logo
30 EKİM 2026

Galle aşı dedesi

07.10.2002 00:00:00
 
IRMA?IN GETİRDİ?İ / Kevser DOYURUM

Galle aşı dedesinin adını duymamışsınızdır. Aydın Karacasu ilçesi yaylasında medfun bulunup kabrinin yeri tam olarak bilinmediği için ismi büyük bir çam ağacına asılıdır.

"Galle aşı", şüphesiz hanımların dikkatini çekmiştir; patlıcan, soğan ve domatesle yapılan bildiğimiz ekşili basit bir patlıcan yemeği. Onu özellikli kılan bu isimdeki Allah dostunun onu çok sevmesi ve halkın dedeyi bu isimle çağırması.

Galle aşı dedesinin kabrinin yakınlarına gitmek; ve bir fatiha üç ihlas okumak bize de nasib oldu. İnsan görmediği bir insanı nasıl sever bilmiyorum ama biz onun sevgisini gönlümüze yerleştirdik. Neden mi? Çünkü o Allah'ı seviyordu; biz de onu, Allah'ı sevdiği için seviyorduk. Geçtiğimiz yaz kardeşimle yayla yollarında yürüyüşe çıktığımız akşam üstleri hep onun hayalini görmek istedim, çünkü görenler olmuş. "Beyaz sarıklı, yeşil cübbeli, ak sakallı şakacı bir dede" onu böyle hayal ettim ve bir ay boyunca her yürüyüşe çıktığımız da onu görebilmeyi ümit ettim. Fakat ne yazık maneviyatım yeterli gelmedi, göremedim. Ümidimi kesmiş değilim, gelecek yaz Allah ömür verir de yeniden yayla yollarına düşersek gözlerim yine onu arayacak.

Ne ilginçtir Allah dostları ölseler bile adları kaybolmuyor ve en önemli yerde halkın gönlünde yaşamaya, sevilmeye, sayılmaya devam ediyorlar, ne mutlu onlara.

Gelelim günümüzün Allah dostlarına, kamil insanlara. Hem aşık, hem bilge, hem sevgili olanlara. Çok şükür hâlâ yaşayışıyla, sözleriyle, kitapları ile bize rehber olan kamil insanlar var.

Peygamber efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: "Ademoğlu, Allah'ın zikrinden daha çok kendisini azaptan kurtaracak bir amel yapmamıştır." İşte kamil insanlar bizlere Allah'ı anmayı hatırlatıyorlar çünkü biz çoğu zaman gaflete düşüyor dünyanın güzelliklerine, bazan üzüntülerine, sıkıntılarına kapılıp gidiyoruz.

O zaman kamil insan bize diyor ki "Sevindin mi çok sevinme çünkü geçici, üzüldün mü çok üzülme çünkü geçici sen Rabb'ini anmayı bırakma çünkü hüvel Baki."

İnsanoğlu unutmaya, gafil olmaya çok müsait ama bir kamil mümini dost edinirse kendini uyaracak, doğru yolu gösterecek birine el verirse, el alırsa belki O'nu anmayı daha sık hatırlayabilir. "Allah'ım! Bize senin sevgini, seni sevenin sevgisini ve sana ulaştıracak olan şeylerin sevgisini ver! Amin.

Milletvekili Mustafa Sarıgül'ün eski eşi Aylin Kotil, oğulları Ömer ve Emir Sarıgül ile gazeteci Murat Ağırel'in tutuklandığı kara para aklama soruşturmasında yeni operasyon düzenlendi

Milletvekili Mustafa Sarıgül'ün eski eşi Aylin Kotil, oğulları Ömer ve Emir Sarıgül ile gazeteci Murat Ağırel'in tutuklandığı kara para aklama soruşturmasında yeni operasyon düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı verilen 11 kişiden 10'u yakalanırken, bir kişinin yurt dışında olduğu belirlendi

30.10.2026 11:28:00
Haber Merkezi
 
Milletvekili Mustafa Sarıgül'ün eski eşi Aylin Kotil, oğulları Ömer ve Emir Sarıgül ile gazeteci Murat Ağırel'in tutuklandığı kara para aklama soruşturmasında yeni operasyon düzenlendi
Milletvekili Mustafa Sarıgül'ün eski eşi Aylin Kotil, oğulları Ömer ve Emir Sarıgül ile gazeteci Murat Ağırel'in tutuklandığı kara para aklama soruşturmasında yeni operasyon düzenlendi
Milletvekili Mustafa Sarıgül'ün ve ailesinin İstanbul'da yurt içi ve yurt dışında kurulan şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın akladığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada yeni bir operasyon daha yapıldı.

