logo
11 NİSAN 2026

Salgın yasakları geri dönüyor

Ölümcül koronavirüs salgınında vaka ve can kayıpları dünya genelinde artmaya devam ediyor. Dünya genelinde virüs nedeniyle 1 milyon 91 bin 693 kişi de yaşamını yitirmiş durumda. Salgınla etkili mücadelesiyle dikkat çeken Almanya'da vaka sayılarında endişe verici artışlar görülürken, Hollanda yeni yasaklar uygulamaya koydu

14.10.2020 17:49:00
Salgın yasakları geri dönüyor
Salgın yasakları geri dönüyor

Çin'in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünya geneline yayılan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınında tespit edilen toplam vaka sayısı 38 milyon 417 bini geçti. Dünya genelinde virüs nedeniyle 1 milyon 91 bin 693 kişi de yaşamını yitirdi. Virüs saptanan 28 milyon 881 bin 8kişi sağlığına kavuşurken, dünya genelinde tedavisi devam eden 8 milyon 445 bin aktif vaka bulunuyor. En fazla vaka ve ölümün görüldüğü ABD'de 8 milyon 94 bin kişide Covid-19 tespit edildi, salgın nedeniyle 220 bin 900 kişi hayatını kaybetti. ABD'nin yanı sıra vaka sayıları 300 bini geçen ülkeler şöyle: "Hindistan (7 milyon 242 bin), Brezilya (5 milyon 115 bin), Rusya (1 milyon 340 bin), İspanya (925 bin 341), Kolombiya (924 bin 98), Arjantin (917 bin 35), Peru (853 bin 974), Meksika (825 bin 340), Fransa (756 bin 472), Güney Afrika (694 bin 537), İngiltere (634 bin 920), İran (508 bin 389), Şili (484 bin 280), Irak (409 bin 358), Bangladeş (381 bin 275), İtalya (365 bin 467), Filipinler (344 bin 713), Endonezya (340 bin 622), Suudi Arabistan (340 bin 89), Türkiye (338 bin 779), Almanya (335 bin 679) ve Pakistan (320 bin 463)." ABD'nin ardından can kaybı 10 bini geçen ülkeler ise,  Brezilya (151 bin 63), Hindistan (110 bin 645), Meksika (84 bin 420), İngiltere (43 bin 18), İtalya (36 bin 246), Peru (33 bin 419), İspanya (33 bin 204), Fransa (32 bin 942), İran (29 bin 70), Kolombiya (28 bin 141), Arjantin (24 bin 572), Rusya (23 bin 205), Güney Afrika (18 bin 28), Şili (13 bin 396), Ekvador (12 bin 235), Endonezya (12 bin 156) ve Belçika (10 bin 244) şeklinde sıralanıyor.

Almanya'da vaka artışları korkutuyor

Tüm dünyada olduğu gibi can kaybı ve vaka sayısı Avrupa'da da artıyor. Almanya'da bulaşıcı hastalıklar alanında çalışmalar yürüten ve hükümeti bilgilendiren Robert Koch Enstitüsünce (RKI) yapılan açıklamada, ülkede Covid-19 tespit edilen kişi sayısının bir günde 5 bin 132 arttığı bildirildi. Bu rakam, Nisan ayından bu yana en yüksek rakam olarak kayıtlara geçti.

Hollanda'da yasaklar başladı

Koronavirüs vaka sayılarındaki çarpıcı artış üzerine Hollanda'da ise kamusal hayata yeniden kısıtlamalar getirildi. Hollanda Başbakanı Mark Rutte Salı günü konuyla ilgili televizyondan bir açıklama yapmış ve "Çok üzgünüz ancak tek yol bu. Daha sert olmalıyız" demişti. Bu kapsamda 14 Ekim gecesinden itibaren ülkedeki tüm bar, kafe ve restoranlar kapatıldı, sadece paket servislere izin verilmeye başlandı. Ayrıca kapalı alanlarda da 13 yaşından büyük herkese maske takma zorunluluğu getirildi. 18 yaşından büyükler için takım sporlarının yapılması ve ayrıca Hollanda'da eve gün içerisinde üçten fazla ziyaretçi kabul etmek de yasaklandı. Tüm bu kısıtlamalar çarşam iki hafta boyunca yürürlükte kalacak. Hükümet bu süre içinde yasakların ne ölçüde etkili olduğunu inceleyecek. Hollanda aylar boyunca komşusu olan diğer Avrupa ülkelerine göre daha yumuşak bir salgın politikası izlemişti. Ancak hükümet ikinci dalgayı kontrol altına almakta zorlanıyor. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'nin verdiği bilgilere göre Hollanda 100 bin kişide görülen yeni vaka oranı bakımından Avrupa'da üçüncü sırada.

