçeği yansıtıyor. “Yapılanlar yapılacakların göstergesidir” ölçüsünden hareketle, bu ifadeler hiç de inandırıcı gelmiyor.
Hatırlarsanız, Sayın Başbakan, “Libya’da NATO’nun ne işi var” demiş ve çok kısa zaman sonra Türkiye, Libya’da operasyon yapan NATO’nun merkez komuta üssü haline gelmişti.
Yine, kendisine Patriotlardan sorulduğunda, “işin başı benim, benim haberim yok bunlar uydurma” mealinde beyanatta bulunmuş ve bir hafta sonra Türkiye NATO’dan resmen Patriot talebinde bulunmuştu.
Anlaşılan birilerinin de Türkiye’yi yakından ilgilendiren konular hakkında Başbakan Erdoğan’la paylaşabilecekleri ya da paylaşamayacakları şeyleri var ve Başbakan birçok şeyi de uygulamada görüyor.
Peki, ya PKK’ya genel af ve Abdullah Öcalan’a ev hapsi bahsi de böyle bir şeyse…
Ya Türkiye’den genel af ve Abdullah Öcalan’a ev hapsi isteyenler ve bu konuda küresel baskı yapanlar, bu konuyu daha Erdoğan’la paylaşmadılarsa…
Erdoğan her zaman olduğu gibi bunu uygulamada görecekse…
Bunun böyle olmadığının garantisini kim verebilir? Acaba Başbakan, “paylaşılmaz, uygulanır” derken bu gerçeği mi ifade etmeye çalışıyor?
Yani “ben de bilmiyorum, uygulamada göreceğim” mi demek istiyor?
Evet, millet olarak bütün bunları uygulamada göreceğiz ama iş işten geçmiş olacak.
Bir de dikkatimizi çeken husus, Pensilvanya’dan “Huzur için el de öpülebilir, etek de öpülebilir” talimatı geldikten sonra süreç bir anda hızlanıverdi.
Başbakan Erdoğan, bahsettiğimiz gibi “paylaşılmaz, uygulanır” dedi; “4. yargı paketi çalışmaları sürüyor. Bu çalışmalar çerçevesinde en kısa zamanda 4. yargı paketini TBMM gündemine getirerek çıkarmak gayretindeyiz” dedi.
AKP Genel Başkan yardımcısı ve parti sözcüsü Hüseyin Çelik, “Görüşmelerin içeriğini açıklarsak sürece zarar veririz” dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil çiçek sürece destek veren açıklamalarda bulundu. “Hükümete yeni bir kredi açıyoruz” diyen ana muhalefet partisi CHP ise bu desteklerine devam ediyor.
MHP ise milletin gazını almakla meşgul ve son noktada yine küresel davranacağı, daha önceki verdiği desteklerden belli…
Yani Türkiye’nin bugün en önemli gündem maddesi haline gelen milletle paylaşılamayacak, açıklandığında sürece zarar verecek, sadece uygulamada görebileceğimiz, okyanus ötesinin desteğini alan ve Meclis içindeki bütün partilerin gizli ya da aşikar destek verdiği milletten gizli, içeriğini siyasilerimizin bile tam bilmediği, ABD, İsrail, PKK’nın ve Abdullah Öcalan’ın bildiği sır dolu bir süreç hızla işletiliyor.
Sizce böyle bir süreçten ne çıkar?
Hükümetin Kürt açılımından, uygulamada “Millete çalım, Habur’da PKK’ya açılım” çıktığını unutmayalım.
Erdoğan bu soruya cevap olarak, bu konuda paylaşılacak ve paylaşılamayacak şeylerin olduğunu kaydetti ve “Bunların çoğunu da uygulamada görürsünüz. Paylaşılmaz ama uygulanır” dedi.
Paylaşılmaz ama uygulanır… Oldukça düşündürücü bir ifade…
Sayın Başbakan’ın paylaştığı şeylere örnek, terörle mücadele sürecinde teröre bulaşanlara genel affın ya da Abdullah Öcalan’a ev hapsinin söz konusu olmadığı ifadeleri…
Peki, paylaşılan bu ifadeler ne kadar gerçeği yansıtıyor. “Yapılanlar yapılacakların göstergesidir” ölçüsünden hareketle, bu ifadeler hiç de inandırıcı gelmiyor.