Önceki operasyonda Sarıgül'ün eski eşi Aylin Kotil, oğulları Ömer ve Emir Sarıgül ile gazeteci Murat Ağırel tutuklanırken şimdiki operasyonda 11 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 10 kişi gözaltına alınırken bir kişinin ise yurt dışında olduğu öğrenildi.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Mustafa Sarıgül'ün ağabeyi Metin Sarıgül, Şişli Meslek Yüksekokulu Kurucu Müdürü Aynur Aydın, Sarıgül'ün inşaat firması ortaklarından Meriç ailesine mensup çok sayıda kişi yer aldı. O isimler şu şekilde;

Metin Mevlüt Sarıgül

Ömer Yazıcı

Aynur Aydın

Gençağa Meriç

Ahmet Meriç

Berrak Çetinkaya

Davut Kaymak

Altuğ Altınbaş Sürer

Mehmet Meriç

Süreyya Kurtulan

2026-KPSS Ön Lisans Sınavı cevap kağıtları erişime açıldı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı'nın (2026-KPSS Ön Lisans Sınavı) cevap kağıtları ve aday cevapları erişime açıldı

 

30.10.2026 11:08:00
Anadolu Ajansı
 
2026-KPSS Ön Lisans Sınavı cevap kağıtları erişime açıldı
2026-KPSS Ön Lisans Sınavı cevap kağıtları erişime açıldı

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 4 Ekim'de uygulanan 2026-KPSS Ön Lisans Sınavı adaylarının cevap kağıtları ve cevap kağıtlarına yaptıkları işaretlemelerin optik okuyucular tarafından okunması sonucu elde edilen cevapları ile soruların yanıtları "ais.osym.gov.tr" adresinden 10 gün süreyle erişime sunuldu.

Adaylar, T.C. kimlik numarası ve şifresiyle giriş yapıp ilgili sınavı ve "Cevap Kağıdı Görüntüleme" ekranını seçerek, sınavda kullandıkları cevap kağıdı görüntüsünü, işaretlemelerini, işaretlemelerinin optik okuyucularla okunması sonucu elde edilen cevaplarını ve doğru yanıtları görebilecek.

Ayrıca adaylar, cevaplarının ve cevap anahtarının yayımlandığı form üzerindeki soru numaralarını tıkladıklarında, her soru için açılan yeni pencerede soru köküne, cevap seçeneklerine, sorunun doğru cevabına ve ilgili soruya kendilerinin verdiği yanıta ulaşabilecek.

Sorular, adayın sınavda kullandığı kitapçığın soru ve seçenek diziliminde görüntüleniyor. İlgili sayfada, adayların testlerdeki toplam doğru, yanlış ve boş cevap sayılarıyla ham puanları da gösteriliyor. 

Peribacası çökmesinde hayatını kaybedenlerin isimleri belli oldu

Kapadokya'da yaşanan peribacası çökmesinde hayatını kaybedenlerin isimleri belli oldu

29.10.2026 20:42:00
İhlas Haber Ajansı
 
Peribacası çökmesinde hayatını kaybedenlerin isimleri belli oldu
Peribacası çökmesinde hayatını kaybedenlerin isimleri belli oldu
Nevşehir'in Göreme beldesinde yağışların ardından yaşanan peribacası çökmesinde hayatını kaybeden 3 kişiden ikisinin Sakaryalı gazeteci Eray Tuna ile eşi Begüm Tuna olduğu belirlendi.

Olay, Göreme Açık Hava Müzesi girişinde meydana geldi. Bölgedeki yağışlar sonrasında deforme olan bir peribacasında çökme yaşandı. İhbar üzerine bölgeye AFAD, UMKE, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Çalışmaları olay yerinde takip eden Nevşehir Valisi Hüseyin Kök, enkaz altından 3 kişinin cansız bedeninin çıkarıldığını bildirdi. Vali Kök, "Şu ana kadar enkaz altından 2'si Türk, 1'i yabancı uyruklu olmak üzere 3 vatandaşımızı ölü olarak çıkarttık.

