Hukuk sistemimizde oldukça ilginç ve endişe verici gelişmeler yaşıyoruz. "Etkin pişmanlık" yöntemiyle, suçluluğu kanıtlanmış olanların itirafçı olduğu ve serbest bırakıldığı, suçladıkları kişilerin ise suçları sabit olmamasına ve masumiyet karinesine göre suçsuz olmalarına rağmen tutuklandığı garabet bir dönemden geçiyoruz.
Endişe verici; çünkü suçlu olan itirafçılıkla serbest kalıp, toplumun içine salıveriliyor; ayrıca suçladıkları kişiler eğer iftiraya maruz kaldıysa ve gerçekten suçsuzsa, boşu boşuna aylarca, yıllarca tutuklu olarak cezaevinde kalabiliyor.
Bu konuda son örnek Aziz İhsan Aktaş davası oldu.
Çok sayıda kamu kurumunun yanı sıra AK Partili belediyelerle de çalışan iş insanı olarak tanınan Aziz İhsan Aktaş, 13 Ocak'ta Beşiktaş Belediyesi'ne yapılan operasyon ile aralarında Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da bulunduğu 22 kişiyle birlikte tutuklanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 31 Mayıs'ta yaptığı açıklamaya göre, Aktaş "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanabilmek için bir dizi ifade vermiş ve bu ifadeler üzerine bazı CHP'li belediyelere yönelik yeni operasyonlar düzenlenmişti.
Aziz İhsan Aktaş'ın itiraf ve ifadeleri "etkin pişmanlık" kapsamında değerlendirilerek ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmıştı.
İşte bu Aziz İhsan Aktaş'ın ev hapsi kararı da kaldırıldı, tamamen serbest kaldı.
Aktaş'ın ev hapsi kararının kaldırılmasına CHP'den tepki gecikmedi.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:
"Aziz İhsan Aktaş, suç örgütü lideri olduğu için gözaltına alındı. Suç örgütü lideri olarak tutuklandı. Etkin pişmanlıktan yararlandı, ev hapsi verildi. Şimdi de bu suç örgütü lideri özgür bırakıldı. Bilirkişiler tarafından tescillenmesine rağmen; Kütahya Belediyesi'nden aldığı kirli ihalelere ilişkin tek kalem oynatmadılar. Dosya öylece duruyor. Böylece kesin ve net olarak kanıtlanmış oldu; İBB ve diğer belediyelerimize yönelik bu isim kullanılarak kumpas yapılmıştır.
Bu tablo, yargının nasıl siyasi bir silaha dönüştürüldüğünün en açık kanıtıdır.
Dünyanın hiçbir yerinde, hukuk düzeninde 'örgüt lideri' denilen kişi serbest bırakılırken, işbirliği yaptığı iddia edilenler içeride olmaz!
Bu karar; adalet değil, siyasi kumpasın resmidir."
CHP lideri Özgür Özel de, dün Cuma namazı sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada konuyla ilgili şunları söyledi:
"Dünkü Silivri'deki basın toplantımda bazılarının ev hapsine rağmen İstanbul'da gezdiklerini hatta bazı yakınları içeride olan aileleri bazı restoranlara davet ettiklerini, görüşelim siz de bizim gibi ifadeler verin diyerek; savcılar adına bir takım faaliyetler yürüttüklerini, İstanbul'da fink attıklarını söylemiştim.
Bugün derhal 2 tanesinin yasağını kaldırıyorlar.
Peki, geçtiğimiz günlerde baz istasyonları kayıtlarını çok biliyorsunuz ya; onların baz kayıtlarını ne yapacaksınız? Geçtiğimiz günlerde gittikleri restoranların veya önlerindeki MOBESE'lerin kayıtlarını ne yapacaksınız?
Buradan açıkça ifade ediyorum bir ikili hukuk uygulanmaktadır. Büyük haksızlıklar vardır. İtirafçılık meselesi iftiracılık meselesine dönüştürülmüştür.
Kurum bir bütün olarak çökmüştür. Kirli paraya, rüşvete, evlatla tehdide, şantaja varan yaklaşımlar vardır. Buradan sonra bir an önce yapılması gereken iddianamenin yazılıp, bu soruşturma savcılarından bu Ak Toroslar çetesinden Türkiye Cumhuriyeti'nin ve dosyanın kurtarılıp adil bir yargılama aşamasına geçilmesidir ama bu savcıların bu iddianameyi yazmaya takatleri yoktur…"
Yaşanan bu gelişmeler "etkin pişmanlık" konusunu tartışmaya açmaktadır.
Etkin pişmanlık, Türk Ceza Hukuku'nda failin işlediği suçtan sonra duyduğu pişmanlığı somut davranışlarla ortaya koyması ve bu davranışların adaletin tecellisine katkı sağlaması durumunda ceza indirimi veya cezasızlıkla sonuçlanabilen özel bir hukuki kurumdur. Bu pişmanlık, yalnızca duygusal bir ifade değil; failin mağdurun zararını tazmin etmesi, suça iştirak edenleri ifşa etmesi veya suçun aydınlatılmasına yardımcı olması gibi aktif eylemleri kapsar.
Ama etkin pişmanlıktan yararlananlar, hiçbir pişmanlık emaresi göstermeyip, siyasetin muhalefet üzerindeki bir baskı aracı haline dönüşürse, o zaman hiç de hukuki bir adımın atılmadığını ifade edebiliriz.
Etkin pişmanlık, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile sistematik biçimde düzenlenmiştir. TCK'da etkin pişmanlık hükümleri, 2005 yılında yürürlüğe giren yeni ceza kanunuyla birlikte daha net ve kapsamlı hale gelmiştir.
Etkin pişmanlık, yalnızca belirli suç tiplerinde uygulanabilir. Bunlar arasında; uyuşturucu madde ticareti ve kullanımı (TCK m.192), suç örgütüne üyelik (TCK m.221), zimmet, rüşvet, dolandırıcılık, hırsızlık gibi malvarlığına karşı suçlar (TCK m.168, m.248, m.254), iftira, yalan tanıklık, suç delillerini yok etme gibi adliyeye karşı suçlar (TCK m.269, m.274, m.281) var. Özellikle de FETÖ/PDY davalarında, örgüt üyeliği suçlamasıyla yargılanan sanıkların etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak örgüt yapısını deşifre etmeleri dikkat çekmiştir.
Fakat geçmişteki örneklerde, bir teröristin itirafçılığıyla ülkemizin saygın genelkurmay başkanlarının hapse atıldıklarını, yine benzer yöntemlerle TSK içindeki paşaların suçsuz yere yargılandıklarını ve tutuklandıklarını gördük.
Hukukun muhalefet üzerinde bir cezalandırma aracı olarak kullanıldığı bir dönemde "etkin pişmanlık" asla doğru bir yöntem değildir.
Neticede, suç örgütü lideri olduğu tescilli olan kişi serbest, onun beyanlarıyla suçu kesinleşmemiş olan onlarca kişi belki de suçsuz bir şekilde içeride.
Etkin pişmanlık adil bir yargı mekanizmasında faydalı olabilir ama mevcut siyasi ve hukuki koşullarda uygulanması hiç de doğru görünmüyor.
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026
- Zeytin ağacından insana uzanan devlet terörü / 03.05.2026
- 1 Mayıs ve maden emekçilerinin zaferi / 02.05.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026
- ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu? / 30.04.2026
- Sahadaki başarıdan masadaki itibara / 29.04.2026
- Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı / 28.04.2026




























































