Trump bastırdı, batı geri adım attı!
ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'ya yönelik dizel baskısı sonuç verdi. G7 ülkeleri, dört ay içinde stratejik rezervlerden 100 milyon varile kadar petrol ve dizeli piyasaya sürme kararı aldı
Haber Merkezi





İlk 20 günde büyük miktarda dizel piyasaya verilecek. Peki Washington bu hamleyle sadece akaryakıt fiyatlarını mı düşürmek istiyor, yoksa ABD-İran savaşında kendi elini güçlendirmeyi mi hedefliyor?
ABD ile İran arasındaki savaşın enerji piyasalarında yarattığı sarsıntı büyürken, Washington'ın Avrupa üzerindeki baskısı sonuç verdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa ülkelerini stratejik dizel stoklarını piyasaya sürmeye zorlayan açıklamalarının ardından G7, 100 milyon varile kadar petrol ve petrol ürününün stratejik rezervlerden çıkarılması konusunda anlaşmaya vardı.
Karar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından açıklandı. Macron, uygulamanın Uluslararası Enerji Ajansı koordinasyonunda hemen başlayacağını ve dört ay süreceğini bildirdi. Özellikle ilk 20 gün içerisinde yüksek miktarda dizelin piyasaya sürülmesi planlanıyor.
Trump ise gelişmeyi doğrudan kendi baskısının sonucu olarak sundu. ABD Başkanı, Avrupa'nın "çok büyük miktarda" dizel stokunu serbest bırakmayı kabul ettiğini ve sürecin hemen başlayacağını açıkladı.
WASHİNGTON'IN BASKISI TESADÜFİ DEĞİL
Trump yönetimi, Avrupa ülkeleri rezervlerini piyasaya sürmezse ABD'nin dizel ihracatını kısıtlama veya durdurma ihtimalini gündeme getirmişti. Avrupa Birliği ise daha önce bu tehdidi açık biçimde reddetmişti. Ancak ABD'nin ihracatı kesmesi ihtimali, zaten sıkışmış olan Avrupa dizel piyasasında yeni bir arz şoku yaratabileceği için G7 ülkeleri üzerinde ciddi baskı oluşturdu.
TRUMP'IN ASIL HESABI NE?
İran savaşı nedeniyle özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki enerji akışında yaşanan sıkıntılar petrol ve dizel fiyatlarını yukarı çekiyor. G7'nin açıklamasında da Hürmüz'deki seyrüseferin yeniden sağlanması ve enerji güvenliğinin korunması öne çıkarıldı.
Ancak yüksek akaryakıt fiyatları yalnızca Avrupa'yı değil, ABD ekonomisini ve Trump yönetimini de doğrudan etkiliyor.
ABD'de yükselen dizel fiyatları çiftçilerden taşımacılığa, inşaattan gıda dağıtımına kadar geniş bir alanda maliyetleri artırıyor. Bu nedenle stratejik rezervlerin piyasaya sürülmesi Washington açısından savaşın ekonomik sonuçlarını hafifletme aracı olarak da değerlendirilebilir.
Üstelik ABD'de kasım ayında ara seçimler yaklaşırken yüksek enerji fiyatlarının iç politikada önemli bir ekonomik sorun haline geldiği bildiriliyor.
ABD-İRAN SAVAŞINDA YENİ CEPHE: ENERJİ
İran savaşının yalnızca askeri bir cephede yürütülmediği artık daha açık görülüyor.
Petrol, dizel, tankerler, rafineriler, Hürmüz Boğazı ve stratejik rezervler de savaşın ekonomik cephesini oluşturuyor.
G7'nin ortak açıklamasında İran'ın bölgesel saldırıları ve enerji güvenliğine yönelik etkiler kınanırken, Hürmüz'deki ticaret akışının yeniden sağlanması çağrısı yapıldı. G7 ayrıca enerji ürünlerinde ihracat kısıtlamalarından kaçınma taahhüdünde bulundu.
Bu açıdan bakıldığında rezervlerin piyasaya sürülmesi yalnızca bir akaryakıt fiyatı operasyonu değil.
Aynı zamanda savaşın küresel ekonomide oluşturduğu baskıyı kontrol altında tutma çabası.
Ve Washington açısından bunun bir başka sonucu daha var: İran üzerindeki ekonomik baskı sürerken enerji piyasalarının tamamen kontrolden çıkması engellenmiş oluyor.














































































