Ülkemizin tablosunun özeti başlıkta özetlenmiş halde. Halkın vekaletiyle TBMM'ye girip, dokunulmazlık zırhına bürüneneler asılı yani kendilerine vekalet veren insanları unutmuş vaziyette.
Çıtayı ise her zaman ki gibi iktidar parti ve ortağı koydu. Bugüne kadar:
Çiftçiye 'ananı da al, git' denildiği gördük.
Atama bekleyen öğretmen, her fakülteyi bitiren öğretmen olacak diye bir kaide yok, restini gördük.
Yardım isteyen engelli vatandaşın cebine para koymaya çalışan bakan gördük.
'Karnına lokma giren kimse aç değildir' diyeni gördük.
'Geçinemiyoruz' diyen vatandaşa, 'çıkar cep telefonunu bakayım' diyeni gördük.
'Milleti haline şükretmiyor' diyeni de gördük.
Ama TBMM lokanta fiyatlarından ve çift maaşın yetmediğinden şikayetçi olanı görmemiştik. Onu da gördük.
AKP Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan. Özcanlar Köfte zincirinin sahibiymiş. Vatandaşa 420 ila 535 TL arasında köfte satan Sayın Vekil, Meclis lokantasındaki 120 TL'lik köfte fiyatında şikayetçi oldu.
Çift maaşta yetmiyormuş
Milletvekili maaşı ve emekli aylığından oluşan aylık 500 bin TL gelirle geçinemediğini söyleyen AKP Milletvekili Mestan Özcan, Gazetecilerin "Milletvekili maaşı yetmiyor mu?" sorusuna:
'Şöyle söyleyeyim; ben emekli maaşımla milletvekili maaşımı sana vereceğim. Sen de gel, bunları bir ay içerisinde idare et, yap. Bir daha söylüyorum, herkese verebilirim.
Benim yaşadığım giderleri ve gelirimi size vereceğim. Buyurun, siz bu işin altından kalkın, çıkın. Başka bir şey söylemiyorum. Şöyle zannediyorlar: Arabayı devlet veriyor sanıyorlar milletvekillerine…
Bir milletvekili, aldığı maaştan en az 1,5-2 kat daha fazla para harcıyor… Meclis lokantasına da zam yaptılar sizin yüzünüzden."
Asıl (vatandaş) ne diyor?
Diyarbakır'da, 'milletvekili maaşları hakkında ne düşünüyorsunuz?' sorusunu yanıtlayan kadın:
'Hiçbir şey düşünmüyorum. Yalnızca uyuşturucu belasını düşünüyorum. Çocuklarım içerde. İkisi de perişan haldeler. Birisi içerde, öteki dışarda deli olmuş. Bıktık artık yeter.'
Çok basit gibi görünse de toplumun büyük çoğunluğu bu kaderi yaşıyor. Elit sınıf kar, sefa, daha çok kazanma derdinde, vatandaş can derdinde, evlat derdinde, hayatta kalma derdinde.
Vekilin maaşı kadar gündem olmadı
Diyarbakırlı annenin serzenişi o vekilin açıklamaları kadar gündem olmadı. Oysa asıl gündem bu olmalıydı. Çünkü bu başlık sadece o annenin değil toplumumuzun gündemi. Dahası doğu ve güneydoğuda gerçekleştirilen alçak planın itirafıdır.
2025 sonu itibarıyla açıklanan raporlara Diyarbakır'da uyuşturucu maddeyle tanışma yaşı 5-11 yaş aralığına kadar inmiş durumda. Birçok kaynakta 9-12 yaş arası sıkça belirtiliyor.
SAMER gibi kurumlar tarafından yayımlanan raporlarlar da özellikle Bağlar, Ergani ve Silvan ilçelerinde yapılan saha araştırmalarında 15-29 yaş arası gençlerle yapılan görüşmelerde: Bağlar'da kullanıcıların %70'i 12-17 yaş aralığında başlamış, %1'i 5-11 yaş arası.
Ergani'de %9,4'ü 5-11 yaş arası ilk kullanım.
Silvan'da ilk kullanım yaşı 10'a kadar düşmüş.
Demek ki malum yapı dün doğu ve güneydoğuda bebekleri katlediyordu, bugün ise madde bağımlısı yaparak kendine bağlıyor.
Ama bu konu 'Kürt sorunu vardır' diyen AKP'nin, MHP'nin, CHP'nin gündeminde bile değil.
