Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet'i kurduktan sonra, asırlardır cahil bırakılmış halkın eğitimine büyük önem vermiş ve bu eğitimde camilere de özellikle yoğunlaşmıştır.
Atatürk, bir seyahati esnasında gittiği camide cahil bir vaizin yalan yanlış konuştuğunu görünce şunları söylüyor:
"Efendiler! Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın, yatıp kalkmak, saçma sapan konuşmak için yapılmamıştır.
Camiler, itaat ve ibadetle beraber, din ve dünya için neler yapılmak lazım geldiğini düşünmek için kurulmuştur.
İşte biz burada din ve dünya için, istikbal ve istiklal için bilhassa hâkimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım." (Hoş Geldin Atatürk, Prof. Dr. Haydar Baş, s.677; Kılıç Ali, 1955, s.58)
Bu tür cahilce halka yanlış bilgiler verilmesinin önüne geçmek için de kolları sıvamış ve 1926 yılında "Hutbe Hocası" isimli bir eser hazırlatmıştır.
Bu kitap, Atatürk'ün isteği üzerine o dönemin Diyanet İşleri Başkanı olan ve aynı zamanda Atatürk'ün yakın arkadaşlarından olan Rıfat Börekçi tarafından hazırlanmıştır.
Halkın rahatlıkla anlayabileceği şekilde Türkçe hazırlanan bu kitapta hepsi birbirinden mükemmel 51 hutbe vardır.
İşin garip tarafı bu eser Atatürk'ün vefatından sonra hemen ortadan kaldırılmıştır.
Anlaşılan Atatürk'ten sonra dinsiz Atatürk tezini millete yutturacak olanlar, böyle bir eserin varlığının bu kirli senaryolarına tezat teşkil edeceği düşüncesine kapıldılar ki öyledir.
Esasen Atatürk'e düşman olanların ihaneti ne ise, bu Atatürk'ün bizzat en yakınlarından birine hazırlattığı hutbe kitabını apar topar ortadan kaldırma da odur.
Bu kitap 2005 yılında Emine Şeyma Usta tarafından tekrar basılmıştır.
İçinde Allah inancı, Kur'an ve Hz. Peygamberin sevgisi, namaz, zekat ve daha birçok konu mükemmel bir şekilde anlatılmıştır.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın muhteşem eseri Hoş Geldin Atatürk kitabında bu hutbelerin birçoğu sayfa 679'dan itibaren mevcuttur.
Hutbelerden bazı bölümleri sizlere aktaralım:
"Madem ki, her şeyi yaratan, terbiye eden, kemale erdiren ve öldüren yalnız Cenab-ı Allah'tır, madem ki Ruz-ı Ceza'nın, hesap gününün tek sahibi de O'dur; ahirette herkes yaptığı işe göre ya mükafat görecek ya da suçunun karşılığı ceza ile karşılaşacaktır. Öyleyse ham ve şükür yalnız Allah'adır."
"Bize sayısız nimetleri bol bol veren Allah'ımıza daima hamd ve şükür etmek, daima ibadet ve taatte bulunmak ve hiçbir zaman O'nun emirleri haricine çıkmamak en önemli vazifemizdir."
"Mülkü muhafaza etmek için hem düşmana karşı, hem de düşmanlığı açık olanları değil, açıktan dost görünüp de içinden düşman olanları da hesaba katın, bunların hepsini korkutacak, hepsinin sindirecek, hepsinin gözlerini yıldıracak kuvvet hazırlayın diyor Cenab-ı Hak. Öyleyse bu uğurda var gücümüzü, var kuvvetimizi sarf etmek üzerimize farzdır."
"Dinimizi, memleketimizi, istiklalimizi, şerefimizi ve namusu muhafaza etmek için her zaman kuvvetli bulunmaya mecburuz. Gücümüz, kuvvetimiz yettiği kadar çalışmak vazifemizdir."
"Bize yakın ve uzak milletler neye önem veriyorlarsa biz de onlara önem vereceğiz. Vatan müdafaası için ne silah hazırlıyorlarsa onları biz de hazırlayacağız. Topa topla, uçakla karşı duracağız. Kitabımız, Peygamberimiz bu şekilde emrediyor."
"Lailaheillallah Muhammedün Resulullah demek suretiyle Müslümanlardan sayılır. Lakin şunu da bilmiş olun ki, o Kelime-i Şehadeti sadece ağzında gezdirip bir türlü gönlüne indiremeyenlerin de sonlarından korkulur."
"Sakın yanılıp da Müslümanlığı sadece şehadet getirmekten ibaret zannetmeyin. Yalnız Allah bir, Peygamber hak demekle kurtuluruz diye güvenip yatmayın."
"Cennet yolu pek uzak, pek dolaşık, çok çapraşıktır. Cennete gitmek için, yürümek, yorulmak, koşmak, atılmak ister. Azık ister, ışık ister. Bunlarsız yola çıkarsanız, ya bir çukura tekerlenirsiniz. Veya kendi kendinizi hırsıza, haramiye, eşkıyaya kaptırırsınız. Ne siz kalırsınız ne de cennetin anahtarı."
Diğer hutbeleri de tamamen okuyunuz, göreceksiniz ki, bugünkü hutbelerden fersah fersah ötelerde?
Bu gerçeklerle bizi buluşturduğu için Prof. Dr. Haydar Baş'a tekrar teşekkürler?
