İngiliz gazetesi Daily Mail'in meşhur muhabiri Louise Boyle'nin 2013 tarihli yazısı, ABD'nin Suriye'ye gerçekleştirdiği Tomahawk saldırıları sonrasında apar topar kaldırıldı.
Neydi bu yazının konusu, neden bundan 4 yıl önce yazılmış olan bir yazı apar topar kaldırıldı? Bunu anlamak için yazının detayına girmeye bile gerek yok, sadece başlığı yetiyor:
"ABD'nin Suriye'de kimyasal saldırı düzenleme ve bunun suçunu Esad yönetiminin üzerine atma planına destek"
Neticede, Han Şeyhun'da kimyasal saldırı düzenlendi, bu saldırı Esad yönetiminin üzerine atıldı ve ABD 59 adet Tomahawk füzesiyle Suriye'nin Şayrat hava üssünü vurdu.
Rusya'nın Suriye hava sahasını koruması için konuşlandırdığı, yüksek teknolojiye sahip S-300'lerin, S-400'lerin ve de Buk-M'lerin devreye girmemesi, üste bulunan 50 uçağın 35'inin saldırı öncesi tahliye edilmesi, ABD saldırısının hemen sonrası Suriye uçaklarının bu üsten yeniden havalanması ve daha birçok hadise bunun bir tiyatro olduğunu, Rusya'nın ve Suriye'nin bilgisi dahilinde saldırının gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Ama ABD'den basediyoruz, her ne kadar ilk adımı "danışıklı dövüş", "tiyatro" ifadeleriyle izah edilebilse de, bunu bir basamak olarak kullanıp bir hamle sonrasına hazırlandığını hesaba katmak gerekiyor.
Örneğin, 1991 Körfez Harekatı? Hatırlayalım, harekatın ilk günü ABD, peşpeşe Irak'a hava saldırıları gerçekleştirdi ve CNN'in canlı olarak yayınladığı haberlerde öyle abartıldı ki, Irak yerle bir zannettik. O gece, Prof. Dr. Haydar Baş, yanında bulunanlara, "Şu anda yalan söylüyorlar, maketleri vuruyorlar" diyerek gerçeği ifade etmişti.
ABD o gün gerçekten tiyatro oynadı, maketleri vurdu ama sonrasında gerçek planını devreye koydu. Sonraki günlerde gerçekleşen bombardımanlarda Irak'ın ana damarları diyebileceğimiz tesisleri, askeri üsleri, fabrikaları, yerleşim birimleri hedef alındı.
O günlerde Sayın Baş, yine tarihi bir öngörüde bulunarak, "Irak'ın bölüneceğini, kuzeyinde bir devlet yapılanmasının kurulacağını ve asıl hedefin Türkiye olduğunu" vurguladı.
ABD'nin bu ilk harekattaki hedefi, Irak'ı savunmasız bırakmak, direncini kırmak ve kara işgaline kadar Irak'ın kendi kendisini yiyip bitirmesini sağlamaktı. Ve böyle de oldu. Körfez Harekatı kapsamında gerçekleşen katliamdan, 2003 kara işgaline kadar, çok fazla sayıda Iraklı sivil açlıktan, sefaletten, ilaçsızlıktan, hastalıklardan öldü.
Dikkat ederseniz ABD önce şaka gibi yokluyor, tepkileri ölçüyor ardından da kanlı gerçek yüzünü göstererek hedefini acımasızca yerle bir ediyor. Suriye'de gerçekleşen kimyasal saldırı ve de sonrasında füze saldırılarıyla ABD, hem Suriye'yi, hem Rusya'yı hem de dünya kamuoyunu yokladı. Ve işin kötü tarafı büyük bir destek de aldı. Şimdi hem Rusya'nın yanında olan Çin gibi ülkeleri baskılarla, rüşvetlerle ikna etmeye çalışıyor, Rusya'yı yalnızlaştırıyor; hem Rusya'ya bir taraftan baskı uygulayarak diğer taraftan el uzatarak Suriye'ye desteğini kesmeye çalışıyor; hem de BM'den Suriye'ye yaptırım kararı çıkarmaya çalışıyor.
Bunun için de yeni gerekçeler peşinde koşuyor. Rusya Genelkurmay Başkanlığı Ana Hareket Dairesi Başkanı Orgeneral Sergey Rudskoy şu açıklamayı yaptı:
"Elimizdeki bilgilere göre, militanlar şu anda Han Şeyhun, Cira hava üssü, Doğu Guta ve Halep'in batı bölgelerine zehirli maddeler sevk ediyor. Bu eylemlerin amacı, Suriye hükümetini kimyasal saldırı düzenlediği konusunda yeniden suçlamak ve ABD'nin yeni saldırılarını teşvik etmek amacıyla yeni gerekçeler hazırlamaktır."
