AKP ve MHP, devleti ve milleti soktukları zifiri karanlığa insanımızı ikna etmeye çalışırken CHP'de göstermelik muhalefetine devam ediyor.
DEM ise adada, sahada, masada, dağda, ovada durmuyor, çalışıyor! Niçin? 100 yıllık emperyalist planları hayata geçirmek için.
Hep dedik ya! Bu zihniyet dünkü niyetleri ne idiyse bugünkü niyetleri de o. Dünkü hedefleri ne ideyse bugünde O!
Bu bir iddia değildi. Bizzat bu zihniyetin açıkça, ülkemiz siyasetçilerinin gözünün içine baka baka söyledikleriydi.
72 milleti başınıza yığarız
'Süreç sekteye uğrarsa, isteklerimiz fiiliyata geçmezse her yer Gazze olur, 72 milleti başınıza yığarız' dediler mi? Dediler.
DEM Parti 6-7 Aralık 2025 tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen 'Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı' düzenledi.
Konferansa 5 kıta, 19 ülkeden siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve parlamento temsilcileri katıldı. Bildirge, Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce olarak paylaşıldı.
Yani artık 'İmralı komisyonu' sadece TBMM'de değil tüm dünyada aktif hale geldi.
Sonuç bildirgesi de açıkladılar
Konferansta, Türkiye'deki 40 yıllık çatışmanın bitmesi ve kalıcı barışın demokratik bir toplumsal sözleşmeyle kurulması gerektiği vurgulandı.
PKK'nin silah bırakıp kendini feshetme kararını "tarihi ve cesur adım" olarak selamlandı.
Abdullah Öcalan, "barışın ve demokratik dönüşümün ana aktörü" kabul edildi.
İmralı, tecrit sembolü olmaktan çıkıp barışın kapısı haline gelmeli, denildi.
İmralı'da, tecridin kaldırılması ve Öcalan'ın serbest bırakılmasını sağlayacak yasal düzenlemeler talep edildi.
Kadınların eşit katılımı, yerel demokrasinin güçlendirilmesi, özerk yönetim modelleri önerildi.
Konferans, bu sürecin sadece Türkiye değil Ortadoğu ve dünya için örnek olabileceğini savunuldu.
Genel istekleri
Devlet Bahçeli'nin açtığı yolda bu zihniyetin kamuoyuna açıkladıkları istekleri de bir hatırlayalım:
Kürt sorunu için yeni demokratik anayasa yapılması,
Demokratik özerklik veya anayasal statü tanınması,
Yerel yönetimlerin yetki ve özerkliğinin güçlendirilmesi,
Kürtçeye resmi dil veya eğitim dili statüsü verilmesi,
Geçmişle yüzleşme ve hakikat komisyonu kurulması,
Silah bırakma ve çözülme sürecine karşılık siyasi katılımın önünün açılması.
Ya kızım Gülistan
Malum TBMM'den, terörist başının ayağına bir heyet gitti. Gittiklerinden bile utandılar. Kaleme alınanları sakladılar. 72 sahifeyi 16'ya, 16 sahifeyi de 4'e düşürdüler.
Herkes merak içindeydi. Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk, Öcalan'ın isteklerini yazdı:
1- Petrol ve elektrik gelirlerinden pay istiyor.
2- Etnik bölgelerde ana dilde eğitim, ilerleyen süreçte de Kürtçenin resmi dil olmasını istiyor.
3- SDG'nin silah bırakmasına karşı çıkıyor. Asker olmasalar bile polis olmalarını öneriyor.
4- YPG, SDP, PJAK gibi örgütlerin feshedilmesi gibi bir durum olmadığını ifade ediyor.
5- Türkler ve Kürtlerin, iki halk olarak Anayasa'da yer almasını istiyor.
6- Anayasa'nın 66. maddesinin değiştirilmesini istiyor.
7- PKK'lı teröristlere af çıkarılması, iş verilmesi, rehabilitasyona tabi tutulmaları ve siyasette önlerinin açılması da Öcalan'ın talepleri arasında."