Dünya Bankası'ndan aşı için 12 milyar dolar

Öte yandan Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu, gelişmekte olan ülkelerde Covid-19 aşılarının, testlerinin ve tedavilerinin satın alınması ile dağıtımını finanse etmek amacıyla 12 milyar dolarlık kaynağı onayladı. Bankadan yapılan açıklamada, söz konusu finansmanla bir milyara kadar insanın aşılanmasının desteklenmesinin amaçlandığı bildirildi. Açıklamada, gelişmekte olan ülkelerdeki vatandaşların güvenli ve etkili Covid-19 aşılarına erişmelerinin gerektiği belirtilerek, finansman paketiyle gelişmekte olan ülkelere uluslararası ortaklarla koordinasyon içinde aşıların geniş ölçekte uygulanmasına hazırlanabilmeleri için finansman ve teknik destek sağlanacağı kaydedildi. Açıklamada görüşlerine yer verilen Dünya Bankası Başkanı David Malpass, "Güvenli ve etkili aşılar ile güçlendirilmiş dağıtım sistemlerine erişim, pandeminin seyrini değiştirmenin anahtarıdır, yıkıcı ekonomik ve mali etkileri yaşayan ülkelerin dirençli bir toparlanmaya doğru ilerlemelerine yardımcı olur" değerlendirmesinde bulundu. 


 

Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

11.04.2026 13:47:00
AA
Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti
Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Hüsamettin Cindoruk, çeşitli rahatsızlıklar nedeniyle tedavi gördüğü Koç Üniversitesi Hastanesi'nde vefat etti.

Cindoruk hakkında

Türk hukukçu ve siyasetçi Cindoruk, 1933 yılında İzmir'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmesinin ardından avukatlık mesleğini icra etmeye başlayan Cindoruk siyasi kariyerine ilk adımını Demokrat Partide attı.

DYP Genel Başkanlığına 1985'te seçilen Hüsamettin Cindoruk, 1987'de siyasi yasakların kalkmasının ardından genel başkanlığı Süleyman Demirel'e bıraktı. 16 Kasım 1991'de TBMM Başkanı seçilen Cindoruk, 1 Ekim 1995'e kadar TBMM Başkanlığı yaptı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünün ardından 17 Nisan 1993 ila 16 Mayıs 1993 tarihlerinde vekaleten Cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi.

Süleyman Demirel cumhurbaşkanı seçilince Tansu Çiller'in Doğru Yol Partisi Genel Başkanı olmasının ardından Cindoruk, Demokrat Türkiye Partisini kurdu.

Parti 1999 genel seçimlerinde barajı aşamayarak Meclis dışında kaldı. Cindoruk, bu seçimin ardından Demokrat Türkiye Partisi Genel Başkanlığından ayrıldı.

Cindoruk, 16 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Demokrat Parti 5. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde, 3. turda 559 oy alarak partinin genel başkanlığına seçildi, Demokrat Parti ile Anavatan Partisi'nin birleşme sürecinde rol aldı.

İki parti 31 Ekim 2009 tarihinde Demokrat Parti çatısı altında bütünleşti ve Hüsamettin Cindoruk da bu bütünleşmenin başındaki isim oldu. Siyasi kariyerini Demokrat Parti Genel Başkanı olarak Ocak 2011'e kadar sürdürdü.

Levent'teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12'si adliyeye sevk edildi

Beşiktaş Levent'te yaşanan silahlı saldırıyla ilgili gözaltına alınan 17 şüpheliden 12'si adliyeye sevk edildi. Çatışmada yaralı ele geçirilen 2 saldırganın tedavisi hastanede devam ederken, gözaltına alınan 3 şüphelinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'deki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi

11.04.2026 12:28:00 / Güncelleme: 11.04.2026 12:32:19
İHA
Levent'teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12'si adliyeye sevk edildi
Levent'teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12'si adliyeye sevk edildi
Geçtiğimiz salı günü Beşiktaş Levent'te polisle silahlı çatışmaya giren 3 saldırgandan 1'i öldürülmüş, diğer 2'si yaralı olarak etkisiz hale getirilmişti. Yaşanan saldırının ardından yapılan araştırmada saldırganların dini istismar eden terör örgütüyle bağlantılı olduğu tespit edildi.

