Küresel aklın korkunç hedefi netleşti.
Küresel ölçekte kabul görecek tek dünya devletinin kurulması ve dünya nüfusunun 8 milyardan 1 milyara düşürülmesinin sağlanması.
Bu insanlar aklını yitirmiş diyebilirsiniz.
Ancak bu konuda önlerine çıkabilecek tüm engelleri sistematik şekilde ortadan kaldırmayı başarmış olan küresel aklın, raporlarında hedef olarak belirledikleri sonuçlara odaklandığı ve bundan vaz geçmeyecekleri çok açık.
1973'te bir komisyon kuruluyor.
Bu komisyon Yeni Dünya Düzenini oluşturmak için 50 yılı aşkın kararlı bir şekilde planlarına devam ediyor.
Komisyon, 1972 yılında Rockefeller'in desteklediği Roma Kulübü tarafından yayınlanan Büyümenin Sınırları raporuna göre "Dünya nüfusu, sanayileşme, gıda üretimi ve kaynakların tükenmesindeki mevcut eğilimleri değişmeden devam ederse, bu gezegendeki büyümenin sınırlarına önümüzdeki yüz yıl içinde ulaşılacaktır."
Raporda yer alan bu ifadeye göre, ekonomik büyümenin sağlanması için dünya nüfusunun azaltmamız ve tüketim alışkanlarımızın değiştirmemiz gerektiği ileri sürülüyor.
Büyümenin Sınırları raporunu yazan Dennis verdiği bir demeçte, "Akıllı ve çok güçlü bir diktatörlüğe sahip olursak muhtemelen sekiz milyar-dokuz milyar nüfusa bile sahip olabiliriz.
Akıllı diktatörlüğünüz ve düşük yaşam standardınız varsa sahip olabilirsiniz ama biz özgürlüğe ve yüksek standartlara sahip olmak istiyoruz.
İşte bu yüzden nüfus bir milyar olacak ve şu an yedi milyar bunu aşağı indirmek zorundayız."
"Sekiz milyar olan dünya nüfusu nasıl bir milyara düşürebilir?" sorusuna Dennis, "Salgınlarla veya yani ne olacağını bilmiyorum ama öyle ya da böyle bu gezegen tarafından desteklenebilecek nüfus ve tüketim seviyesinin küresel olarak üzerindeyiz."
Buraya kadar yapılan açıklamalara göz atarsak küresel bakış açısı, tüketimin ve nüfusun kontrol edebilmesi için insanları ikna etmeye çabalıyor.
Roma Kulübü 1991 yılında ikinci raporu olan "İlk Küresel Devrim"i yayınladı.
Rapora göre "Bizi birleştirecek yeni bir düşman ararken, kirlilik, küresel ısınma tehdidi, su kıtlığı, açlık ve benzerlerinin bu amaca uygun olacağı fikrini bulduk.
Nüfusu dengelemek zorundayız. Demek istediğim çok fazla insan var. Küresel ısınma bu yüzden var. Küresel ısınma var çünkü çok fazla insan çok fazla şey kullanıyor."
Son tahlilde bu zırva raporlara temel bir zemin hazırlamış olması bakımından vaktiyle teoriler üreten Thomas Malthus'un Nüfus Teorisi, Roma Kulübü'nün bir nevi sloganı olarak görülüyor.
Peki, bu olaya Prof. Dr. Haydar Baş tarafından kaleme alınan, Milli Ekonomi Modeli nasıl bakıyor.
Milli Ekonomi Modeli, "insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi ve ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış harcamalarının borçlanmadan temin edebilmesinin adı ve formülü" olarak tanımlanmıştır.
Milli Ekonomi Modeli'ne göre klasik iktisat tanımında mevcut olan "sınırlı kaynaklar, sınırsız ihtiyaçlar" önermesi yanlıştır.
Sınırsız olan insanın ihtiyaçları değil, ihtiraslarıdır. İnsanın ihtiyaçlarının sınırlı olmasına ve bu kadar sınırsız kaynak bulunmasına rağmen, dünya nüfusunun büyük bir kısmının açlık çekiyor olması şu ana kadar uygulanan ekonomi modellerinin ve politikalarının inanılmaz yanlışlar içermesinden kaynaklanmaktadır.
Gerçek olan şudur ki; insanın yemek, içmek, ısınmak, giyinmek, barınmak vb. çok karmaşık olmayan sınırlı ihtiyaç kalıpları varken; bu ihtiyaçlarını karşılamak için dünya üzerinde yüzlerce, hatta binlerce bilinen ve bilinmeyen kaynak mevcuttur.
