logo
24 HAZİRAN 2026

Afrikalıların eline İncil'i verip her şeylerini aldılar

Malumunuz Kristof Kolomb, Hint Adalarına gitmek için yola çıkıyor ve vardığı kıtanın Amerika olduğunu bilmiyordu. Amerika'ya geldiği zaman çok yeni bir dünya ve yeni bir medeniyet görüyorlar ve hayretler içinde kalıyorlar

30.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Afrikalıların eline İncil'i verip her şeylerini aldılar
Afrikalıların eline İncil'i verip her şeylerini aldılar
Malumunuz Kristof Kolomb, Hint Adalarına gitmek için yola çıkıyor ve vardığı kıtanın Amerika olduğunu bilmiyordu. Amerika'ya geldiği zaman çok yeni bir dünya ve yeni bir medeniyet görüyorlar ve hayretler içinde kalıyorlar.

Mesela Amerika'da Aztek, İnka, Maya medeniyetleri vardı… Mesela; altın, iletişimi hızlı olan bir madendir. Onunla birlikte güneş enerjisini devreye koyarak motor sanayiine yakın bir gelişmeyi Amerika'daki Aztek, İnka, Maya medeniyetleri ortaya koymuşlardı.

Ziraatında, tarımında, hayvancılığında bunu değerlendirmiş, çok iyi bir noktaya gelmişlerdi. İşte böyle rahat yaşayan bir dünyaya Kristof Kolomb, İspanya'dan kalkıp, ekibiyle geldiği zaman fevkalade bir zenginlikle karşı karşıya geldiler. Yaptıkları ilk şey, talan politikası yürütüp, oradaki malları yağmalamak, karşılarına çıkan yerlileri öldürmek olmuştur.







O tarihlerde Amerika'da 50 milyon insan yaşıyordu. Bu 50 milyon insandan beyanlara göre kala kala 500 bin insan kaldı. Yani 49 milyon insan katledilmiştir. Hem de İsa Mesih adına, din adına bunlar yapılmıştır.

İsa peygamberi ve on iki havariyi kutsamak ve saygılarını ifade etmek için büyük darağaçlarını kurdular ve milyonlarca insanı bir araya getirip yakmışlardır. Böyle bir vahşeti tarih kaydetmemiştir. Bunun adına dini yayma politikası denmiştir. Dini yaymada yaptıkları iş de oradaki insanların elinde ne varsa kendi ülkelerine taşımaktır.







Afrikalının eline İncil'i verip her şeylerini aldılar

Afrikalı bir yazar; "İngilizler, Afrika'ya geldikleri zaman bizim toprağımız, onların da İncil'i vardı. Sonra bize, İncil'i verdiler, gözümüzü kapattılar. Açtığımızda baktık ki elimizde İncil var. Ama ayağımızın altındaki toprağı almışlar" diyor.

Ayıktıktan sonra orada ciddi bir mücadele dönemi başladı. Peki, ne yaptılar? Yeraltı ve yerüstü kaynaklarını kendi ülkeleri hesabına bulundukları yerlerde değerlendirdiler. İşlediklerini kendi ülkelerine taşıdılar. Afrika'ya ilk gittikleri zaman kıtanın okyanus boyu kara sahillerinde yaşayan insanları köle gibi kullanarak çalıştırdılar.

Kazançlarını yine kendi ülkelerine taşıdılar. Sadece kazançlarını da değil oradaki insanları Hıristiyan yapıyoruz gerekçesiyle kendi mantıkları ile eğittiler. Esir ticaretinde çok güzel kullandılar. Afrika'dan aldıkları köleleri, esirleri Avrupa'ya getirdiler. Avrupa'dan, Amerika'ya taşıdılar.







Köle hukuku Batı dünyasında daha düne kadar geçerli bir hukuktu. Afrikalı zencilerin tamamı köle olarak hem Batı dünyasında, hem de Amerika'da Hıristiyan dünyasına hizmete mecbur edildiler.

Ne zaman Afrikalı zenciler ayıktı, yavaş yavaş mücadele vermeye başladılar, o zaman hakları gündem edildi. Ve haklar o tarihlerden sonra zenciler tarafından elde edilmiş oldu. Yoksa durup dururken batı, bir uygarlık gereği, bir medeniyet, bir insanlık gereği zencilerin hukukunu, hakkını tayin ederek vermiş değildir.







