logo
24 HAZİRAN 2026

Afrikalıların eline İncil'i verip her şeylerini aldılar

Malumunuz Kristof Kolomb, Hint Adalarına gitmek için yola çıkıyor ve vardığı kıtanın Amerika olduğunu bilmiyordu. Amerika'ya geldiği zaman çok yeni bir dünya ve yeni bir medeniyet görüyorlar ve hayretler içinde kalıyorlar

30.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Afrikalıların eline İncil'i verip her şeylerini aldılar
Afrikalıların eline İncil'i verip her şeylerini aldılar
Malumunuz Kristof Kolomb, Hint Adalarına gitmek için yola çıkıyor ve vardığı kıtanın Amerika olduğunu bilmiyordu. Amerika'ya geldiği zaman çok yeni bir dünya ve yeni bir medeniyet görüyorlar ve hayretler içinde kalıyorlar.

Mesela Amerika'da Aztek, İnka, Maya medeniyetleri vardı… Mesela; altın, iletişimi hızlı olan bir madendir. Onunla birlikte güneş enerjisini devreye koyarak motor sanayiine yakın bir gelişmeyi Amerika'daki Aztek, İnka, Maya medeniyetleri ortaya koymuşlardı.

Ziraatında, tarımında, hayvancılığında bunu değerlendirmiş, çok iyi bir noktaya gelmişlerdi. İşte böyle rahat yaşayan bir dünyaya Kristof Kolomb, İspanya'dan kalkıp, ekibiyle geldiği zaman fevkalade bir zenginlikle karşı karşıya geldiler. Yaptıkları ilk şey, talan politikası yürütüp, oradaki malları yağmalamak, karşılarına çıkan yerlileri öldürmek olmuştur.







O tarihlerde Amerika'da 50 milyon insan yaşıyordu. Bu 50 milyon insandan beyanlara göre kala kala 500 bin insan kaldı. Yani 49 milyon insan katledilmiştir. Hem de İsa Mesih adına, din adına bunlar yapılmıştır.

İsa peygamberi ve on iki havariyi kutsamak ve saygılarını ifade etmek için büyük darağaçlarını kurdular ve milyonlarca insanı bir araya getirip yakmışlardır. Böyle bir vahşeti tarih kaydetmemiştir. Bunun adına dini yayma politikası denmiştir. Dini yaymada yaptıkları iş de oradaki insanların elinde ne varsa kendi ülkelerine taşımaktır.







Afrikalının eline İncil'i verip her şeylerini aldılar

Afrikalı bir yazar; "İngilizler, Afrika'ya geldikleri zaman bizim toprağımız, onların da İncil'i vardı. Sonra bize, İncil'i verdiler, gözümüzü kapattılar. Açtığımızda baktık ki elimizde İncil var. Ama ayağımızın altındaki toprağı almışlar" diyor.

Ayıktıktan sonra orada ciddi bir mücadele dönemi başladı. Peki, ne yaptılar? Yeraltı ve yerüstü kaynaklarını kendi ülkeleri hesabına bulundukları yerlerde değerlendirdiler. İşlediklerini kendi ülkelerine taşıdılar. Afrika'ya ilk gittikleri zaman kıtanın okyanus boyu kara sahillerinde yaşayan insanları köle gibi kullanarak çalıştırdılar.

Kazançlarını yine kendi ülkelerine taşıdılar. Sadece kazançlarını da değil oradaki insanları Hıristiyan yapıyoruz gerekçesiyle kendi mantıkları ile eğittiler. Esir ticaretinde çok güzel kullandılar. Afrika'dan aldıkları köleleri, esirleri Avrupa'ya getirdiler. Avrupa'dan, Amerika'ya taşıdılar.







Köle hukuku Batı dünyasında daha düne kadar geçerli bir hukuktu. Afrikalı zencilerin tamamı köle olarak hem Batı dünyasında, hem de Amerika'da Hıristiyan dünyasına hizmete mecbur edildiler.

