logo
04 EKİM 2026

Son dileği doktora gitmek

16.07.2004 00:00:00
 
Zonguldak'ta bir asrı deviren 101 yaşındaki Hanife Karakaya, aynı evde torunlarının torununun çocuklarıyla oturuyor. Sağlık sorunları bulunan yaşlı ninenin tek isteği ise ölmeden doktor yüzü görebilmek. Zonguldak'a bağlı Sivriler Beldesi Çamköy'de yaşayan Hanife Karakaya, bir asrı geride bırakmanın yorgunluğunu yaşıyor. Resmi kayıtlarda 101 yaşında olan; ancak çocuklarına göre 112 yaşındaki Hanife Karakaya, ağaç yapımı evde torunlarının torununun çocuklarıyla yaşıyor. Kulakları duymayan ve bazı sağlık sorunları yaşayan yaşlı kadın, ölmeden tek isteğinin doktor yüzü görmek olduğunu söyledi. Karaya, "Aklım yok, kulaklarım duymuyor. Sürekli karnım ağrıyor. 100 yaşını çoktan geçtim. Gelirimiz yok, doktora gidemiyorum. Ölmeden bir kez de olsa doktora gitmek istiyorum" dedi. 7 çocuk sahibi olan yaşlı nineye 56 yaşındaki en küçük oğlu Hayrullah Karakaya bakıyor. Fakirlik nedeniyle annelerini tedavi ettiremediklerini anlatan Hayrullah Karakaya, "Ben 16 nüfusa bakıyorum. Annem artık 100 yaşını geçti. Onu doktora götüremiyoruz. Biz kendimize bakamıyoruz, Onu da götürecek durumumuz yok" diye konuştu.

"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, "Çirkinler" isimli suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alındı.

03.10.2026 21:42:00
İhlas Haber Ajansı
 
"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı
"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, "Çirkinler" isimli suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, kamuoyunda "Yeni Nesil Silahlı Suç Örgütleri" olarak bilinen yapılanmalara yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, "Çirkinler" olarak bilinen silahlı suç örgütüne yönelik çalışma gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında; Zen Pırlanta sahiplerine, söz konusu suç örgütü adına yurt dışı menşeli telefon numaraları üzerinden yağma amacıyla tehdit içerikli mesajlar gönderildiği belirlendi.



Müşteki Mehmet Diribaş'ın konakladığı otele örgüt üyelerinin geldiği, otel görevlisine müştekiye ait kişisel bilgileri vererek örgütün gücünü hissettirmeye çalıştıkları, aynı sırada müştekinin kullandığı telefona da yurt dışı menşeli numaralardan tehdit mesajları gönderildiği tespit edildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucunda eylemde yer aldığı belirlenen 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüphelilerin ikametlerinde gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda uyuşturucu madde ile hassas terazi ele geçirilirken, el konulan dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde ise tehdit ve yağma eylemine ilişkin örgütsel nitelikte yazışma kayıtlarına rastlandı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından şüpheliler, tutuklama talebiyle Bakırköy Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, silahlı suç örgütleri ile vatandaşları tehdit, baskı ve korkutma yoluyla haksız menfaat sağlamaya yönelik suç yapılanmalarına karşı yürütülen soruşturmalar titizlik ve kararlılıkla sürdürüldüğü vurgulandı.

Medyada yeni dönemin faturası: 2,3 milyon lira

TELE1’e kayyum atanmasının ardından gazetecilerin kurduğu TELE2 Haber, yaklaşık 11 aylık yayın hayatını sona erdirdi

03.10.2026 20:54:00
Haber Merkezi
 
Medyada yeni dönemin faturası: 2,3 milyon lira
Medyada yeni dönemin faturası: 2,3 milyon lira
TELE1'e kayyum atanmasının ardından gazetecilerin kurduğu TELE2 Haber, yaklaşık 11 aylık yayın hayatını sona erdirdi. Televizyon ekranından internet yayıncılığına taşınan habercilik, bu kez RTÜK'ün iki ayrı lisans talebiyle karşı karşıya kaldı. Ödenmesi gereken toplam tutarın 2 milyon 324 bin 612 TL'ye ulaşması üzerine TELE2 Haber yayınlarını durdurdu.

