logo
04 EYLÜL 2026

Rekor sanıklı dava başladı

Bursa'da ikamet eden Türk Cumhuriyetleri uyruklu vatandaşlara sahte belgelerle
ehliyet verdikleri iddia edilen 395 kişilik rekor sanıklı davanın görülmesine başlandı

23.06.2013 00:00:00
 
Bursa 4.Ağır Ceza Mahkemesi’nde “resmi belgede sahtecilik” suçundan 5 yıla kadar hapisleri istenen toplam 395 tutuksuz sanığın yargılanmasına başlandı. Özellikle Türk Cumhuriyetleri uyruklu kişilere sahte evraklar düzenleyerek ehliyet almasını sağlamakla suçlanan 76 sanıklı davaya, sahte ehliyet alan 319 kişinin de ek iddianame ile ilave edilmesiyle sanık sayısı 395’e ulaştı. Tüm sanıkları dinleyen mahkemenin duruşması tam 4 gün sürdü. Gruplar halinde hakim karşısına çıkan sanıklar, haklarındaki iddiaları yalanladı. Birçok sanık kendisine verilen evrakları Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube’sinde elden teslim ettiklerini ve ehliyetlerini buradan aldıklarını, bunların sahte olduğunu bilmediklerini söyledi. ‘Hemşehrilerime yardımcı oluyordum’Türk Cumhuriyeti uyruklu vatandaşlara ehliyet almasına yardımcı olduğu iddiasıyla yargılanan tutuksuz sanık Ş.K., “Ben Ahıska Türkleri Derneği’nin yöneticisiyim. Hemşehrilerime yardımcı olmak için hareket ettim. Onlara denklik işlemleri hususunda yardımcı oldum. Bunun dışında hiçbir suça karışmadım. Hakkımdaki suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum” dedi. Sahte ehliyet almakla suçlanan S.B. ise, sürücü belgesinin olmadığını ifade ederek, “Sürücü belgem yoktu. Türkiye’de de herhangi bir kursa müracaatta bulunmadım. Ehliyetimi Ş.K.’nin yardımıyla aldım. Bana yardımcı olduğu için de ona bin lira verdim. Hazırlanan dosyayı emniyete teslim ettim. Ehliyetimin sahte olduğunu bilmiyordum” diye konuştu. Bir kısım sanıkların vekili olan Avukatı Şakir Çalışkan ise “Burada müvekkillerim hakkında isnat edilen suç resmi belgede sahtecilik olup aslında suçun unsurları oluşmamıştır çünkü yurt dışındaki kişilerin, ehliyet alma hususundaki yönetmeliğe göre, resmi belgede sahtecilik yapma şansı yoktur. Benzer davalarla ilgili Yargıtay kararlarını da mahkemeye ibraz ettik. Adalet yerini bulacaktır” dedi. İHA

İstanbul'da DEAŞ'la bağlantılı olduğu değerlendirilen zanlı operasyonla etkisiz hale getirildi

İstanbul'da, terör örgütü DEAŞ ile bağlantılı olduğu ve Türkiye'de terör saldırısı planladığı değerlendirilen şüpheli, polis ekiplerince düzenlenen operasyonda etkisiz hale getirildi

04.09.2026 07:00:00
AA
 
İstanbul'da DEAŞ'la bağlantılı olduğu değerlendirilen zanlı operasyonla etkisiz hale getirildi
İstanbul'da DEAŞ'la bağlantılı olduğu değerlendirilen zanlı operasyonla etkisiz hale getirildi

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamada, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğünce koordineli olarak yürütülen çalışmalarda, DEAŞ ile bağlantılı olduğu ve ülkede terör saldırısı planladığı değerlendirilen Berkan Ç'nin (21) yakalanmasına yönelik Sultanbeyli'de operasyon düzenlendiği belirtildi.

Şüphelinin görevli polislere ateş açması üzerine karşılık verildiği ifade edilen açıklamada, Berkan Ç'nin etkisiz hale getirildiği bildirildi.

Bu sırada bir kişinin yaralandığı kaydedilen açıklamada, konuyla ilgili tahkikatın sürdüğü bildirildi.

İstanbul Valisi Davut Gül, NSosyal hesabından operasyonla ilgili yaptığı paylaşımda, "Milletimizin huzuruna, devletimizin güvenliğine kasteden terör odaklarına karşı kararlılıkla mücadele eden Milli İstihbarat Teşkilatımızı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğümüzü yürekten tebrik ediyorum. Gece gündüz demeden, büyük bir cesaret ve fedakarlıkla görev yapan tüm kahramanlarımıza teşekkür ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde düzenlediği basın toplantısında, "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" dedi

04.09.2026 03:00:00 / Güncelleme: 04.09.2026 06:03:36
İHA
 
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından taziye ziyaretinde bulunmak üzere geldiği KKTC'deki temaslarının ardından basın toplantısı düzenledi. Ercan Havalimanı'nda KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile düzenlediği ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs Türk halkına selamlarını ve başsağlığı dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, kazanın ilk anından itibaren Türkiye Cumhuriyeti olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve tüm imkanları seferber ettiklerini ifade etti. Yılmaz, "Bugünkü ziyaretimiz kapsamında da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman ile bir araya gelerek yaşanan faciaya ve yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmeler yapma imkanı bulduk. İlgili kurumların yetkililerinden arama-kurtarma faaliyetlerinin mevcut durumu ve yaşanan elim kazanın aydınlatılmasına yönelik çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgi aldık" dedi.