AYNI MİSYONER MANTIK OSMANLIYI DA BİTİRDİ

Asya'da da, Hicaz bölgesinde önlerine çıkan Osmanlı'dır. Osmanlıyı o bölgeden, tarih sahnesinden silebilmek için çok ciddi bir faaliyet programı icra etmişlerdir. İngilizlerin bu konuda çok enteresan sözleri vardır.

"Eğer biz ayakta kalmayı düşünüyorsak bu insanları kendi menfaatlerimiz istikametinde değerlendirmemiz lazımdır" diyorlar. Kısaca "bunları köle yapmamız lazım" diyorlar. "Aksi takdirde bu kadar zemin üzerinde bizim İngilizler olarak çok rahat yaşamamız mümkün değildir" diyorlar.

Bunun için de İngilizler, Osmanlı İslam dünyasına binlerce misyoner gönderiyorlar. Bu misyonerler Osmanlıların gerek medreselerinde, gerek dergahlarında, tekkelerinde, eğitim merkezlerinde dini bilgi alarak yetiştiriliyorlar. Ve bunlar bugünkü Anadolu dediğimiz merkezde de vazife yapıyorlar. Hicaz bölgesin de, Ortadoğu'da da vazife yapıyorlar.

Özellikle Ortadoğu'daki Müslümanları birbirine düşürebilmek için aradaki nifak tohumlarını ekme hususunda çok ciddi gayret sarf ediyorlar…

Bütün bunların olabilmesi için de İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı'nın önceden aldığı birtakım kararlar var. Hampher, İslam dünyasına geldiği zaman bu kararları icra-i faaliyete başlıyor. Dilerseniz bunlardan birkaç tanesini maksadın anlaşılması için okuyalım.







İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı'nın kararları

"Sünni ve Şii Müslümanlar arasında birbirine karşı kötümserlik ve suizan duyguları icat ederek, mezhepleri, ihtilafları körüklemek.

İki, Müslümanların cehalet ve bilgisizliğini sağlamak, her türlü eğitim ve öğretim merkezlerinin kurulmasını önlemek.

Üç, tembelliği teşvik etmek, çalışkanlığa mani olmak, ölümden sonraki hayatı anlatarak cennetten rengarenk misallerle insanları dünyadan kesmek.

Dört, sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir gibi hadislerden yararlanarak zorba, zalim ve kendini düşünen padişah ve hükümdarların hakkaniyetini ispat etmek.







Bir başka madde, seyahat özgürlüğü ortadan kaldırılmalı, şehir merkezlerinde ve köylerde fitne arttırılmalıdır.

Müslümanlar arasında ırkçı ve milliyetçi duyguları kamçılayarak eski kültür, dil ve tarihe sıkı sıkıya bağlı olan düşüncelerini ortadan kaldırmak.

Mesela Mısır'da Firavunluğu gündeme getirmek, İran'da Zerdüştlüğü canlandırmak, Mezopotamya bölgesinde putperestliği yeniden gündem etmek. İçki, kumar, fesat ve fuhuşu yaymak. Domuz etini teşvik etmek..." Bir başka yerde de şunu diyor: "Biz İspanya'daki İslam devletini fuhuş ve şarapla geri aldık."

Şu ifade de çok enteresandır: "Din alimleri ile halk arasındaki karşılıklı saygı ve dostluk ilişkilerini bozmak, din alimlerine iftira etmek, din alimleri arasına Sömürgeler Bakanlığı memurlarını din alimi kisvesi altında yerleştirmek." İngiliz, misyoner ajanını din alimi kisvesi altında Müslümanların arasına yerleştiriyor.

Devamla: "Müslümanları şuna inandırmak gerekir ki; Peygamberin dinden maksadı yalnız İslam dini değildir. Yahudi, Hıristiyan ve diğer dinlerin takipçileri de Müslümandır" diyor. Niye bunlara kafir diyorsunuz", diyorlar.







Burası da çok enteresan; "Diğer önemli bir husus ise kilise yapılması için zemin oluşturmak. Kur'an'dan, hadisten ve İslam tarihinden örnekler göstererek Müslümanlara Ehl-i Kitabın ibadet yerlerine saygı gösterilmesi gerektiğini anlatmak." İbadet maksadıyla gelsinler, yapsınlar, buna bir şey söylemiyoruz. Maksat o değil. Maksat topraklan işgaldir. Buradaki incelik budur…

Devam ediyorlar: "Baba-evlat ilişkilerini sömürü kültürünün etkisinde kalacak şekilde düzenleyerek artık büyüklerin nasihatlerinin dinlenmeyeceği derecede bozmaya çalışmak."

