"Biz çözüm için her yola başvururuz. Baldıran zehrini içmekse, biz o baldıran zehrini içeriz, yeter ki bu ülkeye huzur gelsin" Erdoğan'ın sözleri bunlar. Her yola başvurdular. Ama barış, dedikleri şey gelmedi, gelmezde. Çünkü bu "barış" kelimesinin içinde B. İsrail ve B. Ermenistan var. Bunların olduğu yerde de barış olmaz, huzur olmaz. Doğu ve güneydoğu kaynıyor. Dün dağda, devletle çarpışanlar şimdi mecliste, şehirlerde, sokaklarda çarpışıyor. Haliyle sıra baldıranı içmede? Buyurun! Zehir (baldıran) afiyet olsun.Bu senaryo yeni değil. BOP ve açılım adı altında ikinci bölümü oynanıyor. İlk bölümü, birinci dünya savaşı ve Kurtuluş savaşı yıllarında oynanmış, M. Kemal önderliğinde Yüce Türk Milleti, haçlı ve uşaklarının bu oyun ve hedeflerini kursağında bırakmıştı. Birinci dünya savaşından sonra Osmanlı parçalanmış ve orta doğuda Irak, Suriye devletleri kurulmuştu. İran hep vardı. Anadolu ise Türklerinde ve de hep öyle kalacak.Bu durum sonrası, büyük hedefleri için Kürdistan hayali peşinde koşanların işi zorlaşmıştır. B. Kürdistan için artık dört parçayı bir araya getirmeleri lazımdı. Bunun temelleri atıldı. Türkiye'de PKK, İran'da PJAK, Irak'ta Yahudi Barzani ailesi ve Suriye'de PYD kuruldu. Haçlı itilaf devletleri, BOP kapsamında bu dört parçayı birleştirmek için daha önce misyoner faaliyetleriyle fitne, fesat ektikleri bu İslam topraklarına, bu sefer topla, tüfekle geldiler. Haçlıları, Irak halkı sevinçle, alkış ile karşıladı. Paramparça oldular ve artık Irak'ın kuzeyinde resmi olmasa bile fiili olarak bir Kürt (ismen) devleti var. Suriye'de PYD'e bu hedefin peşinde koşuyor. İran, PJAK'a göz açtırmadı. Türkiye'de ise 28 Şubat süreciyle siyasete verilen ayar, 2002 seçimlerinde meyvesini vermiş ve Türkiye yeni bir siyaset mantığıyla tanışmıştı. Bu mantık (AKP), ABD'nin orta doğuya gelişini alkışladığı gibi her türlü desteği dualarıyla beraber vermiş ve BOP eş başkanlığını, almıştı.AKP dönemiyle tekrar tırmanışa geçen PKK terörüne, 10 yılda 1200 şehit verdik. Başbakan, bakanlar terör örgütünü, bu örgütü temsil edenleri en ağır biçimde tehdit etmişler, örgütü, K. Irak'ta besleyen Barzani'ye "bunun bedelini ödetiriz" varı çıkışlar yapmışlardı. Ne olduysa oldu! İktidar, bu terör örgütüne ve sözcülerine gülücükler saçmaya başladı. Barzani ailesiyle akraba oldular. Adına açılım, dediler, analar ağlamasın, dediler. Barzani'den gurur duydular. Kanunlar, yönetmelikler, düzenlemeler peş peşe geldi. Biz bu uğurda baldıran zehri içeceğiz, dediler ve sıra baldırana geldi?Çünkü hükümet sayesinde PKK artık bir halk hareketi haline gelirken, bebek katili örgüt başı, halk kahramanı, teröristler ise özgürlük savaşçısı olarak tanımlanmaya başlandı. Türkiye ve Ortadoğu için terörün başkenti diyebileceğimiz K. Irak yönetimi ile Erdoğan hükümeti, Irak'ın resmi hükümetini hiçe sayarak iş birliğine gitti. Enerji ve inşaat sektörlerinde tam gaz yola devam ediyorlar. Yani B. Kürdistan hayalinin Irak'taki parçasını Erdoğan hükümeti imar ve inşa ediyor. Bu coğrafyadaki petrolleri, Irak'ın meşru hükümetinin itirazlarına, uluslar arası kriterlere rağmen satışına aracılık ediyor.Artık sokaktaki de, dağdaki de, meclisteki de, bebek katili de, "sona geldik, Kürdistan kurulacak" diyor. Bunlardan bazıları, Türkiye'nin karşısına geçip; "Türklerle beraber yaşamaya razıyız", diyor. Hükümetten bir adam çıkıp da, sen kimsin lan, bile diyemiyor.Bir diğeri (Ertuğrul Kürkçü); "1914'te çizilen sınırlarla Kürdistan dörde bölündü... Dünyada sınırlar kalkarken, Kürdistan'ın sınırlarla birbirinden ayrılması doğru değil."Ahmet Türk; "Bugün dört parça Kürdistan'ın, birleştirilmesi aşamasındayız?" derken Selahattin Demirtaş ise "Kürtler özgür yaşamak istiyor..." diyor. Dağdan da ses geliyor. Cemil Bayık; "Devlet bizi kabul ettiği oranda biz de devleti kabul edeceğiz. Devlet bizi kabul etmezse, biz de devleti kabul etmeyiz?Paketlenen demokrasiyle birlikte şehirlerin, ilçelerin, köylerin, dağların vs. isminin değiştirilmesi kampanyası başlatıldı. Bakın! Anadolu'daki annelerimizin adları Hatice, Fatıma, Zeynep, Aişe'dir vb. Bu analar, bu milletin birliği bu devletin bütünlüğü için evlat doğurur, yetiştirir. Eğer bu gerçeği kabul etmiyorsanız (babalarınızı bilmem ama) önce analarınızın ismini değiştirin? Erdoğan'ı mı soruyorsunuz? Bir eli Barzani de, diğeri Şafak pavey'de. Türküm, diyemedin, bari, ne olduğunu söyle?
Akın Aydın / diğer yazıları
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026
- Sayın Erdoğan ‘İşçi Ahmet’i’ hatırlar mı? / 08.06.2026
- ABD neden kazanamadı? / 07.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -3- / 06.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -2- / 05.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -1- / 04.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026
- Sayın Erdoğan ‘İşçi Ahmet’i’ hatırlar mı? / 08.06.2026
- ABD neden kazanamadı? / 07.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -3- / 06.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -2- / 05.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -1- / 04.06.2026























































