Tarihin akışı Şanlıurfa'da değişiyor: Göbeklitepe yakınlarında yeni keşifler!
Göbeklitepe’nin ardından, bölgedeki Taş Tepeler projesi kapsamında yürütülen kazılarda, benzer mimari özelliklere sahip yeni "özel yapılar" ve şaşırtıcı eserler bulundu
06.01.2026 00:31:00
Abdülkadir Gündoğdu
Abdülkadir Gündoğdu





Arkeoloji dünyasının gözü kulağı bir kez daha Şanlıurfa'da. "Tarihin sıfır noktası" olarak bilinen Göbeklitepe'nin ardından, bölgedeki Taş Tepeler projesi kapsamında yürütülen kazılarda, benzer mimari özelliklere sahip yeni "özel yapılar" ve şaşırtıcı eserler bulundu.
Özellikle Sayburç, Karahantepe ve Çakmaktepe'deki son bulgular, Neolitik insanın sosyal ve inanç dünyasına dair bildiklerimizi kökten sarsıyor.
Sayburç: 12.600 Yıllık "Kamu" Yapıları
Göbeklitepe'ye yakın bir konumda bulunan Sayburç'ta yapılan son kazılarda, 50'den fazla yapı ortaya çıkarıldı. Bunların en dikkat çekicisi, tıpkı Göbeklitepe'deki gibi "T" biçimli dikilitaşların bulunduğu devasa kamusal yapılar.
Öne Çıkan Bulgu: Sayburç'ta bulunan, elleriyle cinsel organını tutan bir insan ve etrafındaki leopar kabartmalarından oluşan panel, dünyanın bilinen en eski "hikaye anlatıcılığı" örneklerinden biri kabul ediliyor.
Çakmaktepe: Göbeklitepe'nin Atası mı?

Arkeologlar, Çakmaktepe yerleşiminin Göbeklitepe'den yaklaşık 1000 yıl daha eski olabileceğini belirtiyor. Burada ana kayaya oyularak yapılmış 16 metre çapındaki yapılar, yerleşik hayata geçişin sanılandan çok daha erken ve organize olduğunu kanıtlıyor.
Göbeklitepe'de Yeni Bir Heykel: "Adak İnsan"
2025 kazı sezonunun en çarpıcı keşfi bizzat Göbeklitepe'nin kalbinde yaşandı. B ve D yapıları arasındaki bir duvarın içine adak olarak yerleştirildiği düşünülen, gerçek boyutlu bir insan heykeli bulundu. Heykelin keskin hatları ve stilize edilmiş yapısı, o dönemin sanat anlayışının ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor.
Taş Tepeler Neyi Değiştiriyor?
Bu yeni keşifler, Göbeklitepe'nin "tekil bir mucize" olmadığını, aslında Şanlıurfa platosunda 12 bin yıl önce çok geniş ve birbirine bağlı bir inanç ağının var olduğunu kanıtlıyor.
"Tek Bir Tapınak Değil, Dev Bir Medeniyet Havzası"
Kazı heyeti başkanları, bu son keşfin Göbeklitepe'nin "tekil bir anıt" olmadığını, aksine Şanlıurfa çevresinde birbirine bağlı, geniş bir yerleşim ve inanç havzası bulunduğunu gösterdiğini ifade ediyor. "Taş Tepeler" adı verilen bu bölgedeki kazılar derinleştikçe, tarımın başlangıcı, yerleşik yaşamın kökenleri ve dinlerin doğuşuna dair yerleşik teorilerin tamamen değişebileceği öngörülüyor.
Çalışmalar Devam Ediyor
Yeni keşfedilen tapınak alanında koruma çalışmaları ve detaylı analizler devam ederken, bölgenin ilerleyen dönemlerde turizme açılması planlanıyor. Bilim insanları, yerin altında hala keşfedilmeyi bekleyen onlarca benzer yapı olduğunu tahmin ediyor.
Özellikle Sayburç, Karahantepe ve Çakmaktepe'deki son bulgular, Neolitik insanın sosyal ve inanç dünyasına dair bildiklerimizi kökten sarsıyor.
Sayburç: 12.600 Yıllık "Kamu" Yapıları
Göbeklitepe'ye yakın bir konumda bulunan Sayburç'ta yapılan son kazılarda, 50'den fazla yapı ortaya çıkarıldı. Bunların en dikkat çekicisi, tıpkı Göbeklitepe'deki gibi "T" biçimli dikilitaşların bulunduğu devasa kamusal yapılar.
Öne Çıkan Bulgu: Sayburç'ta bulunan, elleriyle cinsel organını tutan bir insan ve etrafındaki leopar kabartmalarından oluşan panel, dünyanın bilinen en eski "hikaye anlatıcılığı" örneklerinden biri kabul ediliyor.
Çakmaktepe: Göbeklitepe'nin Atası mı?

Arkeologlar, Çakmaktepe yerleşiminin Göbeklitepe'den yaklaşık 1000 yıl daha eski olabileceğini belirtiyor. Burada ana kayaya oyularak yapılmış 16 metre çapındaki yapılar, yerleşik hayata geçişin sanılandan çok daha erken ve organize olduğunu kanıtlıyor.
Göbeklitepe'de Yeni Bir Heykel: "Adak İnsan"
2025 kazı sezonunun en çarpıcı keşfi bizzat Göbeklitepe'nin kalbinde yaşandı. B ve D yapıları arasındaki bir duvarın içine adak olarak yerleştirildiği düşünülen, gerçek boyutlu bir insan heykeli bulundu. Heykelin keskin hatları ve stilize edilmiş yapısı, o dönemin sanat anlayışının ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor.
Taş Tepeler Neyi Değiştiriyor?
Bu yeni keşifler, Göbeklitepe'nin "tekil bir mucize" olmadığını, aslında Şanlıurfa platosunda 12 bin yıl önce çok geniş ve birbirine bağlı bir inanç ağının var olduğunu kanıtlıyor.
"Tek Bir Tapınak Değil, Dev Bir Medeniyet Havzası"
Kazı heyeti başkanları, bu son keşfin Göbeklitepe'nin "tekil bir anıt" olmadığını, aksine Şanlıurfa çevresinde birbirine bağlı, geniş bir yerleşim ve inanç havzası bulunduğunu gösterdiğini ifade ediyor. "Taş Tepeler" adı verilen bu bölgedeki kazılar derinleştikçe, tarımın başlangıcı, yerleşik yaşamın kökenleri ve dinlerin doğuşuna dair yerleşik teorilerin tamamen değişebileceği öngörülüyor.
Çalışmalar Devam Ediyor
Yeni keşfedilen tapınak alanında koruma çalışmaları ve detaylı analizler devam ederken, bölgenin ilerleyen dönemlerde turizme açılması planlanıyor. Bilim insanları, yerin altında hala keşfedilmeyi bekleyen onlarca benzer yapı olduğunu tahmin ediyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.





























































































