HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 26 TEMMUZ 2021, PAZARTESİ

FETÖ borsası tescillendi

25.06.2021 00:00:00
'FETÖ borsası tescillendi' seslendirme dosyası:

Tarih, Haziran 2017 yani 15 Temmuz kalkışması üzerinden 11 ay geçmiş. Sayın Erdoğan, 'kurunun yanında yaş olanlar da yanıyor' ifadelerine bile tahammül edemezken Sabah gazetesinden Dilek Güngör, "FETÖ'cü kurtarma borsası" başlığını attığı bir yazı kaleme aldı.

Meğer parası olan odunlar çoktan o fırından çıkmışlar.  Dilek Güngör yazısında şöyle diyordu: 

"FETÖ soruşturmaları kapsamında içeri atılan örgütün bazı kilit veya paralı elemanlarının serbest kalması için bir tür tahliye oyunu oynanıyor. İddialara göre, her ilde bir FETÖ'cü kurtarma borsası oluşmuş. Mahkumun önem derecesine ve parasına göre serbest kalma maliyeti belirleniyor. Misal, kiminden 100 bin, kiminden 1 milyon, kiminden 10 milyon TL isteniyor." (https://www.sabah.com.tr/yazarlar/dilek-gungor/2017/06/14/fetocu-kurtarma-borsasi)

Bu yazıdan takriben 10 ay sonra Mart 2018'de de AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar; "Milletvekiliyim her konuşmam suç duyurusudur. Gaziantep'te çok ciddi FETÖ borsası var. Milyon dolarlar dönüyor. Ben bunu söylüyorum. Evet. İtirafçı adı altında işadamlarını serbest bırakıyorlar. Türkiye'nin birçok yerinde var bu" dedi.

Geçen Temmuz ayında bir canlı yayında AKP eski vekili Mehmet Metiner, "İçişleri Bakanlığında FÖTÖ'cüler göreve getiriliyor" dedi.

Soylu yayına bağlandı. Metiner'i susturdu. "Bizim göreve getirdiğimiz kimse yok. Ben düzgün yaşayan bir adamım… Bir tek FETÖ'cüyü göreve getirmişsem ve bu söylenmiyorsa bu ülkemize ihanettir. Ben getirmişsem ben, ihanet ediyorumdur" dedi.

Bu diyalogdan sonra bizzat Soylu'nun bakanlığı döneminde atanan 43 kaymakam ve vali yardımcısı görevden alındı. 

Görevden almalar sonrasında canlı yayında (kendi ifadesiyle) şamar oğlanı olan AKP eski Milletvekili Mehmet Metiner; "Demek ki neymiş, kripto unsurlar her yerde varlar. Kurumsal asabiyete gerek yok" dedi.

Tabi gözler Bakan Soylu'ya çevrildi. "Düzgün adamım. Ben getirmişsem ben, ihanet ediyorumdur" sözleri hatırlatılarak istifa edecek misiniz, sorusu soruldu.

Bakan Soylu; "Görevden alınan kaymakamlarla ilgili eksik ve yanlış bilgi ile yapılan yorumların tamamı yalandır" diyerek göreve devam etti.

Yine tarihler Mayıs 2020'yi gösteriyordu. Sosyal medyada kim FETÖ'cüydü, değildi mücadelesi veriliyordu. 

Saadet Partili Ali Aktaş; "Fetullahçıları hiç devrilmeyecek sanıyordun; Türkçe olimpiyatlarına koşuyor, maklubeye kaşık sallıyordun. Erdoğan, Gülen'i yurda çağırdığında muhalif gazetelerde olimpiyat haberi çıkmasını Gülen'in döneceği korkusuna bağlayacak kadar güçlerine tapıyordun. Bittiler. AKP de bitecek" mesajını yayınladı.

Özışık kardeşlerden Süleyman olanı şöyle cevap veriyordu; "Ha bu arada! Fetullah bitmeyecek sanıyordun, diyorsun ya. Sizin ve sahibiniz, CHP'nin direnişine rağmen Fetullahçıları da biz bitirdik. Siz şimdi içeride mağdurlar var diyorsunuz. Bizimki cemaat sevdasıydı, sizinki namussuz Fetö aşkı. Arada fark var" şeklinde devam eden bir tartışma yaşanıyordu.

Tabi medyanın arşivleri zengin. Süleyman Özışık'ın Fetullah Gülen'i 'Top star' yaptığı benzetmeleri, güzellemeleri bir anda ortaya seçildi. 

Tabi yıllardır yargı kimsenin maskesine karışmayınca, şimdi birbirlerinin maskelerini indirmeye başladılar.

Sedat Peker, Süleyman Soylu, Hadi ve Süleyman Özışık kardeşler ve daha niceleri aynı karede haber oldular. Bakan adına Sedat Peker'den istekleri olduğu iddia edildi. Yalanladılar. Belgelendi.

Ardından Özışık kardeşlerin evleri basıldı. Gazete ve televizyonlardan kovuldular. Süleyman Özışık, ev baskınından önce yurt dışına çıktığı iddia edildi. Şimdi aradan bir aydan fazla zaman geçti ve Süleyman Özışık; "Gerek Süleyman Soylu'ya gerek OHAL işlemleri komisyonuna gerek diğer mercilere, masum olduğuna inandığım binlerce insanın dosyasını götürdüm. Dedim ki; 'bu insanlar masum çıkmazsa hesabını benden sorun' ve araştırmalar yapıldı. Hepsinin bir iftiraya kurban gittiği ortaya çıktı" açıklamasını yaptı.

Tabi iddia sahibi Süleyman hangi niyetle, maksatla ve beklentiyle bu açıklamayı yaptı bilmiyoruz ama tahmin edebiliyoruz.

Ama bu açıklama ile İçişleri Bakanı Soylu'nun, "Ben düzgün adamım. Ben getirmişsem ben, ihanet ediyorumdur" sözleri çelişiyor.

Adalet Bakanının, "kimse yargıya parmak sallayamaz" sözleri de anlamını kaybediyor. Asıl kaybeden ise adalet, devlet ve milletimiz. 

Kulağa küpe olsun

Prof. Dr. Haydar Baş, 24.07.2001 tarihli köşe yazısında şöyle diyordu: "Milletin idaresine talip olmak ciddi sorumluluk bilinci gerektiren bir mesuliyettir. 

İdareciliğe talip olanlar adalet, dürüstlük, doğruluk gibi temel vasıflara sahip olmanın yanında, halka hizmet gibi bir gayeyi samimi olarak benimsemelidirler. 

Zira idarecilikte milletinin rahatını, refahını, huzurunu arttıracak, hayat şartlarını yükseltecek icraatlara imza atmak yani tam bir hizmet mantığı ile işin içine girmek esastır. Bunu yaparken, insan unsuru esas alınmalıdır...

Bugün, milletçe içinde bulunduğumuz bu kriz ve güvensizlik ortamından çıkmamız imkansız değildir. Yeter ki insanı esas alan, hizmet mantığı ile yola çıkmış, dürüst, adil ve her sahada tamamen milli bir anlayışa sahip idareciler milletin önüne geçsin."

 
Akın Aydın / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.