Normal şartlar altında enflasyon verilerinin açıklanma nedeni, vatandaşların enflasyon karşısında alım gücünde ne kadar erime olduğunu tespit etmek ve buna göre de vatandaşların gelirini artırmaktır. Diğer bir ifadeyle enflasyon verileri, "vatandaşların alım gücünü korumak için" açıklanır.
Gerçek buyken, enflasyon verileri, oluşturulan bir takım ürün sepetleriyle, nereden olduğu belli olmayan fiyatlarla düşük gösterilmeye çalışılır ve bu şekilde enflasyonla mücadele gerekçesiyle talebi baskılama aracı olarak kullanılırsa, maksadın tamamen dışına çıkılır, son derece zararlı sonuçlar ortaya çıkar.
Malum, TÜİK, kasım ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı.
Buna göre, aylık enflasyon yüzde 0,87, yıllık enflasyon ise yüzde 31,07 oldu.
Veriler içinde en ilginç olanı ise, gıda enflasyonunun aylık yüzde -0,69 olması. Diğer ifadeyle TÜİK'e göre gıda fiyatları kasım ayında düşmüş.
Doğal olarak merak ediyor insan, alışveriş yaptığımız marketlerde, pazarlarda böyle bir fiyat düşüşüne rastlamadık, nasıl oluyor da düşüyor.
TÜİK'in bunu ispatlama zorunluluğu var. Hangi ürünlerin fiyatı ne kadar düşmüş ve bu fiyatlar hangi marketlerden, pazarlardan alınmış detaylıca ürün fiyatlarıyla beraber açıklaması gerekiyor.
Gerçi işçi sendikası DİSK, TÜİK'in enflasyon sepetine koyduğu ürün ve hizmetlerin detaylarını açıklaması için TÜİK'i mahkemeye vermişti ve kazanmıştı. Mahkeme kararına rağmen TÜİK, bu şekilde detaylı bir açıklama yapmıyor.
Akademisyenlerin oluşturduğu ENAG, aylık enflasyonu yüzde 2,13, yıllık enflasyonu yüzde 56,82 olarak açıkladı.
ENAG'ın yaptığı çalışmayı mahkeme de onaylamıştı. ENAG'ın verileriyle TÜİK'in verilerini mukayese ettiğimizde asgari ücretlilerin, emeklilerin ve memurların maaşlarından resmi enflasyonla ne kadar kesinti yapıldığı açıkça görülmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin 21 çeyrektir kesintisiz sürdürdüğü büyüme trendini 2025'in üçüncü çeyreğinde de devam ettirdiğini söyledi. Erdoğan, "Kesintisiz büyüme ile OECD ülkeleri arasında 4. olduk" dedi.
Sürekli büyüme rakamı açıklanıyor ama asgari ücretlinin, emeklinin, memurun alım gücü sürekli düşüyor, milli gelirden hak ettikleri payı alamıyorlar.
İşte yukarıda bahsettiğimiz TÜİK ve ENAG arasındaki enflasyon farkı bunun nedenini açıklıyor.
Mevcut resmi enflasyon verileri bile gerçeği yansıtmazken, bir de "beklenen enflasyona göre zam" diye bir icat çıkardılar. Dar gelirliye haksızlık katmerleşti.
Bu veriler üzerinden maaşlar, hak edişler hesaplanıyor, tartışmalar yapılıyor, bu yanlış temel üzerine bir matematik inşa ediliyor.
Matematik nettir ama temel doğru olursa sizi doğruya ulaştırır, yoksa yapılan hesaplamalar boşa zaman harcamaktır, vatandaşın emeğini çalmaktır.
Mevcut neoliberal sistemle bu ve benzeri sorunlara çözüm bulmak imkansızdır. Çünkü sorunun kendisi zaten bu kokuşmuş emeği sömüren ekonomik sistemdir.
Bu sorunu sadece Türkiye'de değil, dünya genelinde çözebilecek tek bir ekonomik sistem vardır o da Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli sistemidir.
Bu modeli ülkemizde uygulayacak olan Bağımsız Türkiye Partisi, milletimiz için tek çözüm adresidir. Milletimiz bu sonuca ulaştığında çözümle buluşacaktır, yoksa aynı kısır döngü içerisinde çırpınıp duracaktır.
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026

























































