Ne zaman Afrikalı zenciler ayıktı, yavaş yavaş mücadele vermeye başladılar, o zaman hakları gündem edildi. Ve haklar o tarihlerden sonra zenciler tarafından elde edilmiş oldu. Yoksa durup dururken batı, bir uygarlık gereği, bir medeniyet, bir insanlık gereği zencilerin hukukunu, hakkını tayin ederek vermiş değildir.







AYNI MİSYONER MANTIK OSMANLIYI DA BİTİRDİ

Asya'da da, Hicaz bölgesinde önlerine çıkan Osmanlı'dır. Osmanlıyı o bölgeden, tarih sahnesinden silebilmek için çok ciddi bir faaliyet programı icra etmişlerdir. İngilizlerin bu konuda çok enteresan sözleri vardır.

"Eğer biz ayakta kalmayı düşünüyorsak bu insanları kendi menfaatlerimiz istikametinde değerlendirmemiz lazımdır" diyorlar. Kısaca "bunları köle yapmamız lazım" diyorlar. "Aksi takdirde bu kadar zemin üzerinde bizim İngilizler olarak çok rahat yaşamamız mümkün değildir" diyorlar.

Bunun için de İngilizler, Osmanlı İslam dünyasına binlerce misyoner gönderiyorlar. Bu misyonerler Osmanlıların gerek medreselerinde, gerek dergahlarında, tekkelerinde, eğitim merkezlerinde dini bilgi alarak yetiştiriliyorlar. Ve bunlar bugünkü Anadolu dediğimiz merkezde de vazife yapıyorlar. Hicaz bölgesin de, Ortadoğu'da da vazife yapıyorlar.

Özellikle Ortadoğu'daki Müslümanları birbirine düşürebilmek için aradaki nifak tohumlarını ekme hususunda çok ciddi gayret sarf ediyorlar…

Bütün bunların olabilmesi için de İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı'nın önceden aldığı birtakım kararlar var. Hampher, İslam dünyasına geldiği zaman bu kararları icra-i faaliyete başlıyor. Dilerseniz bunlardan birkaç tanesini maksadın anlaşılması için okuyalım.







İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı'nın kararları

"Sünni ve Şii Müslümanlar arasında birbirine karşı kötümserlik ve suizan duyguları icat ederek, mezhepleri, ihtilafları körüklemek.

İki, Müslümanların cehalet ve bilgisizliğini sağlamak, her türlü eğitim ve öğretim merkezlerinin kurulmasını önlemek.

Üç, tembelliği teşvik etmek, çalışkanlığa mani olmak, ölümden sonraki hayatı anlatarak cennetten rengarenk misallerle insanları dünyadan kesmek.

Dört, sultan, yeryüzünde Allah'ın gölgesidir gibi hadislerden yararlanarak zorba, zalim ve kendini düşünen padişah ve hükümdarların hakkaniyetini ispat etmek.







Bir başka madde, seyahat özgürlüğü ortadan kaldırılmalı, şehir merkezlerinde ve köylerde fitne arttırılmalıdır.

Müslümanlar arasında ırkçı ve milliyetçi duyguları kamçılayarak eski kültür, dil ve tarihe sıkı sıkıya bağlı olan düşüncelerini ortadan kaldırmak.

Mesela Mısır'da Firavunluğu gündeme getirmek, İran'da Zerdüştlüğü canlandırmak, Mezopotamya bölgesinde putperestliği yeniden gündem etmek. İçki, kumar, fesat ve fuhuşu yaymak. Domuz etini teşvik etmek..." Bir başka yerde de şunu diyor: "Biz İspanya'daki İslam devletini fuhuş ve şarapla geri aldık."

Şu ifade de çok enteresandır: "Din alimleri ile halk arasındaki karşılıklı saygı ve dostluk ilişkilerini bozmak, din alimlerine iftira etmek, din alimleri arasına Sömürgeler Bakanlığı memurlarını din alimi kisvesi altında yerleştirmek." İngiliz, misyoner ajanını din alimi kisvesi altında Müslümanların arasına yerleştiriyor.

