Bazı cümleler, yargılar vardır; sırf o cümleyi kurabilmek, o yargıya varabilmek için bir ömrün ya da en azından onyılların yaşanması gerekir. Bazı olaylar ve hatta olaylar silsilesi de, arzu edilen bir yargıyı rahatça ifade edebilmek adına gerçekleştirilmiş olabilir.Rahip Santoro cinayeti, Şemdinli olayları, Danıştay saldırısı ve Hrant Dink suikastını bu bağlamda değerlendirirsek, bu olaylar silsilesinin de benzer bir durum için gerçekleştirilmiş olabileceği gerçeğine ulaşabiliriz. Bu olaylardan sonra medyada çıkan yorum, değerlendirme ve yönlendirmeler, yetkili mercilerin olayları çekmek istedikleri tehlikeli noktalar ve hem failler, hem de maktullerin özellikleri dikkate alındığında kimlerin nasıl bir yargıya varmak istediklerini daha iyi anlayabiliriz. Peki varılmak istenen yargı ne?Yenişafak gazetesi bu yargıyı önceki gün manşetinden duyurdu:"Bunun adı ulusalcı terör"Haber şöyle devam ediyor: "Bazı siyasetçilerin ve sivil toplum örgütlerinin "AB Türkiye'yi bölecek", "vatan elden gidiyor" söylemleri 'ulusalcı terör'ün hareket alanını genişletti. Rahip Santoro, Danıştay ve Dink suikastının ardından son hedef Malatya oldu" Belki çok komplovari gelebilir ama, iktidar bülteni gazetenin attığı bu manşet, vatanseverliği, milliyetçiliği, ulusalcılığı terörle yanyana kullanabilme ve hatta bu değerleri bir terör menbaı gibi gösterebilme rahatlığının en açık ifadesidir. Bu gazetenin bu manşeti atarken cesaret aldığı olaylar silsilesi, anlamlı ve organize bir şekilde bu iftiranın altını dolduracak şekilde dizayn edilmiştir. İşte tam bu noktada seçilen hedefler ve faillerin özelliklerinin nasıl ustaca tayin edildiği gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.Her üç olayın ardından (Santoro, Dink ve Malatya) faillerin ve çevresindeki insanların "vatan elden gidiyor, din elden gidiyor" cümlesini ya mektupla, ya da sözle ifade etmeleri, olaylar sonrasında ortaya çıkan iftira dalgasının da en büyük bahanesini teşkil ediyor. İşte son Malatya olayının ardından da benzer bir iftira dalgası devreye konuldu, bu memleketi karşılıksız savunan, yüreğinin en derinlerinde vatan, millet, din endişesi taşıyan, ülke gençlerinin emperyalist misyoner çetelerinin tehlikeli tuzaklarına düşmesine engel olmaya çalışanlar, hasılı bu ülkenin gerçek vatanseverleri en ağır iftiralara maruz kalıyor. Ne demek ulusalcı terör?Değil 3, benzer 33 eyleme de aynı karanlık çevreler imza atsa, siz yine de böyle bir yakıştırmada, iftirada bulunamazsanız. Başta ABD olmak üzere Batı dünyasının özellikle 11 Eylül'den sonra rahatça ifade edip dünyaya dayattıkları "Müslüman terörist" iftirasına destek mahiyetinde kendinizce yeni bir kalıp mı uyduruyorsunuz! Unutmayın ki, ABD'den veya Batı'dan aldığınız akıl ve destek Edirne'den içeriye giremez, Kapıkule'nin ötesinde kalır.Hiç kimse kirli oyunların içine girip, birilerinin arkasına saklanıp ucuz kahramanlık yapmasın!Başka Türkiye yok!
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012




























