Kayıpların aileleriyle bir araya geldiklerini belirten Yılmaz, "Beklentilerini, ifade ettikleri hususları, önerilerini dinleme imkanı bulduk. Ateş düştüğü yeri yakıyor, en büyük acıyı onlar yaşıyorlar. Hepimizi derinden üzen bu hadisede. Ben ailelere bir kez daha sabır diliyorum ve her zaman yanlarında olduğumuzu olacağımızı ifade etmek istiyorum. Yakınlarını kaybetmenin derin acısını ve sebebi var mı' Sevdiklerinden gelecek bir haberi beklemenin ağır yükünü taşıyan ailelerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde acılarını yürekten paylaştığımızı ve bu zorlu süreçte Türkiye Cumhuriyeti olarak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti otoriteleri olarak her zaman yanlarında olduğumuzu ifade ettik" diye konuştu.


"Geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti halen sürdürülmektedir"



Faciaya ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, "30 Ağustos günü Girne'den Mersin Taşucuna hareket eden Filojet isimli yolcu gemisi 259 yolcu ve 8 mürettebatı ile birlikte maalesef Girne açıklarında su alarak alabora olmuştur. Gemide bulunan 239 kişi sağ olarak kurtarılmış, 9 kardeşimiz hayatını kaybetmiş. Kayıp durumundaki 19 vatandaşımıza ulaşılması için geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti başlatılmıştır ve halen sürdürülmektedir" ifadelerini kullandı.

Arama çalışmalarında bugün yeni bir gelişme yaşandığını ifade eden Yılmaz, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ercüment Tatlıoğlu'nun çalışmaları bizzat koordine ettiğini söyleyen Yılmaz, "Bugün itibariyle bir haber daha almış bulunuyoruz. Bugün Deniz Kuvvetleri Komutanımız Ercüment Bey bizzat kendisi yapılan çalışmaları koordine etmek üzere buradaki gemilerdeydi. Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Usulünce idari usuller gereğince kimlik tespiti yapıldıktan sonra bu kamuoyuyla paylaşılacaktır kimin naaşına ulaşıldığı. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" şeklinde konuştu.


"Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor"



Arama-kurtarma çalışmalarında ilerleme sağlandığının altını çizen Yılmaz, "Diğer taraftan bu yapılan yoğun çalışmaların neticesinde başka naaşlara da ulaşılacağı anlaşılmıştır. Bununla ilgili gelişmeleri de ilgili kurumlar bu çalışmalar titiz bir şekilde tamamladığında kamuoyuyla paylaşmış olacaklardır. Ancak bir ilerleme sağlandığını bugün rahatlıkla ifade edebilirim. Bu çerçevede Deniz Kuvvetleri Komutanımıza görev yapan bu gelişmelerin sağlanmasında emeği olan tüm yetkililere şükranlarımla sunuyorum" dedi.

Sağ kurtarılan yolcuların sağlık durumlarına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, "Diğer taraftan sağ olarak kurtarılan yolcularımızdan 131'inin tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor. Bunlardan biri yoğun bakımdaydı ama yoğun bakımdan çıkarılmış oldu. Şu an itibariyle aldığımız bilgi 2 hastamızın da hayati bir tehlikesinin olmadığı yönündedir. Sağlık Bakan Yardımcımız da bizzat onları ziyaret edip durumları hakkında detaylı bir şekilde bilgi aldı" diye konuştu.


"TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edildi"



İhbarların ardından KKTC makamlarıyla güçlü koordinasyon sağlandığını belirten Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin bütün imkanlarının arama-kurtarma faaliyetleri için bölgeye yönlendirildiğini söyledi. Dışişleri, Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıkları başta olmak üzere ilgili kurumların KKTC makamlarıyla tam eş güdüm içerisinde hareket ettiğini ifade eden Yılmaz, "İhbarların alınmasının hemen ardından KKTC makamlarıyla güçlü bir koordinasyon tesis edilmiş. Arama kurtarma faaliyetleri için devletimizin bütün imkanları seferber edilerek bölgeye yönlendirilmiştir. Arama kurtarma koordinasyon merkezi tarafından tehlike safhası ilan edilmiş. Dışişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız KKTC makamlarıyla tam bir eş güdüm ve iş birliği içinde harekete geçmiştir" ifadelerini kullandı.


"Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir"



KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve ekibine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Gece gündüz bu konuda Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumluluklarımızın da çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumlulukla hareket edilmiştir ve çok güçlü bir şekilde bu çalışmaların yapılması için tüm gayret sarf edilmiştir. Sayın Başbakan'ın şahsında emeği geçen herkese ben tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.

Arama-kurtarma çalışmalarına katılan unsurlara ilişkin bilgi veren Yılmaz, "KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemiyle katıldığı çalışmalara sahil güvenlik komutanlığımız üç gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle destek vermektedir. Deniz Kuvvetlerimizin sekiz gemi ve üç insansız hava aracıyla, hava kuvvetlerimizin ise bir helikopter ve bir insansız hava aracıyla yer aldığı operasyon 24 saat esasına göre sürdürülmektedir" dedi.

Kıbrıs Kıyı Emniyeti'ne ait römorkör ve dalış ekipleri ile özel tekneler ve balıkçı teknelerinin de çalışmalara destek verdiğini belirten Yılmaz, gönüllülere teşekkür ederek, "TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edilmiş, TCG Alemdar da uzaktan kumandalı su altı aracıyla batığın içinde ve çevresinde yürütülen arama çalışmalarına katılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda yaklaşık beş yüz elli metre derinlikte bulunan geminin enkazına ulaşılmış, batığın çevresinde ayrıntılı görüntüleme ve arama faaliyeti başlatılmıştır. Nitekim az önce belirttiğim gibi bunun sonuçlarını da görmeye başladık" diye konuştu.


"Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş"



Arama-kurtarma çalışmaları neticesinde dün ulaşılan naaşın kimlik tespit çalışmalarına başladığını belirten Yılmaz, "Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş, yararlarımızın tedavi süreçleri yakından takip edilmiş, hayatını kaybeden kardeşlerimizin naaşlarının nakli konusunda ailelerimize gerekli destek sağlanmıştır. Ülkemize dönen vatandaşlarımızın ve yakınlarının karşılanarak illerine ulaştırılması için ilgili valiliklerimizle gerekli koordinasyon kurulmuştur. Diğer taraftan ilgili kurumların yetkililerinden kazanın meydana gelişine, sahadaki faaliyetlere ve yürütülen soruşturmalara ilişkin bilgi aldık. Az önce Sayın Başbakan'ın da ifade ettiği gibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da çok net, altını çizdiği gibi bu konuda gerekli tüm soruşturmalar yapılacak KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti makamlarının iş birliğiyle ve kimin ihmali varsa, kimin sorumluluğu varsa elbette hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapılmaktadır, yapılmaya devam edilecektir" ifadelerini kullandı.


"Tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir"



Geminin sefere çıkış şartlarından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarına, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlarına kadar tüm sürecin inceleneceğini belirten Yılmaz, "Geminin hangi şartlarda sefere çıktığından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarını, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlılığını, tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir. KKTC makamlarınca başlatılan adli, idari ve teknik soruşturmanın sağlıklı biçimde tamamlanması için Türkiye Cumhuriyeti olarak gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız. Kazaya ilişkin soruşturma büyük bir titizlikle sürdürülecek, facianın yaşanmasında ihmal veya kusuru bulunanların tespit edilmesi halinde, hukukun gerektirdiği adımlar inanıyorum ki kararlılıkla atılacaktır" şeklinde konuştu.

Soruşturma sonucunda ortaya çıkacak tespitlerin gelecekte benzer faciaların yaşanmaması açısından da önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, "Üç önemli adım, görev var karşımızda. Birincisi bu arama kurtarma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdürülmesi, ikincisi sorumlulardan hesap sorulması, üçüncüsü de gelecekte bir daha böyle hadiseler yaşanmaması adına sistemde olabilecek eksikliklerin giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınarak adımların atılmasıdır. Kıbrıs ile Anavatan Türkiye, geçmişten bugüne karşılaştığı her zorluğa omuz omuza göğüs germiş, bu sarsılmaz kardeşlik böylesi ağır günlerde sahadaki dayanışma ve paylaşılan sorumlulukla güçlü karşılığını bulmuştur. Sayın Başbakan'ın az önce ifade ettiği gibi biz tasada da kıvançta da biriz, zor günlerde de geniş günlerde de bir aradayız ve böyle olmaya da devam edeceğiz" dedi.


"Gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız"



Girne'de yaşanan acının Türkiye'nin tamamında hissedildiğini belirten Yılmaz, "Bugün yine bir, bilgi olarak şunu paylaşabilirim. Kıbrıs'la Türkiye arasında bir adli yardımlaşma anlaşmamız söz konusu. Bu çerçevede bugün itibariyle bu konuda Kıbrıs Yargısı tarafından Adalet Bakanlığımıza iletilen bir talep söz konusudur. Bu çerçevede de Adalet Bakanlığımız gerekli tüm teknik desteği sunacaktır. En kısa sürede bu konudaki hazırlıklar, tamamlanarak soruşturma sürecine gerekli teknik destek sağlanacaktır" diye konuştu.

Yılmaz, konuşmasının sonunda hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine ve Kıbrıs Türk halkına başsağlığı dileyerek, "Kayıp yolcular için yoğun gayretlerin süreceğini bir kez daha ifade ediyorum. Büyük bir fedakarlıkla bu süreçte görev yapan bütün arama kurtarma ekiplerimize ve diğer alanlarda çaba sarf eden, katkı sunan tüm kişi ve kurumlara, KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti'nden tüm katkısı olanlara gönülden teşekkür ediyorum. Şükranlarımı sunuyorum. Hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.

Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı

Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı

03.09.2026 11:33:00
Haber Merkezi
 
 Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı
 Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı
Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada dolaşıma sokulan paylaşımlarda Cumhurbaşkanına hakaret içerdiği değerlendirilen ifadeleri nedeniyle feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında TCK'nın 299/1. maddesi olan Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında soruşturma başlattı.

Davutoğlu'nun söz konusu ifadeleri geçmiş tarihte katıldığı bir programda yaptığı bir konuşmada kullandığı kaydedildi.
Davutoğlu, söz konusu programda şu ifadeleri kullanmıştı: "Benden sonraki bakanlar gibi bir kuruş haram lokma yemedim. Onlara da 'Haram lokma yemeyin' dedim. Yediler. Çevrelerini zengin ettiler. Damadını bakan yaptı. Akrabalarını zengin etti. Beş tane müteahhide Türkiye'yi peşkeş çekti."

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Yapılan inceleme neticesinde, feshedilen Gelecek Partisinin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 299/1. maddesinde düzenlenen 'Cumhurbaşkanına Hakaret' suçu kapsamında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde titizlikle sürdürülmektedir."

Silivri açıklarındaki gemi kazasıyla ilgili başlatılan soruşturmanın detayları ortaya çıktı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gemi kazasına ilişkin başlatılan soruşturmanın detayları ortaya çıktı. İki geminin de kayıtları incelenecek

03.09.2026 07:00:00
İHA
 
Silivri açıklarındaki gemi kazasıyla ilgili başlatılan soruşturmanın detayları ortaya çıktı
Silivri açıklarındaki gemi kazasıyla ilgili başlatılan soruşturmanın detayları ortaya çıktı
Silivri açıklarının 18 mil güneyinde 1 Eylül sabah saatlerinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpıştı.

Kazanın ardından Tuğberk İmamoğlu isimli gemide bulunan 10 personelle irtibatın kesildiği bildirilirken, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin denizdeki arama kurtarma çalışmaları sürüyor. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.


İki geminin de kayıtları incelenecek



Soruşturma kapsamında her iki geminin armatör ve işletici şirketleri ile şirket yetkililerine ilişkin bilgilerin temin edildiği, olayın aydınlatılmasına yönelik kayıt, belge ve dijital verilerin ilgili şirketlerden alınması için gerekli talimatların verildiği bildirildi. ALSU gemisinin seyir, rota ve manevra bilgileri, köprüüstü ve makine kayıtları, VDR (Sefer Veri Kaydedicisi), ECDIS ve AIS/GPS verileri, jurnal ve manevra defterleri, sefer planı, mürettebat ve vardiya çizelgeleri, gemi ve klas sertifikaları, yük kayıtları ile fotoğraf ve video kayıtlarının da soruşturma kapsamında muhafaza altına alınması istendi. İstanbul Bölge Liman Başkanlığı'ndan her iki gemiye ait sicil belgeleri, sertifikalar, klas belgeleri, liman devleti kontrol raporları ve idari tahkikat dosyası talep edildi. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nden ise olaydan önceki 12 saati de kapsayacak şekilde gemilere ait VHF/telsiz haberleşmeleri, gemiler ile Gemi Trafik Hizmetleri (VTS) arasındaki telsiz görüşmeleri ile radar, rota, hareket ve manevra kayıtlarının gönderilmesi istendi.


Bilirkişi görevlendirildi



Kusur durumuna ilişkin ön rapor hazırlanması amacıyla gemi kaptanı ve gemi inşaat mühendisliği alanlarında bilirkişiler görevlendirildi. Bilirkişilerin, Silivri'deki limana çekilmekte olan ALSU gemisi üzerinde ve kaza mahallinde inceleme yapabilmeleri için bölgeye intikalleri sağlandı. Tuğberk İmamoğlu gemisinin battığı bölgede deniz derinliğinin yaklaşık 800 ile bin 100 metre arasında olduğu değerlendirildi. Derinlik nedeniyle geminin ve enkaz alanının tespiti, deniz tabanında tarama ve inceleme yapılması ile delillerin elde edilmesi amacıyla bu derinlikte çalışma yapabilecek teknik imkanların belirlenmesi ve temini için araştırma ve koordinasyon çalışmalarının sürdüğü belirtildi.


