Tüm dünyanın gözleri önünde Musul'da tam anlamıyla bir sivil katliamı, bir soykırım, büyük bir savaş suçu işleniyor. Bunu ben demiyorum, Musul'a 6 aydır sözde IŞİD'den kurtarmak için yapılan ABD ve Koalisyon güçlerinin operasyonlarını değerlendiren uluslar arası raporlar delilleriyle bunu ifade ediyor.
"Sözde" diyorum, çünkü hava operasyonlarında 1 IŞİD militanı ölüyorsa, en az 50 sivil katlediliyor. Bu nasıl bir kurtarma harekatı böyle? Belli ki amaç terörle mücadele değil, Musul'un terör bahanesiyle yerli halkını temizlemek? Can alıcı soru şu: Musul'u IŞİD'den temizlemeyi anladık da, IŞİD'den temizleyip burayı gasp edenlerden Musul'u kim temizleyecek? Şimdi Musul'la ilgili güncel raporlardan bahsedelim.
Musul Bölge Konseyi Başkanı, ABD öncülüğündeki Koalisyon Güçleri'nin hava saldırılarında sadece geçen hafta 500 sivilin hayatını kaybettiğine dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsani yardım Kuruluşu Irak Temsilcisi Lise Grande, bu sivil ölümleriyle alakalı olarak, "Korkunç sayıda insanın hayatını kaybetmesinden dehşete düştük" dedi. BM'nin raporuna göre, şehirden kaçan siviller, "suların akmadığı, elektriklerin kesik olduğu şehre dışarıdan hiç gıda girmediğini" söylediler; yardım kuruluşları Musul'un batı kesiminde 600 bin sivilin bulunduğunu belirtti.
Uluslararası Af Örgütü, Irak'ta IŞİD'in elindeki Musul'u geri almak için ABD öncülüğünde sürdürülen operasyonun çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine yol açtığını bildirerek bu ölümlerin "savaş suçu" sayılabileceği uyarasında bulundu. Af Örgütü, Musul operasyonu sırasında hava saldırılarının ailelerin bulunduğu binaları hedef aldığına dair kanıtlara ulaştıklarını belirtti. Operasyon kaynaklı sivil ölümlerin 'ürkütücü' bir boyuta ulaştığını ifade eden Af Örgütü'nden üst düzey bir yetkili, bu ölümlere 'bilinçli' bir şekilde neden olunduğunu savundu. Yetkilinin ifadesi aynen şöyle:
"Iraklı yetkililerin sivillere bölgeyi terk etmek yerine evlerinde kalmalarını söylediği göz önünde bulundurulduğunda, koalisyon güçlerinin saldırılarında çok fazla sayıda sivilin de öleceğini biliyor oldukları sonucuna varabiliriz. Orantısız ve hedef ayırmayan saldırılar uluslararası insan haklarına aykırı ve savaş suçu sayılabilir."
Operasyon Ekim 2016'da başlamıştı ve o günden bugüne 280 binden fazla Musullunun kenti terk ettiği tahmin ediliyor. Ancak çok sayıda kişinin, Irak ordusunun çağrılarına uyarak kentte kaldığı belirtiliyor. Dikkat ediniz, hem "kentte kalın" deniliyor, güvence veriliyor hem de bile bile tepeden bomba yağdırılıyor. Buna soykırım denmez de ne denir?
Irak İnsan Hakları Gözlemevi (IOHR), geçen yıl 17 Ekim'de başlayan IŞİD'e karşı Musul operasyonunda şu ana kadar 3.846 sivilin öldüğünü, 10 binden fazla evin yıkıldığını açıkladı. Raporda, özellikle kentin batısında 19 Şubat'ta yeniden başlayan operasyonda binlerce sivilin öldürüldüğü ifade edildi. IŞİD'in kontrol ettiği bölgelerdeki çatışmalar ve sivil yerleşim yerlerinin bombardımanlardan etkilenmesi nedeniyle on binlerce kişinin evini terk ettiği, çok sayıda sivilin cesedinin enkaz altında olduğu belirtildi.