Yapılan operasyon sonucunda 2 yaralı saldırganla birlikte toplam 17 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'de ifadeleri alınan 15 şüpheliden 12'si adliyeye sevk edildi.

12 şüpheli üst düzey güvenlik önlemi altında sağlık kontrolü için Bayrampaşa Devlet Hastanesine getirildi. Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından İstanbul Adalet Sarayı Çağlayan Yerleşkesi'ne gönderildi.

Saldırıda yaralı olarak yakalanan 2 şüphelinin ise hastanede tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.

Olayla ilgili daha sonradan gözaltına alınan 3 şüphelinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'deki sorgusu da devam ediyor.

İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi

İstanbul Beşiktaş'taki çatışmaya ilişkin yaralı olan 2 şüpheliyle birlikte gözaltı sayısı 17'ye yükseldi

11.04.2026 08:46:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi
İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi
İstanbul Beşiktaş'taki çatışmaya ilişkin yaralı olan 2 şüpheliyle birlikte gözaltı sayısı 17'ye yükseldi.

Yürütülen soruşturma ve incelemeler çok yönlü olarak devam ediyor.

Terörle Mücadele Şubesine bağlı birimler ve istihbarat ekiplerince yapılan operasyonlarda 1 kişi daha gözaltına alındı.

Böylece gözaltı sayısı 17'ye yükseldi. Öte yandan daha önce yakalanan şüphelilerden 1'inin İzmit, 1'inin Konya, 3'ünün Kocaeli'de ve diğer 7 şüphelinin de İstanbul'da gözaltına alındığı kaydedilmişti.

Son gözaltına alınan şüphelinin de Kocaeli'den alındığı öğrenildi.

Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü

Ankara'nın Sincan ilçesindeki ilaç fabrikasında çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürüldü

11.04.2026 03:30:00 / Güncelleme: 11.04.2026 06:21:59
AA
Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü
Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü

Alcı OSB Mahallesi 2000. Cadde'de faaliyet gösteren ilaç fabrikasında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, jandarma, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Sincan Belediyesi ekipleri sevk edildi.

Yangına müdahale eden itfaiye ekiplerine, belediye ekipleri de arazözlerle destek oldu.



Ekiplerin, yaklaşık 5 saatlik çalışmasının ardından yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.

İtfaiye ekiplerinin soğutma çalışmaları sürüyor.

Yangın nedeniyle fabrika kullanılamaz hale geldi.

Hatay'da 52 göçmen yakalandı

Hatay'da polis ekiplerince gerçekleştirilen çalışmalarda 1 haftada 52 göçmen yakalandı, 12 organizatör mahkemece tutuklandı

10.04.2026 11:51:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da 52 göçmen yakalandı
Hatay'da 52 göçmen yakalandı
Hatay'da polis ekiplerince gerçekleştirilen çalışmalarda 1 haftada 52 göçmen yakalandı, 12 organizatör mahkemece tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında 30 Mart-5 Nisan tarihlerinde yapılan çalışmalarda; 5 ayrı olayda yakalanan 8 araçta 52 Suriye uyruklu göçmen yakalandı.

Suçta kullanılan 8 araç sürücüsüne trafik kural ihlallerinden 219 bin 719 TL idari ceza yazılarak araçlar trafikten men edildi.

Yakalanan kaçak göçmenler, işlemleri sonrası İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi. Olaylarla ilgili yakalanan 12 organizatör mahkemece tutuklandı.

Bahar alerjisinden kurtulmak için bunları yapın!


 
Doğanın canlandığı ve havaların ısındığı bahar ayları, bazı çocuklar için alerji mevsiminin başlangıcı anlamına geliyor. Bu dönemde artan polen ve çevresel etkenler, çocuklarda alerjik şikâyetlerin belirgin şekilde artmasına neden olabiliyor.

10.04.2026 07:20:00
MURAT ÇORBACI
Bahar alerjisinden kurtulmak için bunları yapın!
Bahar alerjisinden kurtulmak için bunları yapın!

