Terörün başının ayağına gidilerek terörsüz Türkiye olur mu?
Gerçekten anlaşılması zor, oldukça tehlikeli günlerden geçiyoruz. Terörün 40 yılı aşkındır 50 bin insanımızı öldürerek ulaşamadığı hedeflere, "demokratik siyaset" kılıfıyla ulaşmaya kapı aralandığını görüyoruz.
Bu adımların sonucunun ne olacağı belli olmasına rağmen, sanki bilmiyorlarmış gibi tiyatro oynamaya devam ediyorlar.
Her zaman ifade ediyoruz; terörist başıyla yürütülen bir süreç terörü bitirmez, palazlandırır.
Ülkemiz üzerinde menfur emelleri olan küresel güçlerin bir maşası olan PKK terörünün, birlik ve beraberliğimizi, üniter yapımızı ve toprak bütünlüğümüzü hedef alan emellerine ulaşmasını sağlar.
Bu temel uyarılardan sonra dilerseniz güncel gelişmeleri biraz değerlendirelim.
Malum, MHP lideri Bahçeli, İmralı ile yürütülen terörsüz Türkiye sürecinde, yeniden el yükselterek eğer komisyondan bir heyet teröristbaşı Öcalan ile görüşmeye İmralı'ya gitmezse kendisinin 3 arkadaşıyla beraber gideceğini söyledi.
Esasen komisyon, "Buyurun Sayın Bahçeli, gidin" demesi gerekirken, toplantı yaptı ve İmralı'ya heyet gönderme kararı aldı.
CHP ise, İmralı'ya temsilci göndermeme kararı aldı, bu sebeple kapalı oylamaya katılmadı, İmralı kararı AKP-MHP-DEM Parti oylarıyla 32 evetle kabul edildi.
MHP, DEM Parti'den daha istekli
İmralı'ya gidecek heyet konusunda MHP temsilci olarak Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'ı belirledi. DEM Parti'nin temsilcisi ise, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit olarak belirlendi.
Bu kararın çıkmasında MHP'nin DEM Parti'den daha istekli olması, karara öncülük yapması dikkat çekti.
AKP, her ne kadar sürecin en büyük destekçisi olmasına rağmen bu konuda kendi içinde ciddi endişeler yaşıyor.
Komisyon toplantısı öncesi kulis bilgilerinde AKP'li milletvekillerin halkın tepkisinden çekindiği için Öcalan'la poz vermek istemediği ifade edilmişti.
Hatta şunların konuşulduğu basına yansımıştı: "Tamam biz gidelim, Cumhurbaşkanı Erdoğan talimat verdi, gidelim ama Öcalan'la fotoğraf vermeyelim, ortak karede yer almayalım. Öyle bir ortak karemiz olsa bile kamuoyuyla paylaşmayalım. Fotoğraf falan olmasın, oradan gelen görüşme notlarını kamuoyuyla paylaşalım."
Tayyar: Telafisi güç siyasi risk
AKP'li Şamil Tayyar, bu endişeyi çok daha net ifade etmişti:
"AK Parti ve MHP yönetimi arasında İmralı ziyaretine ilişkin görüş ayrılığı olmadığını ilk ifade edenlerdenim. Olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa komisyon, İmralı yolcusu. Mevcut durum bu ama bir gözlemimi paylaşmak isterim. 'Terörsüz Türkiye' projesinin terörü bitirmesi amaçlanırken, siyasi alanı tarumar etmemesi için İmralı programına farklı bir alternatif üretilmesi gerektiğini düşünüyorum. Milletvekillerinin Öcalan'la olası buluşmasına kamuoyunda inanılmaz reaksiyon var. Süreçte Öcalan görünür hale geldikçe, belirleyici pozisyon üstlendikçe kamuoyu tepkisi harlanıyor. İmralı ziyareti, AK Parti gibi merkez partiler için telafisi güç siyasi riski içinde barındırıyor. Takdir partilerin, saha gözlemimi paylaşmak istedim. Naçizane…"
Şamil Tayyar'ın "telafisi güç siyasi risk" ifadesinin bence altı çizilmeli. Çünkü İrlanda'ya 'İRA modeli' için giden heyet, İrlanda hükümetinin karşılaştığı acı faturayı öğrendi.