IŞİD, Musul'u işgal ettiği Haziran 2014'ten bu yana Musulluları katlediyordu; Musul'u IŞİD'den temizlemek için gelenler de yine sivilleri katlediyor. İşgal edenin de, işgali bertaraf etmeye çalışanın da hedefinde siviller var. Amaç, ne üzüm yemek, ne de bağcıyı dövmek; bağı komple talan etmek, bağı kendine vatan yapmak, işte Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllardır altını çizdiği gerçek bu, "ABD kendine vatan açıyor." Irak Sağlık Bakanlığı yetkilisi, sadece bir saldırıda 6 sokağın birden yerle bir edildiğini açıkladı.
Amerikan ordusunun Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Generali Joseph Votel, Musul'da son dönemde yaşanan sivil kayıplarını 'korkunç trajedi' olarak niteledi.
CENTCOM ayrıca, sivillerin hayatını kaybettiği belirtilen binaları koalisyon uçaklarının vurduğunu kabul etmiş ancak uçakların hangi ülkeye ait olduğunu açıklamamıştı.
Musul'un merkezi olduğu Ninova Eyaleti Meclis Başkanı Beşşar Kiki, meclisin Ninova Eyaleti'nin afet bölgesi ilan edilmesine oy birliğiyle karar verdiğini, askeri operasyonlar nedeniyle Ninova eyaletindeki alt yapının büyük hasar gördüğünü ve en az 30 köprünün hizmet dışı kaldığını belirtti.
ABD ise hala yaptığı sivil katliamını normal görmeye devam ediyor. Normal görüyor çünkü kendisine vatan seçtiği coğrayada sivillerin ayak bağı olmasını istemiyor; ya ölecekler, ya da göç edecekler? Centcom Komutanı Votel, hava saldırılarında sivil kayıplarını önlemenin zor olacağını söylüyor.
NATO'nun 'hava savaşlarının' eski planlayıcısı Yarbay Ulrich Scholz, Koalisyon Güçlerinin, imha edilmesi amaçlanan IŞİD militanlarının yanında, sivil kayıp ihtimalini de göze aldığını belirtiyor. Scholz, uluslararası hukuk uzmanlarının belirlenen hedeflerin yanında 10 kişiye kadar ölümlerin kabul edilebilir olduğunu belirttikleri ve bu tür hedeflere yeşil ışık yaktıklarını söylüyor. İşte Kapitasit, materyalist Batı kafası, nasıl yüzde 5-10 işsizliği normal karşılıyorlarsa, sivil katliamını da yüzde 10 normal görüyorlar. Yani Hollywood filimlerinde pompalanan rehine kurtarma hadiseleri sadece hikayeden ibaret, gerçek yukarıda anlatılan?
Scholz bir gerçeği daha itiraf ediyor, bu kadar sivilin ölümüne neden olan hava saldırılarının IŞİD'le mücadelede etkili olmadığını, operasyonların göstermelik yapıldığını, bunun "büyük bir saçmalık" olduğunu söylüyor.
Çok da açık sözlüler? Bütün bu gerçeklere rağmen ABD'ye güvenip de peşinden gidenlere sesleniyorum, "Nasıl bir günah işlediniz de Allah size böyle bir bela verdi."
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2008 yılında yaptığı tarihi öneri o gün dikkate alınsaydı bugün Musul ve Kerkük'te bu dram, bu katliam hiç yaşanmayacaktı.
Hatırlarsanız, o günlerde Türk silahlı Kuvvetleri Kuzey Irak'a sınır ötesi harekat düzenlemişti. Prof. Dr. Baş da, Musul ve Kerkük'ün daha önce Türkiye'nin kırmızı çizgileri olduğunu hatırlatarak, "TSK madem bu bölgeye girdi, Musul ve Kerkük'te ağırlığını hissettirmeli; Türkmenlerin gasp edilen haklarını onlara iade etmelidir" demişti.