İtiraz etmeyin
Bizim yıllardır dile getirdiğimiz bu söylemleri ünlü gazeteci yazınca 'süreci baltalamak, terörün bitmemesini istememek, bunları da isteyemezler' tepkiler oldu.
Oysa daha geçen yıl DEM'li Ceylan Akça, Meclis kürsüsünden: "Bizim topraklarımızın üstüne baraj kurup sonra o barajlardan edindiğiniz elektriği bize fahiş fiyatlarla satmak sizin hakkınız değildir" demişti.
Devlet Bahçeli'nin imzası
Devlet Bahçeli, 'her sözünün altına imzamı atarım' dediği Pervin Bulda birinci açılım sürecinin başında (2013) on binlerce kişiye hitabında şöyle diyordu:
'Kürtler statüsünü elde etti artık. Suriye'de elde edilen statü çok yakında Türkiye'de de Kürt halkının mücadelesiyle elde edilecektir.
İkinci aşamada Kürt halkının beklentileri var. Birinci şartımız sayın Öcalan'ın özgürlüğü. Sayın Öcalan'ın özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğüdür.
AKP hükümeti eğer adım atacaksa, ikinci aşamayı başlatacaksa işte buradan başlayabilir. Milletvekillerimizi serbest bırakabilir. KCK'li tutukluları serbest bırakabilir. Hasta tutukluları acilen tahliye edebilir.
Yeni anayasa yapım sürecindeyiz. Bu süreçte Kürt halkının statüsü belirlenmek durumundadır. Anadilinde eğitim ve öğretim mutlaka anayasada yerini almak durumundadır.
Sadece Kürtler değil, Türkiye'de yaşayan bütün halklar, herkes anayasada kendisini görebilmelidir.
1 Ekim tarihine kadar bu paketin geçmesi gerekiyor ve genel kurulda yasalaşması gerekiyor.
Eğer bunlar dikkate alınırsa ikinci aşama da ekim ayı ortalarında tamamlanmış sayılacaktır. Ondan sonrası üçüncü aşamadır.
Kandil'deki dostlarımız, arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, yoldaşlarımız Türkiye'ye gelmelidir. Türkiye'de siyaset yapmalıdır."
İmralı'dan gelen Pervin Buldan
"Çok verimli bir görüşme gerçekleştirdiğimizi özellikle belirtmek istiyorum. 2 Aralık tarihinde İmralı'da yapmış olduğumuz görüşme ve daha sonrasında yaşanan tartışmalara dair Sayın Bahçeli ve heyetini bilgilendirdik.
Sürecin geldiği aşamaları konuştuk. Bundan sonra yapılması gerekenler konusunda da istişarelerde bulunduk, fikir alışverişi yaptık.
Sürecin geldiği aşama itibarıyla yeni bir zemin ya da yeni bir aşama üzerinde ilerlemek gerektiğini düşünüyoruz.
İkinci aşamaya geçtiğimizi söylemek gerekiyor. İkinci aşamada da yasal ve hukuki bir zemine ihtiyaç var. Bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Bu yasal düzenleme elbette bir barış yasası olmalıdır. Bunu özellikle ifade etmek istiyoruz' dedi.
Buldan'ın bu açıklamasının hemen ardından Bahçeli, kısa bir değerlendirme yaparak: "Pervin Hanım her konuyu açıklıkla ifade ettiler. Her cümlesine imzamı atıyorum' dedi.
DEM ise adada, sahada, masada, dağda, ovada durmuyor, çalışıyor! Niçin? 100 yıllık emperyalist planları hayata geçirmek için.
Hep dedik ya! Bu zihniyet dünkü niyetleri ne idiyse bugünkü niyetleri de o. Dünkü hedefleri ne ideyse bugünde O!
Bu bir iddia değildi. Bizzat bu zihniyetin açıkça, ülkemiz siyasetçilerinin gözünün içine baka baka söyledikleriydi.
72 milleti başınıza yığarız
'Süreç sekteye uğrarsa, isteklerimiz fiiliyata geçmezse her yer Gazze olur, 72 milleti başınıza yığarız' dediler mi? Dediler.