5 turist ise yaralı olarak bölgedeki hastanelere sevk edilerek hemen tedavilerine başlandı. 4 turistin tedavisi tamamlanarak taburcu edildi, 1 vatandaşımızın ise tedavisi devam ediyor. Devlet olarak tüm imkanlarımızı olay anından itibaren seferber ettik. Arama kurtarma çalışmaları da yine son dakikaya kadar devam edecek. Her ihtimali göz önünde bulunduruyoruz" dedi.

Sakaryalı yeni evli çift hayatını kaybetti

Olayın ardından yürütülen çalışmalarda hayatını kaybedenlerin cansız bedenlerinin enkaz altından çıkartılmasının arından gerçekleştirilen kimlik tespit çalışmalarında, yaşamını yitiren Türk vatandaşlarının temmuz ayında dünyaevine girdiği, Sakarya'da yayın yapan bir basın kuruluşunda muhabir olarak çalışan Eray Tuna ile muhasebeci eşi Begüm Tuna olduğu öğrenildi.

Aliyev Ankara’daki zirveye katılmıyor

Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) Ankara’da düzenlenen 13. Zirvesi’nde dönem başkanlığını Türkiye’ye devretmeye hazırlanan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, yoğun programı gerekçesiyle zirveye katılmama kararı aldı. Ankara-Bakü hattında son dönemde yaşanan "başörtüsü gerilimi" iddialarının gölgesinde alınan bu karar sonrasında, Azerbaycan’ı zirvede Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil ediyor

29.10.2026 20:10:00
Haber Merkezi
 
Aliyev Ankara’daki zirveye katılmıyor
Aliyev Ankara’daki zirveye katılmıyor
Türk dünyasının gözü kulağı Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi'ne çevrilmişken, Bakü'den diplomatik dengeleri hareketlendiren bir son dakika haberi geldi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, dönem başkanlığının Türkiye'ye devredileceği bu kritik zirveye katılmayacağı resmi olarak açıklandı.


Resmi gerekçe: Bakü'deki FIFA organizasyonu


Azerbaycan'ın önde gelen basın mecralarından Report Haber Ajansı ve Oxu.az'ın resmi kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre, Aliyev'in Ankara programını iptal etmesinin arkasında Bakü'deki yoğun çalışma takvimi yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Aliyev, Bakü'nün ev sahipliğinde ilk kez düzenlenen FIFA U-15 Dünya Şampiyonası ve Festivali'nin kapanış ile ödül törenine katılacak. Bu organizasyonun önceden planlanmış bir program olması nedeniyle Aliyev'in Ankara'daki zirve yerine Bakü'deki törende yer alacağı bildirildi.

Aliyev'in talimatıyla Ankara'daki liderler zirvesinde ve öncesinde gerçekleştirilen Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'nda Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil ediyor.


İptalin perde arkası


Bakü yönetimi katılamama gerekçesini "yoğun takvim ve FIFA organizasyonu" olarak açıklasa da, kulislerde bu kararın arkasında son günlerde iki ülke arasında yaşanan diplomatik gerilimin etkili olduğu konuşuluyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ekim'de gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde İlham Aliyev'i Ankara'daki zirveye şahsen davet etmişti. Ancak bu davetin ardından, Azerbaycan'daki Türk eğitim kurumlarında başörtüsü takılmasının yasaklandığına dair iddialar ve buna bağlı olarak iki ülkenin siyasi figürleri ile medya organları arasında karşılıklı sert açıklamalar yaşandı. Ankara-Bakü hattında diplomatik bir soğukluğa neden olan bu tartışmaların, Aliyev'in liderler zirvesine fiziken katılmama kararında rol oynamış olabileceği değerlendiriliyor.


Mesajlarla "müttefiklik" vurgusu korunuyor


Zirveye katılamayacak olmasına rağmen Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ankara ile köprüleri kurmayacak adımlar atmaya özen gösteriyor. Aliyev, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gönderdiği resmi tebrik mektubunda, iki ülke arasındaki Şuşa Beyannamesi ile taçlanan müttefiklik ilişkilerinin en üst düzeyde olduğunu ve "tek millet, iki devlet" şiarının kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Dönem başkanlığının Azerbaycan'dan Türkiye'ye geçeceği bu tarihi zirvede, iki ülke arasındaki ilişkilerin seyri ve liderlerin önümüzdeki süreçte gerçekleştireceği yüz yüze temaslar diplomatik çevreler tarafından yakından takip edilmeye devam ediyor.


