logo
17 TEMMUZ 2026

Üniversite hayali mi, yurt dışı hayali mi?

17.07.2026 00:00:00
 
Bu hafta yüz binlerce gencimiz YKS sonuçlarını bekliyor.

Kimi istediği bölümü kazanmanın hayalini kuruyor.

Kimi ailesine güzel bir haber vermenin heyecanını yaşıyor.

Kimi ise tercih listesini hazırlamaya başladı bile.

Fakat bugün gençlerin zihninde, sınav kadar önemli başka bir soru daha var:

"Üniversiteyi bitirdikten sonra bu ülkede nasıl bir gelecek beni bekliyor?"

Eskiden üniversite, gençler için bir mesleğe açılan kapıydı.

Bugün ise birçok genç için yurt dışına açılan bir kapı olarak görülüyor.

İşte asıl üzerinde düşünmemiz gereken konu budur.

Gençler neden gitmek istiyor?

Bu soruya peşin hükümlerle değil, verilerle cevap vermek gerekir.

TÜİK'in İstatistiklerle Gençlik 2025 verilerine göre, 15-24 yaş grubunda genç işsizlik oranı %15,3 seviyesinde bulunuyor. Aynı araştırmada ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı ise %16,3 olarak açıklanıyor. Bu rakamlar, her gencin umutsuz olduğu anlamına gelmez; ancak önemli bir kısmının eğitim sonrası iş bulma ve gelecek kurma konusunda ciddi kaygılar taşıdığını göstermektedir.

Bugün üniversite tercihinde bulunan birçok genç yalnızca bölüm seçmiyor.

Aynı zamanda hayatını hangi ülkede kuracağını da düşünüyor.

Elbette yurt dışında eğitim almak, çalışmak veya tecrübe kazanmak yanlış değildir.

Bilim evrenseldir.

Bilgi sınır tanımaz.

Gençler dünyanın her yerinde eğitim alabilir.

Sorun burada değildir.

Sorun, gençlerimizin önemli bir kısmının gitmeyi bir tercih değil, zorunluluk olarak görmeye başlamasıdır.

Bir ülke için asıl tehlike beyin göçü değildir.

Asıl tehlike, beyinlerin umutlarını kaybetmesidir.

Bugün bir mühendis adayına sorun...

"Mezun olunca ne yapmak istiyorsun?"

Çoğu zaman alacağınız cevaplardan biri şudur:

"Birkaç yıl tecrübe kazanıp yurt dışına gitmek istiyorum."

Bir doktora sorun...

"Uzmanlıktan sonra yurt dışında çalışmayı düşünüyorum."

Bir yazılım öğrencisine sorun...

"Uluslararası bir şirkette çalışmak istiyorum."

Bu cevaplar gençlerin ülkesini sevmediğini göstermez.

Aksine, gelecek konusunda daha güçlü imkânlar aradıklarını gösterir.

Oysa güçlü ülkeler, gençlerini ülkelerinde tutabildikleri için güçlüdür.

Almanya'nın en büyük sermayesi genç mühendisleridir.

Japonya'nın en büyük gücü yetişmiş insan kaynağıdır.

Güney Kore'yi dünya markası yapan şey doğal kaynakları değil; eğitim, teknoloji ve kendi gençlerine yaptığı yatırımdır.

Türkiye'nin de en büyük zenginliği petrolü ya da doğalgazı değil, yetişmiş insan kaynağıdır.

YKS sonuçları açıklandıktan sonra milyonlarca aile puanlara bakacak.

Kimisi sevinecek.

Kimisi üzülecek.

Fakat asıl sormamız gereken soru şudur:

Üniversiteyi kazanan gençlerimize nasıl bir gelecek sunuyoruz?

Çünkü mesele yalnızca üniversiteye girmek değildir.

Üniversiteden sonra umutla yaşayabilecekleri bir ülke inşa edebilmektir.

Gençler; emeğin karşılık bulduğu, liyakatin esas alındığı, üretimin desteklendiği ve fikir üreten insanların değer gördüğü bir Türkiye görmek istiyor.

Aslında istedikleri şey çok basit:

Hayallerini başka ülkelerde değil, kendi ülkelerinde gerçekleştirebilmek.

Prof. Dr. Haydar Baş, yıllar önce "Bir milletin en büyük serveti yetişmiş insanıdır." diyerek kalkınmanın merkezine insanı koymuştu.

Bugün Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş da aynı anlayışı farklı bir cümleyle ifade ediyor:

"Var bir hayalimiz…"

Bu hayal; gençlerin mezun olur olmaz yurt dışına gitmeyi planladığı bir Türkiye değil...

Bilim insanlarının, girişimcilerin, mühendislerin ve doktorların kendi ülkelerinde gelecek kurabildiği bir Türkiye'dir.

Hatta daha da ötesi…

Dünyanın dört bir yanındaki gençlerin eğitim almak, üretmek ve yaşamak için Türkiye'yi tercih ettiği güçlü bir Türkiye'dir.

Çünkü Hüseyin Baş da bu milletin içinden çıkan, bu ülkenin okullarında yetişen ve gençlerin yaşadığı sorunları yakından bilen bir lider olarak, Türkiye'nin en büyük gücünün gençleri olduğuna inanıyor.

Gençler sadece geleceğin yöneticileri değildir.

Bugünün üreticileri, bilim insanları, girişimcileri ve fikir adamlarıdır.

Onlara güvenen, önlerini açan ve hayallerini kendi ülkelerinde gerçekleştirebilecekleri imkânları sunan bir Türkiye inşa edildiğinde, "Gençler neden gidiyor?" sorusunun yerini bambaşka bir soru alacaktır:

"Dünyanın dört bir yanındaki gençler neden Türkiye'ye geliyor?"

İşte gerçek hedef de budur.

Çünkü güçlü Türkiye; gençlerini kaybetmeyen değil, dünyanın yetişmiş insanlarının gelmek istediği bir Türkiye olduğunda gerçek anlamda güçlü olacaktır.
 
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.