Ekrem İmamoğlu, Bahçeli'yi bastırmaya mı çalışıyor?
Milliyetçiliği kimseye bırakmayan Devlet Bahçeli ve partisi bir anda Apo'cu oldu. Onu adeta bir halk kahramanı, devletimizin bekası, milletimizin birliğinin anahtarı pozisyonuna getirdi.
CHP, kimliksiz siyaseti ile bu oyuna alet oldu. Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu ise ilk günden beri sürece sahiplenme gayretine girdi.
En son açıklamasında, 'iktidarın yanlışlarına rağmen bu işin tam göbeğindeyiz, Kürt meselesini eşit yurttaşlık prensibine uygun olarak ele alacağız' gibi ne anlama geldiğini idrak edemediği cümlelerle siyasi ikbal peşinde olduğunu kanıtladı.
İşte Ekrem İmamoğlu tam sözleri:
"Bizim dediğimiz, bütün yurttaşlara dillerini, inançlarını ve kimliklerini koruma ve geliştirme hakkını tanımak ve istenilmesi halinde ve arzu edilen yerlerde kamu gücüyle bu hakkın kullanılabilmesini sağlamak. Bunu yaparsak ulusal ve toplumsal birliğimiz daha da güçlenir. Buna inanıyoruz. Kürt sorununu eşit yurttaşlık prensibiyle ele alıp çözeceğiz dediğimizde bunu kastediyoruz".
CHP neyin peşinde?
Bu zihniyete cevabı Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal'ın sosyal medya hesabından paylaştığı fikirlerinde vereceğim. Sayın Ünal diyor ki:
"Sığınmacı meselesi, insani bir dram kılıfı altında, AB-D fonlarıyla pompalanmış, ulus devletleri içeriden çökertmeye ve bölmeye yönelik devasa bir psikolojik harekât malzemesidir. Bu, demografik bir savaş yöntemidir."
Nereden nereye!
Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Bülent Ecevit ve hatta Deniz Baykal….
Sonra KK
Şimdilerde de ÖÖ
Cumhuriyet bilinci yok, liderlik sıfır, millet/milliyet, ulus devlet/üniter yapı tabldot yemek menüsü ve kendilerinden bin kat daha bilinçli seçmenlerine söyleyebildikleri tek şey 'tıpış tıpış'.
Bu ülkede esas sorun ana muhalefettir. NOKTA
Başka parti kurun
En doğrusu, Atatürkçüleri ulusalcı azınlık olarak gören, dünyada alıcısı kalmamış bu küreselci etnikçi, mezhepçi propagandayı demokrasi, insan hakları vs zanneden kafanın, CHP dışında yeni bir parti kurup, yeni bir anayasa taslağı yazarak halktan oy istemeleri olur.
Bu fikirleri yeni ve tanrısal doğrular olarak gördüklerine göre yeni bir parti içinde örgütlenmeleri daha doğrudur. O zaman zaten Dem'e de gerek kalmaz. Ve biz de DEM oyları dışında kaç oy alabileceklerini görürüz.
Aslında CHP liderliği el yükseltme, devlet verme, son Kürt sorunum var dedikçe sorun olduğunu kabul etme, ana dilde eğitim, eşit vatandaşlık gibi laflarla kaçak güreşmeyi bırakarak bir anayasa taslağı hazırlayıp Suriye'deki PKK/PYD ve Kandil teröristleri için ne istediğini açıkça yazdığı bir rapor çıkarsa ve bizler de ne ile karşı karşıya olduğumuzu anlasak..."
İmza Akın Aydın
Çıtayı ise her zaman ki gibi iktidar parti ve ortağı koydu. Bugüne kadar:
Çiftçiye 'ananı da al, git' denildiği gördük.
Atama bekleyen öğretmen, her fakülteyi bitiren öğretmen olacak diye bir kaide yok, restini gördük.
Yardım isteyen engelli vatandaşın cebine para koymaya çalışan bakan gördük.
'Karnına lokma giren kimse aç değildir' diyeni gördük.
'Geçinemiyoruz' diyen vatandaşa, 'çıkar cep telefonunu bakayım' diyeni gördük.
'Milleti haline şükretmiyor' diyeni de gördük.
Ama TBMM lokanta fiyatlarından ve çift maaşın yetmediğinden şikayetçi olanı görmemiştik. Onu da gördük.
