logo
17 MAYIS 2026

Bu günler 12 Eylül 2010un sonuçlarıdır

12.09.2015 00:00:00
Üniter yapımız, birlik ve beraberliğimizin, imandan gelen kardeşliğimizin darbeler aldığı, tartışıldığı ve tehdit edildiği günleri yaşıyoruz. Benzer tehdit ve tehlikeler 80 öncesinde de yaşanmış, kardeş kardeşe düşman edilmiş ve de kardeşkanı akmıştı. Neticede bir askeri darbe gerçekleşmişti. Tabi seksen öncesi kanlı günler ve seksen darbesi siyasilerce hep sıcak tutuldu. Neden ve niçinleri sorgulandı. Daha doğrusu laf yapıldı. Gerçeği görmekten, gerçeği dile getirmekten korkan, kaçan siyasiler faturayı Evren'e keserek, yüzlerini "ak" ladılar. Bir de slogan buldular; "En kötü demokrasi en iyi darbeden daha iyidir." Tabi bu "ak"lanma en çok 2 binli yıllarda işe yaradı. Tekrardan 12 Eylül üzerinden demokrasi dersleri dinlemeye başladık. Her olumsuzluğu askeri darbeye ve çatlak demokrasiye mal ettiler. Ama bir türlü askeri darbenin ürünü olan % 10 barajına dokunmadılar. Takdiri ilahi bu ya! Bir başka 12 Eylül'de yüzleşme nasip oldu. Hem de kendi istek ve arzularıyla.Evet, her zaman ki gibi kapalı kapılar ardında, muallak ifadelerden oluşan bir referandum paketi hazırlandı. Buna demokrasi, denildi. 12 Eylül ile hesaplaşma, denildi. Yeni, çağdaş anayasa yapmanın ilk adımı vs. denildi. Oysa ortada yanlış bir hesap vardı. O hesap, Bağdat'a değil millete götürüldü ve arabesk söylemlerle onaylatıldı. O referandumda milletimize, yüksek yargının siyasetin tekeline girmesine evet, dedirtilmişti.Hakim ve savcıların, iktidarın denetimine girmesine, kontrol altına alınmasına evet, dedirtilmişti. Askerin pasifice edilmesine evet, dedirtildi. YÖK'ü tamamen iktidar tekeline girmesine evet, dedirtildi. Kısaca "benim oyum fazla, ne dersem o olacak" mantığına evet, dedirtildi ve adına da demokrasi denildi.Ülkemizi bekleyen tehlikeyi referandumdan birkaç gün önce BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, İstanbul'da yaptığı bir konuşmada tekrar milletimize hatırlatıyor ve şöyle diyordu;"Referandumda, anayasa değişikliklerinin kabul edilmesi halinde Türkiye,  demokratik bir krallık şekline bürünecek. Bizim sistemimiz, rejimimiz kuvvetler ayrılığı ilkesine göre tanzim edilmiştir. Bu ne demektir? Yasama bağımsızdır, yürütme ve yargı bağımsızdır. Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı sisteme kuvvetler birliği sistemi denir. Bu krallıktır, saltanattır ve padişahlıktır. Şimdi gelelim bu anayasanın içindeki maddelere? 1982 anayasasından tamamı alınmış, bir kaç tane cilalı cümle eklenerek hepsi olduğu gibi kabul edilmiş. Fakat onlardan farklı iki tane temel madde bunlara ilave edilmiş. Neymiş bu fark? Yasama ve yürütme maddeleri aynen olduğu gibi halini muhafaza ediyor. Yargıya ait kurulları da çok enteresan bir ustalıkla cımbız gibi çekerek Türk toplumunu demokratik bir krallık dönemine sevk etmeye çalışıyorlar."Aynen Sayın Baş'ın dediği gibi oldu. Demokratik krallık kuruldu ve beş yaşına girdi. Sonuçları hep beraber yaşıyoruz. Ülkede her gün kan ve terör var. İlginçtir! Devletin tepesi diyor ki, "seçimlerde 400 vekili verseydiniz bu sonuçlar ortaya çıkmazdı." Evet, artık 12 Eylül 1980'ni değil 12 Eylül 2010'nu konuşuyoruz. Bu iki, 12 Eylül arasında ki en önemli farklardan biri ise hatta birincisi ise 12 Eylül 80'de kardeşkanı durdu. Ülkeye huzur geldi.12 Eylül 2010'da ise üniter yapımız, itikattan gelen kardeşliğimiz, milli değerlerimiz, devlet kurumlarımız çatırdamaya başladı. Şimdi kan akıyor. Oysa bizler 12 Eylül'de, "hayır'da" hayır var. "Hayır'da" yarışalım, diye sokak sokak dolaşıp, sizleri "hayra," çağırdık.Hayra gelmeyen, şerle baş başa kalır? 
 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.