Milli benliğimiz, kimliğimiz yerinde iken bu ülkede milli ve manevi değerlerimize ancak mağaralardan ve toprak altındaki inlerden laf edilebilirdi.
Şimdi hepsi bir oldu ve alenen her şeyimiz tehdit ediliyor.
Geçtiğimiz Şubat ayında HÜDA PAR, Diyarbakır'da "Kürt Meselesine İnsani Çözüm" adında bir toplantı düzenledi ve sonuç bildirgesi adı altında taleplerini açıkladılar.
1- Kürt meselesi, yüz yıldır çözüm bekliyor, bir yüzyıl daha beklemesin, Heba edilmesin.
2- Ankara'nın saadeti, Diyarbakır'ın huzuruna bağlıdır.
3- Kürtlerin hak talepleri ve hassasiyetleri olmadan sorun çözülmez. Hassasiyetlerin başında İslam gelir.
4- Kemalist resmi ideolojinin dayatmaları neticesi çıkan ve binlerce ölüme yol açan şiddet çözüm enstrümanı olamaz.
5- Savaş baronlarına ve askeri vesayete fırsat verilmemeli, silahı çözüm gören anlayış yerine siyasi çözüm aranmalı.
6- İnkâr ve asimilasyon politikaları tamamen terk edilmeli, anayasal düzenlemeler yapılmalıdır.
7- Kürtlerin Malazgirt, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'ndaki katkıları teslim edilmelidir.
8- Kürtçe anayasal güvenceye kavuşturulmalı, anadilde eğitim sağlanmalıdır.
10- Kemalist zihniyetin ürünü darbe anayasası değiştirilmeli.
11- Anayasadaki 'Türk' tanımından vazgeçilmeli. Devlet diline hâkim olan ırkçı, dışlayıcı ve inkârcı söylem mevzuattan çıkarılmalıdır.
12- Şeyh Said-i gibi Kürt âlimlere yapılanlar için özür dilenmeli, mezar yerleri de açıklanmalıdır."
Önemli
Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Şeyh Said, Said Nursi ve Seyit Rıza'nın mezar yerleri açıklanmalıdır. Bu tarih bizim tarihimiz. Acısıyla, tatlısıyla, hepimizin ortak hafızasıdır" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, 'Biz Şeyh Said'in, Said-i Nursi'nin torunları olarak bunlara kırmızı kart gösterin' dedi.
Bizler, bu şahıslar böylesi küstahlığı nasıl yapıyor, nereden cesaret alıyor, arkalarında kimler var, ümmetçiler, milliyetçiler, Atatürkçüler nerede, diye sorgularken meğer daha beterini yaşayacakmışız.
Beteri varmış
Nisan ayında ise Suriye Kamışlı'da 'Kürt Ulusal Konferansı' adı alında 4 ülkeden bu bölücü hareketi temsil eden 400 kişinin katıldığı bir toplantı gerçekleştirildi.
Onlardan bildirge hazırladılar ve ülkemizin kımızı bültenler aradığı teröriste okuttular.
-Suriye'nin çok etnik, çok dinli ve çok kültürlü, federal ve ademi merkeziyetçi sistemle idare edilen bir ülke olması talebinden hareketle, Kürt bölgelerinin federal bir Suriye içinde tek ve birleşik bir siyasi ve idari birim olarak kabul edilmesi.
-Kürt bölgesindeki altyapının yeniden inşa edilmesi ve doğal kaynakların adil dağılımının sağlanması.
-Kürtçenin ikinci resmi dil olarak tanınması.
-Kürtlerin tüm devlet kurumlarında temsilinin garanti altına alınması.
-Geçmişteki Arap Kuşağı projesi politikalarının tersine çevrilmesi ve önceki döneme ait tüm demografik mühendislik kararlarının iptal edilmesi.
-Kürtlerin haklarının (lisan, eğitim vs) anayasal garantiye kavuşturulması.
Biz yine saf saf bu şahıslar böylesi küstahlığı nasıl yapıyor, nereden cesaret alıyor, arkalarında kimler var, ümmetçiler, milliyetçiler, Atatürkçüler nerede, diye sorgularken meğer daha beterini yaşayacakmışız.
Daha da beteri varmış
Mayıs ayıydı. Bölücü zihniyet bu kez TBMM'den, kendini gösterdi.
George isimli bir şahıs, TBMM'de kürsüye gelip, Türk Milletini soykırımcı ilan edip, TBMM'nin 'milli kahraman' ilan ettiği Talat Paşa'ya, TBMM'ye adeta rest çekerek katil, demişti.
Bizler, bu şahıslar böylesi küstahlığı nasıl yapıyor, nereden cesaret alıyor, arkalarında kimler var, ümmetçiler, milliyetçiler, Atatürkçüler nerede, diye sorgularken meğer daha beterini yaşayacakmışız.
