HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 EKİM 2021, ÇARŞAMBA

Bardağı taşıran damlalardaki zerreler...

27.01.2002 00:00:00
İşin doğrusu "bardağı taşıran damlalardır"dır. Bunu hepimiz biliyoruz. Ancak günümüzde istenmeyen gelişmeler için ileri sürülen sebepler, gerçekleri yansıtmadığı gibi bardağı taşıran damlalar olarak da kabulü mümkün değil.

Bugün öne sürülen iddialar olsa olsa, ancak, bardağı taşıran damlalardaki zerreler misali olabilirler. Bu mantık biraz da çöpü gözüne perde yapıp dünyayı göremeyenlerin halini yansıtıyor. Hal böyle olunca da gerçekler bir türlü görülemiyor ve gerekli tedbirler alınamıyor.

Son zamanlarda bilhassa öğrenci intiharlarının gündeme getirdiği gençlik sorunlarında faturalar yine velilerin, öğretmenlerin bir kaç sözüne kesildi. Yani siz veliler ve öğretmenler çocuklara "sen çalışmıyorsun, başarısızsın, bak başkaları nasıl başarıyor. Niye çalışmıyorsun, neyin eksik? Bak senin için neler yapıyor ve nelere katlanıyoruz" gibi sözler söylediğiniz için onlar da "çalışamıyor, başaramıyor, bunalıma giriyor ve intihar ediyorlar"..

İşte üst düzey varlıklı ailelerin çocuklarının intihar sebebi bu.

Hemen kestirmeden gideyim. Bizim nesilde evde, okulda ve askerde dayak yemeyen yoktur.

Hatta evden de, okuldan da, askerden de kaçanlarımız olmuştur. Sırası gelmiş kovulmuş, ceza almışız.

Cetveller avuçlarımızı kızartsa bile dayağı sevimli kılabilmek için "büyüklerin vurduğu yerden gül biter" demişiz. Biraz daha ileri gitmiş "dayağın ilk vatanının cennet olduğunu" bile söylemişiz.

Bütün bunlar bizim dün de bugün de yarın da dayağı, küçük görmeyi, kötü sözü ve çirkin davranışları hoş gördüğümüz, ya da onayladığımız anlamına gelmez.

Kesinlikle başta insan olmak üzere hiç bir canlının ve eşyanın hak etmediği bu söze, davranışa ve cezaya muhatap olmasını istemeyiz.

Ama, her türlü ortamı hazırlayıp bütün çıkış yollarını da tıkayıp insanları ölümle burun buruna getirenlerin bu neticedeki gerçek paylarını gizleyerek damladaki zerreleri öne çıkarmaları da en az intiharlar kadar üzücü ve korkutucudur.

Halbuki hem ebeveynler, hem öğretmenler ve hem de idareciler olarak gözümüzdeki çöpü bir kenara itip gerçekleri görmeye çalışsak hepimizin ve bilhassa genç yavrularımızın hayat bağlarının ne kadar zayıf, güçsüz ve kopmak üzere olduğunu görürüz.

Ancak bütün anneler ve babalar olarak çocuklarımızla aramızdaki bağlar hangi noktadadır? Bu bağlar gittikçe güçlenmiyor mu, yoksa her geçen dakika biraz daha mı inceliyor, zayıflıyor?

Aynı soruyu öğretmen, amir-memur, patron-işçi, yöneten-yönetilen, zengin-fakir, kentli-köylü, alacaklı-borçlu doktor-hasta,tüccar-müşteri gibi aklınıza gelebilecek her kademede insanımız için sorsak, acaba aramızda olması gereken bağlar ne durumdadır? Dün mü daha sağlamdı, bugün mü?

Yine bütün bu insanların ve toplumun her kesiminin eşyaya, tabiata, insanlığa ve dünyaya bakış açısı ne idi ve nasıldı? Bu bakış açısından kendisini kendisine ve ailesine, çevresindeki insanlara (arkadaşlarına, komşularına ve diğer insanlara) ve dolayısıyla hayata bağlayan bağlar hangi düzeydedir? Bu bağlar dün ne idi, nasıldı?.. Bugün nedir ve nasıldır?

Yani insanı hayata bağlayacak, hayatı sevdirecek, hayatı her şeye rağmen yaşanabilir kılacak ne yapıyoruz?