Biz de Rus yetkililere diyoruz ki, bunu bugün tespit edebilmek maharet değil? Rusya milli politikalardan vazgeçip, ABD ile anlaşıp, ABD'ye karşı mücadeleden vazgeçtiği zaman bu tür sonuçlar olabileceğini tespit etmeliydiniz. İlk tavizi verince devamı mutlaka gelir.
Hatırlarsanız Prof. Dr. Haydar Baş, Şubat başlarında, Rusya'nın ABD ile anlaştığını, ABD lehine ray değiştirdiğini belirtmişti. Bu aşamadan sonra Suriye'de yaşananlardan, Rusya'nın bu geri adım atmasının büyük payı vardır ve olacaktır.
Trump Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le görüştü, pazarlık masasına Çin'in döviz manipülasyonu iddalarını koydu ve Çin'in BM'deki Suriye oylamasında veto etmesini engelledi, çekimser kalmasına sebep oldu. Trump, Putin'in yakın arkadaşı ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un, Moskova temaslarının beklenenden daha iyi geçtiğini söyledi ve NATO'nun da desteğiyle bir kara harekatı sinyali verdi. Şimdi ABD rayında olan Rusya bir taraftan kimyasal yalanlarla ikna(!) edilmeye çalışılırken, diğer taraftan izole edilme tehditleri ve renkli devrimlerle de tamamen etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor. Görünen o ki, Suriye konusunda Rusya da "sarı öküz"ü verdi, şimdi çorap söküğü gibi diğer tavizler geliyor.
BOP kapsamında olan Irak'ta yaşananlar belli, Suriye'nin hamisi Rusya olmasına rağmen yaşananlar belli, peki, yapayalnız olan Türkiye ne yapacak? Yarın Irak ve Suriye'nin kaderini yaşarken BM'de bizim lehimize kim veto kararı kullanacak?
Prof. Dr. Baş'ın 1991'de yaptığı uyarıyı yeniden hatırlatalım:
"Asıl hedef Türkiye'dir."
Neydi bu yazının konusu, neden bundan 4 yıl önce yazılmış olan bir yazı apar topar kaldırıldı? Bunu anlamak için yazının detayına girmeye bile gerek yok, sadece başlığı yetiyor:
"ABD'nin Suriye'de kimyasal saldırı düzenleme ve bunun suçunu Esad yönetiminin üzerine atma planına destek"
Neticede, Han Şeyhun'da kimyasal saldırı düzenlendi, bu saldırı Esad yönetiminin üzerine atıldı ve ABD 59 adet Tomahawk füzesiyle Suriye'nin Şayrat hava üssünü vurdu.
Rusya'nın Suriye hava sahasını koruması için konuşlandırdığı, yüksek teknolojiye sahip S-300'lerin, S-400'lerin ve de Buk-M'lerin devreye girmemesi, üste bulunan 50 uçağın 35'inin saldırı öncesi tahliye edilmesi, ABD saldırısının hemen sonrası Suriye uçaklarının bu üsten yeniden havalanması ve daha birçok hadise bunun bir tiyatro olduğunu, Rusya'nın ve Suriye'nin bilgisi dahilinde saldırının gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Ama ABD'den basediyoruz, her ne kadar ilk adımı "danışıklı dövüş", "tiyatro" ifadeleriyle izah edilebilse de, bunu bir basamak olarak kullanıp bir hamle sonrasına hazırlandığını hesaba katmak gerekiyor.
Örneğin, 1991 Körfez Harekatı? Hatırlayalım, harekatın ilk günü ABD, peşpeşe Irak'a hava saldırıları gerçekleştirdi ve CNN'in canlı olarak yayınladığı haberlerde öyle abartıldı ki, Irak yerle bir zannettik. O gece, Prof. Dr. Haydar Baş, yanında bulunanlara, "Şu anda yalan söylüyorlar, maketleri vuruyorlar" diyerek gerçeği ifade etmişti.
ABD o gün gerçekten tiyatro oynadı, maketleri vurdu ama sonrasında gerçek planını devreye koydu. Sonraki günlerde gerçekleşen bombardımanlarda Irak'ın ana damarları diyebileceğimiz tesisleri, askeri üsleri, fabrikaları, yerleşim birimleri hedef alındı.