Çok daha beterini yaşayacakmışız
PKK'nın kravatlı, keleşli sözcüleri açıkça;
1- Biz davamızı feshetmedik, adımızı feshettik. Mücadeleyi bırakacağız, demedik. Silah bırakacağız, dedik.
2- Biz, terörist değil gerillayız. Halkımızın hakları için mücadele ediyoruz.
3- Türk devleti Lozan'da Kürtlerin hakkını gasp etmiştir, soykırıma uğruyoruz, 100 yıldır asimile ediliyoruz, Sevr'de bize tanınan hakları istiyoruz.
3- Yeni anayasa istiyoruz. Önder Apo'nun süreci ve mücadelemizi yönetmesini istiyoruz.
4- Vatandaşlık tarifini kabul etmiyoruz. Kürtçe'nin resmi dil olmasını istiyoruz. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini istiyoruz' dediler.
Ve eklediler: 'Ya kabul edersiniz ya da her yer Gazze olur' tehdidini masaya koydular.
Ve
Plan gereği 30 katil ellerindeki silahları yaktı. AKP tarafından, Sayın Erdoğan'ın, 'tarihî bir konuşma' yapacağı açıklandı. Merakla bekledik.
Sayın Erdoğan tarihi konuşmasını yaptı: 'TBMM'de bir komisyon kuracak, sürecin yasal ihtiyaçlarını Meclis çatısı altında konuşmaya başlayacağız. AK Parti, MHP, DEM biz en azından üçlü olarak bu yolda beraber yürümeye karar verdik' dedi.
AKP ve medyası büyük bir sevinç yaşarken 'pazarlık' iddialarını ise kesin bir dil ile yalanlıyorlardı ki!
DEM Parti: "Sayın Öcalan'ın özgürlüğü tartışmasız bir taleptir."
Kandil: "Devlet tarafından somut adımlar atılmadığı sürece, şu bilinmelidir ki bu ilk ve son gruptur."
En son KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık:
Sorun sadece silah bırakarak çözülmez.
Öcalan'a özgürlük sağlanmadan yeni bir adım atılamaz.
Biz adım attık, şimdi sıra devlette.
PKK silah bırakır ama yarın başkası silahlanır, dedi.
Evet, 'Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz' hadisini çok sık kullanırlar.
Bakalım ne zaman 'aldatıldık, kandırıldık' diyecekler! Yoksa oyunun ortağı olarak devam edecekler?
Şimdi hepsi bir oldu ve alenen her şeyimiz tehdit ediliyor.
Geçtiğimiz Şubat ayında HÜDA PAR, Diyarbakır'da "Kürt Meselesine İnsani Çözüm" adında bir toplantı düzenledi ve sonuç bildirgesi adı altında taleplerini açıkladılar.
1- Kürt meselesi, yüz yıldır çözüm bekliyor, bir yüzyıl daha beklemesin, Heba edilmesin.
2- Ankara'nın saadeti, Diyarbakır'ın huzuruna bağlıdır.
3- Kürtlerin hak talepleri ve hassasiyetleri olmadan sorun çözülmez. Hassasiyetlerin başında İslam gelir.
4- Kemalist resmi ideolojinin dayatmaları neticesi çıkan ve binlerce ölüme yol açan şiddet çözüm enstrümanı olamaz.
5- Savaş baronlarına ve askeri vesayete fırsat verilmemeli, silahı çözüm gören anlayış yerine siyasi çözüm aranmalı.
6- İnkâr ve asimilasyon politikaları tamamen terk edilmeli, anayasal düzenlemeler yapılmalıdır.
7- Kürtlerin Malazgirt, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'ndaki katkıları teslim edilmelidir.
8- Kürtçe anayasal güvenceye kavuşturulmalı, anadilde eğitim sağlanmalıdır.
10- Kemalist zihniyetin ürünü darbe anayasası değiştirilmeli.
11- Anayasadaki 'Türk' tanımından vazgeçilmeli. Devlet diline hâkim olan ırkçı, dışlayıcı ve inkârcı söylem mevzuattan çıkarılmalıdır.
12- Şeyh Said-i gibi Kürt âlimlere yapılanlar için özür dilenmeli, mezar yerleri de açıklanmalıdır."
Önemli
Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Şeyh Said, Said Nursi ve Seyit Rıza'nın mezar yerleri açıklanmalıdır. Bu tarih bizim tarihimiz. Acısıyla, tatlısıyla, hepimizin ortak hafızasıdır" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, 'Biz Şeyh Said'in, Said-i Nursi'nin torunları olarak bunlara kırmızı kart gösterin' dedi.
Bizler, bu şahıslar böylesi küstahlığı nasıl yapıyor, nereden cesaret alıyor, arkalarında kimler var, ümmetçiler, milliyetçiler, Atatürkçüler nerede, diye sorgularken meğer daha beterini yaşayacakmışız.