KAYYUMDAN KAÇAN GAZETECİ İNTERNETE SIĞINDI, ORADA DA LİSANS DUVARINA ÇARPTI

TELE2 Haber'in hikâyesi, Türkiye'de medya alanındaki dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri oldu.

TELE1'e 24 Ekim 2025'te kayyum atanmasının ardından kanal çalışanları toplu şekilde istifa etti. Gazeteciler yaklaşık iki hafta sonra TELE2'yi kurdu ve internet yayınlarına 15 Kasım 2025'te başladı.

Amaç, televizyon ekranında sürdürülemeyen haberciliği bu kez internet üzerinden devam ettirmekti.

Yaklaşık 11 ay sonra TELE2'nin karşısına yeni bir engel çıktı: RTÜK lisansı.

RTÜK, TELE2 Haber'den internet televizyonu ve isteğe bağlı internet yayın hizmeti için iki ayrı lisans talep etti. 2026 tarifesine göre her lisansın bedeli 1 milyon 162 bin 306 TL. İki lisansın toplamı ise 2 milyon 324 bin 612 TL.

"TELEVİZYON KANALI KURAMIYORUZ"

TELE2 Haber programcısı Murat Taylan, kapanış kararını şu sözlerle duyurdu:

"Televizyon kanalı kuramıyoruz. RTÜK biliyorsunuz TELE2 Haber yayına başladıktan kısa bir süre sonra iki lisans birden istedi bizden."

Taylan, ekonomik koşullar nedeniyle bu bedelin karşılanamadığını belirterek yayınların sonlandırılacağını açıkladı:

"İstenen lisans bedelini ödeyemeyeceğimiz için TELE2 Haber adıyla yaptığımız yayınları sonlandırma kararı aldık."

Nisan ayında RTÜK, TELE2 Haber'e lisans başvurusu için 72 saatlik süre tanımış; başvuru ve ödeme yapılmaması halinde erişim engeli talep edilebileceğini bildirmişti.

EKRAN KAPANIYOR, TARTIŞMA BÜYÜYOR

Ortaya çıkan tablo yalnızca TELE2 Haber'in kapanmasıyla sınırlı değil.

Türkiye'de televizyon haberciliğinin ardından internet haberciliğinin de lisans, maliyet ve düzenleme tartışmalarının içine girmesi, medyanın geleceği açısından yeni bir soru ortaya çıkarıyor:

Gazeteciler televizyon ekranından internete geçtiğinde, karşılarına çıkan ekonomik ve hukuki yükler bağımsız yayıncılık için nasıl bir alan bırakacak?

TELE2 Haber'in kuruluş hikâyesi de kapanışı da bu soruyu yeniden gündeme taşıyor.

Bir tarafta kayyum sonrasında yayıncılığa devam etmek isteyen gazeteciler, diğer tarafta milyonlarca liralık lisans maliyeti...

Ve sonunda bir YouTube haber kanalı daha ekranını kapatıyor.

TELE2 Haber ise veda mesajında kapıyı tamamen kapatmadı: "Her bitiş aslında yeni bir başlangıçtır. Yeni bir mecrada en kısa sürede yeniden buluşacağız."

TELE2'nin ekranı kapanmış olabilir. Ancak Türkiye'de "Gazetecilik nerede ve hangi şartlarda yapılabilir?" tartışması yeni başlıyor.

Mersin'deki belediye soruşturmasında servete el konuldu!


 
Mersin'deki yolsuzluk soruşturmasında bir adreste yüklü miktarda döviz ve altın ele geçirildi. Ele geçirilenlerin yaklaşık piyasa değeri 51 milyon lira.

03.10.2026 18:06:00
AA
 
Mersin'deki belediye soruşturmasında servete el konuldu!
Mersin'deki belediye soruşturmasında servete el konuldu!

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında bir şüphelinin adresinde yüklü miktarda döviz ve altın ele geçirildi. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca, Büyükşehir Belediyesi ile Mezitli ve Yenişehir belediyelerine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturmaları kapsamında şüpheli Ali Ö'nün evinde polis ekiplerince arama yapıldı.

