HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 OCAK 2022, PERŞEMBE

Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir?

18.05.2021 00:00:00
'Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir?' seslendirme dosyası:

Tarihi değiştiren, ya da tarihe yön veren insanlar vardır. 

Onları unutmuş gibi yapmak veya yok saymak mümkün değildir. Çünkü onlar, siz ne kadar tarihe gömmeye çalışsanız da zaman denilen sihirbaz onu yeniden önünüze getirip koyuverir…

Herkes, İzmir'de ilk kurşunu sıkarak Türk direnişini başlatan ve sonrasında ulusal sembol haline gelen yazar ve meslektaşımız Osman Nevres veya diğer adı ile Hasan Tahsin'i bilir. Onu Yunan ordusunun en seçkin askerlerinden oluşan Efzon Alayı'na, bugün bizim neşe ile gezdiğimiz Kordon Boyu'nda tek başına neden kurşun sıktığını, direndiğini anlayamaz. 

Çünkü onlar, bunu anlamak için sadece Hasan Tahsin'e bakarlar. Oysa sadece ona değil; zamanın padişahından, başkumandanına; emniyet kuvvetleri amirinden, eli silah tutan herkese bakmak ve onun baktığında ne gördüğünü düşünmek, yorumlamak lazım…

15 Mayıs'ta İlk kurşun sadece Yunan askerine sıkılmamıştır. 

Bu bir başkaldırının, bir isyanın, seyirci kalanların, padişahın, hükümette görev alan herkesin kafasına sıkılmıştır. 

Aymazlık içinde bulunanları, zevki sefa içinde olanları, sofralarında şarabı ve arabı eksik etmeyenleri, kendilerindeki gücün farkında olmayanları, vatanın kıymetini bilmeyenlerin, haksız ve adaletsiz yönetimlerin, ilk kurşunu yiyebileceklerini tahmin edip halkın arasında yürüyemeyecek hale gelenleri korktukları sonun geldiğini anlayıp uyanmaları için sıkılmıştır. 

Bu öyle bir kurşundur ki, Türk vatanının işgal edilemeyeceğini; Türklerin esir alınamayacağını,  aziz vatanın işgaline ve bir karış toprağının bile alınmasına izin verilmeyeceğinin, gerekirse ölümü göze almış insanın nasıl tehlikeli bir silaha dönüşebileceğinin ispatı olmuştur. 

İlk kurşun, sadece Osman Nevres'e ait değildir. 

Türler; Anadolu'ya yerleştikten sonra her dönemde haksızlıklar karşısında kılıcını ilk çeken, kurşunu ilk atan bir yiğit her zaman olmuştur. Yapılan haksızlıklara isyan eden köy delikanlıları Köroğlu olmuş, dağlara çıkmıştır. İnce Memed olmuş, roman kahramanı olarak anılarımıza kazınmıştır. Dadaloğlu olmuş, satırları ile düşman kazanmış, Pir sultan Abdal olmuş, türküler yazılmıştır. 

Her dönemde kendi yaptıkları yanlış veya kötü işlerini, sultanlar veya yöneticiler duymasın diye halka zulmeden, sırlarını bilenleri katleden, ilk kurşunu hak edenler olmuştur. Ancak her zaman ilk kurşunun sonu bellidir. Ölüm kaçınılmazdır ama bu ilk kurşunun haksızlar üzerindeki etkisi tıpkı İzmir işgalinde olduğu gibi,  batırılan bir savaş gemisinden daha fazla olmuştur. Teşkilatı mahsusa'nın kendisine verdiği Hasan Tahsin adı; sadece bir kod adı değil, gizli bir şifre olarak kullanılmış ve özellikle İzmir'de ki Yunan karargâhında büyük korku uyandırmıştır.

Hasan Tahsin takma adlı Osman Nevres; çok genç bir yaşta ölümü göze aldı. 15 Mayıs sabahı Yunanlılara ilk kurşunu sıktığında 31 yaşının içindeydi. Sıradan bir genç değildi. Selanik'te Atatürk ile ayni okula gitmiş;  Fransa, İsviçre, Romanya ve İngiltere'de yaşamıştı. Abdülhamit'in istibdat rejimine karşı idi. İttihat ve Terakki'de yer almış, Paris'te Sorbon Üniversitesi'nde siyasal bilgiler okumuştu.  Emperyalizme karşı dik duruşu biliniyordu. Son olarak Hukuk-u Beşer gazetesinde başyazar olarak çalışıyordu. 

Onun sıktığı ilk kurşun ve ardından ölümü, Aydın ve Balıkesir efelerini de harekete geçirmiş; büyük bir direniş gücü oluşmasına neden olmuştur. 

Demirci Mehmet Efe'nin gözyaşları içinde; "Bir genç, düşmana ilk kurşunu sıktı. Bundan sonrası bize düşer…" dediği anlatılmaktadır. 

Bugün mezarının nerede olduğu tartışılan Hasan Tahsin ve arkadaşlarının İzmir'in işgalini tasvip etmeyen ve gizlice yardım eden Sebataycılar tarafından bulunup, saat kulesinin bulunduğu yere ve Musevi mezarlığının bulunduğu Maşatlık mevkiine gömüldükleri, ancak cesetlerinin hunharca katledilmiş olması nedeni ile tanınamayacak durumda olduklarından kimlik ayrımı yapılamadığı söylenmektedir. 

Onun için, İzmir'e gidip Kordon'da gezerken İlk Kurşun Anıtı'na da uğrayıp, bu yiğit insanların ruhlarına bir Fatiha okuyun, onları selamlamayı unutmayın.

Bu vatan için şehit olan tüm gençlerimize rahmet olsun, ruhları şad olsun…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

18.05.2020, 18.05.2019, 18.05.2018, 18.05.2017, 18.05.2016, 18.05.2015, 18.05.2014, 18.05.2013, 18.05.2012, 18.05.2011, 18.05.2010, 18.05.2009, 18.05.2008, 18.05.2007, 18.05.2006, 18.05.2005, 18.05.2004, 18.05.2003, 18.05.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.