Tarihi katliamlarla dolu olan ABD yine yapacağını yaptı ve uluslararası hukuku hiçe sayarak Ortadoğu coğrafyasında İsrail ile bir olup terör estirdi.
Cenevre'de ABD-İran dolaylı müzakereleri Umman arabuluculuğuyla devam ediyordu. Umman Dışişleri Bakanı Busaidi, müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumda sıfır stok şartını kabul ettiğini açıklamıştı.
Ama ABD ve İsrail daha önce de benzerleri olduğu gibi aniden saldırıya geçti, İran'ın üst düzey liderlerini başta Ali Hamaney olmak üzere öldürdü.
Halbuki müzakereler yürütülürken, böylesine bir saldırı uluslararası hukuka göre suçtur. ABD ve İsrail, 1961 Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi ve 1969 Özel Misyonlar Sözleşmesi'ni ihlâl etmiş oldu.
ABD'nin bu saldırısıyla artık ne uluslararası hukuk kaldı, ne diplomasi ne de siyaset… Böylece kötülükte yepyeni bir çığır daha açılmış oldu. Dünya çok daha tehlikeli bir vadiye sürüklendi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın gündemle alakalı yaptığı şu tespitler oldukça önemli:
"Amerikan emperyalizminin bütün dünyada çok vahşi bir biçimde hakim olduğu dönemleri yaşıyoruz… Bu vahşi hareket tarzını dünyanın birlik olup sonlandırması lazım. Bir bakıyorsunuz 2 saatlik bir operasyonla Venezuela Devlet Başkanı evinden alınıyor. Birkaç saatlik operasyonla İran Devlet Başkanı öldürülüyor. Bunlar için hiçbir haklı gerekçe yok. Dünyanın jandarması olduğunu iddia eden Amerika Birleşik Devletleri bugün dünyanın mafya örgütü gibi davranıyor. Bunun karşısında bütün dünya ülkelerinin birleşmesi gerekiyor aksi halde hepimizi çok zor ve kötü günler bekliyor."
ABD'nin bu saldırıdaki nihai hedefi şüphesiz İran'da bir rejim değişikliği.
Peki, Nasıl bir rejim değişikliği istiyor? Aynen Suriye'de olduğu gibi, kendisine itaat etmeyen 'Esad'ların gitmesini, bir dediğini iki yapmayacak 'Şara'ların gelmesini istiyor.
Öyle bir rejim istiyor ki; ABD'ye teslim olacak, İsrail ile normalleşme anlaşması imzalayacak, üslerini ABD'ye açacak, madenlerini, kurumlarını ABD'ye teslim edecek, askerini ABD'nin çıkarları için kullanacak, ABD kalk dediğinde kakacak, otur dediğinde oturacak, savaş dediğinde savaşacak, barış dediğinde barışacak, ABD'ye karşı dirençsiz, etkisiz, kukla bir rejim olacak.
Peki, İran'ın liderlerini öldürdüğü son saldırıyla bu amacına hemen ulaşabilir mi? Her zaman ifade ediyoruz, İran asla Venezuela değildir.
ABD, Venezuela lideri Maduro'yu ve eşini yatak odasından kaçırdı, şimdi de yeni yönetimi parmağında oynatıyor. İran böyle olmaz, çünkü "kadim" ve "kurumsal" bir yapıya sahiptir.
İran'da bir lider şehit olduysa, binlercesi sırada bekliyordur. Devletin işleyişinde bir aksama da olmaz. Dikkat ederseniz, İran lideri Hamaney ve birçok üst düzey komutan hayatını kaybetmesine rağmen, İran, başta İsrail'e olmak üzere dört bir tarafa füzelerini ve İHA'larını gönderiyor, Hürmüz Boğazı'nı kapatıyor ve düşmanlarına karşı ciddi bir direnç ortaya koyuyor.
İran'ın, ABD üsleri bulunan BAE, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün, Irak Suriye gibi ülkelere saldırmasının nedeni de, ABD'ye destek verdikleri için bu ülkeleri cezalandırmak, ABD'ye bir baskı oluşturmalarını sağlamak ve bu üsleri bir şekilde kapattırmak. Başarılı olabilir mi? En azından deniyor.
Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının nedeni de, yine hem Körfez ülkeleri üzerinde hem de dünya genelinde bu baskıyı oluşturabilmek, çünkü buradaki petrol arz sorunu küresel bir sorun, tüm ülkelerin ekonomilerini derinden etkiliyor.
Hürmüz Boğazı, günlük yaklaşık 20 milyon varillik petrol akışıyla küresel tüketimin yüzde 20'sini karşılıyor. İran'ın boğazı kapatmasıyla bölgedeki ticaret durmuş vaziyette, yaklaşık 700 geminin demir atıp beklediği ifade ediliyor.
ABD, İran'a yönelik bir kara işgali düşünmüyor ama mevcut saldırılara bir süre devam edecek görünüyor. ABD Başkanı Trump, 4 haftalık bir süreçten bahsetti. Buradaki amacı, İran'daki yeni yönetimi zor duruma sokmak, ekonomik sıkıntıları daha da tırmandırmak ve devletle milleti karşı karşı karşıya getirmek.
Yani rejim değişikliğini İranlı muhaliflerin yapmasını istiyor. Dikkat ederseniz, ABD, İsrail, Fransa, İngiltere gibi ülkelerden yapılan açıklamalarda hep "İran halkının özgürlüğü" vurgusu yapılıyor.
Gerçekte bu Batılı ülkelerin İran halkı diye en ufak bir dertleri yok. Onlar sadece kendi emperyal hedeflerine odaklanmış vaziyetteler.
Ortadoğu coğrafyasında bulunan ülkelerin halkları şuna bakmalılar: ABD kontrol altına aldığı örneğin Suriye gibi ülkelerde halk ne kadar özgür ki, ABD'nin istediği bir değişiklikle özgür olunabilsin? Bunlar hep kandırmaca, hep aldatmaca.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu veciz sözleriyle yazımızı bitirelim:
"Hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatiyle, ecnebilerin planlarıyla yükseltilebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir. Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır."
- İran İsrail’i vurdukça, Trump’ın kafası karışıyor / 13.03.2026
- İran'ın vurulacak yeri kalmadıysa, bu balistik füzeler nereden ateşleniyor? / 12.03.2026
- Epstein sopasıyla İran savaşı! / 11.03.2026
- “Dünya savaşını engelleyebilecek tek güç Türk’ün gücü” / 10.03.2026
- ABD, İran savaşında yalnızlaşıyor mu? / 07.03.2026
- Trump’lı ABD uzun süre savaşamaz, vekil arıyor! / 06.03.2026
- İran’ı, Irak ve Suriye gibi bölmeyi planlıyorlar / 05.03.2026
- Tüm dünya ülkeleri bu hukuksuzluğa, bu zorbalığa dur demeli / 04.03.2026
- ABD’nin İran’a müdahalesi uluslararası hukuka göre suçtur / 03.03.2026




























