Aramalarda, 257 bin 600 Euro, 25 bin 120 dolar, 64 bin 100 İngiliz paundu, 4 kilogram külçe altın, 116 tam cumhuriyet altını, 8 yarım altın, 5 çeyrek altın, 2 gram altın, ruhsatsız tabanca, 3 şarjör, 60 fişek ve ihale dokümanları ele geçirildi. Aramalarda ele geçirilenler, polis kamerasınca kaydedildi.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca, Büyükşehir Belediyesi ile Mezitli ve Yenişehir belediyelerine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturmaları kapsamında 1 Ekim'de eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Operasyonda, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer ve Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit'in de aralarında bulunduğu 59 şüpheli gözaltına alınmış, Büyükşehir Belediyesi dosyasında yer alan Doğukan Uyan ve 3 kişinin önceki operasyonda tutuklandıkları belirtilmişti.

Ataşehir Belediyesine yönelik operasyonda 13 kişi gözaltına alındı

Ataşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonda, aralarında Belediye Başkan Vekili Murat Güneş'in de bulunduğu 13 şüpheli gözaltına alındı

03.10.2026 14:00:00
AA
 
Ataşehir Belediyesine yönelik operasyonda 13 kişi gözaltına alındı
Ataşehir Belediyesine yönelik operasyonda 13 kişi gözaltına alındı

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Ataşehir Belediyesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, 20 Nisan'da tutuklanan şüphelilerin dijital materyalinin incelenmesi, etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadeler, CİMER ihbarları, tanık beyanları ile rüşvet verdiği öne sürülen şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda soruşturma derinleştirildi.

Şüphelilere ait HTS ve baz kayıtları ile MASAK hesap hareketlerinin incelenmesi sonucu elde edilen deliller doğrultusunda, bazı belediye çalışanlarının rüşvet olarak yüksek miktarlı hediye kartları kullandıkları ve döviz cinsi para aldıkları, bazı firma sahiplerinin ise yüksek miktarlı hediye kartı ve döviz cinsi para verdikleri tespit edildi.

Dijital materyaldeki incelemelerde ayrıca, bazı belediye çalışanlarının Ataşehir Belediyesinde imar ve iskan işi bulunan firma sahiplerine "çöp konteyneri" aldırmak suretiyle maddi menfaat temin ettiklerine ilişkin bulgulara ulaşıldı.

Şüphelilerin, 20 Nisan'da tutuklanan bazı şüphelilerle iştirak halinde soruşturmaya konu suçları işledikleri tespit edildi.

Soruşturma kapsamında İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince sabah saatlerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonda Ataşehir Belediye Başkan Vekili Murat Güneş, belediye başkan yardımcıları Aytekin Şahin ve Ekrem Köse, eski belediye başkan yardımcıları Murat Korkmaz ve Leyla Terzi, Ataşehir Belediyesi Temizlik Hizmetleri Müdürü Cihan Karakaş, belediye çalışanları Mustafa Anıl Altan ve Gülsüm Aslan ile farklı şirketlerin ortakları Emrah Ayhan, Yağmur Kiraz, Yusuf Karademir, Halim Bal ve Ersin Yıldırım gözaltına alındı.

Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyale el konuldu.

Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor. 

MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu hakimlikte savunma yaptı: "Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen MHK soruşturması kapsamında "Hukuka Aykırı Olarak Kişiler Verileri Kaydetmek" suçundan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu, hakimlikteki savunmasında telefonunda bulunan ses kaydının farkında olmadığını belirterek, "Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum" dedi. Gündoğdu, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı

03.10.2026 11:59:00
İHA
 
MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu hakimlikte savunma yaptı: "Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum"
MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu hakimlikte savunma yaptı: "Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum"
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen MHK soruşturması kapsamında savunma yapan Gündoğdu, hakkındaki suçlamayı anladığını ve kollukta verdiği ifadesini aynen tekrar ettiğini söyledi. Telefonunda bulunan ses kaydının farkında olmadığını belirten Gündoğdu, "Ben o kaydın telefonumda olduğunun farkında bile değilim, bana gösterildiğinde hatırlamadım bu yüzden cevap da veremedim. Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum. Twitter'a düştükten sonra ben de öğrendim. Suçsuzum, serbest bırakılmamı talep ederim" dedi.

"Kişisel verilerin hakem atamalarında kullanıldığı" değerlendirmesi

Hakimlik kararında, Gündoğdu ve MHK üyesi Yunus Yıldırım hakkında tutuklama tedbirinin uygulanabilmesi için yeterli kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil ve olguların bulunduğu belirtildi.