Telsiz kayıtları da talep edildi



Olayın ardından ALSU ve Tuğberk İmamoğlu gemilerinin kaptanları arasında yapıldığı belirtilen bazı telsiz görüşmelerinin medya ve açık kaynaklarda yayımlandığı görülmesi üzerine söz konusu kayıtların henüz resmi makamlar aracılığıyla soruşturma dosyasına ulaşmadığı, görüşmelerin asıl ve bütün halinin temin edilmesi amacıyla Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nden her iki gemiye ait VHF/telsiz ve VTS haberleşme kayıtlarının istendiği bildirildi. Soruşturma dosyasına, Sahil Güvenlik unsurları ile ALSU gemisi arasında olay sonrasında gerçekleştirilen telsiz görüşmelerinin kayıtlarının da alındığı ve görüşmelerin incelenerek tutanak altına alındığı belirtildi.


Deniz kirliliği oluştu, çalışma başlatıldı



Tuğberk İmamoğlu gemisinin battığı alanda deniz yüzeyinde kirlilik oluşmaya başlamasının tespit edilmesi üzerine, kirliliğin niteliği, kaynağı ve yayılımının belirlenmesi ile çevre ve insan sağlığı açısından oluşturabileceği risklerin değerlendirilmesi amacıyla gerekli sağlık ve çevre tedbirlerinin alınmasına yönelik araştırma ve incelemelerin yapılması talimatı verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çerçeve yasanın uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kırgızistan'daki temaslarının ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı

02.09.2026 14:14:00 / Güncelleme: 02.09.2026 14:22:11
AA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çerçeve yasanın uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çerçeve yasanın uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kırgızistan'daki temaslarının ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov'un davetiyle Türkiye'nin, diyalog ortağı olduğu Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) bu yılki zirvesine şeref konuğu olarak katıldığını hatırlatan Erdoğan, ayrıca liderlerle birlikte 31 Ağustos akşamı 6. Dünya Göçebe Oyunları'nın açılış törenine katıldığını söyledi.

Erdoğan, Kırgız halkının 31 Ağustos Bağımsızlık Günü'nü tebrik ederek, "Kıymetli kardeşim, Sayın Caparov nezdinde ev sahiplikleri için Kırgız halkına en kalbi şükranlarımı sunuyorum." sözlerini sarf etti.

Bundan 30 yıl önce "Şanghay Beşlisi" ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini belirten Erdoğan, Teşkilat'ın, Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu'yu bünyesinde buluşturan yegane bir yapı olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bizim de sadece Teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşeri coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz 'Yeniden Asya' girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve işbirliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim."

Zirve marjında mevkidaşlarıyla da görüştüğünü hatırlatan Erdoğan, "Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk." bilgisini paylaştı.

Erdoğan, en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak Türkiye ile aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceklerini vurgulayarak, "Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum." ifadesini kullandı.

"Türkiye'nin büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor"
Bir gazetecinin, "Bişkek Zirvesi'nde alınan kararlar, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkiler? Türkiye'nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile işbirliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimali var mı?" sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Değerli arkadaşlar, öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı'na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin'den Orta Asya'ya, Rusya'dan Güney Asya'ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye'nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye'nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara işbirliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı'ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz, 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zirve kadar dikkat çeken konulardan bir tanesi de Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin'le görüşmeniz oldu. Zirve marjında yaptığınız görüşme genel anlamda nasıl geçti? Hangi konuları ele aldınız?" sorusu üzerine ise şunları aktardı:

"Sayın Putin ile ikili bir görüşme yaptık. Bu görüşmede de özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir işbirliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye'ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin'in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki, bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Sayın Putin'e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız."

Mekke Savunma İttifakı
Bir diğer gazetecinin, "İstanbul'da Mekke İttifakı'nın ilk önemli toplantısı gerçekleştirildi. Biz biliyoruz ki bölgedeki bazı ülkeler bu ittifaktan fevkalade rahatsız. Geniş bir coğrafyada barışı inşa etme amacı olan bir savunma işbirliğinden neden bu kadar rahatsızlar?" sorusunu da yanıtlayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"İstanbul'da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayisi, önemli bir işbirliği alanı. Bir de askeri operasyonel işbirliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz.

Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan diğer başlıklar şöyle:

Karadeniz'de sivil deniz taşımacılığının güvenliği önemli. Tarafların mücadelesi sivillerin, ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak noktaya taşınmalı.

Tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var.

