HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 HAZİRAN 2021, CUMARTESİ

İmam Ali (a.s.) ve Prof. Dr. Haydar Baş

03.05.2021 00:00:00
'İmam Ali (a.s.) ve Prof. Dr. Haydar Baş' seslendirme dosyası:

Velayetin şahı, ilim şehrinin kapısı, Allah'ın sevdiği, seçtiği, Kur'an'da 300 ayette överek anlattığı, Hz. Peygamberin (s.a.v) kardeşi, damadı, can yoldaşı, maddi ve manevi mirasçısı, kıyamete kadar insanların hidayet rehberi olan 11 imamın ilki ve babaları İmam Ali (a.s.) efendimiz, Ramazan ayının 19'uncu günü şehadet şerbetini içti. 

Geçtiğimiz Cumartesi günü İmam Ali'nin şehadetinin yıldönümüydü. Allah şefaatlerinden mahrum eylemesin.

Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız, İmam Ali eserini ortaya koyana kadar, Hz. Ali hakkında çok az bilgiye sahiptik. Bu eserde Hz. Ali'nin doğumundan şehadetine bütün detaylarıyla ve delilleriyle hayatı var. Hakkındaki ayetler hadisler, ibadet hayatı, çektiği çileler, ölçüleri, hilafeti döneminde pratik olarak uyguladığı mükemmel devlet anlayışı ve daha birçok bilgiler mevcut.

Prof. Dr. Baş'ın, İmam Ali eserinin de içinde bulunduğu 15 ciltlik Ehl-i Beyt Külliyatı İslam tarihi boyunca bu kapsamda ilk ve tek eserdir. Hem Şii hem de Sünni kaynaklardan istifade edilen Külliyat, İslam dünyasının birlik ve beraberliğinin kitaplara yansımış halidir.

Nehcül Belağa'nın yazarının torunu, katıldığı Ehl-i Beyt sempozyumunda, Prof. Dr. Baş'a hediyesini takdim ettikten sonra, "Böyle bir külliyatın, dedesi tarafından yazılmak istendiğini ama nasip olmadığını, böyle bir eseri yazmanın sadece Prof. Dr. Baş'a nasip olduğunu" ifade etmişti.

İmam Ali'nin (a.s.) hayatı ve ölçüleri incelendiğinde, Prof. Dr. Baş ile birçok benzerliklerinin olduğunu görürsünüz. Esasen bu çok şaşılacak bir durum değildir, çünkü beslendikleri kaynak ve yaşam hedefleri aynıdır. Dilerseniz örneklerle izah etmeye çalışalım.

Öncelikle her ikisi de tertemiz ailelerden gelmişlerdir. Hz. Ali'nin babası Hz. Ebu Talip, Hz. Peygamberin amcası ve hamisi olan fedakar ve cefakar bir insandı. Annesi Fatıma binti Esed ise ilk iman edenlerden, Peygamberimizin çok sevdiği hatta anne gözüyle baktığı, Kabe'nin içinde doğum yapan tek kadın olan mükemmel bir şahsiyetti.

Prof. Dr. Baş'ın anne ve babası da ibadetiyle, cömertliğiyle, dürüstlüğüyle, doğruluğuyla, dertlere derman olmalarıyla, sevilen sayılan örnek bir aileydi.

Zaten büyük liderler böyle tertemiz ailelerden ortaya çıkıyor, işte aile bu kadar önemli.

Hem İmam Ali hem de Prof. Dr. Baş Hocam her ikisi de Allah Resulü'ne aşıklardı ve her ortamda O'nu savundular.

Hz. Ali, Allah Resulü'nün en büyük yardımcısı oldu. İslam'ın ilk günlerinde Kureyş'in büyüklerine verilen yemekte, 10 yaşında olmasına rağmen, Allah Resulü'nün dimdik yanında oldu, Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te ve en zorlu mücadelelerde hep Allah Resulü'nün yanındaydı. Rasulullah'ın vefatından sonra da O'nun ölçülerini ne pahasına olursa olsun savunmaya, yaşamaya ve yaşatmaya devam etti.

Prof. Dr. Baş da hayatı boyunca Allah Resulü'nün çizgisinde bir hayat yaşadı. Hz. Peygambere atılan iftiralara en önde cevap verdi, peygambersiz bir din empoze etmeye çalışanlara karşı büyük mücadeleler verdi. Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt'inin bugünkü bayraktarı, sesi, eli, kolu ve ayağı oldu.

Her ikisi de Hakk'ın ikame olması için hayatlarını ortaya koydular. Haktan ve doğrudan en ufak bir taviz vermediler.