Kararda, dosyada yer alan deliller kapsamında şüphelilerin hakem atamalarında kişisel gelişim ve liyakat esasını bir kenara bırakarak hakemlerle ilgili bazı kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydettikleri ve kaydedilen bu verilerin hakem atamalarında kullanıldığı kanaatine varıldığı ifade edildi.

Hakimlik, söz konusu verilerin kullanılmasının bazı hakemlerin kamu görevi yapmasının da önüne geçtiği değerlendirmesinde bulundu.

MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ve Yunus Yıldırım'ın ayrı ayrı tutuklanmasına karar verildi.

Maaş için numaradan boşananlara Yargıtay'dan kötü haber

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (5510) kapsamında eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesiliyor. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin emsal kararında; boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan veya olmayan (hileli boşanma) tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının tespit edilmesi durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunduğuna dikkat çekti

03.10.2026 11:50:00 / Güncelleme: 03.10.2026 11:56:11
İHA
 
Maaş için numaradan boşananlara Yargıtay'dan kötü haber
Maaş için numaradan boşananlara Yargıtay'dan kötü haber
Son yıllarda sırf babadan kalma yetim maaşı almak için resmen boşanmalarına rağmen birlikte yaşayan çiftlere yönelik hem SGK hem de yargı yaptırımları hız kazandı. Yargıtay son kararında samimi ya da hileli boşanan çiftlerin birlikte yaşamalarına devam etmesinin af edilemez olduğuna hükmetti. İş Mahkemesi'nin yolunu tutan genç kadın, 2002 yılında vefat eden babası Kurum sigortalısı İlhan I.'ndan ötürü yetim aylığı aldığını, eşi Ahmet H.'dan 2001 tarihinde boşandığını, SGK'nın eski eşi ile fiilen birlikte yaşadığı gerekçesi ile 26.10.2008 tarihinde aylığını kestiğini ve yersiz ödemeleri borç kaydettiğini iddia edip İş Mahkemesi'nin yolunu tuttu.

SGK işleminin iptali amacıyla açılan dava reddedildi. 2022 senesinde yeniden SGK kapısını çalan genç kadın, olumsuz cevap alınca İş Mahkemesi'ne müracaat etti. Ret işleminin iptali ve SGK'ya yapılan başvuru tarihi itibariyle ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı Kurum, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edildiğini, Kurum işleminin doğru olduğunu, davanın yerinde olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savundu.

İş Mahkemesi, davanın kabulüne, davacının babası üzerinden bağlanmasını talep ettiği yetim aylığı ödenmesi başvurusunun reddine dair 12.08.2022 tarihli Kurum işleminin iptaline, yetim aylığının 19.07.2022 olan başvuru tarihinden itibaren ödenmeye devam edilmesine hükmetti. Başvuru tarihinden itibaren ödenmeyen her ay için ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verildi.

Davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf isteminin esastan reddine karar verdi. SGK avukatı kararı temyiz edince dava dosyası Yargıtay 10. Hukuk Dairesi gündemine geldi.

Boşanmanın samimi olup olmadığını araştırmak yargının görevi değil

Adeta ültimatom niteliğindeki kararda eşlerin samimi olup olmadıklarını tespitinin yargı görevi olmadığı vurgulandı. Yasada; oldukça yalın olarak "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer aldığı hatırlatıldı.

Kararda; "Kanun koyucu tarafından örneğin; 'sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan', 'hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan', 'gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan' veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalıdır. Boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan 'boşanma' hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı ortadadır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının tespit edilmesi durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır'' denildi.

Karar bozuldu

Davacı tarafından davalı Kuruma 22.07.2022 tarihinde başvuru yaparak yeniden yetim aylığı bağlanmasını talep ettiğini ancak Kurumun 12.08.2022 tarihli işlemi ile önceki araştırmacı raporu esas alınarak talebini reddettiği hatırlatıldı. Kararda şu ifadelere yer verildi:

''Kurum işleminin iptali için eldeki davanın açıldığı, mahkemece yaptırılan emniyet araştırması ve dinlenen tanık anlatımları ile de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, davacının ve boşandığı eşinin nüfus kayıt sistemindeki adres kayıtları getirtilerek, ihtilaf konusu dönem içerisinde davacının ve boşandığı eşine ait nüfusta kayıtlı adreslerinde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

Her bir adreste kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve muhtar, komşu, kapıcı, yönetici gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.''

