Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış.İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler, ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememiş.İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş.Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler. Ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direk veya endirekt olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddiası ile camiye karşı tazminat davası açmış.Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler. Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler. Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkemeye günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:"Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum" demiş. ... Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var. Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi, diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati...!"Aynı durum. Yıllardır toplumun önüne geçenler, bu coğrafyada birilerini zalim ilan etti. İşin garibi, "Ya Rabbi! Zalimleri kahreyle" diye dua edenler, göreve haçlıları çağırdı. Milyonlar ise önderlerinin arkasında, her denilene "amin" (dediğin gibi olsun) dediler. Şimdi yine aynı tekrarı yaşıyoruz. Mısır ve Suriye'de zalimler iktidarda ve halklarına zulmediyor, deniliyor. Toplumumuzun önüne geçenler ise aynı bedduayı ediyor ve ABD'yi, AB'yi, NATO'yu bu zulmü (!) durdurmaya çağırıyorlar. Peşlerine takılan milyonlar ise hep bir ağızdan "amin" derken, demeyenleri de kınıyorlar. Zalimin yanında olmakla suçluyorlar. (Kuran'a göre en büyük zalimin kim olduğunu yazmıştık. Lokman suresi 13. Ayete bakınız.)Bu haçlı güçleri yakın geçmişte olduğu gibi gelecek ve Müslümanları katledecek, bacılarımızın ırzına geçecek, malları talan edilecek...Ey İslam Coğrafyasına, haçlıları çağıran ve bu çağrıya "amin" diyenler! Yarın Hakim-i Mutlak (Allah c.c) karşısında duanıza sahip çıkabilecek misiniz? Gözden kaçanlar· CHP'nin, Irak gezisinde yer alan Tekirdağ Milletvekili Canan Yüceer hanımefendi türbe ziyaretinde çarşaf giydi. Ne yalan söyleyeyim! Çarşaflı resmini görüce; ne kadarda yakışmış, güzelleştirmiş, dedim. Umarım Canan Hanım! Partidaşlarına ve sözde çarşaf, başörtüsü karşıtlarına, çarşafın içinde "öcü" olmadığını, çarşaf giyerek beyinlerin değişmediğini anlatır ve akıl verirde en azından bu alanda Erdoğan'a malzeme olmaktan kurtulurlar? · Erdoğan, Esma'ya veya mektubuna ağlamadı. Erdoğan, kendine ağladı. "Esma'nın yaşadıklarına bakınca kendi, yaşadıklarım gözümün önüne geliyor?" (RTE)· Burhan Kuzu'yu, AKP'li anayasa Profesörü olarak bilirdik. Meğer farelerin gelişimi üzerinde de ihtisası varmış. Ülkemizdeki bütün farelerin açlık sorunlarını çözmüş (!) İyi mi? Birde insanımıza baksalar?· Bu hükümetin, T.C ile ne alıp veremediği var, T.C'yi tabelalarda görmeye bile tahammül edemiyorlar vs. diye, aylarca boşuna ortalığı ayağı aldırmışız (!).T.C'nin tabelalardan kaldırılışının sebebi tabela darlığıymış. Yoksa başka bir şey değil. İçişleri bakanı söyledi. Sonra istismar edilmesin, diye tabela genişletilmiş ve T.C konulmuş?Erdoğan diyor ki; Sisi ile 2 kez görüştük. Bana hayranlığını ifade etti? Beşar Esad'la da ailece dosttuk. Kendisine çok söylediklerim oldu. Ailesiyle, kayın validesiyle konuşmalarımız oldu. Dünyaya bakışı da hoştu?""Ben diktatör olacağım ve birisi bana kalkacak 'diktatör' diyecek. Onun vay haline. Diktatörlüğün mizacında, karakterinde bu tür şeylere tahammül yoktur, anında götürürler."Evet, Erdoğan doğru söylüyor! Yoksa! Yaptığı bir açıklamadan ötürü normalde muhatabı olmayan ABD, Erdoğan'ı şiddetle kınadı. Erdoğan diktatör olsaydı en azından "sana ne ulan" derdi. Ama Erdoğan ne dedi; "Üzüldüm, niye çünkü bunun muhatabı Beyaz Saray değildi?"
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Namus sadece CHP’de aranmamalı / 25.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026

































































