O günlerde Sayın Baş, yine tarihi bir öngörüde bulunarak, "Irak'ın bölüneceğini, kuzeyinde bir devlet yapılanmasının kurulacağını ve asıl hedefin Türkiye olduğunu" vurguladı.
ABD'nin bu ilk harekattaki hedefi, Irak'ı savunmasız bırakmak, direncini kırmak ve kara işgaline kadar Irak'ın kendi kendisini yiyip bitirmesini sağlamaktı. Ve böyle de oldu. Körfez Harekatı kapsamında gerçekleşen katliamdan, 2003 kara işgaline kadar, çok fazla sayıda Iraklı sivil açlıktan, sefaletten, ilaçsızlıktan, hastalıklardan öldü.
Dikkat ederseniz ABD önce şaka gibi yokluyor, tepkileri ölçüyor ardından da kanlı gerçek yüzünü göstererek hedefini acımasızca yerle bir ediyor. Suriye'de gerçekleşen kimyasal saldırı ve de sonrasında füze saldırılarıyla ABD, hem Suriye'yi, hem Rusya'yı hem de dünya kamuoyunu yokladı. Ve işin kötü tarafı büyük bir destek de aldı. Şimdi hem Rusya'nın yanında olan Çin gibi ülkeleri baskılarla, rüşvetlerle ikna etmeye çalışıyor, Rusya'yı yalnızlaştırıyor; hem Rusya'ya bir taraftan baskı uygulayarak diğer taraftan el uzatarak Suriye'ye desteğini kesmeye çalışıyor; hem de BM'den Suriye'ye yaptırım kararı çıkarmaya çalışıyor.
Bunun için de yeni gerekçeler peşinde koşuyor. Rusya Genelkurmay Başkanlığı Ana Hareket Dairesi Başkanı Orgeneral Sergey Rudskoy şu açıklamayı yaptı:
"Elimizdeki bilgilere göre, militanlar şu anda Han Şeyhun, Cira hava üssü, Doğu Guta ve Halep'in batı bölgelerine zehirli maddeler sevk ediyor. Bu eylemlerin amacı, Suriye hükümetini kimyasal saldırı düzenlediği konusunda yeniden suçlamak ve ABD'nin yeni saldırılarını teşvik etmek amacıyla yeni gerekçeler hazırlamaktır."
Biz de Rus yetkililere diyoruz ki, bunu bugün tespit edebilmek maharet değil? Rusya milli politikalardan vazgeçip, ABD ile anlaşıp, ABD'ye karşı mücadeleden vazgeçtiği zaman bu tür sonuçlar olabileceğini tespit etmeliydiniz. İlk tavizi verince devamı mutlaka gelir.
Hatırlarsanız Prof. Dr. Haydar Baş, Şubat başlarında, Rusya'nın ABD ile anlaştığını, ABD lehine ray değiştirdiğini belirtmişti. Bu aşamadan sonra Suriye'de yaşananlardan, Rusya'nın bu geri adım atmasının büyük payı vardır ve olacaktır.
Trump Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le görüştü, pazarlık masasına Çin'in döviz manipülasyonu iddalarını koydu ve Çin'in BM'deki Suriye oylamasında veto etmesini engelledi, çekimser kalmasına sebep oldu. Trump, Putin'in yakın arkadaşı ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un, Moskova temaslarının beklenenden daha iyi geçtiğini söyledi ve NATO'nun da desteğiyle bir kara harekatı sinyali verdi. Şimdi ABD rayında olan Rusya bir taraftan kimyasal yalanlarla ikna(!) edilmeye çalışılırken, diğer taraftan izole edilme tehditleri ve renkli devrimlerle de tamamen etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor. Görünen o ki, Suriye konusunda Rusya da "sarı öküz"ü verdi, şimdi çorap söküğü gibi diğer tavizler geliyor.
BOP kapsamında olan Irak'ta yaşananlar belli, Suriye'nin hamisi Rusya olmasına rağmen yaşananlar belli, peki, yapayalnız olan Türkiye ne yapacak? Yarın Irak ve Suriye'nin kaderini yaşarken BM'de bizim lehimize kim veto kararı kullanacak?
Prof. Dr. Baş'ın 1991'de yaptığı uyarıyı yeniden hatırlatalım:
"Asıl hedef Türkiye'dir."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025





























































































