AKP hazırladığı 60 sahifelik rapora kabaca baktım. Siyasi hayatlarının tamamında kullanmaktan ısrarla kaçındıkları, 'Türk, Türk Milleti' kavramlarını yine kullanmamışlar.
Yuvarlak olan birlik, kardeşlik, eşitlik kavramlarının yanına, 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı' tabirini kullanmışlar.
Paraya olan düşkünlükleri raporu da yansımış. Teröre harcanan paradan bahsedip, terörün sona ermesiyle kaynakların yatırıma ve kalkınmaya yönlendirileceği ve de kişi başı gelirin 35 bin dolara çıkacağını, ifade ediyorlar.
Suriye ve Irak'taki yapıların sürece katılmamaları halinde kalıcı güvenliğin sağlanamayacağı, vurgusu çok ilginç!
Hele şehit ailelerinin 'kırmızıçizgi' olarak tasvir edilmeleri ise daha da ilginç!
Çok daha ilginç olan ise 'sürecin ilerlemesi için önkoşul olarak PKK'nın silah bırakmasının güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi' vurgusu.
Yani iktidar bile PKK'nın silah bıraktığına inanmamış.
E! 14 aydır bu gerçeği bile bile bu kadar tacize neden göz yumdunuz? Bu kadar tavizi neden verdiniz? İmralı'ya neden heyet göndererek meşruiyet verdiniz?
MHP'nin raporu
MHP 120 sahifelik rapor hazırlamış. Rapora bakınca ilk aklıma gelen, 'neden bebek katilinin önder olarak tanımladılar' sorusu oldu.
Madem bu raporu yazacaktınız, bu kadar takla neden atıldı? Atatürk'e, milli kahramanlarımıza, şehitlerimize, Lozan'a, ordumuza, devletimize ve de milletimize yapılan bunca hakarete, iftiraya, saldırıya sebep olan kapıyı neden açtınız? Bu hakaretlere neden sustunuz?
MHP diyor ki: Türkiye, Irak ve Suriye'deki tüm PKK unsurları silah bırakıp, imha edecekler.
Teröristler teslim olacak. Suç işleyenler cezasını çekecek, suça karışmayanlar denetimli serbestlikten faydalanacak. Af, maf yok. Hakikat komisyonu filan yok.
Anadilde eğitim 'kabul edilemez'. Resmi dil Türkçedir.
Anayasanın ilk dört madde tartışmaya kapalıdır, diyor ve ekliyorlar, 'Anayasada açık olarak yazılı kurucu kodlarımızda herhangi bir sorun yoktur'.
Özetle: DEM'in talep ettiği gibi anayasa değişikliği, eşit yurttaşlık, demokratik ulus, anadilde eğitim ve diğer talepleri raporda yer almıyor.
DEM bozuldu
MHP'nin raporuna DEM çok bozuldu. 'Bahçeli'nin samimi olduğunu düşünüyoruz, ama raporu bizi şaşırttı. Umarım yasa tartışılırken ortaklaşırız' diyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan:
"120 sayfanın 100'ünde Kürt meselesinin olmadığını bize anlatıyor. Kürt sorunu var ki İmralı'ya gidildi, Kürt sorunu var ki PKK var. Kürt sorunu var ki Figen'ler, Selahattin'ler, binlerce arkadaşımız cezaevinde. Kürt sorunu var ki binlerce insan sürgünde. Böyle bir şey olabilir mi?" dedi. Bu yaklaşımı "çok ayıp" olarak tanımladı.
CHP Raporu
CHP 53 sayfalık bir rapor hazırladı. Aynen AKP'nin ki gibi yuvarlak, tabir ve kavramlar üzerinden vurgular içeriyor.
Hukukun üstünlüğü, yargının siyasallaşması, siyasi tutuklulara adaletsizlikler, AİHM kararları, İstanbul sözleşmesi gibi başlıklara vurgular var.