"İmamlara ve cemaatlere yönelik çeşitli ithamlarda bulunarak cemaat namazlarının ortadan kalkmasına çalışmak."

"Müslümanları ibadetlerinden alıkoymak. Dini konularda devamlı surette fitne çıkarmak, şüphe uyandırmak". (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri 3. Bölümden)

Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu

Kütahya'da okul etkinliğinde yedikleri yemeğin ardından rahatsızlanan ve sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı 114'e yükseldi. Öğrencilerden 113'ü taburcu edilirken, 1 kişinin ise tedavi ve gözlem süreci devam ediyor

24.06.2026 09:09:00
İHA
Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu
Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu
Olay, Meydan Mahallesi'ndeki Şule Mete Tetik İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana geldi. Okulda gerçekleştirilen etkinlik kapsamında öğrenci ve davetlilere tavuklu pilav ikram edildi.








İkram sonrası rahatsızlanan çok sayıda kişi kendi imkanlarıyla ve ambulanslarla Kütahya Şehir Hastanesi ile çeşitli sağlık kuruluşlarına müracaat etti. Yapılan kontrollerin ardından zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuranların sayısının 96'sı öğrenci ve 18'i de yetişkin olmak üzere toplam 114 ulaştığı öğrenildi.








Tedavi altına alınan öğrencilerden 113'i taburcu edilirken, 1 kişinin ise hastanelerde müşahede altında tutulduğu ve kontrollerinin sürdüğü bildirildi.

Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi

Samsun merkezli 7 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 52 şüpheli gözaltına alınırken, yaklaşık 10 milyar TL işlem hacmine sahip olduğu değerlendirilen organizasyona ağır darbe vuruldu

23.06.2026 19:00:00
İHA
Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi
Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Samsun Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yasa dışı bahis suçuna yönelik yürütülen soruşturma kapsamında geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi.






Yaklaşık 10 milyar TL işlem hacmine sahip olduğu değerlendirilen yasa dışı bahis organizasyonuna yönelik Samsun merkezli İstanbul, Batman, Antalya, Muğla, Aydın, Osmaniye ve Eskişehir'de eş zamanlı operasyon düzenlendi.








23 Haziran 2026 tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda adreste arama, el koyma ve yakalama işlemi yapıldı. Operasyon kapsamında haklarında işlem yapılan 52 şüpheli gözaltına alınarak Samsun Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.








Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, elde edilen delillerin incelenmesine devam edildiği öğrenildi. Operasyon anları ise polis kamerasınca kaydedildi.








Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, soruşturmanın tüm yönleriyle devam ettiği bildirildi.













Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.

Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı

Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem toprağa verildi

17.06.2026 14:14:00 / Güncelleme: 17.06.2026 14:17:46
İhlas Haber Ajansı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem, sevenlerinin gözyaşları içerisinde Aydın'ın Kuşadası ilçesinde toprağa verildi.






Oyuncu Ece İrtem, 15 Haziran 2026 tarihinde rahatsızlanarak evinde hayatını kaybetti. Doğum gününden bir gün sonra hayatını kaybeden İrtem'in vefat haberi yakınları ve hayranlarında büyük üzüntüye neden oldu. Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem'in cenazesi dün Adli Tıp Kurumu'ndan babası Vural İrtem tarafından alınmıştı.

Oyuncu İrtem'in cenazesi, bugün öğle namazını müteakip, Hanım Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Kuşadası Yeniköy Mezarlığı'nda sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.








Aile yakınlarından Semra Karataş, genç oyuncunun ölümüyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Çok sevdiğimiz bir insandı. Bizim için çok değerliydi. Genç yaşta ölümü bize yasa boğdu, hepimiz çok üzgünüz" diye konuştu.








Cenazeye genç oyuncunun annesi Nuriye İrtem, babası Vural İrtem, aile yakınları, dizi ve sinema oyuncusu Gürkan Uygun, genç oyuncunun arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti

Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi 'Saipem 7000'in İstanbul Boğazı'ndan geçti. Geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün altından geçtiği anlar havadan görüntülendi

17.06.2026 12:04:00
İHA
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi olan devasa boyutlardaki "Saipem 7000", sabah erken saatlerinde İstanbul Boğazı'na giriş yaptı.






Kritik geçiş nedeniyle İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, sabah saat 06.00'dan itibaren çift yönlü olarak askıya alınmıştı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştireceği geçişte, dev gemiye çok sayıda kurtarma römorkörü ve kılavuz kaptan eşlik etti. 






Dev geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsünün altından geçiş anları havadan görüntülendi.













logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.