AKP Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan. Özcanlar Köfte zincirinin sahibiymiş. Vatandaşa 420 ila 535 TL arasında köfte satan Sayın Vekil, Meclis lokantasındaki 120 TL'lik köfte fiyatında şikayetçi oldu.
Çift maaşta yetmiyormuş
Milletvekili maaşı ve emekli aylığından oluşan aylık 500 bin TL gelirle geçinemediğini söyleyen AKP Milletvekili Mestan Özcan, Gazetecilerin "Milletvekili maaşı yetmiyor mu?" sorusuna:
'Şöyle söyleyeyim; ben emekli maaşımla milletvekili maaşımı sana vereceğim. Sen de gel, bunları bir ay içerisinde idare et, yap. Bir daha söylüyorum, herkese verebilirim.
Benim yaşadığım giderleri ve gelirimi size vereceğim. Buyurun, siz bu işin altından kalkın, çıkın. Başka bir şey söylemiyorum. Şöyle zannediyorlar: Arabayı devlet veriyor sanıyorlar milletvekillerine…
Bir milletvekili, aldığı maaştan en az 1,5-2 kat daha fazla para harcıyor… Meclis lokantasına da zam yaptılar sizin yüzünüzden."
Asıl (vatandaş) ne diyor?
Diyarbakır'da, 'milletvekili maaşları hakkında ne düşünüyorsunuz?' sorusunu yanıtlayan kadın:
'Hiçbir şey düşünmüyorum. Yalnızca uyuşturucu belasını düşünüyorum. Çocuklarım içerde. İkisi de perişan haldeler. Birisi içerde, öteki dışarda deli olmuş. Bıktık artık yeter.'
Çok basit gibi görünse de toplumun büyük çoğunluğu bu kaderi yaşıyor. Elit sınıf kar, sefa, daha çok kazanma derdinde, vatandaş can derdinde, evlat derdinde, hayatta kalma derdinde.
Vekilin maaşı kadar gündem olmadı
Diyarbakırlı annenin serzenişi o vekilin açıklamaları kadar gündem olmadı. Oysa asıl gündem bu olmalıydı. Çünkü bu başlık sadece o annenin değil toplumumuzun gündemi. Dahası doğu ve güneydoğuda gerçekleştirilen alçak planın itirafıdır.
2025 sonu itibarıyla açıklanan raporlara Diyarbakır'da uyuşturucu maddeyle tanışma yaşı 5-11 yaş aralığına kadar inmiş durumda. Birçok kaynakta 9-12 yaş arası sıkça belirtiliyor.
SAMER gibi kurumlar tarafından yayımlanan raporlarlar da özellikle Bağlar, Ergani ve Silvan ilçelerinde yapılan saha araştırmalarında 15-29 yaş arası gençlerle yapılan görüşmelerde: Bağlar'da kullanıcıların %70'i 12-17 yaş aralığında başlamış, %1'i 5-11 yaş arası.
Ergani'de %9,4'ü 5-11 yaş arası ilk kullanım.
Silvan'da ilk kullanım yaşı 10'a kadar düşmüş.
Demek ki malum yapı dün doğu ve güneydoğuda bebekleri katlediyordu, bugün ise madde bağımlısı yaparak kendine bağlıyor.
Ama bu konu 'Kürt sorunu vardır' diyen AKP'nin, MHP'nin, CHP'nin gündeminde bile değil.
Ekrem İmamoğlu, Bahçeli'yi bastırmaya mı çalışıyor?
Milliyetçiliği kimseye bırakmayan Devlet Bahçeli ve partisi bir anda Apo'cu oldu. Onu adeta bir halk kahramanı, devletimizin bekası, milletimizin birliğinin anahtarı pozisyonuna getirdi.
CHP, kimliksiz siyaseti ile bu oyuna alet oldu. Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu ise ilk günden beri sürece sahiplenme gayretine girdi.
En son açıklamasında, 'iktidarın yanlışlarına rağmen bu işin tam göbeğindeyiz, Kürt meselesini eşit yurttaşlık prensibine uygun olarak ele alacağız' gibi ne anlama geldiğini idrak edemediği cümlelerle siyasi ikbal peşinde olduğunu kanıtladı.