'Umut hakkı' veya örgüt mensuplarının entegrasyonu gibi konulara yer verilmeyen raporda, Kürt sorununu dışlamadan, sınırlamadan demokratikleşme, özel değil genel odaklı adalet-hukuk reformu talepleri sıralanıyor.
DEM, CHP'ye de tepkili
Tuncer Bakırhan, "En çok CHP'nin raporuna üzüldüm. 53 sayfanın sadece bir sayfasında Kürt meselesi var. 1989 SHP raporunu alıp güncellesinler' derken:
DEM Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise 'Raporun içerisinde sürece dair bir şey yok. Ana muhalefet partisi iktidara yol gösterici olmalı' dedi.
DEM'in raporu
En başından beri dediğimiz gibi son adı DEM olan anlayışın hedefi 100 yıl önce neydiyse bugün de o.
Yine en başından beri 'bu anlayış, PKK'nın 1978 kuruluş bildirgesi ve hedeflerini devletten maaş alarak seslendiriyorlar' dedik.
AKP-MHP-CHP, bizlere inanmadı. DEM ise tasdik etti.
DEM 99 sayfalık rapor yazdı. Raporda yine devletimiz, askerimiz, milletimiz suçlandı.
Örneğin 'Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana ulus devletçi politikaların Kürt kimliğini dışladığı, inkâr ve asimilasyon politikalarının çatışmayı derinleştirdiği' iddia ediyorlar.
Öcalan, Kürt halkının varlık ve haysiyet kazanma tarihinin baş aktörüdür, dediler.
Hakikat ve yüzleşme komisyonu kurulmalı, zaman aşımı uygulanmadan sivil yapılar, katliamlar ve hak ihlalleri incelenmeli, mağdurlara, yerinden edilenlere tazminat ödenmelidir.
Şeyh Said, Seyit Rıza gibi tarihi figürlerin mezar yerlerinin açıklanmalıdır.
'Demokratik Entegrasyon Yasası' ve 'Barış Yasası' çıkarılmalı; eşit yurttaşlık anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
Yeni anayasa yapılmalı ve Anayasa'nın ilk üç maddesi ile 42. (eğitim), 66. (vatandaşlık), 127. (yerel yönetim) maddelerinde değişiklik yapılmalıdır.
Başka?
Güvenlikçi uygulamalara son: Zırhlı araç devriyeleri, kara mayınları temizliği, infaz yakma, özel harekât birliklerinin çekilmesi.
Kayyumların kaldırılması, yerel demokrasinin güçlendirilmesi, ifade özgürlüğünün genişletilmesi.
Öcalan'ın fiziki özgürlüğü ve ağırlaştırılmış müebbet rejiminin AİHM içtihatları doğrultusunda gözden geçirilmesi.
Sonuç
Bizzat Devlet Bahçeli eliyle, Erdoğan ve CHP desteğiyle bebek katili Abdullah Öcalan 'halk kahramanı', PKK ise terör örgütü değil gerilla (hak arayışı) örgütü vasfı kazandı.
Yine AKP-MHP eliyle olmayan Kürt sorunu artık küresel bir boyuta ulaştı. Bundan sonra batılı devletler bu başlıkta ülkemizi hedef alacaklar.
Doğu ve güneydoğuda olası provokasyonların bedeli çok ağır olabilir.
4 Ocak'ta Diyarbakır'da düzenlenecek ve Devlet Bahçeli'nin hiçbir sakınca görmediği miting, provoke edilebilir.
Yuvarlak olan birlik, kardeşlik, eşitlik kavramlarının yanına, 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı' tabirini kullanmışlar.
Paraya olan düşkünlükleri raporu da yansımış. Teröre harcanan paradan bahsedip, terörün sona ermesiyle kaynakların yatırıma ve kalkınmaya yönlendirileceği ve de kişi başı gelirin 35 bin dolara çıkacağını, ifade ediyorlar.
Suriye ve Irak'taki yapıların sürece katılmamaları halinde kalıcı güvenliğin sağlanamayacağı, vurgusu çok ilginç!
