logo
28 EYLÜL 2026

son dakika... Ticari dava siyasi infaza dönüştü!

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ile Dr. Mustafa Eraslan arasında İstanbul’da görülen dava medyanın da ilgisini çekiyor. Bu bağlamda deneyimli gazeteciler Ümit Zileli ve Nurcan Sabur dikkat çeken yazılar kaleme aldı. Her iki yazar; ticari alacak davasının, ceza yargılamasına taşınarak siyasi infaza dönüşmesini dosyalara yansıyan olaylar üzerinden anlattı. Yazılarda, dosyasının kapanması için Prof. Dr. Baş’tan talep edilen 14 milyon 750 bin dolarlık şantajın ve dışarıdan davaya müdahale eden ellerin altı çizildi

20.11.2018 00:00:00
 
son dakika... Ticari dava siyasi  infaza dönüştü!
son dakika... Ticari dava siyasi  infaza dönüştü!
YENİ MESAJ / DETAY HABER

Hukukçular, hukukun üstünlüğünü esas alan bir devlette yargının hakem vasfında olduğunu sıklıkla zikreder.

Yargının bu görevini yerine getirebilmesi ise önüne gelen sorunları objektif, adil, anayasanın ve yasaların çizdiği sınırlar içerisinde kalarak çözmesine bağlıdır. Ancak Türkiye'de uygulamada adaletin tecellisi noktasında çok farklı gelişmeler yaşanıyor.

Bu noktada Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ve avukatları ile Dr. Mustafa Eraslan arasında İstanbul'da devam eden davada mahkemenin takındığı tutum dikkat çekiyor.

Mahkemenin tutumu, sağduyulu Türk medyasının ilgisini çekmeye devam ediyor. Bu dosyaya ilişkin Sözcü gazetesi yazarı Ümit Zileli'nin kaleme aldığı yazı dikkat çekiyor.

Zileli, "İtibarınız İtinayla Katledilir" başlıklı yazısında 'Yeni Türkiye'nin en başta gelen özelliğinin 'algı operasyonu' olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: "Bu konuda ne denli başarılı olduklarına dair yığınla konu sayabilirim. Peki, bu 'algı metodunu' yıllar içinde en çok kullandıkları ve başarılı oldukları alan hangisiydi diye sorsam? Onu da söyleyeyim: İtibar suikastları!

Hayatlarını hem de aileleriyle birlikte mahvettikleri, lime lime ettikleri, onulmaz hastalıklara, intihara sürükledikleri namuslu, şerefli insanların iç paralayan öyküleri köşe yazılarına, kitaplara, TV programlarına, belgesellere yüzlerce kez konu oldu! Demem o ki; yeni Türkiye'de algı yoluyla, olmadı mahkeme yoluyla, kumpas yoluyla, kampanya yoluyla hedefinize ulaşmak artık çok kolay; ne demiş atalarımız: Çamur at izi kalsın! Size biri çok eski, diğeri günümüzden iki örnek vermek istiyorum; bakın bu ülkede insanların itibarıyla, kariyeriyle, geleceğiyle oynamak ne denli kolay, ne kadar ucuz! İlk örneğimiz 13 yıl öncesine dayanıyor;

Ergenekon-Balyoz-Casusluk gibi insan haysiyetine aykırı, yüzlerce insanın geleceğiyle oynanan, Türk ordusunu çökerten aşağılık kumpaslardan bile 3 yıl öncesine, 2005 yılına gidiyoruz... Özelliği ne bu tarihin peki? İlerideki büyük kumpaslar için 'test etme olayı' olması!

İtibar suikastı

Hedefe oturtulan kişi bu kez iktidarın hiç hazzetmediği bir profesör ve parti lideri; Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş! Hikâye, Türkiye'de yüzlerce, binlerce örneği bulunabilecek bir ticaret anlaşmasıyla başlıyor. Pratisyen hekim Mustafa Eraslan 2010 yılında, uzun zamandan beri tanıdığı Haydar Baş'a 'bitkisel ürün' işiyle ilgili ticaret yapma teklifi götürür. Eraslan ürünleri üretip tanıtacak, bu iş için büyük borç veren Baş ise, bu ürünlerin tek satıcısı olacaktır… Borca karşılık Eraslan Haydar Baş'a senetler verir, noter huzurunda 'tek satıcılık' sözleşmesi de yapılır, üretim ve ticaret başlar. Üç yıl boyunca iyi giden işler ve ilişkiler 2014 başlarında bitkisel ürünlerin kalitesinin bozulması, daha da önemlisi el altından başka satıcılara verildiğinin ortaya çıkmasıyla bozulur. Haydar Baş, verdiği borcun geri ödenmesini ister. Uzun görüşmelerden sonra Eraslan borcun 6 milyonluk kısmını bazı gayrimenkullerinin devri ile öder ve karşılığı olan senetlerini alır.