Çocuklarda en sık burun akıntısı, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler görülüyor. Bu tablo, halk arasında saman nezlesi olarak bilinen "mevsimsel alerjik rinit"ten kaynaklanabiliyor. Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bahar alerjisinin sadece polenlerden ibaret olmadığını belirterek, "Küf sporları, ev içi alerjenler, böcek sokmaları ve güneş maruziyeti de alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. Bahar aylarında artan bitki ve böcek temasının yanı sıra güneşe maruz kalmak, bazı çocuklarda ciltte kaşıntılı döküntüler, kızarıklık ve kabarıklık şeklinde alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu nedenle, bahar aylarında çocuklarda oluşan şikayetlerin doğru değerlendirilmesi ve gerektiğinde bir uzmana başvurulması son derece önemlidir" dedi.  Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bahar mevsiminde çocuklarda alerjiyi tetikleyen etkenleri anlattı.

1. Polenler: Ağaç, çim ve yabani ot polenleri bahar alerjilerinin en yaygın nedenini oluşturuyor. Polenin yoğun olduğu sabah erken saatlerde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkarmayın; mecbursanız kısa süre kalın.

2. Küf sporları: Bahar aylarında sıcaklıkların artması, yağışların çoğalması, kıştan kalan ve çürüyen bitki atıkları nedeniyle küf sporları belirgin şekilde artıyor. Evinizi iyi havalandırın, odalardaki nemi yüze 50'nin altında tutun ve su sızıntılarını giderin.

3. Evcil hayvan tüyleri: Havanın ısınmasıyla birlikte birçok evcil hayvan kışlık tüylerini döküyor; bu da ev ortamındaki alerjen miktarını artırıyor. Evcil hayvanları düzenli tarayın ve tüylerini toplayın. Ellerini sık yıkayın ve evcil hayvanlarla temastan sonra yüzüne dokunmamasına özen gösterin.

4. Toz akarları: Toz akarları yıl boyunca evde bulunuyor, ancak bahar temizliği sırasında havaya karışan toz alerji belirtilerini artırabiliyor. Halı, perde ve koltukları sık süpürün; HEPA filtreli süpürge kullanın.

5. Temizlik ürünleri: Bahar temizliği sırasında kullanılan bazı kimyasal temizlik ürünleri de alerjiyi tetikleyebiliyor. Mümkünse doğal, kimyasal içermeyen temizlik ürünleri kullanın.

6. Böcek ısırıkları ve sokmaları: Bahar ve yaz aylarında artan arı, sivrisinek ve diğer böcek sokmaları bazı çocuklarda alerjik reaksiyonlar oluşturabiliyor. Böcek yoğunluğu olan alanlarda uzun süre kalmamasına özen gösterin. Açık havada uzun kollu giysiler ve kapalı ayakkabılar tercih edin.

7. Güneş ışınları: Genellikle ilkbahar veya yaz başında açık havada zaman geçirdikten sonra güneşe maruz kalan bölgelerde ciltte kızarıklık, kaşıntı ve farklı görünümlerde lezyonlar oluşabiliyor. Bu durum çocuklarda rahatsızlık oluşturabiliyor ve yaşam kalitesini düşürebiliyor.

Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!


 
Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor" dedi. 

10.04.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!

Günümüzde "her zaman mutlu olma" baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor. Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha 'öfkeli' değil, daha ziyade 'kaygılı ve üzgün' hale geldiğini gösteriyor.

Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, "113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün" dedi.

Batı Trakya Türkleri, 41 yıldır müftülerini seçemiyor


 
Yunanistan'da Batı Trakyalı Türkler, 1985'ten bu yana uygulanan atama yöntemi nedeniyle kendi müftülerini seçemiyor. Oysa Fener Rum Patriği Türkiye'de en üst makamlar tarafından iftar davetlerinde ağırlanıyor!

09.04.2026 18:50:00 / Güncelleme: 09.04.2026 19:19:39
Haber Merkezi/AA
Batı Trakya Türkleri, 41 yıldır müftülerini seçemiyor
Batı Trakya Türkleri, 41 yıldır müftülerini seçemiyor

Yunanistan'da Batı Trakyalı Türkler, 1985'ten bu yana uygulanan atama yöntemi nedeniyle kendi müftülerini seçemiyor. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulundan (BTTADK) yapılan açıklamada, Yunanistan hükümetinin, Dimetoka'dan sonra Gümülcine ve İskeçe'de de müftü belirleme sürecini başlatmasına tepki gösterildi.
Açıklamada, daha önce Dimetoka'da atama yapıldığı, aynı yöntemin Gümülcine ve İskeçe'de de uygulanmak istendiği belirtildi.

