Cumhuriyet tarihinde en çok ABD'ye giden (25 kez) lider olan Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kuruluna katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere yine ABD'ye gitti.
Bu ziyaretinde de yine ilginç açıklamalar, vurgular ve örnekler verdi.
Örneğin Sayın Erdoğan, bazı gurupların, Türk-Amerikan ilişkilerini zehirlemek için hareket ettiğini dile getirerek; "Hakikatleri anlatarak, iyi örnek olarak, Türkiye'yi ve Türk milletini hakkıyla temsil ederek bunlara set çekeceğiz… Başkan Biden ile dostluk ve işbirliğimizin güçlendirilmesi hususlarında mutabık kaldık' dedi.
Kim bu guruplar?
Aklıma ilk gelen soru bu; Kim veya kimler, Türk-Amerikan ilişkilerini zehirlemek istiyor?
1- Dedeağaç'a 400 tank ve on bin asker yığan ABD mi?
2- Ege Denizini, ABD deniz üstüne çeviren ABD mi?
3- Uluslararası anlaşmalara rağmen Rumları silahlandıran ABD mi?
4- Suriye topraklarında 2. Barzanistan (PKK-PYD-YPG-SDG) terör devletçiği kuran ve ordumuzu-ülkemizi hedef alan ABD mi?
5- Kendi paramızla aldığımız S-400'leri kuramazsın, diyen ABD mi?
6- Her fırsatta '… ekonominizi mahvederim' diyen ve eden ABD mi?
7- Rahip Brunson ile yargımıza müdahale eden ABD mi?
8- Hakan Atila, Halkbank üzerinden ülkemize şantaj yapan, Reza Zarrab, Sezgin Baran Korkmaz'ı kullanan ABD mi?
9- 15 Temmuz'un arkasındaki ABD mi?
10- Fethullah Gülen'in sahibi ABD mi?
Sahi bu Türk-Amerikan ilişkilerini zehirlemek isteyenler?
ABD, türk Milletinin ve devletinin kadim düşmanıdır.
Erdoğan hem şikayet etti hem de şikayetçi oldu
Sayın Erdoğan, ABD'de Amerikan PBS kanalının konuğu olarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Sorulara verdiği cevaplar hem şikayet hem de şikayetçi profili taşıyordu.
Seçimlerden önce Sayın Erdoğan ve medyası, Millet ittifakı ve CHP'yi, 'ülkemizi ve de Erdoğan'ı batıya şikayet etmekle' suçluyor, 'batıdan medet umanlara ders vermeye var mısınız' diye vatandaşı galeyana getiriyorlardı.
Her halde rövanş olacak ki, bu kez Sayın Erdoğan hem BM'de hem de verdiği röportajda; 'Ülkemizde ana muhalefet partisi, seçimi kazanırsak mültecileri göndereceğiz diye tehdit etti. Biz ise tam aksi. Biz mültecilere olan ev sahipliğine aynen devam edeceğiz' sözleriyle muhalefeti şikayet etti. Yani rövanşı aldı.
Erdoğan'ın diğer şiakyetleri
1- 'Dünya beşten büyüktür' sözünü tekrarlayarak BM'den şikayetçi oldu.
2- 'Türkiye'yi 50 yıldır AB'nin kapısında oyalandırılıyor' diyerek AB'den şikayetçi oldu.
3- İsveç'in NATO üyeliği için ABD'nin masaya koyduğu F-16 kartından şikayetçi oldu.
4- 'Hala Stockholm sokaklarında teröristlerin gezdiğini görüyoruz' sözleriyle İsveç'ten şikayetçi oldu.
5- Yunanistan'a da 'kadim dost' diyen Erdoğan, 'Türkiye'ye F-16 satışını istemeyen ABD'li senatörden, "Bob Menendez, Türkiye'yi tanımıyor. Öyle görünüyor ki Bob Menendez, Tayyip Erdoğan'ı da tanımıyor' sözleriyle şikayetçi oldu.
Dikkat çeken vurgular
Sayın Erdoğan'ın, Rusya ile ilgili soruya verdiği, "Batı'ya ne kadar güveniyorsam Rusya'ya da o kadar güveniyorum" cevabı ve AB kıyası dikkat çekiciydi.
Ardından sunucunun, '(dostunuz) Rusya mı-ABD mi' sorusu da önemliydi.
Sayın Erdoğan, bu soruya; "Yani bu soru bir defa siyasi lidere sorulmaması gereken bir soru. Çünkü benim mümkün olduğu ölçüde siyaset anlayışım, dünya genelindeki her ülkeyle 'kazan-kazan' senaryosuna dayalı bir bağlam oluşturmaya dayanıyor."
Cevap çok güzel. Ama 21 yıldır maalesef ispatı yapılamadı!
Sedef Kabaş, Kavala ve Demirtaş
Bu kişiler hakkında maksatlı sorulan soruya Sayın Erdoğan'ın cevabı da ilginçti: "Sizi bu niye bu kadar ilgilendiriyor… Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde bu tür kararları yargı verir.
Eğer yargı bu yönde bir karar vermişse, o zaman yargının verdiği bu karara saygı duyalım. Ben yargı adına konuşacak durumda değilim. Bahsettiğiniz bu kişi (Kavala) protestoların finansörüydü…
Amerikan yargısı yargı da, Türkiye'nin yargısı yargı değil mi' Türkiye'nin yargısına da saygı duymaya mecbursunuz."
Soru maksatlı, cevap bilmeyenler için alkışlanacak türden.
Ama bizim yargımız, Mavi Marmara katliamı için İsrail başbakanı ve kuvvet komutanları için kırmızı bülten çıkardı.
Yargımız, Rahip Brunson'u, Deniz Yücel'i suçlu buldu.
Ama kırmızı bültenler kalktı, suçlu olanlar iade edildi. Haliyle sunucular bu tip maksatlı soruları sormaya başladılar.
Sorun yargı değil güçlü devlet ve tam bağımsızlık
Fethullah Gülen nerede? ABD'de. Hakkında kırımızı bülten var mı? Yok. Çünkü çıkaramadık.
ABD'den Gülen'i istedik mi?
Adalet Bakanlığının açıklamasına göre tam 27 suçtan iadesi istenmiş. Bu süreçte yine Adalet Bakanlığının açıklamasına göre eski Adalet Bakanları Bekir Bozdağ ve Abdülhamit Gül, ABD ziyaretlerinde ve telefon görüşmelerinde Gülen'i istediklerini ifade etmişler.
Sonuç mu? Bizden bir mektup ile papazı alanlar, bize papazı vermediler.
Neticeye gelirsek! Benim tarihte okuduğum ve anladığım kadarıyla dünya çapında lider olanlar şikâyet etmez, istediğini yaptırır, dediğini alır.
- Maarif modeli ve yeni anayasa / 21.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026

























