Batıla karşı dik durdular. Hz. Ali'nin hayatında birçok örnek var ama Hendek Savaşı'nda gösterdiği iman ve cesaret ayrıca takdire şayandır. Müşriklerin en güçlü adamı olan Amir, düello daveti yaptığında Peygamberin ashabından hiç kimse onun karşısına çıkmaya cesaret edemedi. Ama Hz. Ali çıktı ve mücadeleyi kazandı. Bu zaferden dolayı Hz. Peygamber, Hz. Ali'nin bu amelinin, kıyamete kadar tüm Müslümanların amellerinin toplamından daha üstün olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Baş da Ehl-i Beyt yolunun bir yolcusu olarak aynı dik duruşa sahipti. Dinlerarası diyalog fitnesi ve FETÖ'ye karşı tek başına büyük bir mücadele ortaya koydu. Bu çevreler tarafından kendisi aleyhinde 40 bin sayfalık dava dosyaları açılsa da, birçok hukuksuz saldırılara, engellemelere maruz kalmasına rağmen bu duruşundan asla geri adım atmadı.

Her ikisinin de mükemmel bir adalet ve hukuk anlayışı vardı.

Hz. Ali, İbni Mülcem'i gördüğünde, "İşte beni öldürecek olan budur" dediğinde, yanındakiler İbni Mülcem'i öldürmek istediler. Hz. Ali "Durun, daha öldürmedi" diyerek mükemmel bir adalet örneği gösterdi. Hz. Ali, danıştay, yargıtay gibi kurumları ilk kuran kişidir. Hilafeti döneminde adaletli bir devlet anlayışını yaşatmıştır.

Prof. Dr. Baş da, kendisine birçok kez hukuksuzca saldırılmasına rağmen, asla hukukun bir milim dışına çıkmamıştır. Milli Ekonomi Modeli'nde gelirde adil bir paylaşımı, Milli Devlet sisteminde de milletine hizmet eden adil bir devlet modelini ortaya koymuştur. Her ikisi de dünya ve ahiret işlerini dengede yürüttüler, Hz. Peygamberin ifadesiyle hayatlarını çift kanatlı bir kuş gibi yaşadılar.

Her ikisi de ekonomiye "insan merkezli" olarak bakıyorlardı. Hz. Ali'nin, hilafeti döneminde uyguladığı vatandaşlık maaşı projesi, Prof. Dr. Baş'ın da Modelinin en önemli projesi oldu. Her ikisinin de vergi anlayışı, kazanmayandan değil, kazanandan almak şeklindeydi.

Her ikisi de çok büyük çilelere maruz kaldılar. Hz. Ali, hilafet Gadir- Hum'da Hz. Peygamber'in bizzat ilan ettiği şekliyle kendisinin hakkı olmasına rağmen, bu vazifesinden mahrum bırakıldı. Hilafeti döneminde de Sakife'nin ürünü olan fitnelerle uğraşmak zorunda kaldı. Vefatı sırasında söylediği "Çok şükür kurtuldum" sözleri O'nun çilesini özetliyor.

Prof. Dr. Baş'ın da hayatı başından sonuna çilelerle doluydu. Türkiye'de çözüm sahibi tek lider olmasına rağmen hep önü kesildi, üstü örtülmeye çalışıldı. Evinin önünde, Susurluk'ta saldırılara maruz kaldı, alacaklı olduğu davada suçlu ilan edildi, son nefesine kadar Onu rahat bırakmadılar hatta tabutunu bile kaçırmak istediler. Her ikisi de dünyalarını ahiretleri için, hesap verme şuuruyla yaşadı.

Her ikisinin de yaşadıkları ve temsil ettikleri din, Allah'ın murat ettiği, Hz. Peygamber'in yaşadığı dindi. İbadetlerini en güzel şekilde yaptılar ve insanlara da ibadet etmeyi sevdirdiler. Onlarla beraber olanlar için namaz kılmak, oruç tutmak, Kur'an okumak, zekat vermek, Teravih namazı kılmak büyük bir zevkti.

Her ikisi de şartlar ne olursa olsun, insan kazanmanın mücadelesini verdiler. Hz. Ali savaşın en kızgın anlarında bile insanları Müslüman yaptı, Prof.. Dr. Baş "Asıl mesele insan meselesidir" diye yola çıktı ve yurt içinde ve dışında onbinlerce insanın hidayetine vesile oldu.

Daha birçok benzerlikler sayılabilir. Prof. Dr. Baş, İmam Ali'ye aşık bir insandı. Zaten İmam Ali gibi kapsamlı bir eser, kuru bir akılla yazılmaz, aşk lazım, gönül lazım. Elbette ki yazan kadar, yazdıran da önemlidir ama yazdıranın nazarı yazanın gönlüyle alakalıdır.

Cenab-ı Hak, seven ve sevilen, yürüyen ve izini takip edenlerin şefaatlerinden bizleri mahrum eylemesin.

 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.