Seçim sonrası Kuzey Irak'ta hareketli günler yaşanıyor.
30 Irak'ta hilelerle ve yolsuzluklarla Talabani-Barzani gruplarının Musul ve Kerkük'te çoğunluğu ele geçirmesi neticesinde, Türkiye bu bölgeye müdahale edebilir düşüncesiyle ABD Kuzey Irak'a yoğun bir şekilde askeri yığınak yapmaya başladı.
Bu haber İngiliz The Guardian gazetesinde bütün dünyaya ilan edildi.
Böyle bir hareketle beraber ABD kiminle stratejik müttefik olduğunu açık ve net bir şekilde fiili ve de resmi olarak ortaya koyarken Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül'ün açıklaması Türk kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Abdullah Gül "ABD Dışişleri Bakanı Rice ile görüşmemizde stratejik ortaklık anlayışını, karşılıklı çıkarlara dayalı olarak bir kez daha tekrarladık" dedi ve konuşmasının devamında "Irak'ın toprak bütünlüğü, siyasi bütünlüğünün bozulmaması, Irak'ın en kısa sürede normalleşmesi ile ilgili görüşlerimizi gayet samimi bir şekilde paylaştık" açıklamasını yaptı.
Sayın Gül'e şunu ifade etmek lazım, ABD nasıl bir müttefik ki Pentagon'un listesinde Türkiye Küreselleşme tehdidi ülkeler listesinde yer alıyor, hükümetin bu kadar teslimiyetçi mantığına rağmen.
Nasıl bir müttefik ki Kuzey Irak'ta yapılan seçim yolsuzlukları raporlar halinde net olarak ortadayken Kuzey Irak'a Türkiye için yığınak yapıyor?
Hem suçlu hem de güçlü.
Bu nasıl bir müttefiklik ki hep veren Türkiye, hep isteyen de ABD. İçeriye doğru yontulan hep biziz? Tek taraflı bir müttefiklik anlayışı.
Hükümet durmadan "Zor dostum zor sevilmeden sevmek" şarkısını söyleyip duruyor. Bırakalım artık bu tek taraflı sevdayı.
Bize bizden başka dost olmadığını hala göremiyor muyuz?
Biz Türkiye olarak bağımsız bir ekonomi, bağımsız bir iç ve dış siyaset belirlersek işte o zaman hepsi sana gelir ve seninle iş yapmak isterler, sana diş geçiremezler, ama bizler teslimiyetçi mantığımıza devam edersek her gün daha da yontulacağız.
Sayın Gül açıklamasında da anlaşıldığı gibi sürekli Irak'ın toprak bütünlüğünden bahsedip duruyor.
Sayın Gül'e Irak'ta aynı gün iki seçim yapıldığını hatırlatırız. Biri genel seçimler, diğeri ise 111 sandalyeli Kürdistan Parlamentosu seçimi. Hangi bütünlükten bahsediyorsun?
Haksızlıklarla yolsuzluklarla dolu bir seçim ve Talabani- Barzani gruplarının etkinliğinde bir Irak Parlamentosu. Üstelik Talabani'nin gözü Devlet Başkanlığında, pazarlık eli güçlü olan taraf Talabani ve Barzani.
Kurulan Irak ordusunda ağırlık Talabani ve Barzani kuvvetlerinde ve Saddam'ın ordusunun silahları da onların elinde.
Diğer taraftan da Kuzey Irak Dubai gibi bir yatırım ve iş merkezi haline getiriliyor. Kısaca cazibe merkezi oluyor.
Bütün bu gelişmelerden sonra hangi toprak bütünlüğünden bahsediyorsunuz?
Bütün bu gelişmelerin özellikle Türkiye için olduğunu görmüyor musunuz?
Irak seçimlerini değerlendiren Tayip Erdoğan'ın açıklaması da oldukça trajikomikti.
Erdoğan "Türkmen Cephesi bu işi götüremedi" dedi ve Türkmenlerin Kürtlerden daha az oy almasını Türkmenlerin seçimlerde gerekli titizliği göstermemesine bağladı.
Sayın Erdoğan burada yaşanan haksızlıkları açık ve net bir şekilde bilmenize rağmen bu açıklamayı niçin yapıyorsunuz? Hırsızın hiç mi suçu yok ki ondan hiç bahsetmiyorsunuz?
Bir siyaset adamı özellikle de 5 bin yıllık bir tarihi olan, insanlığa adalette ve sevgide örnek olmuş bir neslin temsilcisi olarak haklının yanında olmak, onun hakkına sahip çıkmak ve haksıza da haddini bildirmek gerekirken bu açıklama da neyin nesi oluyor?
Burada kırmızıçizgilerimize sahip çıkmayan sizsiniz. Suçu niçin ellerinde hiçbir imkan olmayan, Türkiye'nin desteğine muhtaç Türkmen kardeşlerimize atıyorsunuz?
Musul Kerkük elden gitti, Türkmenler büyük bir mağduriyet yaşıyor Irak'ta ve Kuzey Irak'ta yaşananlar ülkemizi tehdit ediyor ve hala "Kerkük konusunda hükümet olarak tetikteyiz" diyorsunuz.
Kuş uçtu, kafes boşaldı, tetikte olmanızın ne anlamı var Sayın Erdoğan?
Acilen kendi ayaklarımızın üzerinde durmalı milli politikalar üretmeliyiz.
Elimizdeki değerleri kaybetmeden onların kıymetini bilmeliyiz.
Emaneti
kıymetini bilenlere vermeliyiz.