Bu hayatın dünü var mıydı, yarını olacak mı? Bu sualin cevabını bizler biliyor muyuz? Hayat anlayışımızda dünün ve yarının yeri var mı?

Gerçekten gençlerimiz dünyasında dünün ve yarının bir manası var mı? Yani evde, okulda, iş hayatında düne ve yarına ait istek, bilgi adına ister kültür adına, ister medeniyet adına, ister ümit ve korku adına herhangi bir şey var mı?

Bizleri bu gençleri geçmişe ve geleceğe yani hayatın tamamına bağlayan bir şey var mı?

Eğer bizler ve bu gençler geçmiş ile gelecek arasında köprü olabilse idik ve dolayısıyla hayatın gerçekleri dünden bugüne, bugünden yarına bu köprüden yol bulup geçebilse idi bugün köprüler hayata küsenlerin ölümle buluşma noktası olur muydu?

Bugün hayat bardağını acıyla, hüzünle, kederle, korkuyla, nefretle, şiddetle, intiharla, şeytanla dolduranların aynı bardaktan neyi içtiklerini anlamaları, içinde bardağı taşıran damladaki zerreleri suçlamak yerine, sadece dillerinin ucuyla bardaktakini tatmalarının zamanı gelmiş ve geçmektedir.
 
Ali Gedik / diğer yazıları
- Milli Çözüm Milli Ekonomi Modeli / 03.07.2010
- Türkiye'nin çıkmazı / 02.07.2010
- Geleceğe yürüyebilmek adına / 14.05.2010
- Bir başka gerekçe ile Milli Ekonomi Modeli / 06.05.2010
- Son olaylar üzerine / 30.04.2010
- Kararı milletin kendisi verecek / 22.04.2010
- Problem temelde / 10.04.2010
- Anayasa değişikliği üzerine / 01.04.2010
- Siyaset nedir ve siyasetçi kimdir? / 30.03.2010
- Bu bir kör dövüşü müdür? / 26.03.2010
- Çanakkale'nin düşündürdükleri / 20.03.2010
- Ermeni meselesi / 19.03.2010
- Can simidi / 16.03.2010
- Bu kavga böyle bitmez / 13.03.2010
- Söz gerçekten milletin mi? / 10.03.2010
- Terslikler dünyası / 06.03.2010
- Basın özgürlüğü üzerine / 03.03.2010
- Siyasi kavga niçin kaçınılmaz? / 02.03.2010
- Samimiyet testinde ölçü / 27.02.2010
- Samimiyet testi / 25.02.2010
- Hiç bir şey tesadüf değil / 24.02.2010
- Kuşatıcı bir "İRADE" olmadan / 28.10.2009
- ABD'nin değirmenine su taşıyanlar!.. / 24.10.2009
- Bir başka açıdan son gelişmeler / 23.10.2009
- Açılım halkaları / 18.10.2009
- Bir anketin düşündürdükleri / 29.08.2008
- Beyhude Arayışlar! Ve... / 28.08.2008
- Ülke mi, Dünya mı? / 08.08.2008
- Birlik ve Birlik ve / 01.08.2008
- Güngören'in düşündürdükleri / 29.07.2008
- Ve terör / 11.07.2008
- Yetki ve sorumluluk / 09.07.2008
- Milleti anlamak / 05.07.2008
- Çare ve çözüm / 04.07.2008
- Aklın gereği / 22.05.2008
- Egemen güçler ve taşeronlar / 14.09.2007
- Mesele çözümü Aramaksa / 02.05.2007
- Evet Haydar Baş Malatya'da idi... / 21.04.2007
- Avrupa İlim Adamları Haydar BAŞ dedi / 08.04.2007
- Bir garip tecelli / 06.04.2007
- Seçim telaşı üzerine / 22.03.2007
- Beklenen ve yakışan / 18.03.2007
- Devletler ve müesseler / 17.03.2007
- "Bu da tarihe bir not düşmek için" / 16.03.2007
- Sadece bir not düşmek / 15.03.2007
- Batılılaşma / 10.10.2004
- Yetmez mi? / 30.07.2004
- Birilerinin acelesi var, ama insanlık ölmedi / 20.06.2004
- Din ve vicdan hürriyeti başka, misyonerlik başka / 10.06.2004