Hatırlarsanız, Sayın Başbakan, “Libya’da NATO’nun ne işi var” demiş ve çok kısa zaman sonra Türkiye, Libya’da operasyon yapan NATO’nun merkez komuta üssü haline gelmişti.
Yine, kendisine Patriotlardan sorulduğunda, “işin başı benim, benim haberim yok bunlar uydurma” mealinde beyanatta bulunmuş ve bir hafta sonra Türkiye NATO’dan resmen Patriot talebinde bulunmuştu.
Anlaşılan birilerinin de Türkiye’yi yakından ilgilendiren konular hakkında Başbakan Erdoğan’la paylaşabilecekleri ya da paylaşamayacakları şeyleri var ve Başbakan birçok şeyi de uygulamada görüyor.
Peki, ya PKK’ya genel af ve Abdullah Öcalan’a ev hapsi bahsi de böyle bir şeyse…
Ya Türkiye’den genel af ve Abdullah Öcalan’a ev hapsi isteyenler ve bu konuda küresel baskı yapanlar, bu konuyu daha Erdoğan’la paylaşmadılarsa…
Erdoğan her zaman olduğu gibi bunu uygulamada görecekse…
Bunun böyle olmadığının garantisini kim verebilir? Acaba Başbakan, “paylaşılmaz, uygulanır” derken bu gerçeği mi ifade etmeye çalışıyor?
Yani “ben de bilmiyorum, uygulamada göreceğim” mi demek istiyor?
Evet, millet olarak bütün bunları uygulamada göreceğiz ama iş işten geçmiş olacak.
Bir de dikkatimizi çeken husus, Pensilvanya’dan “Huzur için el de öpülebilir, etek de öpülebilir” talimatı geldikten sonra süreç bir anda hızlanıverdi.
Başbakan Erdoğan, bahsettiğimiz gibi “paylaşılmaz, uygulanır” dedi; “4. yargı paketi çalışmaları sürüyor. Bu çalışmalar çerçevesinde en kısa zamanda 4. yargı paketini TBMM gündemine getirerek çıkarmak gayretindeyiz” dedi.
AKP Genel Başkan yardımcısı ve parti sözcüsü Hüseyin Çelik, “Görüşmelerin içeriğini açıklarsak sürece zarar veririz” dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil çiçek sürece destek veren açıklamalarda bulundu. “Hükümete yeni bir kredi açıyoruz” diyen ana muhalefet partisi CHP ise bu desteklerine devam ediyor.
MHP ise milletin gazını almakla meşgul ve son noktada yine küresel davranacağı, daha önceki verdiği desteklerden belli…
Yani Türkiye’nin bugün en önemli gündem maddesi haline gelen milletle paylaşılamayacak, açıklandığında sürece zarar verecek, sadece uygulamada görebileceğimiz, okyanus ötesinin desteğini alan ve Meclis içindeki bütün partilerin gizli ya da aşikar destek verdiği milletten gizli, içeriğini siyasilerimizin bile tam bilmediği, ABD, İsrail, PKK’nın ve Abdullah Öcalan’ın bildiği sır dolu bir süreç hızla işletiliyor.
Sizce böyle bir süreçten ne çıkar?
Hükümetin Kürt açılımından, uygulamada “Millete çalım, Habur’da PKK’ya açılım” çıktığını unutmayalım.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Körfez'de diplomasi satrancı ve Trump'ın geri adımı / 07.05.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026
- Zeytin ağacından insana uzanan devlet terörü / 03.05.2026
- 1 Mayıs ve maden emekçilerinin zaferi / 02.05.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026
- ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu? / 30.04.2026
- Sahadaki başarıdan masadaki itibara / 29.04.2026
- Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı / 28.04.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026
- Zeytin ağacından insana uzanan devlet terörü / 03.05.2026
- 1 Mayıs ve maden emekçilerinin zaferi / 02.05.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026
- ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu? / 30.04.2026
- Sahadaki başarıdan masadaki itibara / 29.04.2026
- Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı / 28.04.2026




























