İşte Ekrem İmamoğlu tam sözleri:
"Bizim dediğimiz, bütün yurttaşlara dillerini, inançlarını ve kimliklerini koruma ve geliştirme hakkını tanımak ve istenilmesi halinde ve arzu edilen yerlerde kamu gücüyle bu hakkın kullanılabilmesini sağlamak. Bunu yaparsak ulusal ve toplumsal birliğimiz daha da güçlenir. Buna inanıyoruz. Kürt sorununu eşit yurttaşlık prensibiyle ele alıp çözeceğiz dediğimizde bunu kastediyoruz".
CHP neyin peşinde?
Bu zihniyete cevabı Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal'ın sosyal medya hesabından paylaştığı fikirlerinde vereceğim. Sayın Ünal diyor ki:
"Sığınmacı meselesi, insani bir dram kılıfı altında, AB-D fonlarıyla pompalanmış, ulus devletleri içeriden çökertmeye ve bölmeye yönelik devasa bir psikolojik harekât malzemesidir. Bu, demografik bir savaş yöntemidir."
Nereden nereye!
Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Bülent Ecevit ve hatta Deniz Baykal….
Sonra KK
Şimdilerde de ÖÖ
Cumhuriyet bilinci yok, liderlik sıfır, millet/milliyet, ulus devlet/üniter yapı tabldot yemek menüsü ve kendilerinden bin kat daha bilinçli seçmenlerine söyleyebildikleri tek şey 'tıpış tıpış'.
Bu ülkede esas sorun ana muhalefettir. NOKTA
Başka parti kurun
En doğrusu, Atatürkçüleri ulusalcı azınlık olarak gören, dünyada alıcısı kalmamış bu küreselci etnikçi, mezhepçi propagandayı demokrasi, insan hakları vs zanneden kafanın, CHP dışında yeni bir parti kurup, yeni bir anayasa taslağı yazarak halktan oy istemeleri olur.
Bu fikirleri yeni ve tanrısal doğrular olarak gördüklerine göre yeni bir parti içinde örgütlenmeleri daha doğrudur. O zaman zaten Dem'e de gerek kalmaz. Ve biz de DEM oyları dışında kaç oy alabileceklerini görürüz.
Aslında CHP liderliği el yükseltme, devlet verme, son Kürt sorunum var dedikçe sorun olduğunu kabul etme, ana dilde eğitim, eşit vatandaşlık gibi laflarla kaçak güreşmeyi bırakarak bir anayasa taslağı hazırlayıp Suriye'deki PKK/PYD ve Kandil teröristleri için ne istediğini açıkça yazdığı bir rapor çıkarsa ve bizler de ne ile karşı karşıya olduğumuzu anlasak..."
İmza Akın Aydın
Akın Aydın / diğer yazıları
- Tevhitten, marifetten, sabırdan, dayanışmadan hormonlara kadar oruç / 20.02.2026
- Bu Ramazan’da orucu değil imanı bozan şeyleri sorun / 19.02.2026
- İman var ise amel de vardır, iman gerçek ise amel geçerlidir / 18.02.2026
- AKP-MHP-DEM-CHP: Sadece isimleri farklı / 16.02.2026
- Bakan değiştirmekle bu iş olmaz / 15.02.2026
- AKP neden satıyor? / 14.02.2026
- De Gaulle’nin yapamadığını Haydar Baş yaptı / 13.02.2026
- Adalet ve insanlık teklifine siyasilerimiz ve medyamız cevap vermedi / 12.02.2026
- Sapıkların söz sahibi olduğu dünyada yaşamak / 11.02.2026
- Kimi bebek katiline, kimi de insanlığa umut oluyor / 09.02.2026
- Bu Ramazan’da orucu değil imanı bozan şeyleri sorun / 19.02.2026
- İman var ise amel de vardır, iman gerçek ise amel geçerlidir / 18.02.2026
- AKP-MHP-DEM-CHP: Sadece isimleri farklı / 16.02.2026
- Bakan değiştirmekle bu iş olmaz / 15.02.2026
- AKP neden satıyor? / 14.02.2026
- De Gaulle’nin yapamadığını Haydar Baş yaptı / 13.02.2026
- Adalet ve insanlık teklifine siyasilerimiz ve medyamız cevap vermedi / 12.02.2026
- Sapıkların söz sahibi olduğu dünyada yaşamak / 11.02.2026
- Kimi bebek katiline, kimi de insanlığa umut oluyor / 09.02.2026




























































