Kollar sıvanda ve hizmetin (!) siyasi tarafı da işe başladı. İstanbul surlarının, fetihten önceki haline getirmek için müthiş gayret ve para sarf edildi, ediliyor. Bir ara sur içine toplu taşıma araçlarının girmesi bile yasaklandı. Yeni kilise ve havraların yanında, kilise evler mantar gibi türedi. Hükümet nerede bir yıkıntı bulsa, hemen imarına girişti, yaptı ve bu kiliseleri faal hale getirip, haçı da üstlerine koydu. Çan sesi ise çoktan çalmaya başlamıştı zaten.Hükümetin büyük gayret ve azimle imar ettiği bu mekanlarda, bizim inancımıza göre her daim Allah'a şirk koşulur, Allah'ın peygamberi, ilah olarak kabulenilir? İşte bu şirk mekânlarını Erdoğan, tek olan, eşi, benzeri, ortağı olmayan, doğmamış ve doğurmamış olan, bütün eksikliklerden münezzeh olan, yarattığına benzemeyen Allah'ın ismiyle açtı.Bu açılışların manevi ve siyasi temeli ise önceleri atılmıştı. Başbakanın dört hak dinin varlığını bahsetmesi, Tevrat'tan nasihatler vermesi, okullarda 4, 5, 6. Sınıf din dersi kitaplarında, İslam inanışında olmayan tanım ve tabirlerin yer alması, diyanetten sorumlu devlet bakanının (Mehmet Aydın), Tebliği (insanları İslam'a davet etmeyi) en büyük dinsizlik sayması vs. bugünleri habercisiydi?Milli Eğitimimiz yap-boz olmuş. Hatta bu yap-boza bir ara 40 bin yabancı eğitimci bile dâhil edilmek istenmişti. Fethin sembolü olan Ayasofya'yı, yıllarca siyasi malzeme olarak kullanan zihniyet, işbaşına gelince bu tip tartışmaları gereksiz bulmuştu. (Kadir Topbaş) bu zihniyetin başı Erdoğan ise Müslümanlara dönerek, "S.Ahmet'i doldurun, ondan sonra bakarız" derken, Rumlara (Yunanistan'a) ise siz önce ülkenizde birkaç cami açın, ondan sonra bakın ben, neler yapacağım, neler, mealinde taahhütlerde bulunmuştu.Diğer taraftan ise tevhit aşkıyla ve şahadet niyetiyle bu toprakları fetheden, bedel olarak kanını veren, Türk'e vatan yapan ecdadımız bir tarafa atılarak, bu topraklar Türk'üm demekten çekinen, sakınan, Türklüğünden utanan zihniyet tarafından "NATO toprağı" ilan edilmişti.Kurtuluş Savaşından sonra Yunanlılarla yapılan nüfus mübadelesinden sonra Anadolu'dan ayrılan Rumlara, geri dönebilirsiniz, her türlü hak (!) ve imkanlar sağlanacaktır, benzeri davet ve altyapı çalışmalarının yanında, Yunan (Rum) doktorlarda, bizleri tedavi etsin diye ülkemize çağrılıyor. Kimimiz hissi, kimimiz akli, kimimiz ise milli ve manevi değerlerimizden ötürü, bu tip binlerce açıklama ve icraatları reddediyor, kabullenemiyoruz. Ama bugünün geleceği dünden değil çok daha öncesinden belliydi. Görünen köyde yakındı. Bizler ise köyü görmezden geldik.
Akın Aydın / diğer yazıları
- ‘Türkiye, güven ve huzur adası olma vasfını sürdürmektedir’ demiştiler / 17.04.2026
- Aşk ile / 14.04.2026
- Baş Hocamız öldü mü sanıyorsunuz? / 13.04.2026
- Millî Güvenlik Kurulu, PKK’ya ‘terör örgütü’ dedi / 12.04.2026
- Bizim yapmamız gerekeni onlar yaptı / 10.04.2026
- İran kazandı ama ‘su uyur, düşman uyumaz’ / 09.04.2026
- Zelenskiy’e yeni görev mi verildi? / 08.04.2026
- Trump, ‘Papaz’ generali de görevden aldı / 07.04.2026
- Yargı, siyasallaştı mı paralelleşti mi? / 06.04.2026
- PKK ile müzakere ve uyuşturucu ile mücadele! / 05.04.2026
- Aşk ile / 14.04.2026
- Baş Hocamız öldü mü sanıyorsunuz? / 13.04.2026
- Millî Güvenlik Kurulu, PKK’ya ‘terör örgütü’ dedi / 12.04.2026
- Bizim yapmamız gerekeni onlar yaptı / 10.04.2026
- İran kazandı ama ‘su uyur, düşman uyumaz’ / 09.04.2026
- Zelenskiy’e yeni görev mi verildi? / 08.04.2026
- Trump, ‘Papaz’ generali de görevden aldı / 07.04.2026
- Yargı, siyasallaştı mı paralelleşti mi? / 06.04.2026
- PKK ile müzakere ve uyuşturucu ile mücadele! / 05.04.2026



























