- Yine bir fırsat / 09.06.2004
- Bakın, ülke ve millet kimlerin elinde! / 04.06.2004
- 29 Mayıs 1453 / 29.05.2004
- Olayların dili / 28.05.2004
- Din eğitimi ve kültürü / 14.05.2004
- Bir umut / 06.05.2004
- Irak elden gitti, Kıbrıs'a dikkat / 06.12.2003
- 11 Eylül / 12.09.2003
- Bugün Irak, ya yarın! / 06.09.2003
- Yanlış hesaplar ve Bağdat / 04.09.2003
- Amerika Irak'ta yolun neresinde? / 31.08.2003
- 'Yeni dünya düzeni' değil, 'bizim dünyamız' / 23.08.2003
- Irak'a asker göndermek / 22.08.2003
- Bağdat ve Kudüs'ün düşündürdükleri / 21.08.2003
- BTP niçin vardır? / 16.08.2003
- Herkes kendi / 18.04.2003
- Geleceği görmek / 17.04.2003
- Zoraki komşu / 16.04.2003
- Saldırıyla gelecek / 05.04.2003
- Büyüklük taslama / 03.04.2003
- Silahın demokrasi dersi / 15.01.2003
- Bilgi, kültür ve şuur / 14.01.2003
- Bir adım / 10.01.2003
- Taraf olmak / 09.01.2003
- Yine Irak üzerine / 08.01.2003
- Türkiye'den beklenen-II / 06.01.2003
- Türkiye'den beklenen / 05.01.2003
- II. Derviş dönemi mi? / 04.01.2003
- Şimdi neler olacak? / 03.01.2003
- Merhaba 2003 / 01.01.2003
- Yeni bir yıl için... / 31.12.2002
- Mantık; yutma mantığı / 30.12.2002
- Savaş çığlıkları / 28.12.2002
- Niçinler doğru cevabı bulmadıkça / 24.12.2002
- Demek ki... / 23.12.2002
- Huzuru hak etmek / 22.12.2002
- Kıbrıslı ve Dünyalı olmak / 21.12.2002
- Vuslat etkinlikleri sona erdi / 20.12.2002
- Kıbrıs'ın düşündürdükleri / 19.12.2002
- Dün Afganistan, bugün Irak, yarın...? / 18.12.2002
- 'Serap'a ray döşemek / 17.12.2002
- Kolay pazarlık / 16.12.2002
- 2004'lerin manası / 14.12.2002
- Diyalog'dan Reform'a / 13.12.2002
- Avrupalı olmak-II / 12.12.2002
- Avrupalı olmak / 11.12.2002
- Sabır, imanın yarısıdır / 25.11.2002
- Hayalleri zorlayan projeler / 20.09.2002
- Olan ülkeye oluyor.. Ama, artık... / 18.09.2002
- Seçimi çözüm olmaktan çıkarmak isteyenlere... / 06.09.2002
- Bizim önceliğimiz / 30.03.2002
- 2003 ve bir fıkra / 28.03.2002
- Asparuk Paşa haklı / 27.03.2002
- Gaziantep'ten yükselen ses / 26.03.2002
- Gözler Gaziantep'te / 23.03.2002
- Yaş onbir / 22.03.2002
- Dümensuyu / 21.03.2002
- Haydar Hoca'yı anlamak / 18.03.2002
- Trabzon-Bursa / 17.03.2002
- Tam bağımsızlık / 12.03.2002
- Doğruyu görebilmek / 06.03.2002
- Açık adres / 04.03.2002
- Batı'nın bahaneleri bitmez / 02.03.2002
- ABD ve AB / 01.03.2002
- Bayramın düşündürdükleri / 26.02.2002
- Bayramı anlayabilmek / 22.02.2002
- Özel hayat / 20.02.2002
- Biz yanlış yapmadık / 18.02.2002
- Yoldan çıkma / 17.02.2002
- Yeni bir umut / 12.02.2002
- Karne / 11.02.2002
- Takdir kimin olsun? / 05.02.2002
- Kapkaççılık / 03.02.2002
- Horoz dövüşleri / 02.02.2002
- Devlet ve millet gerçeğinin temel espirisi / 01.02.2002
- Bardağı taşıran damlalardaki zerreler... / 27.01.2002
- Sanal dünyanın zavallıları / 23.01.2002
- Tartışmalar / 22.01.2002
- Evet, asıl mesele insan meselesi / 19.01.2002
- Melek ve şeytan / 18.01.2002
- Kolejli Lara / 17.01.2002
- Bakış açısı / 13.01.2002
- Kaybolan tarih / 12.01.2002
