logo
04 MART 2026


Yürüyorum

02.12.2018 00:00:00
Hemen her gün gazeteye geliş ve gidişte en az 6 bin adımım vardır sokaklarda. Kahvelerin, cafelerin, marketlerin, büfelerin, avmlerin, şans oyunları oynanan yerlerin, okulların vs. önünden geçiyorum.

Her yer tam dolu. Sokaklarda kaldırımlar da dolu. Çöp konteynırları da dolu. Binlerce, on binlerce insan akıp gidiyor gözlerimin önünden.

Bazen ibretle, bazen hayretle, bazen utanarak, bazen kızarak, bazen acıyarak bakıyorum çevreme. Kimi zevk-sefa peşinde, kimi arsızlıkta sınır tanımıyor, kimi daha kalitelisini mi alsaydım, diye yanındakine serzenişte bulunurken, kimileri de insan artıklarından ekmek çıkarma gayretinde…

Siyasi gözle bakıyorum çevreme, rahatlıkla iddia edebilirim ki, ne çöpten ekmek çıkarma gayretinde olan, ne altıyı tutturma hesabı içinde olan ve ne de bir bardak çaya 5, 6 TL vererek kahkahalar atanlar da hallerinden şikayetçi değil. Herkes halini kabullenmiş.

Sanki döviz kurları bu ülkede dalgalanmamış, enflasyon rekorlar kırmamış, temel tüketim malzemeleri, elektrik, akaryakıt, doğalgaz zamları bu ülkede yaşanmamış bir ortam var.

Ortadoğu kaynıyormuş, ABD, ülkemizle dalga geçiyormuş, terör örgütlerini silahlandırıyormuş, Suriye'de savaşı alevlendirmek için komplolar düzenleniyormuş, Yemen'de Müslümanlar açlıktan ölüyormuş gibi gerçekleri kimse umursamıyor.

Siyasilerin dilinden milleti kutuplaştırıcı, kamplaştırıcı, ötekileştirici söylemler, en ağır kelimelerle dillendiriliyor. Kimsenin umurunda değil sanki.

Çevreme milli ve manevi değerler gözlüğüyle bakmaya zaten cesaret edemiyorum. Çünkü ortadaki tablo bakan gözü kör edecek cinsten. Değer yok.

Olmaz bu kadar, diye isyan ediyorum. Bir genç kız, toplu taşıma aracında bir erkeğin kucağına nasıl uzanır ve millet buna nasıl tepki vermez? Anlamıyorum ben, kabul edemiyorum ben.

Tabi kafamda bin bir ahkam kesiyorum. Sonra içimden bir ses; 'kendi haline bak' diyor. Harbi ya! Ben, kimim? Yunus Emre'nin (r.a) o müthiş dizelerin geliyor aklıma; 

"Ağla aşık Yunus ağla. Sen özünü hakka bağla

Ağlar isen kendine ağla. Elden vefa yoğa benzer."

Ankebut Suresi 2. Ayet aklıma geliyor; "İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece iman ettik demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?"

Evet, dünya imtihan sahnesi. Peki, bu imtihanda ben, ne yapıyorum, hangi şıkları işaretliyorum? Birçok şık işaretledim bu yaşa kadar ama cevap anahtarındaki doğru şıkları mı işaretledim?

Peygamber Efendimizin Veda Hutbesinde, kıyamete kadar tüm müminlere emanet ettiği iki kurtuluş ipi aklıma geliyor; ("Size iki değerli emanet bırakıyorum. Bir Kuran diğer Ehl-i Beyt'imdir. Bunlara sımsıkı sarıldıkça asla delalete düşmezsiniz")

Bu iki emanete sımsıkı sarılmam lazım. Bu iki emanetin ölçülerini kalp ile dil ile el ile fiiliyata geçirmek, kendime kimlik edinmek zorundayım. Çünkü fitne her yanı sarmış, kuşatılmış vaziyetteyiz adeta. Bu kuşatmayı Peygamber Efendimiz haber de vermişti;

"Salih amellere yapışınız. Gecenin zifiri karanlık parçaları gibi fitneler zuhur edecektir. Kişi, mümin olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayacak; mümin olarak akşamlayacak kâfir olarak sabaha çıkacaktır.

Müslüman geçinenler dinlerini beş paralık dünya menfaati karşılığında satacaklardır" (Müslim, İman 186, (118); Tirmizi, Fiten 30, 33, (2205); Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262).

"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, mescitler, binerli binerli gruplar halinde insanlarla, hatta daha çok sayıda cemaatle dolup taşacak; lakin içlerinden tek bir mümin çıkmayacaktır." (Gümüşhanevî, Ramuz, 2/3742).

Evet, bu fitneden korunmam lazım. Ama nasıl? Beni Hakk'a taşıyacak, beni Ehl-i Beyt ile tanıştıracak, Onların yolunu yol edinen ve o yola çağıran kılavuzlar bulmam, sağlam limanlara sığınmam lazım.

İşte o zaman Maide Suresi 105. Ayet içimi rahatlatıyor; "Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz doğru yolda olduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Yaptıklarınızı size, O haber verecektir."

Rabbim, bizleri iman üzere yaşayıp, iman üzere ölen kullarından eylesin. (amin)



 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.