30 Irak'ta hilelerle ve yolsuzluklarla Talabani-Barzani gruplarının Musul ve Kerkük'te çoğunluğu ele geçirmesi neticesinde, Türkiye bu bölgeye müdahale edebilir düşüncesiyle ABD Kuzey Irak'a yoğun bir şekilde askeri yığınak yapmaya başladı.
Bu haber İngiliz The Guardian gazetesinde bütün dünyaya ilan edildi.
Böyle bir hareketle beraber ABD kiminle stratejik müttefik olduğunu açık ve net bir şekilde fiili ve de resmi olarak ortaya koyarken Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül'ün açıklaması Türk kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Abdullah Gül "ABD Dışişleri Bakanı Rice ile görüşmemizde stratejik ortaklık anlayışını, karşılıklı çıkarlara dayalı olarak bir kez daha tekrarladık" dedi ve konuşmasının devamında "Irak'ın toprak bütünlüğü, siyasi bütünlüğünün bozulmaması, Irak'ın en kısa sürede normalleşmesi ile ilgili görüşlerimizi gayet samimi bir şekilde paylaştık" açıklamasını yaptı.
Sayın Gül'e şunu ifade etmek lazım, ABD nasıl bir müttefik ki Pentagon'un listesinde Türkiye Küreselleşme tehdidi ülkeler listesinde yer alıyor, hükümetin bu kadar teslimiyetçi mantığına rağmen.
Nasıl bir müttefik ki Kuzey Irak'ta yapılan seçim yolsuzlukları raporlar halinde net olarak ortadayken Kuzey Irak'a Türkiye için yığınak yapıyor?
Hem suçlu hem de güçlü.
Bu nasıl bir müttefiklik ki hep veren Türkiye, hep isteyen de ABD. İçeriye doğru yontulan hep biziz? Tek taraflı bir müttefiklik anlayışı.
Hükümet durmadan "Zor dostum zor sevilmeden sevmek" şarkısını söyleyip duruyor. Bırakalım artık bu tek taraflı sevdayı.
Bize bizden başka dost olmadığını hala göremiyor muyuz?
Biz Türkiye olarak bağımsız bir ekonomi, bağımsız bir iç ve dış siyaset belirlersek işte o zaman hepsi sana gelir ve seninle iş yapmak isterler, sana diş geçiremezler, ama bizler teslimiyetçi mantığımıza devam edersek her gün daha da yontulacağız.
Sayın Gül açıklamasında da anlaşıldığı gibi sürekli Irak'ın toprak bütünlüğünden bahsedip duruyor.
Sayın Gül'e Irak'ta aynı gün iki seçim yapıldığını hatırlatırız. Biri genel seçimler, diğeri ise 111 sandalyeli Kürdistan Parlamentosu seçimi. Hangi bütünlükten bahsediyorsun?
Haksızlıklarla yolsuzluklarla dolu bir seçim ve Talabani- Barzani gruplarının etkinliğinde bir Irak Parlamentosu. Üstelik Talabani'nin gözü Devlet Başkanlığında, pazarlık eli güçlü olan taraf Talabani ve Barzani.
Kurulan Irak ordusunda ağırlık Talabani ve Barzani kuvvetlerinde ve Saddam'ın ordusunun silahları da onların elinde.
Diğer taraftan da Kuzey Irak Dubai gibi bir yatırım ve iş merkezi haline getiriliyor. Kısaca cazibe merkezi oluyor.
Bütün bu gelişmelerden sonra hangi toprak bütünlüğünden bahsediyorsunuz?
Bütün bu gelişmelerin özellikle Türkiye için olduğunu görmüyor musunuz?
Irak seçimlerini değerlendiren Tayip Erdoğan'ın açıklaması da oldukça trajikomikti.
Erdoğan "Türkmen Cephesi bu işi götüremedi" dedi ve Türkmenlerin Kürtlerden daha az oy almasını Türkmenlerin seçimlerde gerekli titizliği göstermemesine bağladı.
Sayın Erdoğan burada yaşanan haksızlıkları açık ve net bir şekilde bilmenize rağmen bu açıklamayı niçin yapıyorsunuz? Hırsızın hiç mi suçu yok ki ondan hiç bahsetmiyorsunuz?
Bir siyaset adamı özellikle de 5 bin yıllık bir tarihi olan, insanlığa adalette ve sevgide örnek olmuş bir neslin temsilcisi olarak haklının yanında olmak, onun hakkına sahip çıkmak ve haksıza da haddini bildirmek gerekirken bu açıklama da neyin nesi oluyor?
Burada kırmızıçizgilerimize sahip çıkmayan sizsiniz. Suçu niçin ellerinde hiçbir imkan olmayan, Türkiye'nin desteğine muhtaç Türkmen kardeşlerimize atıyorsunuz?
Musul Kerkük elden gitti, Türkmenler büyük bir mağduriyet yaşıyor Irak'ta ve Kuzey Irak'ta yaşananlar ülkemizi tehdit ediyor ve hala "Kerkük konusunda hükümet olarak tetikteyiz" diyorsunuz.
Kuş uçtu, kafes boşaldı, tetikte olmanızın ne anlamı var Sayın Erdoğan?
Acilen kendi ayaklarımızın üzerinde durmalı milli politikalar üretmeliyiz.
Elimizdeki değerleri kaybetmeden onların kıymetini bilmeliyiz.
Emaneti
kıymetini bilenlere vermeliyiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026





























































