Yunan makamları umursamıyor bile

Yunan makamlarının azınlığın taleplerini dikkate almadığı anımsatılan açıklamada, bu süreçte azınlık temsilcileriyle hiçbir diyalog kurulmadığı vurgulandı. Açıklamada, müftü belirleme uygulamalarının hem demokratik ilkelere hem de 1913 Atina ve 1923 Lozan antlaşmaları başta olmak üzere, uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi. Yaklaşık 40 yıldır çözülemeyen bu sorunun azınlıkta ciddi bir hayal kırıklığı yarattığı kaydedilen açıklamada, müftülük meselesinin azınlığın dini ve toplumsal kimliği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.

Açıklamada, 1985'ten bu yana uygulanan atama yönteminin, azınlığın kendi müftüsünü seçme hakkını ortadan kaldırdığı belirtilerek çözüm için azınlığın iradesine dayalı, kapsayıcı ve diyalog temelli bir yaklaşım çağrısı yapıldı. Yunanistan'da Batı Trakya Türklerinin müftüleri ve vakıf yöneticileri, devlet tarafından atanıyor. Azınlık ise bu uygulamaya karşı çıkarak dini liderlerini kendilerinin seçmesi gerektiğini savunuyor.

Bakanlıktan sadece tepki var!

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Yunanistan'ın Batı Trakya Türk Azınlığı'nın seçtiği müftüleri tanımayarak Lozan Barış Antlaşması'yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saydığını belirterek, Yunan makamlarına bu yanlış yoldan geri dönme çağrısında bulundu.

D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var


 
 
Uluslararası araştırmada, orta yaşlarda daha yüksek D vitamini düzeyine sahip olmanın, ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili bulguların daha düşük seviyelerde görülmesiyle bağlantılı olabileceği belirtildi.

09.04.2026 18:02:00
Haber Merkezi/AA
D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var
D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var

Uluslararası araştırmada, orta yaşlarda daha yüksek D vitamini düzeyine sahip olmanın, ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili bulguların daha düşük seviyelerde görülmesiyle bağlantılı olabileceği belirtildi. İrlanda'daki Galway Üniversitesi öncülüğünde yürütülen uluslararası çalışmada, D vitamini düzeylerinin beyin sağlığı üzerinde sanılandan daha önemli rol oynayabileceği vurgulandı.

Araştırma kapsamında, ortalama 39 yaşında ve demans belirtisi bulunmayan 793 yetişkinin kanındaki D vitamini değerleri ölçüldü. Yaklaşık 16 yıl sonra katılımcıların beyin taramaları yapılarak Alzheimer ile ilişkili tau ve amiloid beta protein düzeyleri incelendi.

Çalışmada, orta yaşta daha yüksek D vitamini seviyelerine sahip bireylerde, ilerleyen yıllarda Alzheimer ile bağlantılı biyobelirteçlerin daha düşük düzeylerde görülebileceği belirlendi. Araştırmanın yazarlarından Martin David Mulligan, yüksek D vitamini seviyelerinin beyinde tau birikimine karşı koruyucu olabileceğine işaret etti. En etkili D vitamini kaynağı ise güneş...

İzmir'deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında

İzmir'in Balçova ilçesinde 3 polisin şehit düştüğü silahlı saldırıya ilişkin davanın sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum, ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum" dedi

09.04.2026 15:01:00
İhlas Haber Ajansı
İzmir'deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında
İzmir'deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında
Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi.

"Talimat almadım, DEAŞ'ı seviyorum"

DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa'nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim" ifadelerini kullandı.

"Ailemi de kafir olarak görüyorum"

Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum, ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum" şeklinde konuştu.

"Oğlum radikal eğilimliydi"

Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk'ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem, astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım, en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu" şeklinde konuştu.

"Evde kar maskesiyle geziyordu"

Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık" ifadelerini kullandı.

"Vururken tekbir getirdi"

Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Silahını kasada saklardı"

Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın'ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var' Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi" açıklamasında bulundu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.