HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 HAZİRAN 2021, CUMARTESİ

Saltanat Cumhuriyet kavgası - 6

23.03.2021 00:00:00
'Saltanat Cumhuriyet kavgası - 6' seslendirme dosyası:

Önceki yazılarımızda Mustafa Kemal Atatürk'ün azınlıkların elinden ticari imtiyazları aldığını, azınlık vakıflarına ait mallara el koyduğunu, ticari imtiyazları Türk milletine verdiğini anlattık. Mustafa Kemal Atatürk'ün bu yaptıklarının azınlıklara haksızlık olmadığını,  Osmanlı'da azınlıklara tanınan haklar ile Türk milletinin nasıl ezildiğini ve haksızlığa uğradığını örneklerle anlatmak istiyoruz. 

Konunun tam olarak anlaşılması için Meşruiyet döneminden Cumhuriyete geçiş sürecine dair bazı olayları anlattığımızda konun daha iyi anlaşılacağını düşünüyoruz. 

Osmanlı döneminde, Müslümanlar ile gayrimüslimler arasındaki haksızlık o derece büyümüştü ki; Anadolu'da Müslüman nüfusu azalırken gayrimüslim nüfus artmıştır. Yani ağır vergiler, bitmeyen savaş ve bitmeyen askerlik ve de azınlıklara tanınan haklar karşısında ezilen Türkler, Osmanlı topraklarında yaşayamaz hale gelmiştir. Azınlıklar sadece etkinlik ve zenginlik açısından değil, nüfus itibariyle de Türkler karşısında üste çıkmak üzereydi. 1881 yılında yapılan nüfus sayımında; Osmanlı topraklarında yaşayan 13 milyon insanın % 48'i gayrimüslim, % 52'si Müslüman'dı. 

Türk milletinin insan yerine konulması için, bu haksızlığın giderilmesi için ilk adımı İttihat ve Terakki atmıştır. İttihat ve Terakkinin başlattığı dönüşüm Atatürk ile birlikte kalıcı bir düzene dönüşmüştür. 

İttihat ve Terakki Osmanlı vatandaşlığı, "Osmanlı olmak" kavramı etrafında tüm din mensuplarının eşit olması, eşit hak ve yükümlülüklere sahip olması için önce fikri bir mücadele başlattı. Çünkü "Osmanlıcılık", "Osmanlı Milleti", "Osmanlı Vatanı" kavramı üzerinde birlik ve eşitlik sağlayabileceklerine inanıyorlardı. 

İlk dönemde azınlıklar, İttihat ve Terakki ile birlikte hareket eder gibi göründü. 1902 ve 1907'de yapılan Jön Türklerin kongrelerine Ermeniler ve Rumlar katılarak Abdülhamid'in istibdat yönetimine karşı birlikte hareket edeceklerini beyan ettiler. Musevi cemaatinin Abdülhamit ile ilişkileri iyi olduğu için onlar ilk dönemde Jön Türkler ile hareket etmediler. 

Ancak Osmanlı topraklarındaki bu iyimser hava 1908'de, Meclis-i Mebusan açılıp icraatlar başlayıncaya kadar sürdü. Örneğin mecliste konuşma yapan İstanbul Rum mebusu Boşo; "Evet Ben Osmanlıyım. Fakat Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım" diyerek hem Osmanlı'nın çelişkisini ortaya koymuş, hem de Rum cemaatinin tutumunu göstermiştir. Zira Osmanlı Bankası, Musevi Reldshild ailesi tarafından kurulan, Osmanlı'da para basma yetkisini elinde tutan ve paraya hükmederek bu topraklarda yaşayan yoksul milletin tüm kaynaklarını, emek üretimi sömüren, vermek için değil, almak için bu topraklarda bulunan bir banka. İşte Osmanlı'da Türkler veren, gayrimüslimler ise alan Osmanlı'ydı. " Ben Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım" sözü aslında bir dönemi ve azınlıkların Osmanlı topraklarındaki pozisyonunu çok güzel anlatmaktadır. Yüzyıllar boyu devam eden bir dönem, bundan daha güzel anlatılamazdı.

Nitekim Talat Paşa hatıratında "1908-1918 arasında azınlıklar kendi halklarını silahlandırdılar. Ancak bunlar 1908'den önce de Osmanlı devletini kendilerine ait görmüyorlardı"  demiştir. 

Azınlıkların (özellikle Rumlar, Ermeniler ve Bulgarlar) İttihat ve Terakki ile olan birlikteliği meclise girinceye kadar sürmüştür. Nitekim 31 Mart Vakası'nda İttihat ve Terakki'nin yanında değil, ayaklanan ordu mensuplarının yanında yer almışlardır. O dönem Rum ve Ermeni gazeteleri ayaklananlara methiyeler dizmiştir.

Türk milleti hakkını istemeye başlaması, eşit şartlarda bir yaşam talep etmesi üzerine azınlıklar ile Türkler arasında kavgalar başlamıştır. Örneğin 31 Mart Vakası'ndan sonra Adana olayları olmuş, Adana'da Ermeniler ile Türkler arasında çatışmalar yaşanmış, çatışmada 10.000 kişi ölmüştür. 

31 Mart Vakası'ndan sonra azınlıklar tutumunu net bir şekilde ortaya koymuş ve İttihat ve Terakki'nin Osmanlıcılık akımına karşı azınlıklar, Prens Sabahattin'in Adem-i Merkeziyetçiliğini savunmuşlardır. 

Azınlıkların Türk milleti ile eşit kabul edilmesi, eşit hak ve yükümlülüklere sahip olması fikrine karşı çıktığı ve ayrılıkçı bir tutum içinde olduklarını gören İttihat ve Terakki, bir taraftan Türk milletine de bazı hakları vermek, diğer taraftan azınlıkları askere almak gibi belirli yükümlülükler altına almak istemiştir. Ancak bu uygulamalara azınlıkların verdiği tepkiler ilginçtir.

Devam edeceğiz…

 
Lütfullah Önder / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.