Bugün moda haline gelen ve ülkelerin birbirlerine tavsiye ettiği "Milli Paralarla Ticaret", Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2005 yılında 1. Uluslar arası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dünyaya tanıtılan Milli Ekonomi Modeli'nin bir projesidir.
Hatırlarsanız, İstanbul'da gerçekleştirilen ve 2 gün süren bu tarihi kongreye dünyanın birçok ülkesinden yüzlerce bilim adamı katılmış ve model hakkında tebliğlerini sunmuşlardı.
Milli Paralarla Ticaret, Milli Ekonomi Modeli'nin 277. sayfasında, "Dış Ticaret" başlığı altında detaylıca anlatılmaktadır. Eserde, Kapitalizmin Dolar'ı merkeze oturtarak dünyaya yaptırdığı dış ticaretin modern bir sömürü anlayışı olduğu bilimsel olarak ortaya konulduktan sonra, dış ticaretin neden milli parlarla yapılması gerektiği, nasıl yapılacağı ve "milli para" ile ifade edilen paranın ne olduğu açıkça ifade edilmektedir.
Zaten dikkat ederseniz, modelin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş'ın genel özelliği budur; yani sadece problemleri yıllar öncesinden, büyük bir ferasetle doğru teşhis etmekle kalmayıp, o güne kadar hiç kimsenin dillendirmediği çözümleri de en ince ayrıntısına kadar sunabilmektedir.
Bu açıdan da bakıldığında, Rus Profesör Victor Minin'in hemen hemen her Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde ifade ettiği gibi, Prof. Dr. Haydar Baş yeni ve gerçek bir liderdir.
Bu konuyla alakalı birçok örnek sıralayabiliriz ama sadece AB örneği bile meseleyi anlamamız açısından yeterlidir. 2002 yılında, AB Euro para birliğine daha girişini kutlarken, herkesin "Euro Dolar'ın tahtını elinden alacak" dediği günlerde Sayın Baş, "AB 15 yıl içinde dağılacaktır" tespitinden bulunmuştu.
Yıl 2016; yaşanan Brexit ve artçı dalgalar neticesinde bugün AB'nin fiili olarak dağıldığı pek yakında da resmi olarak dağılacağı konuşuluyor. Ve yıllar önce Sayın Baş'ın dediklerini bugün yeni fark edenler "büyük ekonomist", "ekonomi kahini" kabul ediliyor.
Sayın Baş, "AB dağılacak" dediği zaman müneccimlik ya da kahinlik yapmadı; şu 3 sebepten dolayı dağılacaktır diyerek gerekçelerini bilimsel olarak ortaya koydu:
AB'nin nüfusu yaşlanmıştır, AB'nin kaynakları tükenmiştir, AB ülkeleri Euro para birliği ile para basma haklarını kaybetmiştir.
İşte anlatmak istediğimiz bu? Dönelim yine Milli Paralarla Ticaret konusuna?
27 Şubat 2013 tarihinde Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rusya Parlamentosu'nda yaptığı 4,5 saatlik konuşmanın Milli Paralarla Ticaret bölümü oldukça önemliydi.
Rus parlamenterlere, hükümet danışmanlarına, iktisatçılara, akademisyenlere, iktisat ve siyaset bilimi öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada Sayın Baş herkesin anlayabileceği şekilde örneklerle konuyu anlatmıştı ve şunları söylemişti:
"Gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkeler, ihracat yaparken kendi paraları yerine 'hard currency''yi (yabancı parayı) kabul ettikleri için ihracat yapmaya çalışırken sömürülürler.
Örneklerle konuyu açalım:
ABD'nin sizden buğday aldığını düşünün. Eğer bunun karşılığında Rus Rublesi isterseniz, ABD bu Rubleyi bulmak için cari fiyatlarla, örneğin ihtiyacınız olan bilgisayarı size satmak zorunda kalır. Bilgisayar karşılığı 1000 Ruble alan ABD, 1000 Ruble size vererek 1 ton buğdayı alır. Sonuçta siz bilgisayarı elde ederken, ABD de buğday alır.
ABD'nin buğday karşılığında size 1000 ABD Doları verdiğini kabul edelim. Siz de bu parayı merkez bankanızın kasasında veya kendi ülkenizde emisyonun yerine tuttuğunuzda, siz, ABD'nin kağıt ve mürekkep masrafı dışında hiçbir maliyeti olmayan kağıt ile buğdayınızı elde ederken, gelirinizi kendisine (ABD'ye) transfer etmiş olursunuz.
ABD'nin yılda 600 milyar Dolar açık vermesine rağmen halen ayakta kalmasının sebebi, ithalatını kendi parası ile yapmasıdır. Devletler ihracata karşılık, kendi yerli paralarını talep etmez, ihracat veya turizm gibi faaliyetlerde elde ettiği dövizi emisyonunun yerine iç piyasada dolaştırırsa, ihraç ettiği ürünleri bedelsiz vermiş olacaktır.