Atatürk, bir seyahati esnasında gittiği camide cahil bir vaizin yalan yanlış konuştuğunu görünce şunları söylüyor:
"Efendiler! Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın, yatıp kalkmak, saçma sapan konuşmak için yapılmamıştır.
Camiler, itaat ve ibadetle beraber, din ve dünya için neler yapılmak lazım geldiğini düşünmek için kurulmuştur.
İşte biz burada din ve dünya için, istikbal ve istiklal için bilhassa hâkimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım." (Hoş Geldin Atatürk, Prof. Dr. Haydar Baş, s.677; Kılıç Ali, 1955, s.58)
Bu tür cahilce halka yanlış bilgiler verilmesinin önüne geçmek için de kolları sıvamış ve 1926 yılında "Hutbe Hocası" isimli bir eser hazırlatmıştır.
Bu kitap, Atatürk'ün isteği üzerine o dönemin Diyanet İşleri Başkanı olan ve aynı zamanda Atatürk'ün yakın arkadaşlarından olan Rıfat Börekçi tarafından hazırlanmıştır.
Halkın rahatlıkla anlayabileceği şekilde Türkçe hazırlanan bu kitapta hepsi birbirinden mükemmel 51 hutbe vardır.
İşin garip tarafı bu eser Atatürk'ün vefatından sonra hemen ortadan kaldırılmıştır.
Anlaşılan Atatürk'ten sonra dinsiz Atatürk tezini millete yutturacak olanlar, böyle bir eserin varlığının bu kirli senaryolarına tezat teşkil edeceği düşüncesine kapıldılar ki öyledir.
Esasen Atatürk'e düşman olanların ihaneti ne ise, bu Atatürk'ün bizzat en yakınlarından birine hazırlattığı hutbe kitabını apar topar ortadan kaldırma da odur.
Bu kitap 2005 yılında Emine Şeyma Usta tarafından tekrar basılmıştır.
İçinde Allah inancı, Kur'an ve Hz. Peygamberin sevgisi, namaz, zekat ve daha birçok konu mükemmel bir şekilde anlatılmıştır.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın muhteşem eseri Hoş Geldin Atatürk kitabında bu hutbelerin birçoğu sayfa 679'dan itibaren mevcuttur.
Hutbelerden bazı bölümleri sizlere aktaralım:
"Madem ki, her şeyi yaratan, terbiye eden, kemale erdiren ve öldüren yalnız Cenab-ı Allah'tır, madem ki Ruz-ı Ceza'nın, hesap gününün tek sahibi de O'dur; ahirette herkes yaptığı işe göre ya mükafat görecek ya da suçunun karşılığı ceza ile karşılaşacaktır. Öyleyse ham ve şükür yalnız Allah'adır."
"Bize sayısız nimetleri bol bol veren Allah'ımıza daima hamd ve şükür etmek, daima ibadet ve taatte bulunmak ve hiçbir zaman O'nun emirleri haricine çıkmamak en önemli vazifemizdir."
"Mülkü muhafaza etmek için hem düşmana karşı, hem de düşmanlığı açık olanları değil, açıktan dost görünüp de içinden düşman olanları da hesaba katın, bunların hepsini korkutacak, hepsinin sindirecek, hepsinin gözlerini yıldıracak kuvvet hazırlayın diyor Cenab-ı Hak. Öyleyse bu uğurda var gücümüzü, var kuvvetimizi sarf etmek üzerimize farzdır."
"Dinimizi, memleketimizi, istiklalimizi, şerefimizi ve namusu muhafaza etmek için her zaman kuvvetli bulunmaya mecburuz. Gücümüz, kuvvetimiz yettiği kadar çalışmak vazifemizdir."
"Bize yakın ve uzak milletler neye önem veriyorlarsa biz de onlara önem vereceğiz. Vatan müdafaası için ne silah hazırlıyorlarsa onları biz de hazırlayacağız. Topa topla, uçakla karşı duracağız. Kitabımız, Peygamberimiz bu şekilde emrediyor."
"Lailaheillallah Muhammedün Resulullah demek suretiyle Müslümanlardan sayılır. Lakin şunu da bilmiş olun ki, o Kelime-i Şehadeti sadece ağzında gezdirip bir türlü gönlüne indiremeyenlerin de sonlarından korkulur."
"Sakın yanılıp da Müslümanlığı sadece şehadet getirmekten ibaret zannetmeyin. Yalnız Allah bir, Peygamber hak demekle kurtuluruz diye güvenip yatmayın."
"Cennet yolu pek uzak, pek dolaşık, çok çapraşıktır. Cennete gitmek için, yürümek, yorulmak, koşmak, atılmak ister. Azık ister, ışık ister. Bunlarsız yola çıkarsanız, ya bir çukura tekerlenirsiniz. Veya kendi kendinizi hırsıza, haramiye, eşkıyaya kaptırırsınız. Ne siz kalırsınız ne de cennetin anahtarı."
Diğer hutbeleri de tamamen okuyunuz, göreceksiniz ki, bugünkü hutbelerden fersah fersah ötelerde?
Bu gerçeklerle bizi buluşturduğu için Prof. Dr. Haydar Baş'a tekrar teşekkürler?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026




























































