Koalisyon hükümeti zamanında "self determinasyona" imza atan Sayın Bahçeli, sonra koalisyonu dağıttı, şimdi de terörsüz Türkiye, İmralı ziyareti, Öcalan'a umut hakkı derken zehirle pişmiş aşı takdim ediyor.
CHP sadece İmralı'ya gitmeye karşı!
Bu arada şunu da ifade etmeliyiz; CHP'nin itirazı İmralı'ya gidilmesine, yoksa Öcalan'ın farklı şekilde dinlenmesine, terörsüz Türkiye sürecine bir itirazları yok.
Bu gerçeği CHP Grup Başkanvekili Murat Emir'in açıklamalarında görüyoruz:
"CHP olarak, tarihsel bir tutarlılık içinde Kürt meselesinin çözülmesini savunuyoruz. Birileri Kürtlerin varlığını bile inkar ederken biz cesaretle bu sorunu kabul eden bir partiyiz. Barış için atılacak adımların sonuna kadar destekçisiyiz."
"Terörsüz ve demokratik süreci inşa etmenin kararlılığı ile bundan sonra komisyonda olacağız."
"Siyasi davalarla demokrasimizin önü tıkanmıştır. İç barışımızı sağlamak için adım atılması gerekirken tüm meselenin İmralı'ya gidilmesine sıkıştırılmasına milletimiz razı değildir."
"Sadece beş milletvekilinin adaya gitmesi yerine teknolojik imkanlardan yararlanarak daha kolay bir sürecin yürütülmesi mümkündür."
Murat Emir'in açıklamaları böyle.
Bu açıklamalardan, itirazın sadece İmralı'ya heyet gitmesi yönünde olduğu, sürecin diğer adımlarına destek verileceği ifade edilmektedir.
Prof. Dr. Baş'ın tarihi tespitini hatırlayalım
Bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2015 yılındaki tarihi konuşmasını tekrar hatırlatalım:
"Yapılacak olan iş, net. Amerika'nın kafası. Ak parti, Milliyetçi Hareket Partisi… İşte onları beraber yapacak. Türkiye'yi bölmek senaryosu hayata geçtiğinde el altından üç parti; Hadep, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ak parti bir olup Türkiye'yi bölecekler. Cumhuriyet Halk Partisi de göstermelik muhalefet yapacak. tiyatro bu."
Şimdi şu soruyu da soralım; Öcalan'ın mesajlarının komisyona ulaşmasında, ya da komisyonun mesajlarının Öcalan'a ulaşmasında bir sorun mu var? Tabii ki yok, İmralı heyeti zaten bunu yapıyor. Peki, o zaman komisyondan bir heyetin İmralı'ya gitmesi neden isteniyor?
Çünkü komisyon, TBMM'yi, TBMM de devleti temsil ediyor. Komisyondan bir heyet oylamayla İmralı'ya gittiğinde, devlet teröristbaşının ayağına gitmiş oluyor. Böyle kritik bir adımdan sonra da taviz adımları peş peşe gelecektir.
Hüseyin Baş: Amaç, sorumluluğu millete mal etmek
Yazımızı, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın 14 Temmuz 2025'te verdiği bir ropörtajdaki şu ifadeleriyle bitirelim:
"Yetkilerini alıp Meclis'i işlevsizleştiren, Meclis'e hiçbir şey sormayan siyasi bakış açısının, terörsüz Türkiye için Meclis'te komisyon kurması, 'cambaza bak' oyunudur. Milleti de bu sürece dahil edip tüm sorumluluğu millete mal etmektir. Siyasi küçük bir grubun aldığı karar, Türk milletinin topyekün kabul ettiği ve savunduğu bir tez haline getirilmek isteniyor. Madem milletin onayını almak istiyorlar referandum yapsınlar. Ama yapamazlar, çünkü millet bunu istemiyor, bu nedenle Meclis'te bir grup siyasiyle bunu çözmeye çalışıyorlar."
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026




























































