Hele şehit ailelerinin 'kırmızıçizgi' olarak tasvir edilmeleri ise daha da ilginç!
Çok daha ilginç olan ise 'sürecin ilerlemesi için önkoşul olarak PKK'nın silah bırakmasının güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi' vurgusu.
Yani iktidar bile PKK'nın silah bıraktığına inanmamış.
E! 14 aydır bu gerçeği bile bile bu kadar tacize neden göz yumdunuz? Bu kadar tavizi neden verdiniz? İmralı'ya neden heyet göndererek meşruiyet verdiniz?
MHP'nin raporu
MHP 120 sahifelik rapor hazırlamış. Rapora bakınca ilk aklıma gelen, 'neden bebek katilinin önder olarak tanımladılar' sorusu oldu.
Madem bu raporu yazacaktınız, bu kadar takla neden atıldı? Atatürk'e, milli kahramanlarımıza, şehitlerimize, Lozan'a, ordumuza, devletimize ve de milletimize yapılan bunca hakarete, iftiraya, saldırıya sebep olan kapıyı neden açtınız? Bu hakaretlere neden sustunuz?
MHP diyor ki: Türkiye, Irak ve Suriye'deki tüm PKK unsurları silah bırakıp, imha edecekler.
Teröristler teslim olacak. Suç işleyenler cezasını çekecek, suça karışmayanlar denetimli serbestlikten faydalanacak. Af, maf yok. Hakikat komisyonu filan yok.
Anadilde eğitim 'kabul edilemez'. Resmi dil Türkçedir.
Anayasanın ilk dört madde tartışmaya kapalıdır, diyor ve ekliyorlar, 'Anayasada açık olarak yazılı kurucu kodlarımızda herhangi bir sorun yoktur'.
Özetle: DEM'in talep ettiği gibi anayasa değişikliği, eşit yurttaşlık, demokratik ulus, anadilde eğitim ve diğer talepleri raporda yer almıyor.
DEM bozuldu
MHP'nin raporuna DEM çok bozuldu. 'Bahçeli'nin samimi olduğunu düşünüyoruz, ama raporu bizi şaşırttı. Umarım yasa tartışılırken ortaklaşırız' diyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan:
"120 sayfanın 100'ünde Kürt meselesinin olmadığını bize anlatıyor. Kürt sorunu var ki İmralı'ya gidildi, Kürt sorunu var ki PKK var. Kürt sorunu var ki Figen'ler, Selahattin'ler, binlerce arkadaşımız cezaevinde. Kürt sorunu var ki binlerce insan sürgünde. Böyle bir şey olabilir mi?" dedi. Bu yaklaşımı "çok ayıp" olarak tanımladı.
CHP Raporu
CHP 53 sayfalık bir rapor hazırladı. Aynen AKP'nin ki gibi yuvarlak, tabir ve kavramlar üzerinden vurgular içeriyor.
Hukukun üstünlüğü, yargının siyasallaşması, siyasi tutuklulara adaletsizlikler, AİHM kararları, İstanbul sözleşmesi gibi başlıklara vurgular var.
'Umut hakkı' veya örgüt mensuplarının entegrasyonu gibi konulara yer verilmeyen raporda, Kürt sorununu dışlamadan, sınırlamadan demokratikleşme, özel değil genel odaklı adalet-hukuk reformu talepleri sıralanıyor.
DEM, CHP'ye de tepkili
Tuncer Bakırhan, "En çok CHP'nin raporuna üzüldüm. 53 sayfanın sadece bir sayfasında Kürt meselesi var. 1989 SHP raporunu alıp güncellesinler' derken:
DEM Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise 'Raporun içerisinde sürece dair bir şey yok. Ana muhalefet partisi iktidara yol gösterici olmalı' dedi.
DEM'in raporu
En başından beri dediğimiz gibi son adı DEM olan anlayışın hedefi 100 yıl önce neydiyse bugün de o.
Yine en başından beri 'bu anlayış, PKK'nın 1978 kuruluş bildirgesi ve hedeflerini devletten maaş alarak seslendiriyorlar' dedik.