Filmin akıllara seza kısmı da bundan sonra başlar. Borcun kalan kısmını ödemeyen Eraslan'ın mallarını kızına ve kız kardeşine devrettiğini tespit eden Baş'ın avukatları bu mallara tedbir koydurur. Aradan 8.5 ay geçtikten sonra Eraslan mahkemeye müracaat ederek kendisine 'zorla senet imzalatıldığını' öne sürerek şikayette bulunur ve 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'senedin yağması' suçundan dava açılır…

Eraslan'ın iddiasına karşılık, o toplantıda olan tarafsız tanıklar ise 'böyle bir şeyin yaşanmadığını' söylemektedir. Asıl ilginç olan ise kovuşturma esnasında cumhuriyet savcısı da dahil olmak üzere mahkeme heyetinin tamamı değişir, iyi mi!

Bu arada işin içine bir şekilde 'devlet büyükleri' karıştırılır! Sonrasında Eraslan'ın avukatı olarak davaya dahil olan Selim Yavuz, 14 milyon 750 bin dolar yani 90 milyon TL karşılığında davayı sonlandırma teklifi yapar. Üstelik bunu mahkemede de "müvekkilimin zararı bu kadar olduğu için istedim" diye itiraf da eder! Halbuki istenen miktar Eraslan'ın ödediği 6 milyonluk borcun tam 15 katıdır! Bunun üzerine Haydar Baş'ın avukatı ismi geçen tüm kişilerin bu süreçteki telefon kayıtlarının mahkemeye getirtilmesi, tanıkların dinlenilmesi ve şantaj sucundan kamu davası açılması talebiyle dilekçe verir. Normalde bir alacak-verecek, şantaj ve dolandırıcılık davası olması gereken bir dava, işin içine 'iyi saatte olsunlar' ve 'devlet büyükleri' lafları girince bakın nerelere savruluveriyor! Neydi peki baştan beri söylediğimiz? Algı operasyonu yoluyla itibar suikastı!"

Alacaklıya suçlu muamelesi

Aynı konuda deneyimli gazeteci Nurcan Sabur da 19 Kasım'da bir yazı kaleme aldı. Sabur'un "Alacaklının Suçlu Muamelesi Gördüğü Dava" başlıklı yazısında yargıya siyasetin bulaşması halinde orada adaletin ortaya çıkmayacağına, hak ve hukuka riayet edilmesinin asla mümkün olmayacağına işaret edildi. Sabur, yazısında şu noktaların altını çizdi: "Bu nasıl olur demeyin, alın size canlı bir örnek… Anlatacağımız örnekle ilgili birileri, basına yalan yanlış ve tek taraflı bilgiler servis ettiğini gördüğümüz ve hissettiğimiz için doğruları yazmayı kendimize bir borç biliyoruz.

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Dr. Mustafa Eraslan'la 2010-2013 yılları arasında bitkisel ürün üzerine ticari bir faaliyet gerçekleştirirler. Bu ticarette anlaşma gereği Mustafa Eraslan, ürünleri üretip tanıtan; Haydar Baş ise borç olarak Eraslan'a sermaye sağlayan konumdadır ve üretilen ürünlerin tek satıcısıdır. Mustafa Eraslan aldığı borç karşılığı senetler imzalayıp vermiştir. Tek satıcılık sözleşmesi ise Noter huzurunda yapılmıştır. 2014 yılı başında taraflar arasında yaşanan bazı sorunlar nedeniyle ticaret sonlandırılır. Haydar Baş, Eraslan'dan işin başında senetlerini almış olduğu alacağının ödenmesini ister. Noter huzurunda sözleşme belli, yapılan ticari faaliyet belli, senetlerin alınan borç karşılığı olduğu belli… Ticari alacak-verecek konusundan kaynaklanan hukuki ihtilaf, doğal olarak 2014 Mart ayından itibaren icra takiplerine ve hukuk davalarına konu olur.
Davaların bazıları da sonuçlanır.

Haydar Baş'a borçlu olan Mustafa Eraslan, aleyhine yapılan hukuki takiplere başta itiraz etmez. Ama üzerinde bulunan gayrimenkulleri kızına ve kız kardeşine devrederek malını kaçırmaya çalışır. Fakat Hukuk mahkemesi, söz konusu satışların mal kaçırma maksadıyla yapıldığı gerekçesiyle tedbir kararı verir.

Bu mal kaçırma senaryosu yargıdan dönünce, Eraslan, bu sefer başka bir senaryoyu devreye koyar ve alacaklı olan Haydar Baş'ı senetlerin zorla alındığı iddiasıyla Savcılığa şikâyet eder.

Dikkatinizi çekerim Savcılık şikayeti, Haydar Baş tarafından alacak davaları açıldığı, icra takiplerinin yapıldığı ilk günlerde değil, 8.5 ay sonra açılıyor. Bu Savcılık şikâyeti takipsizlikle sonuçlanır.

Ancak bu aşamada davaya 'devlet büyükleri' karıştırılır. Yargının bağımsızlığı adeta devre dışı kalır. Sulh Ceza Hâkimliği kararı ile Haydar Baş ve avukatları aleyhine 'senedin yağması' suçlaması ile ceza davası açılır.

