HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

1000 yıldır millet olamadık mı?

16.02.2021 00:00:00
'1000 yıldır millet olamadık mı?' seslendirme dosyası:

Türkiye aslında en güçlü olduğu yerinden vuruluyor. Türk ve Kürt tek bir millet ol(a)madığımız iddia edilerek bu güçlü kimlikten -şimdilik- 2 ülke, 2 millet, 2 bayrak kotarılıyor. Oysa dünyada hiçbir millet yok ki, bizim kadar millet olsun!

Düşününüz ki en az 35 yıldır Güneydoğu'da düşük yoğunluklu bir savaş yürütülüyor. Tam 40 Bin insan öldü ama bu savaş suni olduğu için, Kürt ve Türk'ün savaşı olmadığı için, PKK ile Silahlı Kuvvetler arasında kaldı, halka sirayet etmedi. İddia ediyorum bu savaş mesela Almanya'da yaşansa idi, sokaklar kan gülüne dönerdi.

Bu şartlar altında bizim hâlâ bir millet olamadığımızı kim iddia edebilir! 

Onun için bize dayatılana değil, meselenin özüne vakıf olalım.

Evet, bu ülkede zenginliği, refahı, yükselmeyi, büyümeyi, dünyaya model olmayı konuşamıyoruz. Türkiye'nin en önemli gündemini terör sorunu oluşturuyor. Ülkemiz yazık ki en hayati konusunu halledememiş 3. dünya ülkesi görüntüsü arz ediyor. Bu da doğru... Böyle bir sorun mülteciler ülkesi ABD'de, İngiltere'de, Almanya'da, bırakınız 100 yıllık tarihe sahip Yunanistan'da dahi yok. Onların sorunları da var ama önemli ülkelerin gündemini tartışılan sınırlar, terör, güvenlik, bölünme oluşturmuyor!

Çok acı bir fotoğraf bu…

Elimizi vicdanımıza koyarak söyleyelim:

Hem 5000 yıllık bir devlet tecrübeniz var, hem 1000 yıllık birliktelik var Anadolu yaylasında, insanlığın medeniyet kurucusu 5 milletinden birisisiniz ama hâlâ millet olamamışız gibi görünüyor!!!

Bu tablo doğru değil, bu tabloda bir yanlışlık var.

Birkaç kibrit çöpünü gözümüzün önüne koyarak ormanın yandığına mı inanmamızı istiyorlar!

Hiç kimse bu cilalanmış yalana inanmamızı beklemesin!

1071'de Malazgirt'te ve son olarak Diyarbakırlı, Antepli, Edirneli, Yozgatlı şehitlerin kanları ile Çanakkale'de yenilenen anayasa ile bu millet birlikte yaşama kararı aldı!

Meseleye böyle bakmadan, tarihsel perspektiften koparak çözüm üretemeyiz!

1000 yıldır aynı evde yaşayan, aynı annenin süt emzirdiği, aynı babanın evlatlarına "hayır siz kardeş değilsiniz, ayrılacaksınız" diyorlar!

Bu, vicdansızlığın tarihi yazılsa birinci sırayı alacak yanlıştır. Ve emin olunuz ki Haçlı seferlerinden daha büyük bir tehlikedir. Endülüs'ün düşmesi kadar da önemli sonuçları olacaktır. 

"Bu milletin ayrılığına neden olan, ayrılık ateşine odun taşıyan hiç kimse ayrılığın getireceği vebalden kurtulamaz!"

Bu çok büyük bir günah ve mukaddesat çocuk oyuncağı değildir. Düşününüz ki anneden evladını, babadan çocuğunu ayırıyorsunuz, kardeşleri birbirinden ayırıyorsunuz. Akşam evladının yuvasına dönmesini kapıda dualarla bekleyen anneye "çocuğunuz bir daha eve gelmeyecek" diyorsunuz. Bundan daha büyük zalimlik olur mu?

Türkiye terör sorununu çözerken amacını evvela iki kardeşi birbirinden ayırmak olarak değil, birleştirmek/tevhit olarak tarif etmelidir. Hep söylediğimiz üzere ayrılığın değil, birliğin anayasasını yazacaksınız. Zaten ayrılmak için anayasa yapılmaz.

Birliği yazmak, vurgulamak 1000 yıllık kardeşliğe aykırı değildir. Bu Kürt kardeşlerimizi rencide etmek de değildir. Çünkü biz farklı şeyler söylemiyoruz, farklı bir dine inanmıyoruz, farklı bir tarihimiz yok ve farklı bir gelecek de tasavvur etmiyoruz. 

Biz Kürt kardeşlerimiz ile hem dünya da hem de âhirette birlikte haşr olmaya karar verdik! Aksini düşünmek hem Kürt'e, hem de Türk'e hakarettir.

Bu îmani ölçü içerisinde baktığımızda yalancı barışlardan, tuzaklardan, tezgâhdan ne çıkar?

Türkiye'nin sorunu maalesef Kürt sorunu, Güneydoğu sorunu, terör sorunu, Türk sorunu meselenin tarifi filan değildir. Türkiye'nin sorunu yönetim/sistem sorunudur.  

Türkiye'nin Kürt'e, Türk'e, Çerkes'e baba gibi şefkat gösteren bir yönetim anlayışına ihtiyacı var! 

Baba evladı için kötülük düşünmez. Evlad da babasına ihanet etmez. Bu akla ve imana aykırıdır. O nedenle Türkiye, iktidarını baba şefkati ile yoğurduğunda Kürt sorununu da çözmüş olacaktır.

Çünkü baba olmak demek, kardeşlik demektir, şefkat demektir, merhamet demektir. Adalet demektir, şeffaflık demektir, evlatlar arasında fark gözetmemek demektir, zenginlik demektir ve içimizi karıştıranların ellerinin kırılması demektir.

Söyleyiniz bu kavramlardan daha değerli ne var acaba? Putlaştırdıkları demokrasi hangi coğrafyaya sulh getirmiş? Adalet getirmiş? Zenginlik getirmiş? Irak, Afganistan, Suriye ve Filistin'de demokrasinin bomba olup nasıl yağdığının hepimiz şahitleriyiz! Dün dost tuttuklarının üzerlerine işleri bitince nasıl sifonu çektiklerini de biliyoruz.

O nedenle biz kendi derdimizi kendi kavramlarımızla, aynı ailenin fertleri olarak çözeriz. Yeter ki ayrılığı dayatanlar içerden ve bölgeden ellerini çeksinler, İktidar, ayrılıkçılığı körükleyenler ile arasına konjonktürel değil samimi olarak mesafe koysun! Millete tuzaklar kurulmasın!

(Bu makale 2015'te yazıldı… Gara'daki şehitlerimize ithaf ediyorum.)

 
Ahmet Erimhan / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.