Ümit Kocasakal’dan iktidara yargı paketi ve yargı bağımsızlığı eleştirisi
Prof. Dr. Ümit Kocasakal, “Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Sayın Hüseyin Baş'ın açıklamalarını izliyorum ve son derece de doğru buluyorum" dedi.
02.03.2024 18:59:00
Önder Yılmaz
Önder Yılmaz





8. Yargı Paketi TBMM Genel Kurulu'ndan geçerek yasalaştı. İstanbul Barosu Eski Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal ile hem yargı paketini hem de AKP iktidarının yargıya bakışını konuştuk.
İşte Ümit Kocasakal'ın açıklamaları;
"Her şey Papa heykelinin önünde atılan imzalarla başladı"
"Hatırlayan var mı, Papa heykelinin önünde bir imza atmıştık da Avrupa Birliği'ne giriyorduk. Arkasından davullar, zurnalar, klarnetler vs. Herkesin cebi Euro dolacaktı, bir anda zenginleşecektik ama bunun için, kulübe girebilmemiz için tırnak içinde bazı ev ödevleri yapmamız gerekiyordu, hatırlıyor musunuz? Bence aşağılayıcı bir ifade olarak ev ödevi yapmamız gerekiyordu ve biz bu yargı paketleriyle o dönemde tanıştık. Devamlı paketler paketler paketler paketler… E ne oldu? Ben size ne olduğunu söyleyeyim mi, bu paket adı verilen her bir düzenlemeyle adalet sisteminin bütünselliği, yapısı tamamen değişti ve tarumar oldu, iyice bir kaosa gidildi.
"Önce yargınızın bağımsız olması lazım"
Bunların bir anlam ifade edebilmesi için yargınızın bağımsız ve tarafsız olması lazım. Bir hukuk devletinin en olmazsa olmaz şeyi insanların ve kurumların mahkeme kararlarına uyma zorunluluğudur. Bakın bu konuda bir hüküm olmasına da gerek yok. Herkes şunda yanılıyor, sadece Anayasa Mahkemesi kararları değil, bütün mahkeme kararları herkes için bağlayıcıdır, herkes açıp anayasanın 138. maddesine bakabilir. Bir de Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının bağlayıcılığı da özel olarak ve ayrıca 153. maddede belirtiliyor.
"Yargıyı paketlediler"
Peki sonuç ne? Sonuç, biz bakın 2010 referandumundan başlayarak FETÖ ele başının 'gerekirse ölüler bile mezardan çıkıp oy kullanmalı' dediği 2010 referandumundan bugüne kadar biz zaten yargıyı paketledik. Efendim orayı öyle değiştiriyoruz, yok bilmem başvuru sürelerini birbirine eşit diyoruz vs… Geçin bunları. Bunu neye benzetiyorum biliyor musunuz, evin damı yok uçmuş, pencereler patlamış, kapı yok, yağan yağmur olduğu gibi içeride… Biz şeyi tartışıyoruz; yıkılmamış bir duvarda tablo eğri duruyor!
"Andersen'den Masalları geçmez"
Sizin yargınız bağımsız ve tarafsız değilse, mahkeme kararlarına uyulmuyor ise sizin bu paketleriniz filan tamamen Andersen'den Masalları geçmez. Şimdi bir ülke düşünün ki - ben bir hukukçu olarak inanamıyorum yaşadıklarıma- Anayasa mahkemesinin kararını hiç kimse takmıyor, Yargıtay Anayasa mahkemesinin kararını tanımıyor. Şimdi bunun üstüne ben daha ne diyeceğim.
"İhtilaf ve yorum farkı yok"
Cumhurbaşkanı geçen, 'yüksek yargıda ihtilafı gidermek zorundayız' diyor. Bakın bunlar hep işin kurnazlıkları. İşin içinde bir ihtilaf yok ki! Adalet Bakanı çıkıyor, 'yorum
farkı' diyor. Efendim yorum farkı filan yok. Gayet basitleştirerek söyleyeyim, bu yaşanan tam anlamıyla bir Yeniçeri isyanı ya da bir Patrona Halil İsyanı. Siz Anayasa Mahkemesi kararını beğenmeyebilirsiniz eleştirebilirsiniz. Benim de çok eleştirdiğim kararları var Danıştay'ın da, Yargıtay'ın da, Anayasa Mahkemesi'nin de, yerel mahkemenin de ama bu bana o kararı tanımama, gereğini yapmama hakkı vermiyor.
"Pensilvanya gidip yerine Menzilvanya gelince tehlike geçmiş mi olacak?"
Teklifin 33. maddesinin G bendinde siyasi, felsefi, dini sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek ve diğer kar amacı gütmeyen kuruluş ya oluşumların da kişisel verileri işleyebilmesine imkan tanınması yer alıyor. Bu bir kıyamet. Niye? Sizlerin de hassasiyetini biliyorum, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Sayın Hüseyin Baş'ın açıklamalarını da izliyorum ve o anlamda son derece de doğru buluyorum. Şimdi FETÖ kalkışması ne oldu, bu 15 Temmuz? Peki bu FETÖ bu pozisyona nasıl gelebildi? Hangi damarı kullandı soruyorum. Sizin vücudunuza bir şey zerk edebilmeleri için bir damar yolu açılması lazım. Bunlar açılan hangi damar yolunu kullandı, din istismarı. Bakın din demiyorum din başka bir şey dinin istismarı, ticarete ve siyasete alet edilmesi başka bir şey. Şimdi Pensilvanya gidip yerine Menzilvanya gelince tehlike geçmiş mi olacak? Bu paketlerle, böyle paketlerle siz adalet sistemini düzeltemezsiniz. Siz yargıyı paketlediniz, siz önce paketlediniz yargıyı bir serbest ve özgür bırakın.