Devamla: "Müslümanları şuna inandırmak gerekir ki; Peygamberin dinden maksadı yalnız İslam dini değildir. Yahudi, Hıristiyan ve diğer dinlerin takipçileri de Müslümandır" diyor. Niye bunlara kafir diyorsunuz", diyorlar.







Burası da çok enteresan; "Diğer önemli bir husus ise kilise yapılması için zemin oluşturmak. Kur'an'dan, hadisten ve İslam tarihinden örnekler göstererek Müslümanlara Ehl-i Kitabın ibadet yerlerine saygı gösterilmesi gerektiğini anlatmak." İbadet maksadıyla gelsinler, yapsınlar, buna bir şey söylemiyoruz. Maksat o değil. Maksat topraklan işgaldir. Buradaki incelik budur…

Devam ediyorlar: "Baba-evlat ilişkilerini sömürü kültürünün etkisinde kalacak şekilde düzenleyerek artık büyüklerin nasihatlerinin dinlenmeyeceği derecede bozmaya çalışmak."

"İmamlara ve cemaatlere yönelik çeşitli ithamlarda bulunarak cemaat namazlarının ortadan kalkmasına çalışmak."

"Müslümanları ibadetlerinden alıkoymak. Dini konularda devamlı surette fitne çıkarmak, şüphe uyandırmak". (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri 3. Bölümden)

Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi

Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ve Lazer Güdüm Kiti 82 ile hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi
Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi
TOYGUN Elektro-Optik Hedefleme Sistemi ile havalanan Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ve Lazer Güdüm Kiti 82 ile hedefi tam isabetle vurdu.






Baykar tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen KIZILELMA insansız savaş uçağı, testlerine hız kesmeden ediyor. Bayraktar KIZILELMA, gövde kısmında taşıdığı TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ile başarılı atışlar gerçekleştirdi. KIZILELMA, ASELSAN tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen Lazer Güdüm Kiti 82 ve yine ROKETSAN tarafından geliştirilen TEBER Güdüm Kiti'yle başarılı atışlara imza attı.








Öte yandan TOYGUN EOTS, Bayraktar KIZILELMA'nın düşük görünürlük kabiliyetini koruyarak gelişmiş hedefleme yapabilmesini sağlıyor.

Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu

Kütahya'da okul etkinliğinde yedikleri yemeğin ardından rahatsızlanan ve sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı 114'e yükseldi. Öğrencilerden 113'ü taburcu edilirken, 1 kişinin ise tedavi ve gözlem süreci devam ediyor

24.06.2026 09:09:00
İHA
Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu
Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu
Olay, Meydan Mahallesi'ndeki Şule Mete Tetik İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana geldi. Okulda gerçekleştirilen etkinlik kapsamında öğrenci ve davetlilere tavuklu pilav ikram edildi.








İkram sonrası rahatsızlanan çok sayıda kişi kendi imkanlarıyla ve ambulanslarla Kütahya Şehir Hastanesi ile çeşitli sağlık kuruluşlarına müracaat etti. Yapılan kontrollerin ardından zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuranların sayısının 96'sı öğrenci ve 18'i de yetişkin olmak üzere toplam 114 ulaştığı öğrenildi.








Tedavi altına alınan öğrencilerden 113'i taburcu edilirken, 1 kişinin ise hastanelerde müşahede altında tutulduğu ve kontrollerinin sürdüğü bildirildi.

Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi

Samsun merkezli 7 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 52 şüpheli gözaltına alınırken, yaklaşık 10 milyar TL işlem hacmine sahip olduğu değerlendirilen organizasyona ağır darbe vuruldu

23.06.2026 19:00:00
İHA
Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi
Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Samsun Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yasa dışı bahis suçuna yönelik yürütülen soruşturma kapsamında geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi.






Yaklaşık 10 milyar TL işlem hacmine sahip olduğu değerlendirilen yasa dışı bahis organizasyonuna yönelik Samsun merkezli İstanbul, Batman, Antalya, Muğla, Aydın, Osmaniye ve Eskişehir'de eş zamanlı operasyon düzenlendi.








23 Haziran 2026 tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda adreste arama, el koyma ve yakalama işlemi yapıldı. Operasyon kapsamında haklarında işlem yapılan 52 şüpheli gözaltına alınarak Samsun Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.








Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, elde edilen delillerin incelenmesine devam edildiği öğrenildi. Operasyon anları ise polis kamerasınca kaydedildi.








Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, soruşturmanın tüm yönleriyle devam ettiği bildirildi.













Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"

Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak isteniyor. "Okullar rantın değil, halkındır!", "Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!" sloganlarıyla duruma tepki gösteren Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi tepkisini basın açıklaması yayımlayarak kamuoyuyla paylaştı

22.06.2026 16:25:00 / Güncelleme: 22.06.2026 18:22:01
Haber Merkezi
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi konuyla ilgili açıklamasında şunları ifade etti:

"Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığının resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, bugün hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak istenmektedir.

Çoğunluğu Ali Kuşçu İlkokulundan gelen 297 öğrenci ve 16 öğretmeniyle eğitim-öğretime başlayan Mamak İlkokulu, daha açıldığı ilk günde Mamak'ın eğitim ihtiyacına önemli ölçüde cevap vermiştir. Aradan yalnızca birkaç ay geçmişken aynı okulun kapatılmasının gündeme getirilmesi, eğitim planlamasının ciddiyetini sorgulatmaktadır. Şu anda okulun Okul Müdürü kadrosu ve müdür yardımcısı kadrosu sistemde açık. Eğer buradan haberleri yoksa kadroları çıktıktan sonra direk mağdur olacaklar.






Bu karar uygulanırsa yüzlerce çocuk yeniden kalabalık sınıflara mahkûm edilecek, ikili öğretim uygulamaları geri gelecek, öğrenciler alıştıkları okul ortamından ve öğretmeninden koparılacak, veliler ise yeni mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılacaktır.

Ancak bu karar yalnızca öğrencileri ve velileri değil, eğitimin en önemli paydaşı olan öğretmenleri de doğrudan hedef almaktadır.

Mamak İlkokulunda görev yapan öğretmenlerin hiçbir görüşü alınmadan yürütülen bu süreç, birçok öğretmeni norm fazlası durumuna düşürecek. Ve öğretmenleri çok zor günler bekliyor olacak. Hemen şurada evini yeni almış bir öğretmenimiz var bu durum yüzünden belki Sincan'a gidecek.






Daha da vahimi, böylesine önemli bir karar eğitim emekçilerinden gizlenmiş, öğretmenlere tercih ve yer değiştirme haklarını kullanabilecekleri bir süreç tanınmamış, okulun kapatılacağı bilgisi eğitim-öğretim yılının son haftasına bırakılarak hukuki haklarını kullanmaları fiilen engellenmiştir. Şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında yürütülen ve oldu-bittiye getirilen bu anlayışı kabul etmiyoruz. Daha iki hafta önce İlçe Milli eğitim müdürü bu okula geldi. Ama bu drumu bilmesine rağmen hiçbir şey söylemeden gitti.






Buraya Yunus  Emre Mesleki ve Teknik Anadolu lisesini getirecekler. Yunus Emre MTAL nin yerine de Mamak İlçe MEM taşınacak. Tam bir garabet. Dört yıldır Mevlana Lisesinde eğitim öğretime devam eden, mağdur edilen Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri de kendi okullarına dönmek istemektedir. Ancak görüyoruz ki bir mağduriyet başka bir mağduriyet yaratılarak giderilmeye çalışılmaktadır. Bir okulun sorununu çözmenin yolu, başka bir okulu kapatmak değildir.






Biz bugün asıl soruyu soruyoruz:

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Yunus Emre MTAL binasına taşındıktan sonra boşalan iki kamu binasını hangi amaçla kullanacaktır?

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı derhal kamuoyuna açık, şeffaf ve tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır. Bugün İlçe Milli eğitim Müdürünün makamına gittik bizimle görüşmedi. Odasında kimse yoktu. Uygundu ama müsait değilim dedirtti.






Çünkü bugün yaşananlar, eğitim planlamasından çok başka hesapların devrede olduğu yönündeki kaygıları büyütmektedir.

