logo
25 HAZİRAN 2026

son dakika... Ticari dava siyasi infaza dönüştü!

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ile Dr. Mustafa Eraslan arasında İstanbul’da görülen dava medyanın da ilgisini çekiyor. Bu bağlamda deneyimli gazeteciler Ümit Zileli ve Nurcan Sabur dikkat çeken yazılar kaleme aldı. Her iki yazar; ticari alacak davasının, ceza yargılamasına taşınarak siyasi infaza dönüşmesini dosyalara yansıyan olaylar üzerinden anlattı. Yazılarda, dosyasının kapanması için Prof. Dr. Baş’tan talep edilen 14 milyon 750 bin dolarlık şantajın ve dışarıdan davaya müdahale eden ellerin altı çizildi

20.11.2018 00:00:00
son dakika... Ticari dava siyasi  infaza dönüştü!
son dakika... Ticari dava siyasi  infaza dönüştü!
YENİ MESAJ / DETAY HABER

Hukukçular, hukukun üstünlüğünü esas alan bir devlette yargının hakem vasfında olduğunu sıklıkla zikreder.

Yargının bu görevini yerine getirebilmesi ise önüne gelen sorunları objektif, adil, anayasanın ve yasaların çizdiği sınırlar içerisinde kalarak çözmesine bağlıdır. Ancak Türkiye'de uygulamada adaletin tecellisi noktasında çok farklı gelişmeler yaşanıyor.

Bu noktada Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ve avukatları ile Dr. Mustafa Eraslan arasında İstanbul'da devam eden davada mahkemenin takındığı tutum dikkat çekiyor.

Mahkemenin tutumu, sağduyulu Türk medyasının ilgisini çekmeye devam ediyor. Bu dosyaya ilişkin Sözcü gazetesi yazarı Ümit Zileli'nin kaleme aldığı yazı dikkat çekiyor.

Zileli, "İtibarınız İtinayla Katledilir" başlıklı yazısında 'Yeni Türkiye'nin en başta gelen özelliğinin 'algı operasyonu' olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: "Bu konuda ne denli başarılı olduklarına dair yığınla konu sayabilirim. Peki, bu 'algı metodunu' yıllar içinde en çok kullandıkları ve başarılı oldukları alan hangisiydi diye sorsam? Onu da söyleyeyim: İtibar suikastları!

Hayatlarını hem de aileleriyle birlikte mahvettikleri, lime lime ettikleri, onulmaz hastalıklara, intihara sürükledikleri namuslu, şerefli insanların iç paralayan öyküleri köşe yazılarına, kitaplara, TV programlarına, belgesellere yüzlerce kez konu oldu! Demem o ki; yeni Türkiye'de algı yoluyla, olmadı mahkeme yoluyla, kumpas yoluyla, kampanya yoluyla hedefinize ulaşmak artık çok kolay; ne demiş atalarımız: Çamur at izi kalsın! Size biri çok eski, diğeri günümüzden iki örnek vermek istiyorum; bakın bu ülkede insanların itibarıyla, kariyeriyle, geleceğiyle oynamak ne denli kolay, ne kadar ucuz! İlk örneğimiz 13 yıl öncesine dayanıyor;

Ergenekon-Balyoz-Casusluk gibi insan haysiyetine aykırı, yüzlerce insanın geleceğiyle oynanan, Türk ordusunu çökerten aşağılık kumpaslardan bile 3 yıl öncesine, 2005 yılına gidiyoruz... Özelliği ne bu tarihin peki? İlerideki büyük kumpaslar için 'test etme olayı' olması!

İtibar suikastı

Hedefe oturtulan kişi bu kez iktidarın hiç hazzetmediği bir profesör ve parti lideri; Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş! Hikâye, Türkiye'de yüzlerce, binlerce örneği bulunabilecek bir ticaret anlaşmasıyla başlıyor. Pratisyen hekim Mustafa Eraslan 2010 yılında, uzun zamandan beri tanıdığı Haydar Baş'a 'bitkisel ürün' işiyle ilgili ticaret yapma teklifi götürür. Eraslan ürünleri üretip tanıtacak, bu iş için büyük borç veren Baş ise, bu ürünlerin tek satıcısı olacaktır… Borca karşılık Eraslan Haydar Baş'a senetler verir, noter huzurunda 'tek satıcılık' sözleşmesi de yapılır, üretim ve ticaret başlar. Üç yıl boyunca iyi giden işler ve ilişkiler 2014 başlarında bitkisel ürünlerin kalitesinin bozulması, daha da önemlisi el altından başka satıcılara verildiğinin ortaya çıkmasıyla bozulur. Haydar Baş, verdiği borcun geri ödenmesini ister. Uzun görüşmelerden sonra Eraslan borcun 6 milyonluk kısmını bazı gayrimenkullerinin devri ile öder ve karşılığı olan senetlerini alır.