İhraç mallar karşılığında, örneğin Dolar, emisyon olarak iç piyasada dolaşırsa, o takdirde verilen ürünün karşılığında gerçekte ABD'nin karşılıksız Doları alınmış demektir ki, bunun adı sömürülmektir.
MEM ile ihracat yerli paranın etki alanlarının oluşturulması için kullanılacaktır."
Düşünebiliyor musunuz, mevcut Kapitalist anlayışla, yıllardır ürettikçe sömürüldük, tükettikçe sömürüldük, ihracat ve ithalat yaptıkça sömürüldük, sömürüldük, sömürüldük?
İşin garip tarafı, sömürüldükçe mutlu olduk, mutlu oldukça sömürüldük. İşte modern sömürü sistemi bu? Adam seni sömürürken boynuna yuları geçirmiyor, ayağına pranga takmıyor ama seni eşek gibi çalıştırıyor, kağıdını boyayarak emeğini sömürüyor, ayağının altındaki madenlerini, karlı kamu kuruluşlarını özelleştirme adıyla sömürüyor.
MEM kongrelerine katılan Alman Profesör Irina Hundt hanımefendi "Prof. Dr. Haydar Baş'ın modeli sadece sömürülenleri değil, sömürenleri de dengeye taşıyacak kuşatıcı bir modeldir" derken çok önemli bir hususu yakalamaktadır.
Sömürülenler, MEM'in "milli para" ve "Milli Paralarla Ticaret" formülüyle emek ve üretimlerinin karşılığını, sömürüye maruz kalmadan elde ederken, sömürenler de MEM'le, artık sömürerek değil, emek harcayarak, çalışarak ve üreterek kazanmaya zorlanmaktadır. Ve zaten çalışarak kazanmak insan fıtratının gereğidir.
Hatırlarsanız, İstanbul'da gerçekleştirilen ve 2 gün süren bu tarihi kongreye dünyanın birçok ülkesinden yüzlerce bilim adamı katılmış ve model hakkında tebliğlerini sunmuşlardı.
Milli Paralarla Ticaret, Milli Ekonomi Modeli'nin 277. sayfasında, "Dış Ticaret" başlığı altında detaylıca anlatılmaktadır. Eserde, Kapitalizmin Dolar'ı merkeze oturtarak dünyaya yaptırdığı dış ticaretin modern bir sömürü anlayışı olduğu bilimsel olarak ortaya konulduktan sonra, dış ticaretin neden milli parlarla yapılması gerektiği, nasıl yapılacağı ve "milli para" ile ifade edilen paranın ne olduğu açıkça ifade edilmektedir.
Zaten dikkat ederseniz, modelin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş'ın genel özelliği budur; yani sadece problemleri yıllar öncesinden, büyük bir ferasetle doğru teşhis etmekle kalmayıp, o güne kadar hiç kimsenin dillendirmediği çözümleri de en ince ayrıntısına kadar sunabilmektedir.
Bu açıdan da bakıldığında, Rus Profesör Victor Minin'in hemen hemen her Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde ifade ettiği gibi, Prof. Dr. Haydar Baş yeni ve gerçek bir liderdir.
Bu konuyla alakalı birçok örnek sıralayabiliriz ama sadece AB örneği bile meseleyi anlamamız açısından yeterlidir. 2002 yılında, AB Euro para birliğine daha girişini kutlarken, herkesin "Euro Dolar'ın tahtını elinden alacak" dediği günlerde Sayın Baş, "AB 15 yıl içinde dağılacaktır" tespitinden bulunmuştu.
Yıl 2016; yaşanan Brexit ve artçı dalgalar neticesinde bugün AB'nin fiili olarak dağıldığı pek yakında da resmi olarak dağılacağı konuşuluyor. Ve yıllar önce Sayın Baş'ın dediklerini bugün yeni fark edenler "büyük ekonomist", "ekonomi kahini" kabul ediliyor.
Sayın Baş, "AB dağılacak" dediği zaman müneccimlik ya da kahinlik yapmadı; şu 3 sebepten dolayı dağılacaktır diyerek gerekçelerini bilimsel olarak ortaya koydu:
AB'nin nüfusu yaşlanmıştır, AB'nin kaynakları tükenmiştir, AB ülkeleri Euro para birliği ile para basma haklarını kaybetmiştir.
İşte anlatmak istediğimiz bu? Dönelim yine Milli Paralarla Ticaret konusuna?
27 Şubat 2013 tarihinde Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rusya Parlamentosu'nda yaptığı 4,5 saatlik konuşmanın Milli Paralarla Ticaret bölümü oldukça önemliydi.
Rus parlamenterlere, hükümet danışmanlarına, iktisatçılara, akademisyenlere, iktisat ve siyaset bilimi öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada Sayın Baş herkesin anlayabileceği şekilde örneklerle konuyu anlatmıştı ve şunları söylemişti:
"Gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkeler, ihracat yaparken kendi paraları yerine 'hard currency''yi (yabancı parayı) kabul ettikleri için ihracat yapmaya çalışırken sömürülürler.