- Bir türlü düzelememek! / 10.01.2002
- Büyük olabilmek / 09.01.2002
- Ya olduğun, ya da göründüğün gibi... / 26.12.2001
- Deprem kuşağında zayıf temeller / 24.12.2001
- Arjantin!.. / 22.12.2001
- Bir muhasebe / 19.12.2001
- Bugün bayram / 16.12.2001
- Ramazan'ı uğurlarken / 15.12.2001
- Misyonerlik faaliyetlerinin düşündürdükleri / 14.12.2001
- Kanunsuz sokaklar / 11.12.2001
- Moral değerlerin zarureti / 10.12.2001
- Yoklar listesi ve... / 09.12.2001
- Bitmeyen yanlışların da sonu gelecektir / 28.11.2001
- Amerika'nın terör mantığı... / 26.11.2001
- Yine Bağımsızlık / 14.11.2001
- Bağımsızlık / 13.11.2001
- Taşıma su zavallılığından bağımsızlık çağlayanlarına / 12.11.2001
- Bedel mi diş kirası mı? / 05.11.2001
- Derviş'in gidişatı / 04.11.2001
- Alıştıra alıştıra / 02.11.2001
- 78 yıl önce 78 yıl sonra / 30.10.2001
- Füzelerin hedef şaşırması / 29.10.2001
- Neden radikalizm yakıştırması? / 28.10.2001
- İpin ucu / 27.10.2001
- Geleneği tartışmak / 25.10.2001
- Ramazan yaklaşırken / 23.10.2001
- Tek çözüm eğitim / 22.10.2001
- 15 dakika / 20.10.2001
- Şarbon mu alırsınız, Şaron mu? / 20.10.2001
- Barışı anlamak / 17.10.2001
- İşte bunun için bağımsızlık / 16.10.2001
- Yanlış mukayese / 14.10.2001
- Zulmün acı kaderi / 10.10.2001
- Bu yıkımı nasıl becerdiniz! / 07.10.2001
- Anayasa değişiklikleri / 06.10.2001
- Amerika ve terör / 04.10.2001
- Şahsiyet olmayınca / 01.10.2001
- Toplum olabilmek / 30.09.2001
- Doların ve yolsuzlukların dili / 28.08.2001
- Bu basınla nereye? / 27.08.2001
- Batan geminin malları / 20.08.2001
- Birlik ve beraberliğimizin doğru adresleri / 19.08.2001
- Bütün bunlar tesadüf mü? / 14.08.2001
- Taraf olmak / 13.08.2001
- Kaş yapmak / 09.08.2001
- Ebesi çok olanın sonu / 08.08.2001
- Bu sadece yoksulluğun tescili değil / 06.08.2001
- Sosyal patlama üzerine / 28.07.2001
- Hadi hayırlısı / 26.07.2001
- Kuvay-ı Milliye geliyor / 25.07.2001
- Sular böyle durulmaz / 20.07.2001
- Bit yeniği mi' Papaz büyüsü mü? / 18.07.2001
- Kiracı mı oluyoruz? / 15.07.2001
- Yürüyüş devam ediyor... / 14.07.2001
- Çölaşan'a ne demeli? / 15.06.2001
- Ankara mitinginin ardından / 14.06.2001
- Tarih 10 Haziran / 12.06.2001
- Ankara buluşması / 10.06.2001
- Yalnızlık ve itilmişlik / 06.06.2001
- Benzemek ve örnek almak / 03.06.2001
- Derviş'in IMF programı üzerine / 26.05.2001
- Düğümü halk çözecek / 25.05.2001
- Bir başka açıdan mitingin düşündürdükleri / 23.05.2001
- Kuvay-ı Milliye Mitingi / 22.05.2001
- Hoş geldiniz / 20.05.2001
- Bu miting tarihî bir fırsattır / 19.05.2001
- 7 Nisan'dan 20 Mayıs'a / 17.05.2001
- Önce vatan / 16.05.2001
- Egemenlik de tartışılıyorsa... / 15.05.2001

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

27.01.2001, 27.01.2000, 27.01.1999, 27.01.1998, 27.01.1997, 27.01.1996, 27.01.1995, 27.01.1994, 27.01.1993, 27.01.1992, 27.01.1991, 27.01.1990, 27.01.1989, 27.01.1988, 27.01.1987, 27.01.1986, 27.01.1985, 27.01.1984, 27.01.1983


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.