Son 10 günde 75 ilde düzenlenen uyuşturucu operasyonlarında 714 şüpheli tutuklandı

Son 10 günde 75 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 714 şüpheli tutuklandı, 985 kilogram 777 gram uyuşturucu madde ile 1 milyon 537 bin 667 adet uyuşturucu hap ele geçirildi

03.10.2026 11:44:00 / Güncelleme: 03.10.2026 11:47:56
İHA
 
Son 10 günde 75 ilde düzenlenen uyuşturucu operasyonlarında 714 şüpheli tutuklandı
Son 10 günde 75 ilde düzenlenen uyuşturucu operasyonlarında 714 şüpheli tutuklandı
İçişleri Bakanlığı tarafından son 10 günde 75 ilde düzenlenen operasyonlara ilişkin açıklama yapıldı.

Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "75 ilde 'Uyuşturucu Madde Satıcılarına' yönelik Polisimiz tarafından son 10 günde düzenlenen operasyonlarda; 985 kilogram 777 gram uyuşturucu madde ile 1 milyon 537 bin 667 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Bin 297 şüpheli yakalandı. 714'ü tutuklandı. 179'u hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor" ifadeleri kullanıldı.

"Zehir tacirlerine yönelik mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz"

Operasyonun Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince yapıldığı aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Toplam 75 ilde bin 945 ekip, 4 bin 863 personel, 18 hava aracı ve 45 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi. Uyuşturucu, birçok suçu besleyen karanlık bir ana damardır. Bu damarı kurutmak; çocuklarımızın istikbalini, gençlerimizin geleceğini ve ailelerimizin huzurunu korumak için zehir tacirlerine yönelik mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Kahraman Polislerimizi, Narkotik Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz."

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 20 şüpheli tutuklandı

03.10.2026 09:38:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 20 şüphelinin sulh ceza hakimliğindeki işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, savcılığın talebi doğrultusunda Ali Serhat Tüzün, Ali Yöney, Alper Tunga Sagu Burak, Burak Sevindik, Fırat Kerim Ersoy, Gökhan Koçyiğit, Gürsel Akça, İdris Çakır, Jeremy Etienne Debost, Tahir Fatih Mutlu, Mücahit Acaralp, Nil Özalp, Tuncer Köklü, Yasemin Yavuz Koçyiğit, Ali Göl, Hüseyin Emre Güner, İhsan Çimen, Mesut Yalım, Osman Sungur ve Erol Demirbaş'ın tutuklanmasına karar verdi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi istenmişti.

Müzekkerede, şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin belirlenmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi talep edilmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da tutuklanmıştı.

Soruşturmanın devamında Tera Yatırım Üst Yöneticisi (CEO) Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel'in de arasında olduğu 53 şüphelinin daha tutuklanmasına karar verilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 65'e ulaşmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 20 şüpheli de dün İstanbul Adliyesine sevk edilmişti.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 20 şüpheli tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi

03.10.2026 00:20:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheliye tutuklama talebi
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 20 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Zanlılar sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesine getirildi.

Sevk edilen 20 şüphelinin isimleri şöyle:

"Ali Serhat Tüzün, Ali Yöney, Alper Tunga Sagu Burak, Burak Sevindik, Fırat Kerim Ersoy, Gökhan Koçyiğit, Gürsel Akça, İdris Çakır, Jeremy Etienne Debost, Tahir Fatih Mutlu, Mücahit Acaralp, Nil Özalp, Tuncer Köklü, Yasemin Yavuz Koçyiğit, Ali Göl, Hüseyin Emre Güner, İhsan Çimen, Mesut Yalım, Osman Sungur ve Erol Demirbaş"

Savcılıktaki ifadeleri tamamlanan şüphelilerin tamamı tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Müzekkerede, şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da tutuklanmıştı.

Soruşturmanın devamında Tera Yatırım Üst Yöneticisi (CEO) Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel'in de arasında olduğu 53 şüphelinin daha tutuklanmasına karar verilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 65'e ulaşmıştı. 

Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"

Meltem TV'de Parantez programına katılan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, gündemdeki 800 milyar liralık fon krizinin ve gazeteci tutuklamalarının, iktidar içerisindeki derin bir iç kavga ile çatırdamanın piyasaya yansıması olduğunu söyledi

02.10.2026 16:38:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"
Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Meltem TV'de Parantez programına katılan Hüseyin Baş fon krizinin iktidar içinde yaşanan iç kavganın bir yansıması olabileceğini söyledi.