31 Türk vatandaşına giriş yasağı ve "istenmeyen kişi" kararı


Ankara-Bakü hattındaki kırılmanın en somut adımlarından biri, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın radikal bir kararla 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını "persona non grata" (istenmeyen kişi) ilan ederek ülkeye girişini yasaklaması oldu.

Bakü yönetimi, bu kişilerin Azerbaycan'ın egemenliğini, millî güvenliğini ve anayasal düzenini hedef alan açıklamalarda bulunduğunu öne sürdü. Giriş yasağı getirilen ve kamuoyunda bilinen kritik isimler şunlar:

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yeni Şafak yazarları Yusuf Kaplan, İsmail Kılıçarslan, ilahiyatçı Mehmet Boynukalın, gazeteci Adem Özköse, spor yorumcusu Ahmet Çakar.

Ayrıca, yasak kararının ardından sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Köklü Değişim İstanbul Temsilcisi Muhammed Emin Yıldırım'ın İstanbul Emniyeti tarafından gözaltına alınması, krizin Türkiye içindeki hukuki yansımalarını gösteren bir diğer gelişme oldu.


Oktay Saral'ın görevden alınması


Krizin merkezinde yer alan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Azerbaycan'daki başörtüsü kısıtlamalarını sert bir dille eleştirmesinin ardından 26 Ekim'de görevinden ayrıldı. Saral, sosyal medya hesabından "Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!" ifadelerini kullanmış ve bu çıkış Bakü'de büyük bir rahatsızlık yaratmıştı.

Kulislere yansıyan bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İlham Aliyev arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde Aliyev bizzat Saral'ın görevden alınmasını talep etti. Gazeteci Talat Atilla'ya konuşan Saral, görevden ayrılmasının Azerbaycan açıklamalarıyla ilgili olup olmadığı sorusuna "Evet, öyle görünüyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ayrıldım" diyerek bu iddiaları doğruladı.


Bakü'nün talepleri Saral ile sınırlı değil


Diplomatik kaynaklardan sızan bilgilere göre, Aliyev yönetiminin Ankara'dan talepleri sadece Oktay Saral'ın istifasıyla sınırlı kalmadı. Azerbaycan'ın, sosyal medyada Aliyev'e yönelik eleştiri ve hakaret içerikli paylaşımlar yapan hesapların listesini Türkiye'ye ileterek erişim engeli ve hukuki işlem talep ettiği belirtildi.

Hatta Azerbaycan Başsavcılığı, Türkiye'de faaliyet gösteren ve aralarında Rıdvan Kaya ile Fatih Tezcan'ın da bulunduğu yedi kişi hakkında "anayasal düzeni zorla değiştirmeye çağrı ve dini nefreti körükleme" suçlamalarıyla gıyabi tutuklama kararı çıkartarak uluslararası arama başlattı.


Ankara'nın "Saral" hamlesi Aliyev'i getirmeye yetmedi


Türkiye, müttefikiyle ilişkileri korumak adına Başdanışman Oktay Saral'ı görevden alarak Bakü'ye net bir jest yapmış olsa da, bu hamle Aliyev'in Ankara'daki liderler zirvesine katılımını sağlamaya yetmedi.

Aliyev'in bu adımların ardından yaptığı konuşmada isim vermeden "başkalarına nasıl yaşamaları gerektiğini öğretmeye kalkanları" eleştirerek çifte standart vurgusu yapması, iki ülke ilişkilerinde "abi-kardeş" yaklaşımından duyulan rahatsızlığın ve diplomatik soğukluğun bir süre daha devam edeceğine işaret ediyor.

Meteorolojiden 6 il için kuvvetli yağış uyarısı

Meteoroloji 15. Bölge Müdürlüğü Tahmin ve Uyarı Merkezi, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Batman, Siirt ve Şırnak illeri için gök gürültülü sağanak yağış uyarısında bulundu

29.10.2026 15:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
Meteorolojiden 6 il için kuvvetli yağış uyarısı
Meteorolojiden 6 il için kuvvetli yağış uyarısı
Meteoroloji 15. Bölge Müdürlüğü Tahmin ve Uyarı Merkezinden yapılan açıklamada, ''Yapılan son değerlendirmelere göre bugün gece saatlerinden itibaren beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak genelinde yerel olarak kuvvetli olması beklendiğinden sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, yağış anında kuvvetli rüzgar, hortum oluşma riski ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir'' denildi.

Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"

Muğla'nın Bodrum ilçesinde 2010 yılında şüpheli şekilde hayatını kaybeden ve Yargıtay'ın kararı bozması ile yeniden görülmeye başlanan 2003 Türkiye Mankenler Kraliçesi Aslı Baş davası, Baş ailesinin mazeret bildirmesiyle ertelendi. 16 yıldır hukuk mücadelesi veren baba Mehmet Yavuz Baş, kızının cinayete kurban gittiğini iddia etti. Acılı baba, "Kızımın telefonundaki kayıtlar 16 senede çözülemez duruma geldi. 16 senedir biz bir hukuk mücadelesi veriyoruz. "Dava başladığında 62 yaşındaydım, şimdi 78. Benim ölümü mü bekliyorlar' Öldüğümde mahkeme sonuçlanacak mı' Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Benim ahım var" dedi

29.10.2026 14:03:00 / Güncelleme: 29.10.2026 14:09:11
İhlas Haber Ajansı
 
Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"
Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"
2003 yılında düzenlenen 'Miss Model Of Turkey' yarışmasında birinci olan Aslı Baş, 21 Temmuz 2010'da gece saatlerinde turizmci Ahmet Bayer'in Bodrum'da bulunan Tatil Köyündeki villasının 6,5 metre yüksekliğindeki balkonundan düşerek hayatını kaybetmişti. Aslı Baş'ın Bodrum'daki şüpheli ölümüyle ilgili kararın Yargıtay tarafından bozulmasının ardından Muğla 1'inci ağır Ceza Mahkemesinde tekrar başlayan duruşmanın bugün yapılan celsesine Aslı Baş ailesinin avukatı ve ailenin mazeret bildirmesi nedeniyle 21 Ocak 2027 tarihine ertelendi.

"16 senedir hukuk mücadelesi veriyoruz"

Aslı Baş'ın Antalya'da yaşayan babası Mehmet Yavuz Baş, rahatsızlığı nedeniyle ertelenen duruşmaya katılamadığını kaydetti. 16 yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini belirten ve kızının cinayete kurban gittiğini savunan acılı Baba, "Kızımın telefonundaki kayıtlar 16 senede çözülemez duruma geldi. 16 senedir biz bir hukuk mücadelesi veriyoruz. Onun çözülmesi, teknik sorunların giderilmesi, o telefon konuşmalarının ne olduğu, teknik olarak ortaya çıkması için araştırma yapıldı. Bir sonuç alınamadı. Ve Yargıtay'ın beraat kararını bozmasından sonra üç mahkemeye girdik. Dördüncü mahkemede ben rahatsızlandım. Gidemeyecek durumdaydım. Avukatlarım ile mazeret bildirerek bu mahkemeye katılamadık" dedi.

"Çitli bitkiden atlamış olsaydı eteği bir yerlere takılırdı"

Olayın gerçekleştiği günden bahseden Mehmet Yavuz Baş, "Cinayetin işlendiği gece 112 aranıyor. Oradaki eleman, 'Ne var'' diyor. 'Bir düşme hadisesi var. Merdivenlerden düştü, kafası kanıyor' diyor. 'Kim bu'' 'Müşteri.' 'Evet, müşteri.' diyor. Aslı'dan bahsediyor. Ambulans üç saat sonra geliyor. Yani bu arada da benim görüşüm, benim tahminim, ölmesi bekleniyor. Merdivenlerden düştü, başı kanıyor dediğiniz insan kendini nasıl yüksekten atıp da intihar etti deniyor' Şahitlerden bir tanesi diyor ki, şahitlerden bir tanesi, 'Çit bitkisini balıklama atladı.' Bir tanesi diyor ki, 'Sportif atladı.' Diğer bir tanesi diyor ki, 'Bitkileri araladı, arasından" Bakın, bu yüksekliği bir metre, eni 80 santim bir bitkiden üzerinde entarisi olan bir kişi buradan balıklama dahi atlasa eteği oralardan bir yere takılır, yırtılır. Böyle bir şey de yok. Zaten bunlar da saklanmış, gizlenmiş. Yani elbisesi de verilmedi. Yırtık da yok zaten. Öyle bir şey de söz konusu değil" diye konuştu.



