Dünyada su sorunu büyüyor
Dünyada su kaynakları azalmaya devam ederken içme suyuna erişim de iklim değişikliği, altyapı eksikliği ve ekonomik yetersizlik nedeniyle zorlaşıyor





Susuzluk hastalıkları artırıyor
Kirli su ve ortamlar, kolera, dizanteri, ishal, hepatit A, tifo ve çocuk felci gibi hastalıkların yayılmasıyla da sebep oluyor. Yetersiz ve kullanıma uygun olmayan sular ve temizlik hizmetleri, bireyleri aslında engellenebilecek sağlık risklerine maruz bırakıyor. Su, temizlik ve hijyenin olmadığı sağlık merkezlerinde de hastalar ve çalışanlar enfeksiyon ve hastalık riskiyle karşı karşıya kalıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) 2022 verilerine göre, dünyadaki hastaların yüzde 15'i hastanede kaldıkları süre boyunca enfeksiyon kapıyor. Bu oranın, düşük gelirli ülkelerde daha fazla olduğu görülüyor. DSÖ verilerinde, her yıl yaklaşık 829 bin kişinin, güvenli olmayan su, temizlik ve el hijyeni nedeniyle ishalden hayatını kaybettiği belirtiliyor. Suyun hazır bulunmadığı ve erişiminin kolay olmadığı yerlerde insanlar, ellerini yıkamanın bir öncelik olmadığını düşünebiliyor ve bu da hastalıklara yakalanmayı kolaylaştırabiliyor. Suyun güvenli ve erişilebilir olması, insanların suya erişim ve kullanma sürecindeki fiziksel eforlarını azaltıyor. Ayrıca bu durum, sağlığa ayrılan bütçenin de azalmasını sağlıyor. BM'nin 2022 Sürdürülebilir Kalkınma Raporundaki verilere göre, 2020'de dünya nüfusunun yüzde 74'ü güvenli içme suyuna sahipti. Rapora göre, Son 300 yılda dünyadaki sulak alanların yüzde 85'i kayba uğradı. Güney ve Orta Asya'da su stresi seviyesi yüzde 75'in üzerinde. Kuzey Afrika'da ise bu oran yüzde 100'e kadar çıkıyor. Ayrıca 2017 ile 2020 arasındaki verilere göre yalnızca 32 ülke, sınırı aşan sularının yüzde 90'ını işbirliği ile kullanıyor. BM Çocuklara Yardım Fonu'nın (UNICEF) şubatta yayımladığı bir makaleye göre de 844 milyon insanın, temiz içme suyuna ve 2,3 milyar insanın tuvalet ve temel temizlik tesislerine erişimi bulunmuyor. 5 yaş ve altı çocuklarda kirli su ve yetersiz temizlik ölüm nedenlerinin başında geliyor.
17 ülke su stresi yaşıyor
Su stresi, genellikle fiziksel ve ekonomik olarak ikiye ayrılıyor. Fiziksel stres, yerel ekolojik durumlardan dolayı su kıtlığı yaşanmasına dayanıyor. Ekonomik tarafta ise yeterli su altyapısının bulunmaması yer alıyor. World Resources Institute tarafından ülkelerin yaşadığı su stresine dair kategoriler 5'e ayrılıyor; çok yüksek, yüksek, orta yüksek, orta düşük ve düşük. Buna göre çok yüksek su stresi yaşayan 17 ülke bulunuyor: Katar, İsrail, Lübnan, İran, Ürdün, Libya, Kuveyt, Suudi Arabistan, Eritre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), San Marino, Bahreyn, Hindistan, Pakistan, Türkmenistan, Umman ve Botswana. Bu ülkelerden 12'si Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yer alıyor. Bunun nedeni ise çöl iklimi ve artan su ihtiyacı olarak görülüyor. Birçok uzmana göre, fiziksel su stresi bakımından en kötü şartlar Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yer alıyor. Bu bölge diğerlerine göre daha az yağmur alıyor ve nüfusları da genellikle çok su gerektiren şehir merkezlerinde hızla büyüyor. BM'nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında su, insanların sağlığı ve huzuru ile dünya için önem arz ediyor. Bu bağlamda BM, 22-24 Mart tarihlerinde New York'ta 2023 Su Konferansı düzenleyecek














































