DEM Parti 6-7 Aralık 2025 tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen 'Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı' düzenledi.
Konferansa 5 kıta, 19 ülkeden siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve parlamento temsilcileri katıldı. Bildirge, Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce olarak paylaşıldı.
Yani artık 'İmralı komisyonu' sadece TBMM'de değil tüm dünyada aktif hale geldi.
Sonuç bildirgesi de açıkladılar
Konferansta, Türkiye'deki 40 yıllık çatışmanın bitmesi ve kalıcı barışın demokratik bir toplumsal sözleşmeyle kurulması gerektiği vurgulandı.
PKK'nin silah bırakıp kendini feshetme kararını "tarihi ve cesur adım" olarak selamlandı.
Abdullah Öcalan, "barışın ve demokratik dönüşümün ana aktörü" kabul edildi.
İmralı, tecrit sembolü olmaktan çıkıp barışın kapısı haline gelmeli, denildi.
İmralı'da, tecridin kaldırılması ve Öcalan'ın serbest bırakılmasını sağlayacak yasal düzenlemeler talep edildi.
Kadınların eşit katılımı, yerel demokrasinin güçlendirilmesi, özerk yönetim modelleri önerildi.
Konferans, bu sürecin sadece Türkiye değil Ortadoğu ve dünya için örnek olabileceğini savunuldu.
Genel istekleri
Devlet Bahçeli'nin açtığı yolda bu zihniyetin kamuoyuna açıkladıkları istekleri de bir hatırlayalım:
Kürt sorunu için yeni demokratik anayasa yapılması,
Demokratik özerklik veya anayasal statü tanınması,
Yerel yönetimlerin yetki ve özerkliğinin güçlendirilmesi,
Kürtçeye resmi dil veya eğitim dili statüsü verilmesi,
Geçmişle yüzleşme ve hakikat komisyonu kurulması,
Silah bırakma ve çözülme sürecine karşılık siyasi katılımın önünün açılması.
Ya kızım Gülistan
Malum TBMM'den, terörist başının ayağına bir heyet gitti. Gittiklerinden bile utandılar. Kaleme alınanları sakladılar. 72 sahifeyi 16'ya, 16 sahifeyi de 4'e düşürdüler.
Herkes merak içindeydi. Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk, Öcalan'ın isteklerini yazdı:
1- Petrol ve elektrik gelirlerinden pay istiyor.
2- Etnik bölgelerde ana dilde eğitim, ilerleyen süreçte de Kürtçenin resmi dil olmasını istiyor.
3- SDG'nin silah bırakmasına karşı çıkıyor. Asker olmasalar bile polis olmalarını öneriyor.
4- YPG, SDP, PJAK gibi örgütlerin feshedilmesi gibi bir durum olmadığını ifade ediyor.
5- Türkler ve Kürtlerin, iki halk olarak Anayasa'da yer almasını istiyor.
6- Anayasa'nın 66. maddesinin değiştirilmesini istiyor.
7- PKK'lı teröristlere af çıkarılması, iş verilmesi, rehabilitasyona tabi tutulmaları ve siyasette önlerinin açılması da Öcalan'ın talepleri arasında."
İtiraz etmeyin
Bizim yıllardır dile getirdiğimiz bu söylemleri ünlü gazeteci yazınca 'süreci baltalamak, terörün bitmemesini istememek, bunları da isteyemezler' tepkiler oldu.
Oysa daha geçen yıl DEM'li Ceylan Akça, Meclis kürsüsünden: "Bizim topraklarımızın üstüne baraj kurup sonra o barajlardan edindiğiniz elektriği bize fahiş fiyatlarla satmak sizin hakkınız değildir" demişti.
Devlet Bahçeli'nin imzası
Devlet Bahçeli, 'her sözünün altına imzamı atarım' dediği Pervin Bulda birinci açılım sürecinin başında (2013) on binlerce kişiye hitabında şöyle diyordu:
'Kürtler statüsünü elde etti artık. Suriye'de elde edilen statü çok yakında Türkiye'de de Kürt halkının mücadelesiyle elde edilecektir.