"Mazlumun ahı indirir şahı"

Baba Baş, olay zamanında 62 yaşında olduğunu, şuanda yaşının 78 olduğuna dikkat çekerek, yine de adalete olan inancını yitirmediğini söyledi. Baş, "Benim ölümümü mü bekliyor' Ben ölünce mahkeme bitecek mi' Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Mazlumun ahı indirir şahı. Benim ahım var" ifadelerini kullandı.

"Yaşama sevincimizi elimizden aldılar"

Kızının her zaman hayata pozitif bakan ve daima gülümseyen bir kız olduğunu ifade eden Baş,

"Onun canına kıyanlar da kendilerine göre, affedersiniz, psikopat. Benim kızım dünya güzeli. Yani fizikselden hariç, ölümünden üç dört gün evvel doğaya teşekkür ediyor. Yani yaşama teşekkür ediyor. Her şeyin çok güzel olduğunu, dünyaya pozitif olarak baktığı için teşekkür ediyor her şeye. Bu sevgimizi elimizden aldılar. Bize dünyayı kapkara yaptılar. Yaşama sevincimizi elimizden aldılar. Dünya kapkara bir hâl alıyor. En büyük acının evlat acısı olduğunu biz de tattık. Yani ateş düşmüyor, ateşi düşürüyorlar. Ateş ediyorlar bize. Biz ateşin düştüğü yerde değil, ateş altında kaldık" dedi.

Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz." dedi

29.10.2026 13:09:00 / Güncelleme: 29.10.2026 13:12:56
Haber Merkezi
 
Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti
Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz." dedi.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet'in ilanının 103. yıl dönümü kutlamaları kapsamında ilk tören, Anıtkabir'de düzenlendi. Tören, devlet erkanının Aslanlı Yol'da yürüyüşüyle başladı.

Anıtkabir'de 29 Ekim töreni
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki Aslanlı Yol'daki kortejde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, siyasi partilerin temsilcileri ve diğer devlet erkanı yer aldı.
Erdoğan'ın, üzerinde ay yıldız bulunan çelengi Atatürk'ün mozolesine bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Daha sonra Erdoğan ve beraberindekiler, Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları yazdı:
"Aziz Atatürk, bugün, uğruna buyük bedeller ödediğimiz Cumhuriyetimizin kurulușunun 103'üncü seneidevriyesini kutluyoruz. Tarihimize yeni bir istikamet çizen bu önemli günde, zatıalinizi, silah arkadașlarınızı ve kahraman şehitlerimizi şükranla yad ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz. Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken zatıalinizin 1 Mart 1922 tarihli Büyük Millet Meclisi hitabında münderiç, 'Bizi, milli davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. Milli davamız bizim hayatımızdır' sözleri ışığında, milli davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Ruhun şad olsun."

Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet

29 Ekim 1923’te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti, salt egemenliğin tek bir kişiden alınarak asıl sahibi olan millete devredilmesiyle Türk tarihinin en büyük toplumsal ve siyasal dönüşümünü başlattı. Cumhuriyet fikri sadece anlık bir siyasi krizin çözümü değil, temelleri Milli Mücadele’nin başında, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda atılmış köklü bir bağımsızlık ve iman hareketidir

29.10.2026 11:06:00
Eyüp Kabil
 
Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet
Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet
Cumhuriyet'in ilanı ve Türk milleti üzerindeki eşsiz kazanımları manevi bir uyanışın ve sarsılmaz bir iradenin öyküsüdür.


İlk karar ve Hacı Bektaş Veli dergâhı ziyareti


Milli Mücadele'nin henüz ilk dönemlerinde, Sivas Kongresi'nin ardından Ankara'ya doğru yola çıkan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 22-23 Aralık 1919 tarihlerinde Kırşehir'in Hacıbektaş ilçesine uğradı. Hoş Geldin Atatürk eserinde bu ziyaretin sıradan bir duraklama değil, kurulacak yeni devletin yönetim şeklinin ilk kez kararlaştırıldığı tarihi bir eşik olduğu aktarılır.

Dönemin dergâh postnişini Cemalettin Çelebi ile baş başa yapılan uzun görüşmede Mustafa Kemal, kafasındaki yönetim modelini paylaşmıştır. Çelebi'nin "Paşam, açacağınız meclis ve kuracağınız devletin idare şekli Cumhuriyet olacak mı?" sorusuna Gazi, kesin ve kararlı bir dille "Olacak Çelebi Efendi, elbet olacak" yanıtını vermiştir. Bu tarihi mutabakatın ardından Atatürk, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hazretleri'nin kabrine kapanarak şu duayı etmiştir:

"Evladını önüme rehber eyledim. Meydana çıkıyorum. Yüzümü utandırma."

