Geçtiğimiz hafta başlayan "İslam Dünyasını Kuşatan Fitneler ve Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" panelleri yurdun dört bir tarafında yapılıyor; asırlarca gönülleri kirleten fitneleri bertaraf ediyor. Şu ana kadar Bursa'da, İstanbul'da, Gaziantep'te ve Ankara'da yapıldı, bugün de Trabzon'da yapılacak.Panellerde, hepsi sahasında uzman ilahiyatçılar, akademisyenler, araştırmacılar, gazeteci ve yazarlar deliller ışığında konuşmalarını yapıyorlar; İslam dünyasının nasıl, hangi senaryolarla bölük pörçük yapıldığını, birbirine düşman hale getirildiğini, hangi fitne unsurlarının devreye sokulduğunu, bütün bu fitnelerden kurtulmak için ne yapmak gerektiğini tek tek ortaya koyuyorlar.İslam dünyasının karşı karşıya gelmesinde bir dönem dünya hükümranlığına soyunan İngilizlerin rolü büyüktür.Sakife ile önü kesilen, Emevi ve Abbasi zulümleriyle de geniş kitlelere İslam'ı yayma fırsatı bulamayan Ehl-i Beyt nefesi, Horasan ve oradan da tüm dünyaya hızla yayılınca, Peygamberin gerçek İslam anlayışı gönülden gönüle taşınınca, bunu kendi zulüm hükümranlığına siyasi bir tehdit olarak gören İngilizler, İslam'ın özüyle oynama ve Ehl-i Beyt yoluna alternatif bir yol üretme derdine düştüler.Hindistan pilot bölge olarak seçildi ve buraya akın akın gelen Ehl-i Beyt sevdalılarının önünü kesmek için Sirhindi seçildi. Dönemin zalim hükümdarlarıyla işbirliğine giren Sirhindi, İngilizler ile birlikteliği teşvik ederken, yazdığı eserler ve de verdiği fetvalarla Ehl-i Beyt sevdalılarına savaş açtı.Bu bir pilot çalışmaydı ve Hindistan özelinde başarılı oldu; sonrasında tüm Hindistan'ın İngilizlerin işgali altına girdiğini ve bu işgalin asırlarca devam ettiğini görüyoruz.Hindistan özelinde başarılı olan çalışma, Osmanlı için de uygulandı. Nakşibendilik kılıfıyla sızılan Osmanlı Devleti'nde, ordunun, ticaretin kurucusu olan ve halkı bir ve beraber tutan temeli Ehl-i Beyt olan Bektaşilik tamamen devre dışı bırakıldı.Kurum ve kuruluşların İngiliz güdümlü Nakşi şeyhleri tarafından ele geçirilmesiyle özellikle de Halid-i Bağdadi'nin devreye girmesiyle Osmanlı İngilizlerin istediği kıvama gelmiş oldu. Bu sürecin detaylarını ilahiyatçı yazar Mehmet Emin Koç ve tarihçi Emre Polat'ın hazırladığı "Nakşibendilik" kitabında müdellel bir şekilde bulabilirsiniz. Tüm dünyaya hükmeden Osmanlı'nın nasıl eriyip gittiğini, sahte şeyh ve hocalarla nasıl İngilizlerin oyuncağı haline geldiğini, bu fitnelerle, bidat akımlarla koskoca Türk milletinin nasıl derin bir uykuya daldığını, Ehl-i Beyt aşkıyla asakirullah ünvanı alan Türk milletinin nasıl "hasta adam"lığa kadar düşüp Sevr sürecini yaşadığını bu eseri okuyunca net olarak anlayabilirsiniz. İşte bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu istiklal mücadelesi sadece İngiliz'e, Fransız'a, İtalyan'a karşı değildi; onların içimize yerleştirdiği fitneleri de kurutmanın mücadelesini verdi.Osmanlı'nın son dönemleri samimi Müslüman'la sahtesini, samimi hocayla sahtesini ayırt etmek için önemli bir turnusol oldu. Güçlü olduğun zaman herkes sana dost görünür ama zayıfladığın an kimin dost kimin düşman olduğunu iyi anlarsın; işte aynen böyle oldu.İngiliz'in haram lokmasıyla karnını doyuran sahte hocalar, sahte şeyhler İngiliz'e kurşun sıkmanın küfür olduğunun fetvalarını verirken, samimi olanlar Atatürk'ün yanında omuz omuza istiklal mücadelesi verdi.Bu zorlu mücadelede Atatürk, doğruyla yanlışı, samimi olanla haini bizzat yaşayarak gördü ve Cumhuriyeti kurduktan sonra da bu şahit olduklarından yola çıkarak yeni devletin temellerini attı. Samimi olanlar ödüllendirilirken, hain olanlara da yaptıklarının hesabı soruldu.İşte Atatürk'e dinsiz diyenler bu hainlikten hesap sorulanların torunlarıdır.İngilizlerin bu asırlık oyunlarını, sahte mezhep ve tarikatlar kurup İslam'ın temelleriyle oynayarak İslam'a nasıl bidatler soktuğunu, oluşturduğu yanlış yollarla insanların Ehl-i Beyt gemisinde buluşmasını nasıl engellediğini anlamadan bugünkü yaşanan gelişmeleri asla öğrenemeyiz.Ve yine anlaşılıyor ki, İngilizlerin sürekli engellemeye çalıştığı Ehli Beyt anlayışı birlik ve beraberliğimiz, yeniden dirilmemiz için tek çıkış yoludur.Bunu Kur'an ayetleri ve hadisler ışığında zaten anlıyoruz ama İngilizlerin bu noktadaki hassasiyeti, korku ve endişesi de bunun önemini açıkça göstermektedir. Bu manada Prof. Dr. Haydar Baş'ın Ehl-i Beyt külliyatı, birçok ilde gerçekleştirdiği Ehl-i Beyt sempozyumları ve de son günlerde yapılan Ehl-i Beyt panelleri İslam dünyasının ve milletimizin geleceği için büyük önem taşımaktadır.Ne mutlu değerini bilenlere?
Murat Çabas / diğer yazıları
- Cenevre’de tehditlerin gölgesinde 60 günlük yol haritası / 23.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
























































