Saklıkent Tunceli'yi sevdalısının objektifinden seyredelim
Tunceli sevdalısı olan belgesel yapımcısı ve doğa fotoğrafçısı Malik Kaya, 20 yıldan bu yana kentin muhteşem doğası ile yaban ve insan hayatını kayıt altına alarak dünyaya tanıtıyor





Kaya'nın çektiği görseller, bir çok televizyonların yanı sıra dünyada önemli dergilerde de yer buldu. TBMM'de fotoğraf sergisi açan Kaya, memleketinin tanıtımı için çalışmalarını aralıksız olarak sürdürürken bu yıl belgesel çekmek için hayalini kurduğu göçerler olarak bilinen Şavaklıların yaylada yaşam ve zorlu yolculuklarını kaydetti.

"Sadece fotoğrafla değil video görüntüleriyle, belgeselle bunu yapmaya çalışıyorum. Ayrıca geziler gibi etkinliklerimiz de oldu. Buradaki tek amacımız, ilimizi, coğrafyamızı dünyaya tanıtmak. Coğrafyamız son yıllarda fotoğrafçıların ilgi odağı haline geldi. Artık insanlar fotoğraf makineleriyle, kameralarıyla gelmeye başladı. Bu da bizim çalışmalarımızın ne kadar faydalı olduğunu gösteriyor" dedi.
Çok zor şartlarda bunu gerçekleştirdik

"20 yıl içerisinde iki tane belgesel, iki tane Atlas Dergisi yaptık imkanlarımız doğrultusunda. Fotoğraf çalışmalarımız var. İlk başladığımız dönem fotoğrafa bu kadar ilgi yoktu. Coğrafyamız tanınmıyordu. Dışarıdan bu kadar insan gelmiyordu. Birkaç tane bildiğimiz mesire yeri vardı. Belgeselden sonra çoğu mekanlarımızı tanıttık. Coğrafyamızın güzelliklerini biliyorduk. Geziyorduk ama bu güzellikleri gördükten sonra buranın mutlaka tanınması gerekiyor diye düşündük. Sonra fotoğraf makinesi ve kamerayla birlikte karış karış her toprağı çekelim dedik.
Dünyaya tanıtalım istedik. Çok zor şartlarda bunları gerçekleştirdik. Aksilikler de oldu. İnanın ölüm tehlikeleri de atlattık. Maddi imkansızlıklar da vardı ama başardık. O dönem çok zor şartlarda yaptık bunu. Bu kadar ilgi yoktu coğrafyamıza. Bu kadar insan da gelmiyordu. Bir de o dönem olağanüstü hal vardı. Bu çalışmalarımızı izin alarak yaptık. Şu an insanlar akın akın otobüslerle geliyorlar. Şu an gezilen mekanları o dönem yaptığımız çalışmalar sonucu tanıttık. Bu konuda başarılı olduğumuza inanıyorum"ifadelerini kullandı.

"O kadar zengin bir coğrafyamız var ki sadece manzara olarak düşünmemek lazım. Yapraklar, mevsim itibariyle kar manzarası değil tabi ki. Bizim coğrafyamızın tarihi mekanları da var. Oraları da tanıttık. Sonra bizim endemik bitkilerimiz, çiçeklerimiz var. Şimdi biz makineyle, ekipmanla doğaya çıktığımız zaman ne var ne yok onu çekiyoruz. En büyük hayalim yörede Şavaklı olarak bilinen göçerlerin belgeselini yapmak.
İlkbaharla birlikte yüksek yaylalara çıkan ve Sonbahar mevsiminde geri dönen Şavaklıların hayatı zor. Belki dışarıdan sofralarımıza gelen tulum peynirini yerken çok rahatız ama o tulum peyniri sofraya gelene kadar hangi aşamalardan geçiyor. Bunu merak ettim. Her sene fırsat buldukça parçalar halinde çekimler yaptık. En önemli görüntüleri de bu sene aldım. Karar verdim bunlar giderken nasıl gidiyorlar bunu çekmeye karar verdim. Bazı yaylalara araçlar gidiyor. Çok kolay. Araç çadırlara kadar gidiyor. Fakat bazı yaylalara da katırlarla, atlarla, hayvanlarla gidiyorlar. Ben özellikle bunu çekmek istiyordum.

Yıllardır hayalimdeki bir çalışmaydı. İnanın ben 20 senedir dağ taş dolaşıyorum. Ekipmanımla çok zorlu parkurlar gördüm. Çok tehlikeler de atlattık fakat bu sene Şavaklıların Seyrüseferini çekerken bu kadar zorluk çektiğimi hatırlamıyorum. Gerçekten nefes nefese kaldık. Çok zordu. Düşünün hayvanlar zaten durmadan yaylaya doğru gidiyor. Üzerinde yük olduğu zaman hayvan daha da hızlanıyor. Ben bu konuda çok büyük iş başardığımızı düşünüyorum.
Bir elinde fotoğraf makinesi bir elinde kamera bunlar giderken yüklü halde çoluk çocuk, aile reisleri Munzur Dağlarının zirvelerine kadar gidiyorlar. Çok güzel görüntüler çektik. Ancak bu bir fotoğraf makinesi bir kamerayla olacak iş değil. Ama ona rağmen özverili bir şekilde güzel görüntüler ortaya çıktı. Sağ olsunlar Şavaklılar da bize yardımcı oldular. Yaylalara kadar gittik.





















































