Sahip olduğumuz bilgi birikimi arttıkça kaynaklardan istifademiz de katlanarak artmaktadır.
Tükenmeye başladığı söylenen bir kaynağın yerini, bilgi ve teknolojide sağlanan gelişmeler sayesinde bir başka kaynak almaktadır.
Her geçen gün teknolojinin ilerlemesi ile dün bizim için bir şey ifade etmeyen birçok madde artık hayatımızın bir parçası haline gelmiştir.
Enerji olarak dün karbon eksenli yakıtları tanıyan dünya bugün hidrojen eksenli yakıtları da kullanmaya başladı.
Dün belki de hiçbir değeri olmayan bor madenleri bugün altın kıymetinde. Nükleer enerjiden istifade etmeye başlayalı on yıllar oldu.
Bütün bu gerçekler açık bir şekilde ortada olmasına rağmen ekonomi modelleri, şu ana kadar bu doğrulara sırtını dönerek, afaki görüşlere yer vermiştir.
Sonuç:
Küresel çapta bir dünya devleti kurmak ve nüfusu 1 milyara düşürmek isteyen kapitalist yaklaşıma sahip üst akla karşı durabilecek tek bir seçenek vardır.
Haydar Baş'ın "Milli Ekonomi Modeli" doktrini.
Bu gerçekte BTP'yi hiç olmadığı kadar öne çıkarıyor ve olmazsa olmaz yapıyor.
Küresel ölçekte kabul görecek tek dünya devletinin kurulması ve dünya nüfusunun 8 milyardan 1 milyara düşürülmesinin sağlanması.
Bu insanlar aklını yitirmiş diyebilirsiniz.
Ancak bu konuda önlerine çıkabilecek tüm engelleri sistematik şekilde ortadan kaldırmayı başarmış olan küresel aklın, raporlarında hedef olarak belirledikleri sonuçlara odaklandığı ve bundan vaz geçmeyecekleri çok açık.
1973'te bir komisyon kuruluyor.
Bu komisyon Yeni Dünya Düzenini oluşturmak için 50 yılı aşkın kararlı bir şekilde planlarına devam ediyor.
Komisyon, 1972 yılında Rockefeller'in desteklediği Roma Kulübü tarafından yayınlanan Büyümenin Sınırları raporuna göre "Dünya nüfusu, sanayileşme, gıda üretimi ve kaynakların tükenmesindeki mevcut eğilimleri değişmeden devam ederse, bu gezegendeki büyümenin sınırlarına önümüzdeki yüz yıl içinde ulaşılacaktır."
Raporda yer alan bu ifadeye göre, ekonomik büyümenin sağlanması için dünya nüfusunun azaltmamız ve tüketim alışkanlarımızın değiştirmemiz gerektiği ileri sürülüyor.
Büyümenin Sınırları raporunu yazan Dennis verdiği bir demeçte, "Akıllı ve çok güçlü bir diktatörlüğe sahip olursak muhtemelen sekiz milyar-dokuz milyar nüfusa bile sahip olabiliriz.
Akıllı diktatörlüğünüz ve düşük yaşam standardınız varsa sahip olabilirsiniz ama biz özgürlüğe ve yüksek standartlara sahip olmak istiyoruz.
İşte bu yüzden nüfus bir milyar olacak ve şu an yedi milyar bunu aşağı indirmek zorundayız."
"Sekiz milyar olan dünya nüfusu nasıl bir milyara düşürebilir?" sorusuna Dennis, "Salgınlarla veya yani ne olacağını bilmiyorum ama öyle ya da böyle bu gezegen tarafından desteklenebilecek nüfus ve tüketim seviyesinin küresel olarak üzerindeyiz."
Buraya kadar yapılan açıklamalara göz atarsak küresel bakış açısı, tüketimin ve nüfusun kontrol edebilmesi için insanları ikna etmeye çabalıyor.
Roma Kulübü 1991 yılında ikinci raporu olan "İlk Küresel Devrim"i yayınladı.
Rapora göre "Bizi birleştirecek yeni bir düşman ararken, kirlilik, küresel ısınma tehdidi, su kıtlığı, açlık ve benzerlerinin bu amaca uygun olacağı fikrini bulduk.
Nüfusu dengelemek zorundayız. Demek istediğim çok fazla insan var. Küresel ısınma bu yüzden var. Küresel ısınma var çünkü çok fazla insan çok fazla şey kullanıyor."
Son tahlilde bu zırva raporlara temel bir zemin hazırlamış olması bakımından vaktiyle teoriler üreten Thomas Malthus'un Nüfus Teorisi, Roma Kulübü'nün bir nevi sloganı olarak görülüyor.