Bugün için tren kaçtı, şimdi tehlike kendi illerimizde dolaşıyor.
"Sözde" diyorum, çünkü hava operasyonlarında 1 IŞİD militanı ölüyorsa, en az 50 sivil katlediliyor. Bu nasıl bir kurtarma harekatı böyle? Belli ki amaç terörle mücadele değil, Musul'un terör bahanesiyle yerli halkını temizlemek? Can alıcı soru şu: Musul'u IŞİD'den temizlemeyi anladık da, IŞİD'den temizleyip burayı gasp edenlerden Musul'u kim temizleyecek? Şimdi Musul'la ilgili güncel raporlardan bahsedelim.
Musul Bölge Konseyi Başkanı, ABD öncülüğündeki Koalisyon Güçleri'nin hava saldırılarında sadece geçen hafta 500 sivilin hayatını kaybettiğine dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsani yardım Kuruluşu Irak Temsilcisi Lise Grande, bu sivil ölümleriyle alakalı olarak, "Korkunç sayıda insanın hayatını kaybetmesinden dehşete düştük" dedi. BM'nin raporuna göre, şehirden kaçan siviller, "suların akmadığı, elektriklerin kesik olduğu şehre dışarıdan hiç gıda girmediğini" söylediler; yardım kuruluşları Musul'un batı kesiminde 600 bin sivilin bulunduğunu belirtti.
Uluslararası Af Örgütü, Irak'ta IŞİD'in elindeki Musul'u geri almak için ABD öncülüğünde sürdürülen operasyonun çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine yol açtığını bildirerek bu ölümlerin "savaş suçu" sayılabileceği uyarasında bulundu. Af Örgütü, Musul operasyonu sırasında hava saldırılarının ailelerin bulunduğu binaları hedef aldığına dair kanıtlara ulaştıklarını belirtti. Operasyon kaynaklı sivil ölümlerin 'ürkütücü' bir boyuta ulaştığını ifade eden Af Örgütü'nden üst düzey bir yetkili, bu ölümlere 'bilinçli' bir şekilde neden olunduğunu savundu. Yetkilinin ifadesi aynen şöyle:
"Iraklı yetkililerin sivillere bölgeyi terk etmek yerine evlerinde kalmalarını söylediği göz önünde bulundurulduğunda, koalisyon güçlerinin saldırılarında çok fazla sayıda sivilin de öleceğini biliyor oldukları sonucuna varabiliriz. Orantısız ve hedef ayırmayan saldırılar uluslararası insan haklarına aykırı ve savaş suçu sayılabilir."
Operasyon Ekim 2016'da başlamıştı ve o günden bugüne 280 binden fazla Musullunun kenti terk ettiği tahmin ediliyor. Ancak çok sayıda kişinin, Irak ordusunun çağrılarına uyarak kentte kaldığı belirtiliyor. Dikkat ediniz, hem "kentte kalın" deniliyor, güvence veriliyor hem de bile bile tepeden bomba yağdırılıyor. Buna soykırım denmez de ne denir?
Irak İnsan Hakları Gözlemevi (IOHR), geçen yıl 17 Ekim'de başlayan IŞİD'e karşı Musul operasyonunda şu ana kadar 3.846 sivilin öldüğünü, 10 binden fazla evin yıkıldığını açıkladı. Raporda, özellikle kentin batısında 19 Şubat'ta yeniden başlayan operasyonda binlerce sivilin öldürüldüğü ifade edildi. IŞİD'in kontrol ettiği bölgelerdeki çatışmalar ve sivil yerleşim yerlerinin bombardımanlardan etkilenmesi nedeniyle on binlerce kişinin evini terk ettiği, çok sayıda sivilin cesedinin enkaz altında olduğu belirtildi.