F-35
Türkiye'nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmeleri sürdürüyoruz. ABD'deki süreçlerin tamamlanmasıyla mesele geride kalacak.

KAAN'dan, kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye'nin yol haritası budur.

Terörsüz Türkiye süreci
Terörsüz Türkiye sürecini bir takvim meselesinden öte hedef meselesi olarak görüyoruz. Elbette devlet olarak yol haritamız, planımız, takvimlendirmemiz var.

Yunanistan, girdiği yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmeli. Tarih, ibret alanlar için çok iyi yol göstericidir.

Çerçeve yasa
Uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir. Tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı belli, süreç adım adım ilerlemekte.

Milletin kardeşliğini zedeleyen, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz.

İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Buna Büyük Türkiye Mutabakatı diyoruz. Ne yaptığımızı bilerek ilerliyoruz.

SDG'nin feshi
Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir.

Bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı."

Dumlupınar’dan İzmir’e: Zaferin 10 günü

30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi, Türk istiklal mücadelesinin askeri safhasındaki en kritik dönüm noktası oldu. Ancak bu zafer, savaşın bittiği anlamına gelmiyordu; işgal altındaki Batı Anadolu’nun hızla temizlenmesi ve Yunun ordusunun imha edilerek takip edilmesi gerekiyordu

02.09.2026 13:19:00
Hasan Gündoğdu
 
Dumlupınar’dan İzmir’e: Zaferin 10 günü
Dumlupınar’dan İzmir’e: Zaferin 10 günü
30 Ağustos'tan 9 Eylül'de İzmir'in kurtuluşuna kadar geçen 10 günlük süreç, dünya askeri tarihine geçen eşsiz bir takip harekatına sahne oldu.

"Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!"

Dumlupınar'da çember içine alınan Yunan ordusunun ana gövdesi imha edilmiş, komutanı General Trikupis dahi birkaç gün sonra esir alınmıştı. Ancak dağınık halde Batı'ya, yani İzmir ve Marmara kıyılarına doğru kaçan büyük Yunan birlikleri bulunuyordu.

Mustafa Kemal Paşa, Yunan ordusunun toparlanmasına, savunma hatları kurmasına ya da müttefik devletlerden yardım alarak vakit kazanmasına fırsat vermemek amacıyla 1 Eylül 1922'de Uşak'tan o tarihi emrini verdi: "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!"

Bu emrin ardından Türk ordusu, insanüstü bir fiziksel ve ruhsal dayanıklılıkla tarihin en hızlı yürüyüşlerinden birini başlattı.

Anadolu bozkırında yıldırım hızıyla takip

1-8 Eylül tarihleri arasında yaşanan takip harekatı, Piyade ve Süvari birliklerinin inanılmaz temposuyla ilerledi:

1 Eylül: Uşak kurtarıldı. Kaçan Yunan birlikleri geçtikleri şehirleri, kasabaları ve köyleri yakıp yıkarak çekiliyordu.

2 Eylül: Eskişehir ve Gediz düşman işgalinden temizlendi. General Trikupis, Uşak yakınlarında Türk birliklerine teslim oldu.

5-6 Eylül: Türk süvarileri ve piyadeleri Salihli, Alaşehir, Gördes ve Simav'a girdi. Yunan ordusu arkasında sistemli bir yıkım bırakırken, Türk ordusu günde ortalama 40-50 kilometre katederek ilerliyordu. Süvari birlikleri ise zaman zaman günde 70-80 kilometre yol alarak dünyadaki tüm askeri strateji ezberlerini bozdu.

7-8 Eylül: Turgutlu, Manisa, Nif (Kemalpaşa) ve Belkahve hattı ele geçirildi. Manisa, kaçan işgal kuvvetleri tarafından büyük oranda yakılmıştı. 8 Eylül akşamı Mustafa Kemal Paşa, Belkahve'ye ulaşarak İzmir'e bakan tepelerden şehri seyretti.

9 Eylül: İzmir'in kurtuluşu ve "denize dökülme"

9 Eylül sabahı, Yüzbaşı Şerafettin (İzmir) komutasındaki 1. Süvari Tümeni'ne bağlı süvariler, Bornova üzerinden İzmir'e girdi. Süvariler, kordon boyunca ilerleyerek Hükümet Konağı'na ulaştı.

Yüzbaşı Şerafettin, vücudundaki şarapnel yaralarına rağmen saat 10.30'da Hükümet Konağı'na Türk bayrağını çekti. Ardından Kadifekale ve Sarıkışla'ya da ay-yıldızlı bayraklar çekildi.

"Yunanın denize dökülmesi" ifadesi, hem mecazi hem de somut bir gerçeği yansıtır:

Kaçış ve tahliye: İzmir Limanı'na yığılan binlerce işgal askeri, limanda bekleyen Yunan ve müttefik gemilerine sığınmak için birbirini ezdi. Kaçmayı başaramayanlar esir alındı, deniz yoluyla tahliye olmaya çalışanlar ise kıyılara sıkıştırıldı.