Hüseyin Baş'ın açıklamaları şöyle:


"800 milyar TL, 100 yılın vurgunu diyebiliriz"


"100 yıllık vurgun deseniz yeri olabilecek bir şey. Şu ana kadar konuşulan piyasa dolandırıcılıkları arasında hiçbiri bu rakamlara yaklaşmadı bile. 800 milyar liranın üzerinde bir paradan bahsediliyor. 20 milyar dolardan fazla bir paraya denk geliyor. 500 bine yakın yatırımcıdan bahsediliyor, mağdurdan bahsediliyor, dolayısıyla gerçekten asrın vurgunu. Türkiye yüzyılına 100 yıllık bir vurgunla girmiş gibi duruyoruz. AK Partili birçok ismin işin içinde olduğu ortaya çıkıyor ki nitekim vaktinde bakanlık yapmış bir hanımefendinin de işin içinde olduğu görülüyor. Dolayısıyla güveni aşırı derecede zedeleyen, sadece 20 milyar dolarla kalmayıp sadece mağdurların yitirilen paralarıyla kalmayıp, üzerine piyasayı dalga dalga etkileyip, belki de Türk piyasasına, ekonomisine belki de 100 milyar dolarlık bir maliyeti olabilecek bir meseleden bahsediyoruz.


"İşin içinde Fatma Betül Sayan olmasaydı..."


Hükümete yakın kanalları izlediğimiz zaman yorumcuların sürekli bir iç muhasebe ve millete yalvarır derecede, 'Bize güvenin, içimizde çürükler olabilir ama bizde bir problem yok'  serzenişleri var. 25 yıllık iktidarın neticesinde bu noktaya geldiyseniz bu gözlemlenmesi gülünç bir durum. Hükümete yakın bir kanalda birkaç yorumcuyu izliyorum. 'Fatma Betül Sayan Kaya işin içinde olmasaydı biz burada böyle mi konuşacaktık?. Hayır, daha farklı konuşacaktık ama bak, diyor, işin içinde o da var bazı şeyleri söyleyemez olduk' diyor. Bir yandan da kızıyor! Aslında bu bir çelişkinin itirafı. Bir AKP'li işin içinde olunca sizi bazı şeyleri söylemekten alıkoyan ne ki?


"Ortaya saçılmayan isimler kimler?"


Ortaya saçılan isimler için gereken yapılsın. Ortaya saçılmayan isimler kimler? Bu tip finansal piyasalarda yüzde 90 kaybeder, yüzde 10 kazanır. Hep bu söylenir. Kim bu kazananlar? Nasıl kazanmışlar? Nereden kazanmışlar? Ne işlemler yapmışlar? Dolayısıyla burada işin içinde başka işler de muhtemelen var. Neden bunu söylüyorum? Şimdi bu fon krizi ortaya çıktığında buna ilişkin çok enteresan bir bakış açısını Yeni Parti milletvekili Sayın Deniz Yavuz Yılmaz ortaya koydu ve 'Bu fon soruşturması AKP içinde Kozinoğlu soruşturmasını yapan bir gruba karşın yine AKP içinde buna tepki olarak konulmuş bir şey' diye bir yorum yaptı.


"Ali Çağatay beraat etti peki neden tutuklandı?"


Gazeteci Ali Çağatay beraat etti. Sizin aynı ekranları paylaştığınız Fatih Ergin bugün tutuklu. Bir haber yaptı, titri yanlışmış! Yani buraya mı kaldık? Bu mu halkı yanıltıcı bilgi? Yani şimdi ben çıkıp, 'Su 99 derecede kaynar' diye bir tweet atsam, halkı yanıltıcı bilgiden soruşturma mı açılacak bana? Bu kadar olabilir mi? Halkı yanıltıcı bilgi, halkı kin ve düşmanlığa tahrik! Neyin tahriği? Kaç kişi bu bilgiden ötürü tahrik olup bir eyleme geçmiş? Ben 11,5 ay adli kontrolle gezdim,  yurt dışına çıkmam yasak edildi. Sonunda beraat ettim.