IŞİD, Musul'u işgal ettiği Haziran 2014'ten bu yana Musulluları katlediyordu; Musul'u IŞİD'den temizlemek için gelenler de yine sivilleri katlediyor. İşgal edenin de, işgali bertaraf etmeye çalışanın da hedefinde siviller var. Amaç, ne üzüm yemek, ne de bağcıyı dövmek; bağı komple talan etmek, bağı kendine vatan yapmak, işte Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllardır altını çizdiği gerçek bu, "ABD kendine vatan açıyor." Irak Sağlık Bakanlığı yetkilisi, sadece bir saldırıda 6 sokağın birden yerle bir edildiğini açıkladı.
Amerikan ordusunun Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Generali Joseph Votel, Musul'da son dönemde yaşanan sivil kayıplarını 'korkunç trajedi' olarak niteledi.
CENTCOM ayrıca, sivillerin hayatını kaybettiği belirtilen binaları koalisyon uçaklarının vurduğunu kabul etmiş ancak uçakların hangi ülkeye ait olduğunu açıklamamıştı.
Musul'un merkezi olduğu Ninova Eyaleti Meclis Başkanı Beşşar Kiki, meclisin Ninova Eyaleti'nin afet bölgesi ilan edilmesine oy birliğiyle karar verdiğini, askeri operasyonlar nedeniyle Ninova eyaletindeki alt yapının büyük hasar gördüğünü ve en az 30 köprünün hizmet dışı kaldığını belirtti.
ABD ise hala yaptığı sivil katliamını normal görmeye devam ediyor. Normal görüyor çünkü kendisine vatan seçtiği coğrayada sivillerin ayak bağı olmasını istemiyor; ya ölecekler, ya da göç edecekler? Centcom Komutanı Votel, hava saldırılarında sivil kayıplarını önlemenin zor olacağını söylüyor.
NATO'nun 'hava savaşlarının' eski planlayıcısı Yarbay Ulrich Scholz, Koalisyon Güçlerinin, imha edilmesi amaçlanan IŞİD militanlarının yanında, sivil kayıp ihtimalini de göze aldığını belirtiyor. Scholz, uluslararası hukuk uzmanlarının belirlenen hedeflerin yanında 10 kişiye kadar ölümlerin kabul edilebilir olduğunu belirttikleri ve bu tür hedeflere yeşil ışık yaktıklarını söylüyor. İşte Kapitasit, materyalist Batı kafası, nasıl yüzde 5-10 işsizliği normal karşılıyorlarsa, sivil katliamını da yüzde 10 normal görüyorlar. Yani Hollywood filimlerinde pompalanan rehine kurtarma hadiseleri sadece hikayeden ibaret, gerçek yukarıda anlatılan?
Scholz bir gerçeği daha itiraf ediyor, bu kadar sivilin ölümüne neden olan hava saldırılarının IŞİD'le mücadelede etkili olmadığını, operasyonların göstermelik yapıldığını, bunun "büyük bir saçmalık" olduğunu söylüyor.
Çok da açık sözlüler? Bütün bu gerçeklere rağmen ABD'ye güvenip de peşinden gidenlere sesleniyorum, "Nasıl bir günah işlediniz de Allah size böyle bir bela verdi."
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2008 yılında yaptığı tarihi öneri o gün dikkate alınsaydı bugün Musul ve Kerkük'te bu dram, bu katliam hiç yaşanmayacaktı.
Hatırlarsanız, o günlerde Türk silahlı Kuvvetleri Kuzey Irak'a sınır ötesi harekat düzenlemişti. Prof. Dr. Baş da, Musul ve Kerkük'ün daha önce Türkiye'nin kırmızı çizgileri olduğunu hatırlatarak, "TSK madem bu bölgeye girdi, Musul ve Kerkük'te ağırlığını hissettirmeli; Türkmenlerin gasp edilen haklarını onlara iade etmelidir" demişti.
Bugün için tren kaçtı, şimdi tehlike kendi illerimizde dolaşıyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026




























































