Şimdi bize çıkıp "nüfus azalıyor" diyerek bu kararı meşrulaştırmaya çalışmayın.

Henüz birkaç ay önce 297 öğrenciyle açılan bir ilkokulu nüfus bahanesiyle kapatamazsınız. Müfettiş raporu ile kapatıyorlar. Peki ısmarlama roporu hazırlayan müfettiş kim? Çankaya'da Mimar Kemal Orta okulunu kapatan müfettiş. Şaşırmıyoruz tabi ki !

Herkes bilir ki üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistiksel yalan. Çocuklarımızın eğitim hakkını masa başında üretilen istatistiklerle ortadan kaldıramazsınız.






Bu mesele çocukların eğitim hakkıdır.

Bu mesele öğretmenlerin açıkça ortada bırakılmasıdır.

Bu mesele velilerin yaşadığı belirsizlik ve kaygılardır.

Bu mesele kamusal eğitimin geleceğidir.

Ve bu mesele, kamu kaynaklarının kimlerin çıkarı için kullanıldığı sorusudur.

Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube olarak bu hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız.

Mamak İlkokulunun kapatılmasına ilişkin sürecin; eğitim hakkına, kamu yararına, hukuka ve eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarına açıkça aykırı olduğu kanaatindeyiz.

Bu nedenle İdare Mahkemesinde iptal davası açılması için hukuki hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. Çocuklarımızın, velilerimizin ve eğitim emekçilerinin telafisi güç mağduriyetler yaşamaması için yürütmenin durdurulmasını da talep edeceğiz.






Buradan Milli Eğitim Bakanlığınave Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne sesleniyoruz:

Bu yanlıştan derhal vazgeçin.
Mamak İlkokulunu kapatmayın.
Çocuklarımızın eğitim hakkını, öğretmenlerin emeğini ve Mamak halkının iradesini yok saymayın.

Eğitim Sen olarak çocuklarımızın, eğitim emekçilerinin ve kamusal eğitimin yanında olmaya; hukuk önünde de, alanlarda da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Okullar rantın değil, halkındır!
Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!
Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube"

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı

Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem toprağa verildi

17.06.2026 14:14:00 / Güncelleme: 17.06.2026 14:17:46
İhlas Haber Ajansı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem, sevenlerinin gözyaşları içerisinde Aydın'ın Kuşadası ilçesinde toprağa verildi.






Oyuncu Ece İrtem, 15 Haziran 2026 tarihinde rahatsızlanarak evinde hayatını kaybetti. Doğum gününden bir gün sonra hayatını kaybeden İrtem'in vefat haberi yakınları ve hayranlarında büyük üzüntüye neden oldu. Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem'in cenazesi dün Adli Tıp Kurumu'ndan babası Vural İrtem tarafından alınmıştı.

Oyuncu İrtem'in cenazesi, bugün öğle namazını müteakip, Hanım Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Kuşadası Yeniköy Mezarlığı'nda sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.








Aile yakınlarından Semra Karataş, genç oyuncunun ölümüyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Çok sevdiğimiz bir insandı. Bizim için çok değerliydi. Genç yaşta ölümü bize yasa boğdu, hepimiz çok üzgünüz" diye konuştu.








Cenazeye genç oyuncunun annesi Nuriye İrtem, babası Vural İrtem, aile yakınları, dizi ve sinema oyuncusu Gürkan Uygun, genç oyuncunun arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti

Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi 'Saipem 7000'in İstanbul Boğazı'ndan geçti. Geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün altından geçtiği anlar havadan görüntülendi

17.06.2026 12:04:00
İHA
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi olan devasa boyutlardaki "Saipem 7000", sabah erken saatlerinde İstanbul Boğazı'na giriş yaptı.






Kritik geçiş nedeniyle İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, sabah saat 06.00'dan itibaren çift yönlü olarak askıya alınmıştı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştireceği geçişte, dev gemiye çok sayıda kurtarma römorkörü ve kılavuz kaptan eşlik etti. 






Dev geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsünün altından geçiş anları havadan görüntülendi.













logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.