Fatih Ergin de beraat edecek. Bu ülkede hukuk her zaman var ama mahkemede, iddianamelerde değil! O da beraat edecek ve sonra ne olacak? İşin altından şu çıkacak: Pardon!. Bu sürecin altından koca bir pardon çıkar, başka hiçbir şey çıkmaz!


"Fatih Ergin ne yaptı, Kozinoğlu neden cezaevindeydi?"


Meclis açılışında gündem ağırlıklı olarak yeni anayasaydı. Halkı yanıltıcı bilgi adı altında insanları tutuklamaya gerekçe oluşturur gibi yeni bir anayasa yapıp demokrasiyi daha da zedeleyecekseniz bu olmaz. Neden söylüyorum bunu? Sayın Cumhurbaşkanı Meclis'te konuşurken, 'mevcut anayasa kuvvetler ayrılığı ilkesini vesayetlere bağlıyor. Bu yüzden sivil bir anayasaya ihtiyacımız var' diye bir ifade kullandı. Tamam da kuvvetler ayrılığı ilkesini tek bir organa toplayan en son 2017 anayasa değişikliği. Dert kuvvetler ayrılığı idiyse 2017'de yapsaydık! Ben mahkemelerde hukuksuzluk olacağına hiçbir zaman inanmıyorum ama bu iddianameleri daha dikkatli yazmak gerekiyor ve insanların hakkına riayet etmek gerekiyor.

Sonuçta bunun adı ne? İddianame! Bir iddiada bulunuyorsunuz. İddiada bulunduğunuz kişiyi sulh cezaya gönderiyorsunuz ve 'Tutuklansın' diyorsunuz. Tutuklandıktan sonra 3 ay zaman geçiyor. Yargılamaya geçiliyor. Mahkeme beraat veriyor. E ne oldu? Pardon. Böyle olur mu? Fatih Ergin ne yaptı? Adli tıp doktoru değil de cezaevi doktoru demiş! Bunun aslında halkı yanıltıcı bilgiyi değil benim canımı sıkan bilgiyi alenen yayma suçlaması. Süleyman Soylu İçişleri Bakanıyken, 'Sen binaya gir, hukuk arkadan gelir' demişti. Bak hukuka bak! Sizin insanlığınız mı yok ya? Hukuka uymamanın hangi hümanist, insani, İslami, dini bir yorumu olabilir? Herkes şunu bugün tartışıyor; Kozinoğlu kim tarafından öldürüldü? Nasıl öldürüldü? Kaçta öldürüldü? İşte adli tıp ne yaptı? Yanındakiler ne yaptı? vs. Kimse şunu konuşmuyor şu an Türkiye'de;  Kozinoğlu'nun içeride ne işi vardı? Sorulması gereken soru bu. Türkiye'nin artık hukuk zeminine oturması lazım.


"Fon kriziyle yorgunluğun ne işi var?"


Dünyada fon krizi olur, milletin evi gider, arabası gider. Bizimkinin geleceğinin hayalleri gidiyor. Bankaya borçlanmış, o para batıyor. Annesinin bileziğini almış, eşinin küpesini bozmuş, o para gidiyor. Millet birikimini batırırken biz yarınımızı bugünden satıp bir hayalimizi batırıyoruz. Bu soruyu sorduğumuz zaman fon krizinin üstesinden gelecek Türkiye. Böyle gündelik, palyatif çözümlerle bugünü kurtaralım, yarın bakarız mantığıyla  hareket edersek ne iktidarın faydasına iş çıkar, ne muhalefetin, ne milletin. Dolayısıyla ben bütün bu süreci hem futbolda yaşanan,  hem hukukta yaşanan hem işte farklı farklı gördüğümüz bütün alanlarda yaşanan meselenin iktidarın içindeki bir çatırdama, bir kavganın sonucu olarak gözlemliyorum. Yoksa fon krizi olduğunda Sayın Cumhurbaşkanı neden çıkıp da 'Yorulan kenara çekilsin' diyor? Fon kriziyle yorgunluğun ne ilgisi var? Demek ki içeride bazı kimseler bazı kimselerin olmasını istemiyor veya egale edilmesini istiyor. Olacağı da budur zaten. Bunları da zamanla izleyip göreceğiz. Umarım Türkiye bu süreçten çok yara almadan çıkar. Önümüzdeki süreçte birçok şeyin değişeceğini, dünyanın değişeceğini gözlemliyoruz. İnşallah Türkiye değişmez."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.