AB çöktü gidiyor, bizimkiler 9 Mayıs AB gününü kutladılar.
AB’den daha fazla AB’ci bir siyasi irademiz var, ne yazık!
AB’nin kendisine inanmadığı kadar bizimkiler AB’ye inanıyorlar. Kendi medeniyetimize, tarihimize bu kadar inansak emin olun ki bugün kainatın zirvesine çıkardık.
Belki de, bizimkilerin AB aşkına bakarak, “Biz AB’de bir şey görmüyoruz ama bu Türk siyasiler o kadar AB hayranı ki acaba bizim AB’de bir şey var da biz mi göremiyoruz” ikilemine düşüp AB’yi bugüne kadar feshetmediler. AB’ye inancı kalmamış AB ülkelerini bile yanıltıyoruz yani…
9 Mayıs AB günü sebebiyle devletin zirvesinden bizi şaşırtmayan açıklamalar geldi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mesajında, “AB üyelik sürecimizi yaklaşık 15 yıldır kapsamlı bir reform programı dahilinde kararlılıkla sürdürmekteyiz… Gayretlerimizin sonuçlanması Avrupa Birliği’nin ahde vefa ilkesine sadık kalmasına yakından bağlıdır” dedi.
Doğru, AKP’li Türkiye bu zaman zarfında AB’nin bir dediğini iki etmedi, hemen uyguladı, hatta fazlasıyla…
AB sürecinde, tarıma tahditler konuldu, tarım nüfusu azaltıldı, stratejik bir çok kamu şirketimiz AB şirketlerine haraç mezat devredildi, AB vatandaşlarının ve kurumlarının ülkemizden toprak satın almasının önü açıldı, azınlıklara hak üstüne hak verildi, Patrikhane abat edildi, AB üzülmesin diye hutbelerimizde okunan ayetler bile kaldırıldı, azınlık tanımları değiştirilmeye çalışıldı, teröristbaşından akıl alınmaya başlandı, Kürdistan’ın kurulma aşamasına gelindi, domuz kasaplık oldu, zina serbest oldu, asker susturuldu, hız alınamadı içeri atıldı, hukuk siyasetin kontrolüne alındı, şimdi de Anayasamız bile AB’nin Şark Projesine uygun vaziyete sokulmaya çalışılıyor. Ve daha neler neler…
Doğru AKP hükümeti bütün bu ve benzeri tavizleri AB’nin hatırına, kararlıkla verdi.
Şu AB’nin ahde vefası mevzuu da bir hayli ilginç…
Yunan Helen kültürü AB’nin temelidir. Yunanistan yıllarca AB’nin bir uç görevlisi olarak Türk milleti ve İslam dünyasıyla çarpıştırıldı. Eğer AB’nin ahde vefası olsaydı, bu kadar kendisi için önemli olan Yunanistan’ı baş tacı eder ve ilk ekonomik krizde tekme tokat birlikten atmaya çalışmazdı. Sunulan acı reçetelerle Yunanistan şimdi ne yapacağını bilemiyor.
Krizde sarsılan diğer AB ülkelerinin de durumu hiç de farklı değil.
Sayın Gül ahde vefadan bahsediyor, yahu Türkiye kadar AB kriterini yerine getiren başka bir ülke var mı? Yok. O halde 50 yıldır neden kapıda bekletiliyoruz?
Yunanistan’la aynı tarihlerde AB’ye müracaat ettik, Yunanistan alınalı yıllar oldu, daha devlet olmayan Güney Rum Kesimi’ni bile hiçbir şartı yerine getirmemesine rağmen aldılar Türkiye hala kapıda sürünüyor. Sayın Gül hangi ahde vefadan bahsediyorsunuz?
Niye Türkiye’yi almadıklarını ve de asla almayacaklarını gayet iyi biliyorsunuz. Çünkü yıllar önce siz diyordunuz, “AB Haçlı kulübüdür” diye… İşte ondan almazlar.
Artık alsalar da bir anlamı yok çünkü AB’nin ömrü bitti. Prof. Dr. Haydar Baş’ın yıllar önce ifade ettiği gibi AB darmadağın oldu.
Başbakan Erdoğan mesajında, Türkiye’nin tarihi ve coğrafi bakımdan Avrupa ailesinin doğal bir parçası olduğunu ve AB’ye katılım sürecini hızlandıracaklarını ifade etti.
Sayın Başbakan sizler Katolik nikahıyla AB’ye bağlandınız da AB sizi ailesine kattı mı? AB’nin gözünde sizler şamar oğlanından farklı değilsiniz.
Davutoğlu da AB’ye üyeliğin stratejik bir tercih olmaya devam edeceğinden bahsediyor.
Yahu bu ne bağlılık, bu ne aşktır böyle…
İngiltere bile bu aşktan öyle etkilendi ki, fayda görmediği zarar gördüğü AB’den kaçmanın yollarını ararken, “Ben çıkayım, çok istiyorsa Türkiye girsin” deme durumunda kaldı. Ama buna rağmen Türkiye’yi alma gibi bir gayretleri olmadı, olmayacak da…
Milletimiz, hala AB’nin ne olduğunu, ne yapmaya çalıştığını göremeyen, görse de yanlışından vazgeçmeyen siyasilere değil, çözümü milli hamlelerde arayan siyasilere fırsat vermelidir. “Ne AB, ne ABD, ne de IMF tek çözüm Bağımsız Türkiye” diyen Prof. Dr. Haydar Baş’la beraber olmalıdır.
AB’den daha fazla AB’ci bir siyasi irademiz var, ne yazık!