Filmin akıllara seza kısmı da bundan sonra başlar. Borcun kalan kısmını ödemeyen Eraslan'ın mallarını kızına ve kız kardeşine devrettiğini tespit eden Baş'ın avukatları bu mallara tedbir koydurur. Aradan 8.5 ay geçtikten sonra Eraslan mahkemeye müracaat ederek kendisine 'zorla senet imzalatıldığını' öne sürerek şikayette bulunur ve 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'senedin yağması' suçundan dava açılır…

Eraslan'ın iddiasına karşılık, o toplantıda olan tarafsız tanıklar ise 'böyle bir şeyin yaşanmadığını' söylemektedir. Asıl ilginç olan ise kovuşturma esnasında cumhuriyet savcısı da dahil olmak üzere mahkeme heyetinin tamamı değişir, iyi mi!

Bu arada işin içine bir şekilde 'devlet büyükleri' karıştırılır! Sonrasında Eraslan'ın avukatı olarak davaya dahil olan Selim Yavuz, 14 milyon 750 bin dolar yani 90 milyon TL karşılığında davayı sonlandırma teklifi yapar. Üstelik bunu mahkemede de "müvekkilimin zararı bu kadar olduğu için istedim" diye itiraf da eder! Halbuki istenen miktar Eraslan'ın ödediği 6 milyonluk borcun tam 15 katıdır! Bunun üzerine Haydar Baş'ın avukatı ismi geçen tüm kişilerin bu süreçteki telefon kayıtlarının mahkemeye getirtilmesi, tanıkların dinlenilmesi ve şantaj sucundan kamu davası açılması talebiyle dilekçe verir. Normalde bir alacak-verecek, şantaj ve dolandırıcılık davası olması gereken bir dava, işin içine 'iyi saatte olsunlar' ve 'devlet büyükleri' lafları girince bakın nerelere savruluveriyor! Neydi peki baştan beri söylediğimiz? Algı operasyonu yoluyla itibar suikastı!"

Alacaklıya suçlu muamelesi

Aynı konuda deneyimli gazeteci Nurcan Sabur da 19 Kasım'da bir yazı kaleme aldı. Sabur'un "Alacaklının Suçlu Muamelesi Gördüğü Dava" başlıklı yazısında yargıya siyasetin bulaşması halinde orada adaletin ortaya çıkmayacağına, hak ve hukuka riayet edilmesinin asla mümkün olmayacağına işaret edildi. Sabur, yazısında şu noktaların altını çizdi: "Bu nasıl olur demeyin, alın size canlı bir örnek… Anlatacağımız örnekle ilgili birileri, basına yalan yanlış ve tek taraflı bilgiler servis ettiğini gördüğümüz ve hissettiğimiz için doğruları yazmayı kendimize bir borç biliyoruz.

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Dr. Mustafa Eraslan'la 2010-2013 yılları arasında bitkisel ürün üzerine ticari bir faaliyet gerçekleştirirler. Bu ticarette anlaşma gereği Mustafa Eraslan, ürünleri üretip tanıtan; Haydar Baş ise borç olarak Eraslan'a sermaye sağlayan konumdadır ve üretilen ürünlerin tek satıcısıdır. Mustafa Eraslan aldığı borç karşılığı senetler imzalayıp vermiştir. Tek satıcılık sözleşmesi ise Noter huzurunda yapılmıştır. 2014 yılı başında taraflar arasında yaşanan bazı sorunlar nedeniyle ticaret sonlandırılır. Haydar Baş, Eraslan'dan işin başında senetlerini almış olduğu alacağının ödenmesini ister. Noter huzurunda sözleşme belli, yapılan ticari faaliyet belli, senetlerin alınan borç karşılığı olduğu belli… Ticari alacak-verecek konusundan kaynaklanan hukuki ihtilaf, doğal olarak 2014 Mart ayından itibaren icra takiplerine ve hukuk davalarına konu olur.
Davaların bazıları da sonuçlanır.

Haydar Baş'a borçlu olan Mustafa Eraslan, aleyhine yapılan hukuki takiplere başta itiraz etmez. Ama üzerinde bulunan gayrimenkulleri kızına ve kız kardeşine devrederek malını kaçırmaya çalışır. Fakat Hukuk mahkemesi, söz konusu satışların mal kaçırma maksadıyla yapıldığı gerekçesiyle tedbir kararı verir.

Bu mal kaçırma senaryosu yargıdan dönünce, Eraslan, bu sefer başka bir senaryoyu devreye koyar ve alacaklı olan Haydar Baş'ı senetlerin zorla alındığı iddiasıyla Savcılığa şikâyet eder.

Dikkatinizi çekerim Savcılık şikayeti, Haydar Baş tarafından alacak davaları açıldığı, icra takiplerinin yapıldığı ilk günlerde değil, 8.5 ay sonra açılıyor. Bu Savcılık şikâyeti takipsizlikle sonuçlanır.

Ancak bu aşamada davaya 'devlet büyükleri' karıştırılır. Yargının bağımsızlığı adeta devre dışı kalır. Sulh Ceza Hâkimliği kararı ile Haydar Baş ve avukatları aleyhine 'senedin yağması' suçlaması ile ceza davası açılır.