Örneklerle konuyu açalım:
ABD'nin sizden buğday aldığını düşünün. Eğer bunun karşılığında Rus Rublesi isterseniz, ABD bu Rubleyi bulmak için cari fiyatlarla, örneğin ihtiyacınız olan bilgisayarı size satmak zorunda kalır. Bilgisayar karşılığı 1000 Ruble alan ABD, 1000 Ruble size vererek 1 ton buğdayı alır. Sonuçta siz bilgisayarı elde ederken, ABD de buğday alır.
ABD'nin buğday karşılığında size 1000 ABD Doları verdiğini kabul edelim. Siz de bu parayı merkez bankanızın kasasında veya kendi ülkenizde emisyonun yerine tuttuğunuzda, siz, ABD'nin kağıt ve mürekkep masrafı dışında hiçbir maliyeti olmayan kağıt ile buğdayınızı elde ederken, gelirinizi kendisine (ABD'ye) transfer etmiş olursunuz.
ABD'nin yılda 600 milyar Dolar açık vermesine rağmen halen ayakta kalmasının sebebi, ithalatını kendi parası ile yapmasıdır. Devletler ihracata karşılık, kendi yerli paralarını talep etmez, ihracat veya turizm gibi faaliyetlerde elde ettiği dövizi emisyonunun yerine iç piyasada dolaştırırsa, ihraç ettiği ürünleri bedelsiz vermiş olacaktır.
İhraç mallar karşılığında, örneğin Dolar, emisyon olarak iç piyasada dolaşırsa, o takdirde verilen ürünün karşılığında gerçekte ABD'nin karşılıksız Doları alınmış demektir ki, bunun adı sömürülmektir.
MEM ile ihracat yerli paranın etki alanlarının oluşturulması için kullanılacaktır."
Düşünebiliyor musunuz, mevcut Kapitalist anlayışla, yıllardır ürettikçe sömürüldük, tükettikçe sömürüldük, ihracat ve ithalat yaptıkça sömürüldük, sömürüldük, sömürüldük?
İşin garip tarafı, sömürüldükçe mutlu olduk, mutlu oldukça sömürüldük. İşte modern sömürü sistemi bu? Adam seni sömürürken boynuna yuları geçirmiyor, ayağına pranga takmıyor ama seni eşek gibi çalıştırıyor, kağıdını boyayarak emeğini sömürüyor, ayağının altındaki madenlerini, karlı kamu kuruluşlarını özelleştirme adıyla sömürüyor.
MEM kongrelerine katılan Alman Profesör Irina Hundt hanımefendi "Prof. Dr. Haydar Baş'ın modeli sadece sömürülenleri değil, sömürenleri de dengeye taşıyacak kuşatıcı bir modeldir" derken çok önemli bir hususu yakalamaktadır.
Sömürülenler, MEM'in "milli para" ve "Milli Paralarla Ticaret" formülüyle emek ve üretimlerinin karşılığını, sömürüye maruz kalmadan elde ederken, sömürenler de MEM'le, artık sömürerek değil, emek harcayarak, çalışarak ve üreterek kazanmaya zorlanmaktadır. Ve zaten çalışarak kazanmak insan fıtratının gereğidir.
Murat Çabas / diğer yazıları
- MEM’in Milli Para sistemi, milli egemenliği korumak için bir zorunluluk / 28.02.2026
- “MEM, ulusal egemenliğin iktisadi karşılığını ortaya koyar” / 27.02.2026
- “Sorun kaynak yokluğu değil, talebi hesaba katmayan verimsiz sistemdir” / 26.02.2026
- MEM, ülkeler için ekonomik bağımsızlığın yol haritasıdır / 25.02.2026
- 'MEM, tüm ülkelere ilham kaynağı olmalıdır' / 24.02.2026
- 'Milli Ekonomi Modeli refah artışını toplumsal tabana yayar' / 21.02.2026
- 12. MEM Kongresi için Buhara’dan davet / 20.02.2026
- Dünyada barış ve huzur MEM ile sağlanır / 19.02.2026
- Bilim insanları Viyana’da ‘MEM’ dedi / 18.02.2026
- ‘Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur’ / 17.02.2026
- “MEM, ulusal egemenliğin iktisadi karşılığını ortaya koyar” / 27.02.2026
- “Sorun kaynak yokluğu değil, talebi hesaba katmayan verimsiz sistemdir” / 26.02.2026
- MEM, ülkeler için ekonomik bağımsızlığın yol haritasıdır / 25.02.2026
- 'MEM, tüm ülkelere ilham kaynağı olmalıdır' / 24.02.2026
- 'Milli Ekonomi Modeli refah artışını toplumsal tabana yayar' / 21.02.2026
- 12. MEM Kongresi için Buhara’dan davet / 20.02.2026
- Dünyada barış ve huzur MEM ile sağlanır / 19.02.2026
- Bilim insanları Viyana’da ‘MEM’ dedi / 18.02.2026
- ‘Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur’ / 17.02.2026































