AB’nin kendisine inanmadığı kadar bizimkiler AB’ye inanıyorlar. Kendi medeniyetimize, tarihimize bu kadar inansak emin olun ki bugün kainatın zirvesine çıkardık.
Belki de, bizimkilerin AB aşkına bakarak, “Biz AB’de bir şey görmüyoruz ama bu Türk siyasiler o kadar AB hayranı ki acaba bizim AB’de bir şey var da biz mi göremiyoruz” ikilemine düşüp AB’yi bugüne kadar feshetmediler. AB’ye inancı kalmamış AB ülkelerini bile yanıltıyoruz yani…
9 Mayıs AB günü sebebiyle devletin zirvesinden bizi şaşırtmayan açıklamalar geldi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mesajında, “AB üyelik sürecimizi yaklaşık 15 yıldır kapsamlı bir reform programı dahilinde kararlılıkla sürdürmekteyiz… Gayretlerimizin sonuçlanması Avrupa Birliği’nin ahde vefa ilkesine sadık kalmasına yakından bağlıdır” dedi.
Doğru, AKP’li Türkiye bu zaman zarfında AB’nin bir dediğini iki etmedi, hemen uyguladı, hatta fazlasıyla…
AB sürecinde, tarıma tahditler konuldu, tarım nüfusu azaltıldı, stratejik bir çok kamu şirketimiz AB şirketlerine haraç mezat devredildi, AB vatandaşlarının ve kurumlarının ülkemizden toprak satın almasının önü açıldı, azınlıklara hak üstüne hak verildi, Patrikhane abat edildi, AB üzülmesin diye hutbelerimizde okunan ayetler bile kaldırıldı, azınlık tanımları değiştirilmeye çalışıldı, teröristbaşından akıl alınmaya başlandı, Kürdistan’ın kurulma aşamasına gelindi, domuz kasaplık oldu, zina serbest oldu, asker susturuldu, hız alınamadı içeri atıldı, hukuk siyasetin kontrolüne alındı, şimdi de Anayasamız bile AB’nin Şark Projesine uygun vaziyete sokulmaya çalışılıyor. Ve daha neler neler…
Doğru AKP hükümeti bütün bu ve benzeri tavizleri AB’nin hatırına, kararlıkla verdi.
Şu AB’nin ahde vefası mevzuu da bir hayli ilginç…
Yunan Helen kültürü AB’nin temelidir. Yunanistan yıllarca AB’nin bir uç görevlisi olarak Türk milleti ve İslam dünyasıyla çarpıştırıldı. Eğer AB’nin ahde vefası olsaydı, bu kadar kendisi için önemli olan Yunanistan’ı baş tacı eder ve ilk ekonomik krizde tekme tokat birlikten atmaya çalışmazdı. Sunulan acı reçetelerle Yunanistan şimdi ne yapacağını bilemiyor.
Krizde sarsılan diğer AB ülkelerinin de durumu hiç de farklı değil.
Sayın Gül ahde vefadan bahsediyor, yahu Türkiye kadar AB kriterini yerine getiren başka bir ülke var mı? Yok. O halde 50 yıldır neden kapıda bekletiliyoruz?
Yunanistan’la aynı tarihlerde AB’ye müracaat ettik, Yunanistan alınalı yıllar oldu, daha devlet olmayan Güney Rum Kesimi’ni bile hiçbir şartı yerine getirmemesine rağmen aldılar Türkiye hala kapıda sürünüyor. Sayın Gül hangi ahde vefadan bahsediyorsunuz?
Niye Türkiye’yi almadıklarını ve de asla almayacaklarını gayet iyi biliyorsunuz. Çünkü yıllar önce siz diyordunuz, “AB Haçlı kulübüdür” diye… İşte ondan almazlar.
Artık alsalar da bir anlamı yok çünkü AB’nin ömrü bitti. Prof. Dr. Haydar Baş’ın yıllar önce ifade ettiği gibi AB darmadağın oldu.
Başbakan Erdoğan mesajında, Türkiye’nin tarihi ve coğrafi bakımdan Avrupa ailesinin doğal bir parçası olduğunu ve AB’ye katılım sürecini hızlandıracaklarını ifade etti.
Sayın Başbakan sizler Katolik nikahıyla AB’ye bağlandınız da AB sizi ailesine kattı mı? AB’nin gözünde sizler şamar oğlanından farklı değilsiniz.
Davutoğlu da AB’ye üyeliğin stratejik bir tercih olmaya devam edeceğinden bahsediyor.
Yahu bu ne bağlılık, bu ne aşktır böyle…
İngiltere bile bu aşktan öyle etkilendi ki, fayda görmediği zarar gördüğü AB’den kaçmanın yollarını ararken, “Ben çıkayım, çok istiyorsa Türkiye girsin” deme durumunda kaldı. Ama buna rağmen Türkiye’yi alma gibi bir gayretleri olmadı, olmayacak da…
Milletimiz, hala AB’nin ne olduğunu, ne yapmaya çalıştığını göremeyen, görse de yanlışından vazgeçmeyen siyasilere değil, çözümü milli hamlelerde arayan siyasilere fırsat vermelidir. “Ne AB, ne ABD, ne de IMF tek çözüm Bağımsız Türkiye” diyen Prof. Dr. Haydar Baş’la beraber olmalıdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026




























































