Peki, bu olaya Prof. Dr. Haydar Baş tarafından kaleme alınan, Milli Ekonomi Modeli nasıl bakıyor.
Milli Ekonomi Modeli, "insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi ve ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış harcamalarının borçlanmadan temin edebilmesinin adı ve formülü" olarak tanımlanmıştır.
Milli Ekonomi Modeli'ne göre klasik iktisat tanımında mevcut olan "sınırlı kaynaklar, sınırsız ihtiyaçlar" önermesi yanlıştır.
Sınırsız olan insanın ihtiyaçları değil, ihtiraslarıdır. İnsanın ihtiyaçlarının sınırlı olmasına ve bu kadar sınırsız kaynak bulunmasına rağmen, dünya nüfusunun büyük bir kısmının açlık çekiyor olması şu ana kadar uygulanan ekonomi modellerinin ve politikalarının inanılmaz yanlışlar içermesinden kaynaklanmaktadır.
Gerçek olan şudur ki; insanın yemek, içmek, ısınmak, giyinmek, barınmak vb. çok karmaşık olmayan sınırlı ihtiyaç kalıpları varken; bu ihtiyaçlarını karşılamak için dünya üzerinde yüzlerce, hatta binlerce bilinen ve bilinmeyen kaynak mevcuttur.
Sahip olduğumuz bilgi birikimi arttıkça kaynaklardan istifademiz de katlanarak artmaktadır.
Tükenmeye başladığı söylenen bir kaynağın yerini, bilgi ve teknolojide sağlanan gelişmeler sayesinde bir başka kaynak almaktadır.
Her geçen gün teknolojinin ilerlemesi ile dün bizim için bir şey ifade etmeyen birçok madde artık hayatımızın bir parçası haline gelmiştir.
Enerji olarak dün karbon eksenli yakıtları tanıyan dünya bugün hidrojen eksenli yakıtları da kullanmaya başladı.
Dün belki de hiçbir değeri olmayan bor madenleri bugün altın kıymetinde. Nükleer enerjiden istifade etmeye başlayalı on yıllar oldu.
Bütün bu gerçekler açık bir şekilde ortada olmasına rağmen ekonomi modelleri, şu ana kadar bu doğrulara sırtını dönerek, afaki görüşlere yer vermiştir.
Sonuç:
Küresel çapta bir dünya devleti kurmak ve nüfusu 1 milyara düşürmek isteyen kapitalist yaklaşıma sahip üst akla karşı durabilecek tek bir seçenek vardır.
Haydar Baş'ın "Milli Ekonomi Modeli" doktrini.
Bu gerçekte BTP'yi hiç olmadığı kadar öne çıkarıyor ve olmazsa olmaz yapıyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Grönland’ın ilk sahipleri Türklerdir Bay Trump! / 18.01.2026
- NATO’ya uşaklık ve eşeklik etmek! / 13.01.2026
- ‘Etnik grup’ vurgusu, CIA projesi! / 12.01.2026
- Gücün yoksa yatak odandan alırlar! / 06.01.2026
- Hedef Çin değil, Türkiye’dir! / 05.01.2026
- Türk milleti bu gerçeği anladığı gün… / 02.01.2026
- Dünyanın sahibi Türklerdir / 30.12.2025
- Hedef, 8 milyar nüfusu 1 milyara düşürmek / 29.12.2025
- Türk ordusu teyakkuzda olmalı / 26.12.2025
- Öcalan: “Bahçeli’yi bu çizgiye ben getirdim” / 23.12.2025
- NATO’ya uşaklık ve eşeklik etmek! / 13.01.2026
- ‘Etnik grup’ vurgusu, CIA projesi! / 12.01.2026
- Gücün yoksa yatak odandan alırlar! / 06.01.2026
- Hedef Çin değil, Türkiye’dir! / 05.01.2026
- Türk milleti bu gerçeği anladığı gün… / 02.01.2026
- Dünyanın sahibi Türklerdir / 30.12.2025
- Hedef, 8 milyar nüfusu 1 milyara düşürmek / 29.12.2025
- Türk ordusu teyakkuzda olmalı / 26.12.2025
- Öcalan: “Bahçeli’yi bu çizgiye ben getirdim” / 23.12.2025























































