Diplomatik yansıma: İzmir'in kurtuluşuyla birlikte İngiltere, Fransa ve İtalya'nın Doğu Akdeniz'deki hesapları tamamen çöktü. Yunan ordusunun askeri varlığı Anadolu'da tamamen son buldu.

Sürecin tarihi anlamı

30 Ağustos-9 Eylül arasındaki bu 10 gün, yalnızca askeri bir başarı değil; imkansızlıklar içindeki bir milletin lojistik ve manevi gücünü sahaya yansıtma şeklidir.

9 Eylül'de İzmir'in kurtarılması, Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nın askeri safhasını zaferle kapatmış ve Mudanya Mütarekesi ile Lozan Barış Antlaşması'na giden yolu açmıştır.

Silivri açıklarında kaybolan geminin firmasında endişeli bekleyiş

Marmara Denizi Silivri açıklarında gece saatlerinde meydana gelen gemi kazasının ardından irtibatın kesildiği "Tuğberk İmamoğlu" isimli ticari gemi ve 10 kişilik mürettebatı için arama kurtarma çalışmaları sürerken, geminin sahibi İmamoğlu Gemicilik firmasından henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Firma önünde ise endişeli bekleyiş devam ediyor

02.09.2026 11:53:00
İHA
 
Silivri açıklarında kaybolan geminin firmasında endişeli bekleyiş
Silivri açıklarında kaybolan geminin firmasında endişeli bekleyiş
Edinilen bilgiye göre, gece saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarında Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" isimli kuru yük gemisi ile "Alsu" isimli tanker çarpıştı. Çarpışmanın ardından "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemiyle ve gemide bulunan 10 mürettebatla irtibat kesildi.

Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik ekipleri ile diğer arama kurtarma unsurları, kayıp gemi ve mürettebata ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor. Yetkililer, geminin kısa sürede battığının değerlendirildiğini belirtirken, bölgede denizden ve havadan geniş çaplı arama çalışması yürütülüyor.

Öte yandan, kaybolan geminin sahibi olan İmamoğlu Gemicilik firmasının önünde bekleyiş sürüyor.

Kazanın üzerinden yaklaşık 9 saat geçmesine rağmen şirket tarafından kamuoyuna yönelik herhangi bir açıklama yapılmazken, firma önündeki endişeli bekleyiş devam ediyor.

Silivri açıklarında iki gemi çarpıştı

İstanbul Valiliği, Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığını, bir gemideki 10 personelle irtibat kurulamadığını bildirdi

02.09.2026 08:18:00
AA
 
Silivri açıklarında iki gemi çarpıştı
Silivri açıklarında iki gemi çarpıştı

İstanbul Valiliğinin yaptığı açıklamada, "Saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil güneyinde, Kocaeli'den Aliağa'ya intikal eden Türk bayraklı Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye intikal eden Türk bayraklı Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Olay yerine Kıyı Emniyeti, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Komutanlığı'na bağlı çok sayıda deniz unsuru ve sahil güvenlik helikopterinin sevk edildiği belirtilen açıklamada, "Bölgeye intikal eden unsurların yaptığı ilk tespitlere göre Alsu isimli gemide gözle görünür bir hasar bulunmamakta olduğu görülmüştür. Ancak Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi ve gemide bulunan 10 personelle an itibarıyla irtibat kurulamamakta olup, bölgedeki unsurların arama kurtarma çalışmaları devam etmektedir." denildi.
 

Melih Gökçek ve Ailesi hakkında yeni suç duyurusu

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ailesi ve bazı eski belediye bürokratları hakkında yeni bir adli süreci gündeme taşıdı

01.09.2026 21:43:00
Haber Merkezi
 
Melih Gökçek ve Ailesi hakkında yeni suç duyurusu
Melih Gökçek ve Ailesi hakkında yeni suç duyurusu
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ailesi ve bazı eski belediye bürokratları hakkında yeni bir adli süreci gündeme taşıdı.

ABB avukatı Nadi Türkaslan, 7 Ağustos 2026 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'na kapsamlı bir suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı.

Suç duyurusunda yalnızca Gökçek'in değil, ailesinin, bazı eski belediye yöneticilerinin, belediyeyle yoğun ticari ilişkileri bulunduğu belirtilen iş insanlarının yanı sıra Beyaz TV ve Osmanlıspor bağlantılarının da incelenmesinin talep edildiği bildirildi.

60'a yakın ihale dosyada

ABB tarafından yapılan başvurunun merkezinde, Gökçek dönemindeki belediye kaynaklarının, taşınmazların ve ihalelerin nasıl kullanıldığına ilişkin iddialar bulunuyor.