AKP-MHP-CHP, bizlere inanmadı. DEM ise tasdik etti.
DEM 99 sayfalık rapor yazdı. Raporda yine devletimiz, askerimiz, milletimiz suçlandı.
Örneğin 'Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana ulus devletçi politikaların Kürt kimliğini dışladığı, inkâr ve asimilasyon politikalarının çatışmayı derinleştirdiği' iddia ediyorlar.
Öcalan, Kürt halkının varlık ve haysiyet kazanma tarihinin baş aktörüdür, dediler.
Hakikat ve yüzleşme komisyonu kurulmalı, zaman aşımı uygulanmadan sivil yapılar, katliamlar ve hak ihlalleri incelenmeli, mağdurlara, yerinden edilenlere tazminat ödenmelidir.
Şeyh Said, Seyit Rıza gibi tarihi figürlerin mezar yerlerinin açıklanmalıdır.
'Demokratik Entegrasyon Yasası' ve 'Barış Yasası' çıkarılmalı; eşit yurttaşlık anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
Yeni anayasa yapılmalı ve Anayasa'nın ilk üç maddesi ile 42. (eğitim), 66. (vatandaşlık), 127. (yerel yönetim) maddelerinde değişiklik yapılmalıdır.
Başka?
Güvenlikçi uygulamalara son: Zırhlı araç devriyeleri, kara mayınları temizliği, infaz yakma, özel harekât birliklerinin çekilmesi.
Kayyumların kaldırılması, yerel demokrasinin güçlendirilmesi, ifade özgürlüğünün genişletilmesi.
Öcalan'ın fiziki özgürlüğü ve ağırlaştırılmış müebbet rejiminin AİHM içtihatları doğrultusunda gözden geçirilmesi.
Sonuç
Bizzat Devlet Bahçeli eliyle, Erdoğan ve CHP desteğiyle bebek katili Abdullah Öcalan 'halk kahramanı', PKK ise terör örgütü değil gerilla (hak arayışı) örgütü vasfı kazandı.
Yine AKP-MHP eliyle olmayan Kürt sorunu artık küresel bir boyuta ulaştı. Bundan sonra batılı devletler bu başlıkta ülkemizi hedef alacaklar.
Doğu ve güneydoğuda olası provokasyonların bedeli çok ağır olabilir.
4 Ocak'ta Diyarbakır'da düzenlenecek ve Devlet Bahçeli'nin hiçbir sakınca görmediği miting, provoke edilebilir.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Müslümanlardan saklanan ayet ve hadisler / 20.03.2026
- Sayın Erdoğan ‘el ile değiştirme’ makamındadır / 19.03.2026
- ABD putu yıkılıyor / 18.03.2026
- Kadir Gecesi ve zulme meyletmek / 16.03.2026
- Bir ülkeyi hazinenin tükenmesi değil güvenin tükenmesi bitirir / 15.03.2026
- NATO’da mücahit olmak zor be kardeşim! / 14.03.2026
- Hani mazlumun dini sorulmazdı yoksa ajan mısınız? / 13.03.2026
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026
- Arap devletlerinin derin zilleti / 10.03.2026
- Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü / 09.03.2026
- Sayın Erdoğan ‘el ile değiştirme’ makamındadır / 19.03.2026
- ABD putu yıkılıyor / 18.03.2026
- Kadir Gecesi ve zulme meyletmek / 16.03.2026
- Bir ülkeyi hazinenin tükenmesi değil güvenin tükenmesi bitirir / 15.03.2026
- NATO’da mücahit olmak zor be kardeşim! / 14.03.2026
- Hani mazlumun dini sorulmazdı yoksa ajan mısınız? / 13.03.2026
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026
- Arap devletlerinin derin zilleti / 10.03.2026
- Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü / 09.03.2026




























