İşte Ümit Kocasakal'ın açıklamaları;
"Her şey Papa heykelinin önünde atılan imzalarla başladı"
"Hatırlayan var mı, Papa heykelinin önünde bir imza atmıştık da Avrupa Birliği'ne giriyorduk. Arkasından davullar, zurnalar, klarnetler vs. Herkesin cebi Euro dolacaktı, bir anda zenginleşecektik ama bunun için, kulübe girebilmemiz için tırnak içinde bazı ev ödevleri yapmamız gerekiyordu, hatırlıyor musunuz? Bence aşağılayıcı bir ifade olarak ev ödevi yapmamız gerekiyordu ve biz bu yargı paketleriyle o dönemde tanıştık. Devamlı paketler paketler paketler paketler… E ne oldu? Ben size ne olduğunu söyleyeyim mi, bu paket adı verilen her bir düzenlemeyle adalet sisteminin bütünselliği, yapısı tamamen değişti ve tarumar oldu, iyice bir kaosa gidildi.
"Önce yargınızın bağımsız olması lazım"
Bunların bir anlam ifade edebilmesi için yargınızın bağımsız ve tarafsız olması lazım. Bir hukuk devletinin en olmazsa olmaz şeyi insanların ve kurumların mahkeme kararlarına uyma zorunluluğudur. Bakın bu konuda bir hüküm olmasına da gerek yok. Herkes şunda yanılıyor, sadece Anayasa Mahkemesi kararları değil, bütün mahkeme kararları herkes için bağlayıcıdır, herkes açıp anayasanın 138. maddesine bakabilir. Bir de Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının bağlayıcılığı da özel olarak ve ayrıca 153. maddede belirtiliyor.
"Yargıyı paketlediler"
Peki sonuç ne? Sonuç, biz bakın 2010 referandumundan başlayarak FETÖ ele başının 'gerekirse ölüler bile mezardan çıkıp oy kullanmalı' dediği 2010 referandumundan bugüne kadar biz zaten yargıyı paketledik. Efendim orayı öyle değiştiriyoruz, yok bilmem başvuru sürelerini birbirine eşit diyoruz vs… Geçin bunları. Bunu neye benzetiyorum biliyor musunuz, evin damı yok uçmuş, pencereler patlamış, kapı yok, yağan yağmur olduğu gibi içeride… Biz şeyi tartışıyoruz; yıkılmamış bir duvarda tablo eğri duruyor!
"Andersen'den Masalları geçmez"
Sizin yargınız bağımsız ve tarafsız değilse, mahkeme kararlarına uyulmuyor ise sizin bu paketleriniz filan tamamen Andersen'den Masalları geçmez. Şimdi bir ülke düşünün ki - ben bir hukukçu olarak inanamıyorum yaşadıklarıma- Anayasa mahkemesinin kararını hiç kimse takmıyor, Yargıtay Anayasa mahkemesinin kararını tanımıyor. Şimdi bunun üstüne ben daha ne diyeceğim.
"İhtilaf ve yorum farkı yok"
Cumhurbaşkanı geçen, 'yüksek yargıda ihtilafı gidermek zorundayız' diyor. Bakın bunlar hep işin kurnazlıkları. İşin içinde bir ihtilaf yok ki! Adalet Bakanı çıkıyor, 'yorum
farkı' diyor. Efendim yorum farkı filan yok. Gayet basitleştirerek söyleyeyim, bu yaşanan tam anlamıyla bir Yeniçeri isyanı ya da bir Patrona Halil İsyanı. Siz Anayasa Mahkemesi kararını beğenmeyebilirsiniz eleştirebilirsiniz. Benim de çok eleştirdiğim kararları var Danıştay'ın da, Yargıtay'ın da, Anayasa Mahkemesi'nin de, yerel mahkemenin de ama bu bana o kararı tanımama, gereğini yapmama hakkı vermiyor.
"Pensilvanya gidip yerine Menzilvanya gelince tehlike geçmiş mi olacak?"
Teklifin 33. maddesinin G bendinde siyasi, felsefi, dini sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek ve diğer kar amacı gütmeyen kuruluş ya oluşumların da kişisel verileri işleyebilmesine imkan tanınması yer alıyor. Bu bir kıyamet. Niye? Sizlerin de hassasiyetini biliyorum, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Sayın Hüseyin Baş'ın açıklamalarını da izliyorum ve o anlamda son derece de doğru buluyorum. Şimdi FETÖ kalkışması ne oldu, bu 15 Temmuz? Peki bu FETÖ bu pozisyona nasıl gelebildi? Hangi damarı kullandı soruyorum. Sizin vücudunuza bir şey zerk edebilmeleri için bir damar yolu açılması lazım. Bunlar açılan hangi damar yolunu kullandı, din istismarı. Bakın din demiyorum din başka bir şey dinin istismarı, ticarete ve siyasete alet edilmesi başka bir şey. Şimdi Pensilvanya gidip yerine Menzilvanya gelince tehlike geçmiş mi olacak? Bu paketlerle, böyle paketlerle siz adalet sistemini düzeltemezsiniz. Siz yargıyı paketlediniz, siz önce paketlediniz yargıyı bir serbest ve özgür bırakın.


















































