Edinilen bilgilere göre belediye müfettişlerinin incelemelerinde tespit edilen 60'a yakın ihaleye ilişkin bilgi ve belgeler savcılığa sunuldu. Başvuruda; suç örgütü kurma ve yönetme, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama gibi iddiaların araştırılması istendi.

Türkaslan'ın açıklamalarına göre amaç, belediye imkanlarının hukuka aykırı biçimde kullanılıp kullanılmadığının, belediye kaynaklarından herhangi bir şekilde haksız menfaat sağlanıp sağlanmadığının ve bu kaynakların daha sonra farklı alanlarda kullanılıp kullanılmadığının ortaya çıkarılması.

Gökçek Ailesinin mal varlıkları da mercekte



ABB avukatı Türkaslan, daha önce de Gökçek ve yakınlarının mal varlıklarının araştırılması amacıyla ayrı bir suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.

Bu başvurunun temelinde ise "sebepsiz mal edinme" iddiasının bulunduğu aktarıldı. Türkaslan, belediyenin özellikle geçmiş dönemdeki kamu kaynaklarının ve taşınmazlarının kimler tarafından, hangi yöntemlerle ve ne şekilde kullanıldığının araştırılmasını istediklerini ifade etti.

Almanya dosyası süreci de devrede

Gökçek ailesiyle ilgili tartışmalar, son dönemde Almanya'daki gayrimenkul ve şirket iddialarıyla yeniden gündeme gelmişti.

Gazeteci Murat Ağırel'in haberinde, Gökçek ailesinin Almanya'nın Düsseldorf kentinde bir bina, Velbert kentinde ise bir alışveriş merkezi için anlaşmalar yaptığı ve yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarımı yapıldığı yönünde iddialar ortaya atılmıştı.

Bu iddiaların ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatıldığı bildirilmişti.

Melih Gökçek ise soruşturmanın gündeme gelmesinin ardından yaptığı açıklamada, adalete güvendiğini belirterek savcılığa gerekli bilgileri vereceğini söylemişti.

"Üç dosya birlikte yürütülebilir"

Sürecin dikkat çeken noktalarından biri ise farklı başvuruların aynı soruşturma çatısı altında toplanma ihtimali.

Nadi Türkaslan, ABB'nin daha önce yaptığı iki suç duyurusu ile savcılığın resen başlattığı Almanya bağlantılı soruşturmanın birleştirilmesi için başvuracaklarını açıkladı.

Türkaslan'a göre dosyaların birlikte yürütülmesi, hem delillerin bütünlüğünün korunması hem de iddialarda söz konusu olduğu ileri sürülen bağlantıların daha net ortaya çıkarılması açısından önem taşıyor.

Hastaneden çıktıktan sonra kaybolan kadının ölümü: 6 gözaltı

İstanbul'da 2022 yılında tedavi için getirildiği hastaneden izinsiz ayrıldıktan sonra kaybolan Z.Y.'nin telefon sinyallerini inceleyen polis ekipleri, son sinyalin Esenyurt'ta yaşayan F.D.'nin evini gösterdiğini belirledi. Çalışmalarda Z.Y.'nin hayatını kaybettiği tespit edilirken, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 6 şüpheli İstanbul ve Sinop'ta düzenlenen operasyonla gözaltına alındı

01.09.2026 12:48:00
İHA
 
Hastaneden çıktıktan sonra kaybolan kadının ölümü: 6 gözaltı
Hastaneden çıktıktan sonra kaybolan kadının ölümü: 6 gözaltı
Edinilen bilgilere göre 12 Eylül 2022 tarihinde tedavi amaçlı hastaneye getirilen, Z.Y. isimli kadın izinsiz şekilde hastaneden ayrıldı. Hastaneden ayrılan kadından bir daha haber alınamazken konuyla ilgili Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı.

Yürütülen çalışmalar kapsamında kayıp Z.Y. telefon kayıtlarını ve sinyallerini inceleyen ekipler, Z.Y.'nin en son F.D. isimli bir şahısla irtibatta olduğunu ve Z.Y.'nin telefonuna ait son sinyalin F.D.'nin Esenyurt'ta bulunan evini gösterdiği tespit edildi. Şüpheli F.D.'nin ise 2024 yılında "Kasten Öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevinde olduğu öğrenildi.

Çalışmalarını derinleştiren ekipler, Z.Y.'nin 4 Ekim 2022 ile 10 Ekim 2022 tarihleri arasında hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan araştırmalar sonucunda olayla bağlantısı bulunduğu ve olay hakkında bilgi sahibi olduğu değerlendirilen 6 şüpheli tespit edildi.

Bunun üzerine ekipler tarafından 01 Eylül 2026 tarihinde İstanbul ve Sinop'ta 6 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Operasyonlarda gözaltına alınan 6 şüpheli, sorgulanmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği'ne getirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.