İkinci aşamada Kürt halkının beklentileri var. Birinci şartımız sayın Öcalan'ın özgürlüğü. Sayın Öcalan'ın özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğüdür.
AKP hükümeti eğer adım atacaksa, ikinci aşamayı başlatacaksa işte buradan başlayabilir. Milletvekillerimizi serbest bırakabilir. KCK'li tutukluları serbest bırakabilir. Hasta tutukluları acilen tahliye edebilir.
Yeni anayasa yapım sürecindeyiz. Bu süreçte Kürt halkının statüsü belirlenmek durumundadır. Anadilinde eğitim ve öğretim mutlaka anayasada yerini almak durumundadır.
Sadece Kürtler değil, Türkiye'de yaşayan bütün halklar, herkes anayasada kendisini görebilmelidir.
1 Ekim tarihine kadar bu paketin geçmesi gerekiyor ve genel kurulda yasalaşması gerekiyor.
Eğer bunlar dikkate alınırsa ikinci aşama da ekim ayı ortalarında tamamlanmış sayılacaktır. Ondan sonrası üçüncü aşamadır.
Kandil'deki dostlarımız, arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, yoldaşlarımız Türkiye'ye gelmelidir. Türkiye'de siyaset yapmalıdır."
İmralı'dan gelen Pervin Buldan
"Çok verimli bir görüşme gerçekleştirdiğimizi özellikle belirtmek istiyorum. 2 Aralık tarihinde İmralı'da yapmış olduğumuz görüşme ve daha sonrasında yaşanan tartışmalara dair Sayın Bahçeli ve heyetini bilgilendirdik.
Sürecin geldiği aşamaları konuştuk. Bundan sonra yapılması gerekenler konusunda da istişarelerde bulunduk, fikir alışverişi yaptık.
Sürecin geldiği aşama itibarıyla yeni bir zemin ya da yeni bir aşama üzerinde ilerlemek gerektiğini düşünüyoruz.
İkinci aşamaya geçtiğimizi söylemek gerekiyor. İkinci aşamada da yasal ve hukuki bir zemine ihtiyaç var. Bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Bu yasal düzenleme elbette bir barış yasası olmalıdır. Bunu özellikle ifade etmek istiyoruz' dedi.
Buldan'ın bu açıklamasının hemen ardından Bahçeli, kısa bir değerlendirme yaparak: "Pervin Hanım her konuyu açıklıkla ifade ettiler. Her cümlesine imzamı atıyorum' dedi.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sıra Türkiye’de mi? / 07.03.2026
- Ramazanda bedbaht olmak / 06.03.2026
- Haçlı-Siyonist zihniyetin, Kürt ve NATO kartları masada / 05.03.2026
- İran, ABD gemilerini kapana kıstırdı / 03.03.2026
- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sadece adında ‘İslam’ var / 02.03.2026
- Az bir dünyalık karşılığı din nasıl satılır? / 01.03.2026
- ABD-İsrail, İran ile savaşabilir mi? / 28.02.2026
- Gün gelecek bu ülkede 28 Şubat değil 27 Şubat gündem olacak / 27.02.2026
- Turkey's Kurdish Problem / 25.02.2026
- İran Kürdistan’ı (!) ve ülkemizdeki komisyon / 24.02.2026
- Ramazanda bedbaht olmak / 06.03.2026
- Haçlı-Siyonist zihniyetin, Kürt ve NATO kartları masada / 05.03.2026
- İran, ABD gemilerini kapana kıstırdı / 03.03.2026
- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sadece adında ‘İslam’ var / 02.03.2026
- Az bir dünyalık karşılığı din nasıl satılır? / 01.03.2026
- ABD-İsrail, İran ile savaşabilir mi? / 28.02.2026
- Gün gelecek bu ülkede 28 Şubat değil 27 Şubat gündem olacak / 27.02.2026
- Turkey's Kurdish Problem / 25.02.2026
- İran Kürdistan’ı (!) ve ülkemizdeki komisyon / 24.02.2026




























