Prof. Dr. Haydar Baş'ın eserinde vurguladığı üzere, Cumhuriyet'in manevi harcı ve ilk kararı işte bu inanç ve birlik ruhuyla, Ehlibeyt meşrebinin merkezinde atılmıştır.


Çankaya'dan Meclis kürsüsüne: 29 Ekim mucizesi


Hacıbektaş'ta sözü verilen ve sarsılmaz bir "sır" gibi taşınan o büyük ideal, takvimler 28 Ekim 1923 gecesini gösterdiğinde ete kemiğe büründü. Çankaya Köşkü'nde kurmaylarını toplayan Atatürk, tarihe geçen "Efendiler, yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz" sözüyle Türk milletinin makus talihini kökten değiştirecek adımı attı.

29 Ekim 1923 Pazartesi günü TBMM'de Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu'nun birinci maddesine "Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyettir" ibaresi eklendi. Saat 20.30'da oturuma katılan 158 milletvekilinin tamamının oy birliğiyle Cumhuriyet resmen ilan edildi ve salon "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleriyle yankılandı.


Prof. Dr. Haydar Baş'ın perspektifinden cumhuriyet ve "kul hakkı"


Prof. Dr. Haydar Baş, Hoş Geldin Atatürk eserinde dikkate değer bir tespitte bulunur: İslam inancına göre her insan, yaratıcısına karşı doğrudan ve eşit bir mesuliyete sahiptir. Bu bağlamda, egemenliğin tek bir kişiden (saltanattan) alınarak milletin tamamına devredilmesi, devlet idaresindeki adalet terazisinin kurulması ve İslam'ın özünde yer alan "kul hakkı" bilincinin devlet yapısına aktarılmasıdır.

Atatürk, inancından aldığı bu güçle hiçbir gücün Türk milletinin üzerinde bir tahakküm kurmasına izin vermemiştir. Nitekim Prof. Dr. Haydar Baş'ın meşhur "Milli bayramlarımız olmasa, dini bayramlarımız olmazdı" tezi de Cumhuriyet'in işgalci Haçlı dünyasına karşı İslam'ı ve Türk varlığını koruyan en büyük kalkan olduğunu tescil etmektedir.


Cumhuriyet'in devlet ve millet üzerindeki olumlu etkileri


• Kişilerin birer kul/tebaa olarak görüldüğü dönem kapanmış; her bir vatandaş kanun önünde eşit, devletin asli ve egemen unsuru olan "yurttaş" kimliğini kazanmıştır.

• Meclis Hükümeti sistemindeki tıkanıklıklar aşılmış, kabine sistemine geçilerek devlet mekanizmasının daha hızlı, demokratik ve kalıcı çalışması sağlanmıştır.

• Eğitimde, hukukta ve sosyal yaşamda topyekûn bir kalkınma hamlesi başlatılmış, Türk kadını hak ettiği sosyal ve siyasal özgürlüğe kavuşmuştur.

• Siyasi bağımsızlık, sonraki yıllarda yerli üretim hamleleriyle desteklenmiş ve kendi kendine yeten devlet idealinin ilk sarsılmaz temeli atılmıştır.


Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte 46 fabrika kuruldu


Cumhuriyet'in ilanından sonra, Atatürk'ün "Her fabrika bir kaledir" sözüyle başlattığı milli ve bağımsız ekonomi hamlesi kapsamında 1923-1938 yılları arasında 46 büyük fabrika ve üretim tesisi kuruldu. Kurulan bazı fabrikalar şunlardı:

Ankara Fişek Fabrikası (1924)

Gölcük Tersanesi (1924)

Şakir Zümre Fabrikası (1925)

Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)

Kayseri Uçak Fabrikası (1926)

Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)

Alpullu Şeker Fabrikası (1926)

Uşak Şeker Fabrikası (1926)

Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)

Turhal Şeker Fabrikası (1934)

Ankara Çimento Fabrikası (1928)

Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)

Paşabahçe Cam Fabrikası (1935)

İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1936)

Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937 - Temel Atma)

Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tahliye edildi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in Kadıköy Lisesi ziyareti öncesinde "Bize gelecek yoksa sana huzur yok, Yusuf Tekin istifa" yazılı pankart astıkları gerekçesiyle tutuklanan üniversite öğrencileri Nehir Dizdar ve Nevin Tekin, kamuoyunda oluşan büyük tepkilerin ardından tahliye edildi

28.10.2026 19:10:00
Haber Merkezi
 
Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tahliye edildi
Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tahliye edildi
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in İstanbul'daki Kadıköy Lisesi'ne gerçekleştireceği ziyaret öncesinde okul çevresine pankart asan üniversite öğrencileri Nehir Dizdar ve Nevin Tekin, "tehdit" suçlamasıyla çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.

Bu karar eğitim sendikaları, barolar, siyasetçiler ve demokratik kitle örgütlerinin sert tepkisini çekti. Kamuoyunda yükselen itiraz dalgasının ardından savcılık, avukatların resmi tahliye dilekçesini sunmasını beklemeden öğrencilerin resen serbest bırakılmasına karar verdi.

Destek eylemlerindeki gözaltılar da serbest

Gelişmeler bununla da sınırlı kalmadı. İki öğrencinin tutuklanmasına karşı İstanbul başta olmak üzere farklı kentlerde protesto eylemleri düzenlenmişti.

Son olarak sabah saatlerinde bu protestolara katıldıkları gerekçesiyle ev baskınlarıyla gözaltına alınan dört üniversite öğrencisi, savcılık işlemlerinin ardından yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

"Sıra arkadaşlarımızı geri aldık"

Tahliye kararının ardından Öğrenci Sendikası ve TİP'li Öğrenciler cephesinden ardı ardına açıklamalar geldi.

Öğrenci Sendikası, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı açıklamada, "Geçtiğimiz günlerde 'Yusuf Tekin istifa' dedikleri için bir pankart gerekçe gösterilerek tutuklanan sıra arkadaşlarımız Nehir ve Nevin tahliye edildi!" ifadelerine yer vererek kararı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonda gözaltı sayısı 62'ye yükseldi

Bakırköy Belediyesi'ne yönelik, ihale dosyalarında usulsüzlükler neticesi kamu zararı oluştuğu, işletme sahiplerinden hukuka aykırı şekilde para talep edildiği iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada, gözaltı sayısı 62'ye yükseldi. Başsavcılıkça, 8 şüpheli hakkında daha gözaltı talimatı verildi

28.10.2026 13:05:00
İHA
 
Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonda gözaltı sayısı 62'ye yükseldi
Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonda gözaltı sayısı 62'ye yükseldi
Bakırköy Belediye Başkanlığı tarafından yapılan mal ve hizmet alımına ilişkin ihale dosyalarında usulsüzlükler neticesi kamu zararı oluştuğu, iş yeri çalışma ruhsatı talep eden işletme sahiplerinden hukuka aykırı şekilde para talep edildiği, miktarı ödemeyen işletmelerin ruhsat işlemlerinin sürüncemede bırakıldığı iddiaları üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatılmıştı.

Yürütülen soruşturma kapsamında, 2024-2026 yılları arasında Bakırköy Belediyesinin farklı müdürlükleri tarafından yapılan açık pazarlık usulüne tabi 42 ihale dosyasına, 'ihaleye fesat karıştırma' ile 'irtikap' suçları üzerinden bilirkişi incelemesi yapıldı.

Öte yandan, tespit edilen şüphelilerin HTS kayıtları ve MASAK raporları da analiz edilmişti. Öte yandan, soruşturma kapsamında gözaltına alınan Bakırköy Belediye Meclis üyesi şüpheli Ali Rıza Akyüz'ün, Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davası kapsamında tutuklu bulunduğu, 3 Eylül 2026 tarihinde açıklanan ara kararda ise tahliye olduğu ortaya çıkmıştı.

Ayrıca, hakkında gözaltı kararı verilen şüpheli Belediye Meclis Üyesi Erkan Gül'ün, yurt dışında olduğu tespit edilmişti.

Gözaltı sayısı 62'ye yükseldi

Yürütülen soruşturma kapsamında, gözaltı talimatı verilen şüpheli sayısı 68'den, 76'ya yükseldi. Şüphelileri yakalamaya yönelik kolluk birimlerine talimat verildi. Öte yandan, gözaltına alınan şüpheli sayısı ise 62'ye yükseldi. Konuya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.