Bugün bir ülkenin güçlü olması enerji kaynaklarına sahip olması ve bu kaynakları doğru değerlendirmesiyle doğru orantılıdır. Özellikle sanayinin gelişmesiyle başlayan süreç enerji kavgalarını da gündeme getirmiştir.Dünyaya yön vermek isteyen küresel güçler bunun en önemli ayağının enerji kaynaklarını ele geçirmek olduğunu gayet iyi bilirler.Son zamanlarda yaşanan savaşlarda, işgallerde, katliamlarda enerji kaynaklarına ulaşma arzusu büyük bir rol oynamıştır.Gelişmiş ülkeler, başta ABD, Rusya, AB ülkeleri olmak üzere bu kaynak yarışının içindedirler. Bu noktada adeta dünya parsellenmiş durumdadır. Hatta yeni bir saha açıldığında adeta oraya üşüşmektedirler.Örneğin buzulların erimesiyle Kuzey Kutbu'nda erişimi kolay hale gelen potansiyel kaynaklar sebebiyle küresel köşe kapmaca başladı. Ülkeler ulaştıkları yere bayraklarını dikerek "burası benim" diyorlar. Bölgenin geleceğini ve kaynaklarını ipotek altına almaya çalışıyorlar.Rusya'nın doğal gaz konusundaki son hamlesi de dikkate değer.Elinde doğal gaz kozu var ve bunu her boyutuyla değerlendirmeye çalışıyor. Bu konuda her türlü küresel tehdidi de bertaraf etmenin gayreti içinde.ABD ve AB ülkeleri Rusya'nın doğal gaz konusundaki tekel olma özelliğini kırmak için Orta Asya ülkeleri ile ikili görüşmeler yapıyorlar.Rusya da bu by-pass projelerini bozmak için Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan gaz şirketlerinin başkanlarıyla bir araya geldi. Alınan kararda, Orta Asya cumhuriyetlerinin de doğal gazı, gelecek yıldan itibaren Avrupa fiyatı seviyesinde satması kararı alındı. Hatta uzmanlara göre Rusya onların doğal gazını kendisi bu fiyatlara alarak ABD ve AB ülkelerinin by-pass faaliyetlerinin önüne geçmeye çalışıyor.Geçtiğimiz yıl Ukrayna merkezli doğal gaz krizini hatırlayın.Ukrayna ülkesinden gaz geçişine engel olarak gerek Rusya'yı gerekse Avrupa ülkelerini oldukça tedirgin etmişti. Küçük bir ülke olmasına ve de doğal gaz kendisine ait olmamasına rağmen elindeki kozu gayet iyi kullanmıştı.Kısaca şunu belirtmek gerekir ki, kendi milli çıkarlarını düşünen her ülke enerji üzerinden ciddi politikalar geliştirmektedir.Dünyada, elinde katrilyon dolar düzeyinde enerji kaynakları olmasına rağmen bir enerji politikası olmayan, kaynaklarını milli çıkarları doğrultusunda hiç değerlendiremeyen, sağa sola üç kuruşa peşkeş çeken tek bir ülke var: maalesef Türkiye.Ülkemiz petrol denizi üzerinde yüzüyor. Yıllardan beri bilmemize rağmen çıkarmadık. Petrol sahalarını yabancılara satıyoruz, üstelik yüzde 98'ini yabancılara, yüzde 2'sini ise kendimize bırakan yasayı da çıkartmaya hazırlanarak.Ülkemiz doğal gaz zengini. Ama en pahalı doğal gazı almaya devam ediyoruz. Her türlü riski de üzerimize alarak doğal gazın üzerimizden akıp geçmesine müsaade ediyoruz. Üstelik bizim üzerimizden gaz alanlar bizden daha ucuza alıyor. Ne garip bir durum.Bu iki kaynak bile bizi enerji patronu ülke yapabilecekken bu konuda hiçbir adım atmayışımız oldukça manidardır.Bu konuda da Prof. Dr. Haydar Baş'ın dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'ndeki çözümleri dikkate almalıyız.Enerji kaynakları derhal stratejik ilan edilmeli ve devlet-millet ortaklığıyla işletilmelidir.Enerji kaynaklarını çıkarmada ve işlemede finans kaynağı olarak "illaki yabancı sermaye olmalı" mantıksızlığından derhal kurtulmalı, kendi emisyonumuz devreye sokularak ülkemiz ve milletimiz bu kaynaklarla acilen buluşturulmalıdır.Bu, daha ucuz enerji, üretimde daha uygun maliyet demektir.Bu, vatandaşlarımızın daha uygun fiyatlarla ürün ve hizmetlere ulaşması demektir.Bu, halkımızın yaşam kalitesinde artış demektir. Her şeyden önemlisi enerjide yüzde 80'ler düzeyinde dışa bağımlı olan ülkemizin enerjide de bağımsızlığını ilan etmesi demektir.Enerjide kendi kaynaklarını devreye koyan bir Türkiye'nin, küresel manada çok önemli bir konuma yerleşeceği aşikardır.Prof. Dr. Baş, buna "kainat devleti" demektedir.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Dünyada barış ve huzur MEM ile sağlanır / 19.02.2026
- Bilim insanları Viyana’da ‘MEM’ dedi / 18.02.2026
- ‘Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur’ / 17.02.2026
- "Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur" / 14.02.2026
- BTP lideri Hüseyin Baş’ın kongre konuşması tarihi bir manifestoydu / 13.02.2026
- Milli Ekonomi Modeli ‘dinamik’ bir model / 12.02.2026
- 11. MEM Kongresi, tebliğ hazırlayan ve sunan bilim insanları, konular / 11.02.2026
- 11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana’da / 04.02.2026
- ABD-İran geriliminde Türkiye arabulucu olmalı mı? / 03.02.2026
- ABD, bu şartlarda İran’a saldırabilir mi? / 31.01.2026
- Bilim insanları Viyana’da ‘MEM’ dedi / 18.02.2026
- ‘Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur’ / 17.02.2026
- "Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur" / 14.02.2026
- BTP lideri Hüseyin Baş’ın kongre konuşması tarihi bir manifestoydu / 13.02.2026
- Milli Ekonomi Modeli ‘dinamik’ bir model / 12.02.2026
- 11. MEM Kongresi, tebliğ hazırlayan ve sunan bilim insanları, konular / 11.02.2026
- 11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana’da / 04.02.2026
- ABD-İran geriliminde Türkiye arabulucu olmalı mı? / 03.02.2026
- ABD, bu şartlarda İran’a saldırabilir mi? / 31.01.2026


























