Beteri varmış
Nisan ayında ise Suriye Kamışlı'da 'Kürt Ulusal Konferansı' adı alında 4 ülkeden bu bölücü hareketi temsil eden 400 kişinin katıldığı bir toplantı gerçekleştirildi.
Onlardan bildirge hazırladılar ve ülkemizin kımızı bültenler aradığı teröriste okuttular.
-Suriye'nin çok etnik, çok dinli ve çok kültürlü, federal ve ademi merkeziyetçi sistemle idare edilen bir ülke olması talebinden hareketle, Kürt bölgelerinin federal bir Suriye içinde tek ve birleşik bir siyasi ve idari birim olarak kabul edilmesi.
-Kürt bölgesindeki altyapının yeniden inşa edilmesi ve doğal kaynakların adil dağılımının sağlanması.
-Kürtçenin ikinci resmi dil olarak tanınması.
-Kürtlerin tüm devlet kurumlarında temsilinin garanti altına alınması.
-Geçmişteki Arap Kuşağı projesi politikalarının tersine çevrilmesi ve önceki döneme ait tüm demografik mühendislik kararlarının iptal edilmesi.
-Kürtlerin haklarının (lisan, eğitim vs) anayasal garantiye kavuşturulması.
Biz yine saf saf bu şahıslar böylesi küstahlığı nasıl yapıyor, nereden cesaret alıyor, arkalarında kimler var, ümmetçiler, milliyetçiler, Atatürkçüler nerede, diye sorgularken meğer daha beterini yaşayacakmışız.
Daha da beteri varmış
Mayıs ayıydı. Bölücü zihniyet bu kez TBMM'den, kendini gösterdi.
George isimli bir şahıs, TBMM'de kürsüye gelip, Türk Milletini soykırımcı ilan edip, TBMM'nin 'milli kahraman' ilan ettiği Talat Paşa'ya, TBMM'ye adeta rest çekerek katil, demişti.
Bizler, bu şahıslar böylesi küstahlığı nasıl yapıyor, nereden cesaret alıyor, arkalarında kimler var, ümmetçiler, milliyetçiler, Atatürkçüler nerede, diye sorgularken meğer daha beterini yaşayacakmışız.
Çok daha beterini yaşayacakmışız
PKK'nın kravatlı, keleşli sözcüleri açıkça;
1- Biz davamızı feshetmedik, adımızı feshettik. Mücadeleyi bırakacağız, demedik. Silah bırakacağız, dedik.
2- Biz, terörist değil gerillayız. Halkımızın hakları için mücadele ediyoruz.
3- Türk devleti Lozan'da Kürtlerin hakkını gasp etmiştir, soykırıma uğruyoruz, 100 yıldır asimile ediliyoruz, Sevr'de bize tanınan hakları istiyoruz.
3- Yeni anayasa istiyoruz. Önder Apo'nun süreci ve mücadelemizi yönetmesini istiyoruz.
4- Vatandaşlık tarifini kabul etmiyoruz. Kürtçe'nin resmi dil olmasını istiyoruz. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini istiyoruz' dediler.
Ve eklediler: 'Ya kabul edersiniz ya da her yer Gazze olur' tehdidini masaya koydular.
Ve
Plan gereği 30 katil ellerindeki silahları yaktı. AKP tarafından, Sayın Erdoğan'ın, 'tarihî bir konuşma' yapacağı açıklandı. Merakla bekledik.
Sayın Erdoğan tarihi konuşmasını yaptı: 'TBMM'de bir komisyon kuracak, sürecin yasal ihtiyaçlarını Meclis çatısı altında konuşmaya başlayacağız. AK Parti, MHP, DEM biz en azından üçlü olarak bu yolda beraber yürümeye karar verdik' dedi.
AKP ve medyası büyük bir sevinç yaşarken 'pazarlık' iddialarını ise kesin bir dil ile yalanlıyorlardı ki!
DEM Parti: "Sayın Öcalan'ın özgürlüğü tartışmasız bir taleptir."
Kandil: "Devlet tarafından somut adımlar atılmadığı sürece, şu bilinmelidir ki bu ilk ve son gruptur."
En son KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık:
Sorun sadece silah bırakarak çözülmez.
Öcalan'a özgürlük sağlanmadan yeni bir adım atılamaz.
Biz adım attık, şimdi sıra devlette.
PKK silah bırakır ama yarın başkası silahlanır, dedi.
Evet, 'Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz' hadisini çok sık kullanırlar.
Bakalım ne zaman 'aldatıldık, kandırıldık' diyecekler! Yoksa oyunun ortağı olarak devam edecekler?
Akın Aydın / diğer yazıları
- G7 zirvesi ve Mandacılar / 22.06.2026
- Maarif modeli ve yeni anayasa / 21.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026
- Maarif modeli ve yeni anayasa / 21.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026

























