Ne adalet ama! Alacağını takip etmek yağmacılık oluyor.

Ceza davasında Mustafa Eraslan'ın mahkemede dinlenmesini istediği, kendi personeli olan iki kişi tanık olarak dinlenir. Onlar da Mustafa Eraslan'nın doğru konuşmadığını, Haydar Baş'ın alacaklı olduğunu, kimseden zorla senet alınmadığını anlatırlar. 

Normal şartlar altında davanın yine bu noktada, alacaklı Haydar Baş'ın lehine sonuçlanması ve bitmesi gerekiyordu. Ama nerde? O aşamadan sonra dava yaklaşık 2 yıldır devam ediyor. Bu süre içinde Mahkeme başkanı, savcısı ve üyelerin tamamı değişir. Gerekli değişiklikler ayarlandıktan sonra Savcı; Haydar Baş ve avukatı Lütfullah Önder hakkında senedin yağması suçundan cezalandırılmasını ve yurt dışına çıkış yasağı konulmasını ve gayrimenkullerine tedbir konulmasını talep eder.  Mahkeme Yurt dışına çıkış yasağını ve gayrimenkullere tedbiri koyar.

Hakkında takipsizlik verilen dava siyasi infaz davasına dönüşüverir.

Alacaklı olan Haydar Baş, sanki borçluymuş, suç işlemiş gibi muamele görür.

Bu davadan bir gün sonra yani 17 Temmuz 2018 tarihinde, Mustafa Eraslan'ın avukatı, BTP Genel Başkan Yardımcısı Fuat Şengül'e telefon açarak Eraslan'ın bir mesajını iletmek istediğini söyler.

İstenilen tutara dikkat!

19 Temmuz saat 21.00'da bir AVM'de bir araya gelirler.

Mustafa Eraslan'ın avukatı, bu görüşmede bazı devlet büyüklerinin ismini zikreder ve; "mütalaayı ve kararı gördünüz, bundan kurtulmak istiyorsanız Prof. Dr. Haydar Baş ve Lütfullah Önder'in 14 milyon 750 bin dolar vermeleri lazım. Aksi halde de 5 Ekim'de yapılacak duruşmada ceza çıkacak" şeklinde tehdit ve şantaj cümlesini kurup cevap bile beklemeden hızla ayrılır.

Şu işe bakın! Eraslan dava tutanaklarına göre kendisinden 6 milyon TL tahsil edildi diye savcılık şikâyeti yapmıştır. Ama Eraslan adına talep edilen meblağ 14 milyon 750 bin dolar, yani 90 milyon lira… Tam 15 kat daha fazla…

5 Ekim'de yapılan duruşmada mahkeme; Haydar Baş'ın avukatlarının araştırılmasını istediği tüm talepleri reddeder. Ve adeta bu iddiaları doğrulayacak şekilde davranır. O duruşmada karar vereceğini ortaya koyarak sanık olarak yargılanan avukat Lütfullah Önder'i son savunmasını yapması için zorlar. Bunun üzerine avukat, 'Yargılama sürecinde karşı tarafın kendilerine ulaştığını, mahkemenin önceki heyetini kendilerinin gönderdiğini, yeni heyeti kendilerinin oluşturduğunu ve yargılamanın kontrollerinde yürüdüğünü iddia ettiklerini ve 14 milyon 750 bin dolar ödenmediği takdirde ceza aldıracaklarını söylediklerini, mahkemenin bu duruşmadaki tavrının kendilerinde mahkemenin tarafsızlığı konusunda şüphe oluşturduğunu' ifade eder.

Duruşmada Eraslan'ın avukatına bu konu sorulur. Avukat duruşmada açıkça, mahkeme heyeti önünde şu sözlerle itiraf eder: Fuat Şengül ile buluştuğum doğrudur. Müvekkilimin 14 milyon 750 bin dolar zararı vardır, bu ödenmez ise şikâyetimizin devam edeceğini söyledim. Bekledikleri parayı alamayınca da, 16 Temmuz'da gerçekleşen dava ve de Eraslan ve hanımının iftira nitelikli iddiaları, bu davadan 21 gün sonra tek taraflı olarak basın medya kuruluşlarına servis edilir. Ve ortaya koyduğu eserlerle Türkiye'de ve dünyada saygınlığı olan, aynı zamanda da bir siyasi partinin genel başkanı olan Prof. Dr. Haydar Baş'ı karalama kampanyasına dönüşür. Şimdi neden yargının bağımsızlığı önemli anlıyorsunuz değil mi?

Alacaklı olanın, alacağını istediği için suçlu, borçlu olanın ise devlet büyüklerini arkasına aldığı için güçlü olduğu bir atmosferde söyler misiniz biz kime, hangi adalete güveneceğiz? Ama şu bir gerçek ki, adalet herkese lazım. Bir gün kirli hesapların sahiplerine geri döneceğini asla unutmamak lazım."

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.