HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 20 HAZİRAN 2021, PAZAR

Ehl-i Beyt’in sevgisinde buluşmak

11.05.2021 00:00:00
'Ehl-i Beyt’in sevgisinde buluşmak' seslendirme dosyası:

Ehl-i Beyt'i sevmek Müslümanlara farz kılınmıştır. Cenab-ı Hak Ehl-i Beyt'i sevmemiz gerektiğini bizzat ayet-i kerimeyle Habibi'nin ağzından bizlere emretmiştir.

"De ki (Muhammedim): Sizden tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim ancak yakınlarıma sevgidir" (Şura suresi, 23) ayeti aynı zamanda Meveddet ayeti olarak bilinir.

Meveddet, güçlü bir sevgi ile sevmek, bu sevgiyle bağlanmak anlamındadır.

Sünni bir kaynak olan Taberi'nin Zehairü'l-Ukba eserinin 25'inci sayfasında bu ayetle alakalı olarak Abdullah ibni Abbas'dan şu hadis nakledilmektedir:

Meveddet ayeti indiği zaman ashab Rasulullah'a (s.a.v) sordular:

"Ya Rasulallah, meveddetleri bizlere vacip olan bu şahıslar kimlerdir?"

Rasulullah şöyle buyurdu:

"Meveddetleri sizlere vacip olanlar; Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'dir."

Dikkat ederseniz, "yakınlar" olarak Allah Resulü'nün kastettiği Ehl-i Beyt'tir.

Önemli tefsirlerden birisi olan Zemahşeri'nin Keşşaf'ında da, bu ayetteki "yakınlar"dan muradın Ehl-i Beyt olduğu ifade edildikten sonra Arapça dilinin kuralları ve tefsir iliminin diğer teknikleriyle bu ıspatlanmaktadır.

Şafii mezhebinin kurucusu olan İmam Şafi hazretleri bu ayeti delil göstererek "Ehl-i Beyt'i sevmenin farz olduğunu" belirtmiştir. Ve kendisi Ehl-i Beyt çizgisinden hiçbir zaman sapmamış, bu uğurda büyük mücadeleler vermiş ve çile çekmiştir.

Denilebilir ki, mezhep imamlarımız olan İmam Şafi'nin, İmam Azam'ın, İmam Hanbel'in, İmam Malik'in, Hüccetü'l-İslam olan İmam Gazali'nin hayatı, verdikleri mücadele "bu ayetin yaşanması" şeklindedir. Onlar Ehl-i Beyt aşığı idiler.

Bazı alim diye kendini tanıtanlar, değişik bahanelerle Ehl-i Beyt'i gizlemek kastıyla bir takım ftneler üretmeye çalışmışlardır. Bu fitneler dün de kusulmuştur, bugün de.

Neticede Ehl-i Beyt, İslam'ın özü, Kur'an'ın pratiği olduğu için, İslam düşmanları içerideki münafıklar vasıtasıyla Müslümanları bu özden koparmaya çalışmışlardır.

Müslümanlar Ehl-i Beyt'ten uzak kalırsa; her gün okusalar da, hatimler de indirseler, hafız da olsalar Kur'an'dan da gerçek manada uzak kalırlar.

Kur'an ellerindedir, ama özü onlardan çok uzaktadır.

Çünkü Allah Resulü (s.a.v) Veda Hutbesi'nde bizlere iki emanet bıraktığını ve bunların Kevser Havuzu'nun başına kadar birbirinden asla ayrılmayacağını belirtmiştir ve sapıklığa düşmememiz için de bu iki emanete sımsıkı sarılmamızı tenbihlemiştir.

Kur'an elinde, ama Ehl-i Beyt'e sırt dönmüşsün, emin ol ki, senin o Kur'an'dan hiçbir nasibin yoktur. Ehl-i Beyt'siz Kur'an asla anlaşılamaz, hakkıyla yaşanamaz.

Ehl-i Beyt Külliyatı'nın sahibi Prof. Dr. Haydar Baş, "Ehl-i Beyt, Kur'an'ın canlı numuneleridir" demektedir ve İslam dünyasının darmadağın olmasının temel nedeninin, "Ehl-i Beyt ortak paydasında buluşmamamız" olduğunu vurgulamaktadır.

"Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" tezini ve Ehl-i Beyt Külliyatı'nı ortaya koymasının, Ehl-i Beyt sempozyumları ve panelleri düzenlemesinin sebebi de budur.

O'nun mücadelesi, doğru adreste birliğin sağlanması ve tek bilek tek yürek olunması içindir. O, ortaya koyduğu eşsiz eserlerle ve fedakar çalışmalarla bu birliğin tohumunu atmıştır ve emin olun ki bu tohum eninde sonunda filizlenecektir.

Fitneciler, "Ama Şura suresi Mekke'de nazil olmuştur, Hasan ve Hüseyin Medine'de dünyaya gelmiştir, bu kapsamda değildir" diyerek gerçeği saptırmaya çalışmışlardır

Müslüman görünümlü bu münafıklar da gayet iyi bilmektedir ki, Kur'an sureleri içinde, bir kısmı Mekke'de, bir kısmı da Medine'de nazil olanlar vardır.

Meveddet ayetinin içinde olduğu Şura suresi de böyledir. İslam alimleri Meveddet ayeti ve bundan önceki üç ayetin Mekke'de değil, Medine'de nazil olduğunu belirtmektedir.

Sünni kaynaklar olan Mecme'ul-Beyan'ın sahibi Kutade, İbni Abbas'tan bunu bu şekilde nakletmektedir. Yine Sünni müfessirler olan Ebu Hamza-i Somali, Bağavi ve Ba'lebi tefsir kitaplarında bu bu ayetlerin Medine'de nazil olduğunu belirtmişlerdir.

Meveddet ayetinin, gerçek anlamından uzaklaştırılmak istenmesinde siyasi nedenler de vardır. Allah Resulü'nün vefatından önce Veda Haccı dönüşü Gadir-i Hum'da İmam Ali efendimizi kendisinden sonra halife tayin etmesini hazmedemeyenler, siyasi nedenlerle, hilafet koltuğunu Ehl-i Beyt'e kaptırmamak için "yakınlar" ifadesini genişletmek istemişlerdir.

Halbuki Ehl-i Beyt ve "yakınlar"dan muradın İmam Ali, Hz. Fatıma, İmam Hasan ve imam Hüseyin olduğu ayet ve hadislerle sabittir. Naslarla sabit olan Ehl-i Beyt'in ve "yakınlar"ın anlamını, tevillerle saptırmaya çalışmışlardır. Bu da İslam tarihinde büyük fitnelere, büyük sapmalara ve derin yaralara yol açmıştır. 

Sakife'de başlayan sapma, ileriki dönemlerde derin uçurumlara neden olmuştur.

Dikkat ederseniz, İslam dünyasındaki tüm ayrılıkların temel nedeni başta da belirttiğimiz gibi "Ehl-i Beyt ortak paydasından sapma"dır.

Prof. Dr. Baş'ın vurguladığı gibi, "Ehl-i Beyt ortak paydasında buluşmalıyız" ve bu, İslam dünyasında yaşanan bütün felaketlerin tek çözümüdür.

Mescid-i Aksa'da yaşanan İsrail zulmüyle ilgili BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın mesajındaki şu çözüm oldukça önemlidir:

"İslam dünyasının birlik ve beraberliği merhum genel başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş'ın sıkça vurguladığı gibi Ehl-i Beyt ortak paydasında buluşup, kardeş olmaktan geçmektedir."

İşte Meveddet ayeti de bize bu gerçeği anlatmaktadır.

 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.