Ne adalet ama! Alacağını takip etmek yağmacılık oluyor.

Ceza davasında Mustafa Eraslan'ın mahkemede dinlenmesini istediği, kendi personeli olan iki kişi tanık olarak dinlenir. Onlar da Mustafa Eraslan'nın doğru konuşmadığını, Haydar Baş'ın alacaklı olduğunu, kimseden zorla senet alınmadığını anlatırlar. 

Normal şartlar altında davanın yine bu noktada, alacaklı Haydar Baş'ın lehine sonuçlanması ve bitmesi gerekiyordu. Ama nerde? O aşamadan sonra dava yaklaşık 2 yıldır devam ediyor. Bu süre içinde Mahkeme başkanı, savcısı ve üyelerin tamamı değişir. Gerekli değişiklikler ayarlandıktan sonra Savcı; Haydar Baş ve avukatı Lütfullah Önder hakkında senedin yağması suçundan cezalandırılmasını ve yurt dışına çıkış yasağı konulmasını ve gayrimenkullerine tedbir konulmasını talep eder.  Mahkeme Yurt dışına çıkış yasağını ve gayrimenkullere tedbiri koyar.

Hakkında takipsizlik verilen dava siyasi infaz davasına dönüşüverir.

Alacaklı olan Haydar Baş, sanki borçluymuş, suç işlemiş gibi muamele görür.

Bu davadan bir gün sonra yani 17 Temmuz 2018 tarihinde, Mustafa Eraslan'ın avukatı, BTP Genel Başkan Yardımcısı Fuat Şengül'e telefon açarak Eraslan'ın bir mesajını iletmek istediğini söyler.

İstenilen tutara dikkat!

19 Temmuz saat 21.00'da bir AVM'de bir araya gelirler.

Mustafa Eraslan'ın avukatı, bu görüşmede bazı devlet büyüklerinin ismini zikreder ve; "mütalaayı ve kararı gördünüz, bundan kurtulmak istiyorsanız Prof. Dr. Haydar Baş ve Lütfullah Önder'in 14 milyon 750 bin dolar vermeleri lazım. Aksi halde de 5 Ekim'de yapılacak duruşmada ceza çıkacak" şeklinde tehdit ve şantaj cümlesini kurup cevap bile beklemeden hızla ayrılır.

Şu işe bakın! Eraslan dava tutanaklarına göre kendisinden 6 milyon TL tahsil edildi diye savcılık şikâyeti yapmıştır. Ama Eraslan adına talep edilen meblağ 14 milyon 750 bin dolar, yani 90 milyon lira… Tam 15 kat daha fazla…

5 Ekim'de yapılan duruşmada mahkeme; Haydar Baş'ın avukatlarının araştırılmasını istediği tüm talepleri reddeder. Ve adeta bu iddiaları doğrulayacak şekilde davranır. O duruşmada karar vereceğini ortaya koyarak sanık olarak yargılanan avukat Lütfullah Önder'i son savunmasını yapması için zorlar. Bunun üzerine avukat, 'Yargılama sürecinde karşı tarafın kendilerine ulaştığını, mahkemenin önceki heyetini kendilerinin gönderdiğini, yeni heyeti kendilerinin oluşturduğunu ve yargılamanın kontrollerinde yürüdüğünü iddia ettiklerini ve 14 milyon 750 bin dolar ödenmediği takdirde ceza aldıracaklarını söylediklerini, mahkemenin bu duruşmadaki tavrının kendilerinde mahkemenin tarafsızlığı konusunda şüphe oluşturduğunu' ifade eder.

Duruşmada Eraslan'ın avukatına bu konu sorulur. Avukat duruşmada açıkça, mahkeme heyeti önünde şu sözlerle itiraf eder: Fuat Şengül ile buluştuğum doğrudur. Müvekkilimin 14 milyon 750 bin dolar zararı vardır, bu ödenmez ise şikâyetimizin devam edeceğini söyledim. Bekledikleri parayı alamayınca da, 16 Temmuz'da gerçekleşen dava ve de Eraslan ve hanımının iftira nitelikli iddiaları, bu davadan 21 gün sonra tek taraflı olarak basın medya kuruluşlarına servis edilir. Ve ortaya koyduğu eserlerle Türkiye'de ve dünyada saygınlığı olan, aynı zamanda da bir siyasi partinin genel başkanı olan Prof. Dr. Haydar Baş'ı karalama kampanyasına dönüşür. Şimdi neden yargının bağımsızlığı önemli anlıyorsunuz değil mi?

Alacaklı olanın, alacağını istediği için suçlu, borçlu olanın ise devlet büyüklerini arkasına aldığı için güçlü olduğu bir atmosferde söyler misiniz biz kime, hangi adalete güveneceğiz? Ama şu bir gerçek ki, adalet herkese lazım. Bir gün kirli hesapların sahiplerine geri döneceğini asla unutmamak lazım."

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.